Sayfalar

31 Aralık 2010 Cuma

Yeni Yıla 1 kala

            Bugünlerde ne yazacak zamanım nede yazacak ilhamım var.Yazacak dolu şey vardı ama parmaklar çalışmadı nedense.Bu hafta 1 haftalık diyetimi tamamlamış bulunuyorum.inşallah yavaş yavaş bir düzene sokacağım hayatımı.Laf aramızda çok düzensiz yaşıyordum ben.Çok geç yatar sabah zor uyanır çoğunlukla kahvaltı bile yapmazdım.Neyse bundan sonra bu değişecek inşallah.Bu düzeni oturtabilirsem çok büyük hayallerim var geleceğe dair.Yürüyemeyen bir insanın yürüyeceği günü hayal etmesi gibi günler bunlar.inşallah hayırlısıyla o günlerde gelecek.İdeal kiloma ulaştığım günlerde gelecek.Çocukluğumdan beri yaşadığım şu kilo probleminden kurtulacak olmanın hayali bile mutlu ediyor.Bazen gerçek olamayacak kadar uzak görünüyor.Ama bunun için hiç çabalamayan bende de suç var.
              Diyet hep nedense az yenileceği düşünülür değil mi.Valla ben verilenleri yemekte çok zorlanıyorum.Yetiştiremiyorum  sürekli verdikleri saatlerde yemek yemek amma da zormuş.Verdiği yemeklerde çok geldi.Ben çoğunlukla yemekleri doğru düzgün yemeyip geçiştirdiğimden düzensiz yediğimden şimdi bu düzen o kadar zor geliyor ki.En zoru da sabah uyanmak:S Neyse gevşemek yok başladık bir kere.:)
          Yarın misafirlerim gelecek sevgili kardeşim ve onun arkadaşı (ortak arkadaşımız) yıl başında benim misafirim olacaklar.Biletlerini ayırtmışlar.Bende onları bekler bir haldeyim son hazırlıkları da yarın yapacağım.Yılbaşına eğlenerek gireceğimizi düşünüyorum.Umarım öyle olur.Yılbaşı olmasa da çok eğlendiğimize göre normalde.İnşallah o günde öle olacak.Yeni yıldan beklediklerimi pek yazmadım.Yeni yıldan en büyük beklentim başlamış olduğum diyete uygun devam ederek hedefime ulaşmak.Eski yıl ise benim için her zamanki gibiydi işte.En iyi yaptığım şeyse erkek arkadaşımdan ayrılmış olmakla yapmışım.Bayağa bir dengem sarsılmıştı o aralar.Neyse yavaş yavaş kendime geliyorum.Huzurlu mutlu günlerime dönüyorum..
            Nasıl bir yazı oldu hiç bilmiyorum.Öyle aklıma geldiği yazdım.Belki de saçmaladım.
Okumaya geçen öğrenci sayısı 4 oldu bu arada.Okumayan çok geride olanlar var ne yapacağımı bilemiyorum onlara.Ek çalışmalar versem de çocuk kapasitesiz ailede de destek olmayınca ne kadar çabalarsan çabala yetmiyor:S Yeni yılda tüm öğrencilerimin okuya bilmesi dileğiyle.Herkese iyi yıllar...
          

26 Aralık 2010 Pazar

Yaşlanıyoruz..

         Bir öğrencim okumaya geçti diğerleri de arkası sıra geliyorlar işte.Harfler bitiyor yavaş yavaş.Zamanda bitiyor.Şurada okulların kapanmasına 1 ay gibi bir süre kaldı.Müfettiş gelecek onun telaşı var.Böyle böyle zaman bir bakıyorsun geçmiş.Sıkıntılar özlemeler karmakarışık duygular içinde geçiyor zaman.Yaşlanıyoruz...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Hep çocuk kalsak hiç büyümesek

           Öncelikle bu konu  aklımdan sürekli geçen bir konudur.Bu kendimden ziyade bütün insanlarla ilgili bir durum.Evet keşke büyümesek çocuk kalsak dedim. Bunu genelde sorunlar büyüdüğü için yada çocukken sıkıntıların dertlerin ufak olması gibi konularda duyduk.Ama ben tamamen çocuk kalmayı ve insanların çocuk kalmalarını kalplerindeki kötülüğünde büyüdükçe artmasıyla alakalı olarak söylüyorum.acaba çocukları büyütürken kalplerinin kötüleşmesine biz büyükler mi sebep oluyoruz diye de düşünmeden edemiyorum.
          Bugün, bana bu yazıyı yazdıran, çocukken tanıdığım gençlik yolunda ilerleyen bir insan.Çocukluğunu hatırlıyorumda, ne kadar saygılı ve sevecen bir çocuktu.Böyle çocukları hep sevimli bulmuşumdur.Sınıf öğretmeni olduğumdan çocuklara sürekli haşır neşir biri olarak şunu söyleye bilirim ki,en davranışı bozuk çocuğun bile kalbi iyidir.Ne kadar kötülük yaparsa yapsın o kalbindeki saflığı görürsünüz.İşte insanlar büyüdükçe kaybolan o saflık beni çocuklara daha da çekiyor.Bu yüzden belki de bu işi daha da çok seviyorum.İyi ki bu mesleği seçmişim diyorum.Bir ofis yada bir banka ortamında mesela yada üniversite hocası olmak istemezdim.Sebebi de tamamen bu.
          Çocuklar sizi menfaatsiz sever mesela.Özellikle de küçük çocuklar.Dedim ya büyüdükçe değişiyorlar diye.Not falan değildir önemli olan notun ne olduğunu bilmezler zaten ilk zamanlar.Bildikleri öğretmen ya onları sevmezsedir.Bazen çok kızınca da bunu tehdit unsuru yapmadan da edemezsiniz."Bak böyle yaparsan sevmeyeceğim seni!"Sonra üzülürsünüz bunu dediğinize, çocuğun üzgün bakışlarını görünce.Sonra eklersiniz hepinizi seviyorum.Ama beni lütfen üzmeyin diye.
         İşte çocuklar böyledir.Sevgi beklerler.Koşulsuzca da severler.Bir bakarsınız bir arkadaşını düşürür.Bir bakarsınız engelli bir çocuğun kolundan tutar götürür.Onların dünyası iyilikle örtülüdür.bilerek isteyerek sonuçlarını düşünerek hareket etmezler.Genellikle oyun dışında da pek bir şey düşünmezler.Korunmaları gerekir bütün kötülüklerden yanlışlardan hatta belkide biz büyüklerden.Ama ne kadar korursak koruyalım.büyümelerine engel olamayız tıpkı bizim gibi büyüyecekler.Hayatın siyah ve gri taraflarını da görecekler.Keşke hep çocuk kalsak büyümesek.Kalplerde kötülük biriktirmesek...
 

Bazı insanlar sinek gibidir.

 Bazı insanlar sinek gibidir.Yaptıkları ufaktır ama mide bulandırır.

                                                                             huyumkurusun



    Bugün yaşadığım çok ufak bir olay canımı sıktı.Bazı insanların böle umarsızca hareketleri bana bu sözü yazdırdı.Bazı insanlar sinek gibidir.Yaptıkları ufaktır ama mide bulandırır.:)İnşallah miğdeniz bulanmaz.Bulana bulana allah muhafaza reflüye falan çevirir.Bu tür insanlar yapar bunu insana.Dikkat etmek lazım.Yapılan bir şey değilde insanın canının sıkıldığıyla kalıyor.Siz siz olun çevrenizdeki sinekleri kovuşturun:):)


                                                                           

Corpse Bride Piano Duet (ölü Gelin)

 dinlemek içim aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.

                                                              Corpse Bride Piano duet

19 Aralık 2010 Pazar

Tesisatçı Krizi

Bugün daha doğrusu dün tesisatçı gelip alaturka olan tuvaleti klozete döndürecekti.Tuvaleti görseniz o kadar küçük ki. Taşınırken ev sahibine söylemiştik oda kabul etmişti klozet olayını.Neyse işte kah ben oyalandım vaktim olmadı kah ev sahibi derken zaman bu zamanı buldu.Anlatırken bile geriliyorum.Bu olayın sürüncemede kalması ise ayrı bir gerginlikti doğrusu.Dün dedi gelmedi bütün gün evde bekledim.Bugünde erkenden kalktım gelecek diye gene yok öğlen 3 e doğru geldi bu seferde yapılamayacağını söyledi çok teferruatlı işmiş söylediğine göre.Neyse kendi beceremeyecekti öle öne sürdü heralde.Daha önceden konuştuğum tesisatçıyı aradım telefon görüşmeleri sonucu hallettim neyseki.Arada da annemi arayıp durum beyanı yapıyorum.İşte böyle derken bütün herşeyi yoluna koydum ev sahibini aradım tekrar.Bir sorun çıkarsa beni arama demesin mi.Gelde sinirlenme.Belki birşeyler söylerdim telefonu her zamanki gibi aceleyle kapatmasa.Böyle zamanlarda yalnızlık çok zor hayatla mücadele etmekse bazen güç oluyor.Gücümü toparlıyorum.Haftaya bu iş bitecek bitmeli.Ev sahibinede o lafı yedirtecek bir zamanı iple çekiyorum.Allahım sen yardım et.(Hep şuna inandım ve yaşadım ve gördüm.Beni gerçekten üzen insanlar bedelini bir şekilde ödüyor.O adamında bir kızı var mıdır acaba kendisinden ayrı bu işlerle uğraşması gereken.stop)

Annemin Aşuresini Özledim

         Aşureyi çok severim ama sadece annemin aşuresini.Diğer aşureleride yerim ama o tadı bulamam bir türlü.Ben aşureyi yeni piştiğindeki o sıcaklığıyla severim.Başkasının getirdikleri hep soğuk olur ısınsada aynı tadı vermez.Evimizde pişen aşurenin tadını anneannem yaptığında bile bulamıyorum.Oda sıcak oda yeni yapılmış ama olmuyor.İlle annemin yaptığı aşure.Özlüyorum o aşureyi.Annem pek aşure yapmıyor artık.Yapsada ben yokum ki.Aşure ayında Bursada olmak bir başka koyuyor bana.Keşke Ankarada olsam da anneme zorla aşure yaptırtsam.Yada ben yaparım deyip onu kandırsam.Ama kanmaz kendi yapar.Off aşure ayı neden şubat tatiline denk gelmedin ki:S
        

Bir Gün


      Bir Gün

Bir gün bir kitap yazıcam
Her okunduğunda farklı bir tat bırakan 

 
Bir gün bir hayal kurucam
Gerçekleşince unutulmayan

Bir gün çok sevicem
Sevdikçe azalmayan

Bir gün iyi şeyler yapacam
Yeni iyilikler doğuran

Bir gün anne olacam
çocukluğunu unutmayan

Bir gün sokakta dolaşacam
Etrafına kayıtsız olmadan

Bir gün bir dünyaya uyanacam
Sonsuz ama derdi olmayan......


          Çok önceleri yazmıştım bu şiiri.Şimdilerde şiir yazmıyorum nedense.Belkide duygularım körelmiştir.Yada kelimeler mi bitti bilmiyorum.Hayatımın şu son 1 ,2 senesini boş geçirmişim gibi geliyor.Fark etmeden çok yaralar almışım bu 2 senede.
         Eski hayallerime eski duygularıma ve umuduma kavuşuyorum yavaş yavaş.Benden çalınanları koyuyorum yerine yavaş yavaş...Şimdilerde elimde geçmişe ait bu şiirler kalmış.Geleceğe de bir şey bırakmalı ki tutunabilecek bir dal aradığımda onlara da sığınabileyim.Yine şiir yazmalı duygularımı dökmeliyim.Gelecekte birgün okuduğumda böyleydim diyebilmeli.Yada artık daha iyiyim diyebilmeliyim.Kendimi muhakemeye çok sık çekerim.Bu da onlardan biri galiba.Neyse içimden geçti yazdım.Artık geleceğe bakmak lazım...

17 Aralık 2010 Cuma

Apaçi Nedir?:)

                                                           bknz:apaçi dansı ve müziği          

              Şimdi az önce televizyonda çalan apaçi müziği olarak tabir edilen o hareketli müzik çaldı.Benimde aklıma bayramda yaşadığım o komik olay aklıma geldi.Dur hemen bunu yazmalıyım dedim.Ve şimdi yazıyorum.
                Bayramda bütün aile toplandık gene yer yatakları vsler.Bir cümbüş yani.Ablam Urfada yaşıyor o ordan ben buradan kardeşim öbür yandan derken 3 şehirden çıkıp yola Ankarada buluşuyoruz.Bizim evin halleri komiktir biraz.Espriler gülmeler.Komik olaylar dizisi vs.Ben bunları hep bir araya getirmek isterdim.Şimdi bu blog sayesinde hepsini yeri geldikçe bir araya getireceğim.
               Bu aralar çoğunuzun da bildiği üzere bir apaçi mevzusudur gidiyor.Apaçi müziği, apaçi dansı, apaçi saçı derken bayağa bayağa ünlü bir olay haline geldi.Komikte bakılıyor bu duruma.Yolda bir apaçi görünce aa apaçi durumları yaşamışsınızdır.Ee işte herkesin bildiği sanıyordum ki ablam hiç duymamış meğersem.Evde durup TV'ye baksa görürdü ama.Onuda yapmıyor anlaşılan.Urfada yok diyor.Ben ablamın yalancısıyım.Baktım ki hakikaten bilmiyor.Nasıl yani dedim annem bile biliyordur.Sonra annem giriverdi o anda içeri.Dedim anne apaçi ne biliyor musun?Annem de bilmez olurmuyum şu kızıldereliler değil mi deyince bizde bir kopuş hali yaşandı.Şimdi apaçi müziği çalınca o aklıma geldi ve gülmeden edemedim.Yazamadan edemediğim gibi.

16 Aralık 2010 Perşembe

Evlilik Meraklısı Beyinler





                  Blog yazmaya üşenirim falan dedim başta ama içime attığımda çok konu varmış.Olay sıcağı sıcağınayken yazayayım dedim.Bıktım ben ya sürekli hayatında biri var mı yok mu nişan falan tarzı geleneksel klişe cümlelerden.Ve herkesin evlenmemi bekleyen tavırlarından.İlle insan okulunu bitirdi bir meslek sahibi oldu mu insanların aklı evlenmekle dolup taşıyor.Neymiş efendim zamanı gelmişmiş.Yahu bunun zamanı mı olur.Ben mi tayin ediyorum zamanını doğru adam varda ortada ben mi hayır diyorum.Yok ne yapayım kafama göre biri.Zorla evlenecem diye bir düşünceye neden gireyim.Böyle kendi kendime de mutluyum ben.He yanıma huzur verecek biri olsa fena olmaz ama .Yokken de arama bulma telaşı nedendir anlamam.
                 Arada annemde takıyor bu konuya.arada diyorum çünkü zaten tatillerde görüyoruz birbirimizi.:)O zamanda bu konu açılmadan olmuyor.Neymiş efendim birileriyle görüşecekmişim niye hayır diyormuşum.Bana göre değil böyle gidip biriyle tanışma muhabbetleri.O kısa zaman zarfında birinin beni tanıyabileceğini anlayabileceğini hiç sanmıyorum.
                Çevreme baktığımda ise genelde mutsuz evlilikler tatsız beraberlikler.Birbirini çekmek zorunda kalan insanlar görüyorum.Bu zamanlarda yalnızlığıma şükrediyorum.Böyle karmaşık huzursuz bir beraberliğim olacağına hiç olmasın daha iyi diyorum.Birde şuna gıcık oluyorum niye hayatında biri yok sorgulamalarından.Yok kardeşim zorla mı.İlle tüm sebepleri ortaya döküp açıklanacak öle rahatlıyorlar.Face de uzun zamandır görmediğim  arkadaşlarımın ilk merak konusu evlendim mi evlenmedim mi hayatımda biri var mı vs vs.Artık bu sorulara cevap vermekten bıktım...Evlenememekten yakınan arkadaşlarımdan da bıktım.Az önce bir arkadaşım evlenmem için 1 sene süre verdi bana. Güldüm geçtim.Görende evde kaldım sanacak daha 26 yaşındayım.Hayatımın en güzel zamanlarındayım.Kıymetini bilmek lazım.Artık kulak asmıyorum söylenenlere.Ne derlerse desinler torba değilki büzülsünler.:)

S yılan sesi

Bugün S'yi öğretmeye devam sıs sısss diye yılan sesi çıkara çıkara öğretmeye devam edecem.Sesi kolayda yazması çok zor geldi çocuklara.El yazısını öğretmek zormuş gerçekten.Göbekli yapacaksınız diye diye öldüm.Bakalım bugüne öğrenmişler mi.:)Bu sıralar öyle yoğunum ki yapmam gereken dolu iş  var ben oturmuş burda blog yazıyorum.Deli olmalıyım deli..

15 Aralık 2010 Çarşamba

Burda çok mutlu biri var...

          Her zamanki gibi başladı günün koşuşturması.Dünkü bayan hırslı yazısını okuyanlar bilir.Bayan hırslıyı zor günler bekliyor demiştim.Evet sanırım o günler çoktan başladı.Şimdi birazda o gerilsin.
         Aslında mutluluğum bundan değil mutluluğum emeğimin karşılığını almamdan kaynaklanıyor.Okulun toplam kalite ekibindeydim bir hayli uğraşmıştık okulun geliştirilmesi için.Çokça da zaman harcadım diyebilirim.Emeğinin karşılığını hep manevi olarak hissediyorda insan, bunun bir belgeyle de taçlandırılması beni çok mutlu etti.Bugün öğretmenlik hayatındaki ilk teşekkür belgemi aldım.Bu belge pek sık verilen birşey olmadığı için çok mutlu oldum açıkçası.
       Önceki teneffüs müdür beyi aramış bulamamıştım.Halk oyunlarına katılacak öğrenci sayılarını zümre başkanı olarak ben teslim edeyim dedim.Aradım taradım yoktu.Sonraki teneffüste kantine gittim.Bir öğrenci yollamış müdür bey beni istemiş.Bende onu aradığımı duydu herhalde diye düşünmüştüm.Meğerse teşekkür belgemi vermek içinmiş.Müdür beye teşekkür ettim belge için ama ölesine bir teşekkür yazısı sanmıştım genede mutlu olmuştum tabi.Emeğinin karşılığını almak bunu hakkettiğini bilmek mutlu ediyor insanı.Sonra baktığımda kaymakamlıktan onaylı belgeyi de görünce önce bir şaşkınlık yaşadım ve sonrada mutluluk.
          Eee bu aralar öğrencilerde de okuma atakları başladı keyfime diyecek yok şimdilik.Bayan hırslıyı da salladım gitti.Genede hayır diyemiyorum yazık gene işi düşüyor bana.İnsanlar bir laf demeden önce iyi düşünmeliler.Karşındakine hak etmediği bir lafı söylemek sonunda sizin başınızı ağrıtır.:):)

14 Aralık 2010 Salı

Bayan Hırslı

           Cuma günü çok gergin bir gündü benim için.Pazartesi nöbetçi olduğumdan pek o gerginlikle alakalı bir şey olmamıştı.Bugün o gerginliğin sahibi için daha gergin bir gündü.İntikam almayı sevmem.Öyle bir niyetimde yoktu zaten.Kin duymam genelde kolay kolayda tepkimi koymam.Ama bu sefer tepki koymam gerekti.Gelelim konuya, ne olduda ben böylesine üzüldüm ve sinirlendim.
          Aslında yavaş yavaş sinyallerini veriyormuşta biz namı diğer hırslının tepkilerini anlayamamışız.Okulda zümrece gerçekten iyi bir ekip işi yapıyoruz.Bu sene de 1.sınıflar olarak gayet uyumlu bir zümreydik.Herkes her çalışmasını paylaşır ortak çalışırdık.Bu konuda kendimi övmek için söylemiyorum.Tüm çalışmalarımı paylaşırım.Elimden geldiğince herkese kendi zamanımdan ayırır yardımcı olurum.Buna rağmen bayan hırslının bu şekildeki tutumu beni hem üzmüş hem de sinirlendirmişti.
        Ödev konusunda her gün verdiğimiz çalışmalarda emeğinin geçtiğini inkar edemem.Daha önce 1.sınıf okuttuğu için bu sistemde elinde fazlasıyla kaynak olduğunu en başında söylemişti.Bu sene bizim aramıza katılan bu arkadaş.Haksız bir ithamda bulundu.Gece yarılarına kadar ödev hazırlıyormuş biz yapmıyormuşuz.Ve sadece kendine fotokopi çektireceğini söyledi.Önce bir şaşırdım.sonrada merak etmeyin biz alışkınız ortada ödev olmasa bile biz bir şekilde hallediyoruz dedim.Ki doğruydu geçen yıl bayağı bir ödevi bu şekilde hazırlamıştım.İşte onuda eleştirdi kendi çapında.O gün bir daha teneffüste sınıftan çıkmadım.Çok canım sıkılmıştı.O lafı hak edecek bir insan olmadığım için gücüme gitmişti.
        Sonradan gerek netten gerek o gün çat pat duymuştu diğer arkadaşlarda.Onlarda kızdılar.Ben zaten bundan sonra getirdiği hiçbir çalışmayı almayacağım.Ben yaparım o alsın önemli değil.Ama bundan sonra benden paso derler ya işte aynen öyle bir durum.Artık tek başına nasıl yapacak yapsın bakalım.Bilgisayarda en iyi anlayanlardan biri olduğum için aralarında, bir çok işi ben hallediyorum.Hatta onada çok yardımlarım oldu.O sebeple hak etmedim.Hazırladığım ölçekleride vermeyi düşünmüyorum.Fotokobiyi ben çektiriyor ayarlıyordum.Onunkileri kendi yapsında anlasın bakalım her işi kendimi yapıyor.Bugün biraz hatta tamamen de değil.Bazı işlerini kendi yapmak zorunda kaldı.Çok gücüne gitti hanımın tavırlarından belliydi.Ama hak etti.Benim tek isteğim biraz burnu sürtsün derler ya hatasını anlasın.Bakalım önümüzdeki günlerde ne olacak...

 Dipnot:Genede dün hazırladığım çalışmayı verdim.Fotokobisinide çektirdim.Ama kendine hazırladığı ödevleride vermeye kalkınca kendisinin çektirmesini söyledim.Bir binadan diğer binaya mekik dokusun bakalım.O ödevler 2 gündür verilmiyordu bize, bugün ne olduysa ortaya çıkmıştı.:):)

Kız Kardeşim

Beni mimleyen liella'ya teşekkürler.
Mim konusu:Bir kişi seçip onunla neler yapmayı sevdiğinizi yazın...

  Benim vakit geçirmeyi hem sevdiğim hemde bol bol vakit geçirdiğim kişi kız kardeşim.Çocukluğumuzdan beri ikizmişiz gibi büyüdük.Aramızda 2 yaş olmasına rağmen ben ona büyüklük taslamadım.Kısacası ablalıkla arkadaşlık karışımı bir ilişkimiz var.Bu sebeple de bir çok ortak arkadaşımız var.Oda benimle aynı mesleği seçince ortak noktalarımız daha da çoğaldı.Üstelik birde benim atandığım Bursaya yakın bir şehre atandığı içinde ilişkimiz kopmadı.Hafta sonları görüşmeye devam ediyoruz.Neler mi yapıyoruz.Ne yapmıyoruz ki.. Canımızın istediğini kısacası.Uzuncası ise o hafta hangimizdeysek o şehri gezmekle başlıyoruz.O alışveriş manyağıdır muhakkak alış veriş yapıyoruz.Eee burada da alışveriş merkezi çok gez gez bitmiyor yani.Bowling oynamayı sever.Ben pek beceremiyorum kollarım ağrıyor.:)

              Bazen başka şehirlere de gittiğimiz olur.Evde pineklediğimiz de. Ankaraya gittiğimizde bile ben onun arkadaşlarının çoğunu tanıdığımdan buluşmalarımız bile ortak olur.Veya ayrı ayrı arkadaşlarımızla buluşuruz sonra onlardan ayrıldıktan sonra birazda ikimiz takılırız.Sırdaşımdır hemen hemen bi insanın kendine sakladıkları dışındaki her şeyimi bilir.Ben ona o bana yol göstericidir.Aramızdaki bu ilişkinin kıskanıldığıda olur çoğu zaman.Hafta sonu onun yanındaydım.Hava soğuktu dışarı çıkmadık kah onun evinde kah arkadaşlarının evinde derken hafta sonunu tamamladık.He birde proje yapması gerekiyordu.Beraber onu yaptık.Proje işinde de ben daha iyiyim sanırım.  
               Unutamadığım bir çok anımız var.Bir gün gece gene benim yatağımda muhabbet ediyorduk.Annemler uyuyordu.O kalktı lavaboya gitti.Sen gidicek misin dedi yok dedim.Sonra ben de gitme ihtiyacı duydum karanlıkta kalktım gittim ardından.Karanlıkta salonda bir yerde karşılaştık.Kardeşim seslendi birazda korkarak huyumkurusun sen misin diye.O anlık saçımı topluyordum nedense sesim çıkmadı konuşmadım yani.O epey tırmış seslenip de cevap gelmeyince.Birde elim kafamda göründüğünden hayli tuhaf bir cisimle karşılaştı anlayacağınız.Korktu bağırarak kaçtı.Ben kasti korkutmak için yapmamıştım ama çok güldüm.Hatta bilerek yapsam daha mutlu olacaktım.:):)Sonra sonra hala aklımıza geldikçe gülüyoruz.O anki yüz halini hiç unutmayacağım.:):)

Mimliler:
hayal@
Başkada samimi olduğum kimse olmadığı için mimlemedim.Kendini mimlemek serbestir.:)


8 Aralık 2010 Çarşamba

Wikiliks ne değildir?:):)(Wikileaks)

Wikiliksle ilgili ele geçirdiğim belgeler:):)
Wikiliks ne değildir?

Wikiliks viks değildir vücuda sürülmez.Belgelere el sürer.
Wikiliks ilaç değildir.Yutulmaz.Ama bize yutturdular.:)
Wikiliks çizgi film değildir.Kahramanı olmaz(o çizgi film wikinglerdi)
Wikiliks felsefeci değildir.Dur sakın Kpss de eğitim bilimleri sorularına bunu da sokmasınlar..:)
Wikiliks ki ki ki ko ko ko gulu gulu gulu gulu vak vak vak :):)

Kredi Kartı vak'a aaaa

            Her gittiğim her izlediğim filmi veya tiyatroyu buraya yazmıyorum gerçekten beni heyecanlandıran yazma güdümü dürtüleyen etkinliklerden bahsediyorum.Bu oyun da gerçekten güzel bir oyundu.Uğur Polat'ı gerçekten tebrik etmek lazım çok iyi bir oyuncuymuş bu tiyatroda çok daha belli 
                                    oluyor.
        
         Oyuna gitmediyseniz ve gitmeyi düşünüyorsanız mutlaka gidin ama bu yazıyı isterseniz okumayın çünkü şimdi oyunun içeriğinden bahsedeceğim.Bankaların rahatsız edici telefonlarından siz de bıkanlardansanız.Bay C'nin onlarla dalga geçişini tiye alışını izlemek gerçekten eğlenceli oluyor.Telefondaki bayana kahve falı bile baktı.Bazen tiyatroda yada sinemadaki karakterler gibi rahat olup içimden geçeni yapmak istiyorum.Mesela içimdekileri höykürüp , bağırıp rahatlaya bilmek.Bir ortamda kim ne düşünür diye düşünmeden hareket etmek.
            Bence güldürmekten ziyada düşündürdü bu oyun.Wikiliks'e bile değindi.Bence en can alıcı cümle Wikiliks sızdır beni diye haykırışıydı.İlgi isteyen her şeyin en iyisi olmak isteyen bu deli de biraz kendimi buldum.Eğer tiyatroyu izlediyseniz bu lafım üzerine benden köşe bucak kaçarsınız herhalde.Aslında Bay C' yi kıskandım onun ilgi görmek için geç ödediği kredi kartları,sistemi tiye alışı hoşuma gitti.
            Her neyse işte ya. Her filmin ve her oyunun sonunda döndüğüm kendi sahnemde, yalnızlığımla buluştum gene. Yolda mırıldanmak istedim.Mırıldandım da. Tabi, kimse duymasın diye sadece içimde. Ama içimden geldiğince söyleyemedim .Sonra yol boyu şiirler yazdım beynimde, şimdi hepsi uçup gittiler yine.O anlık satırlardı sadece. Kendime yazdım oh iyi de yaptım.:P:):)

Dipnot1:Oyuna girmeden okulun dışarıdan da belli olan delisi rehberlikçimizi gördüm az biraz sohbet ettik vakit yoktu sonrada oyuna girdim.
Dipnot 2:Wikiliks'i bilerek ve kasti olarak öle yazdım.:):)

7 Aralık 2010 Salı

Üşüyorum...

Üşüyorum hem bedenen hem ruhen.
İkisini bir arada bulmak zordur bazen.
Keyifli değil aksine hüzünlü bir ruh halindeyim .
Kırgınım insanlara yine suç benim .
Siper almam gerekirken hayata.
Hep döküyorum içimi ortaya.
Kendini bilmez insan müsvetteleriyle yaşarken bu hayatta.
 Kendini koru sen sen ol ben gibi yapma.
Saf olma mesela.Hep iyiyi düşünme.
Her cümlenin arkasındaki ak niyeti benim gibi geç görme.
Saf işte demesinler arkandan.
Kimisi temiz insan derken kimisi dalga geçer arkandan.
Ben hiç hesap tutmadım hayatta insanlara dair.
Benim hesabım kendimleydi daima çünkü.
İnsanları bozmak yada üzmek isteseydim.
Kuşkusuz yeteneğim vardı buna dair.
Yapmadım yapamayacağımdan değil.
Sadece bu ben değilim.
İnsanım ben müsvedde değil.
Çok kırgınım birikmiş içimde yapılanlar.
Bu kötü dünyada ancak kötülere yer var.
İyi olmak zorken bu kadar.
İyilik beş para etmez olmuşken bu kadar.
Yaşamak neye yarar....
Ve yine de durduruyor kalbim yapma diyor o kadarda değil.
Yaşamak için hep bir sebep vardır.
Biliyorum elbette vardır.
Ama kızgınım işte .
Kırgınım işte insanlara dairr....

6 Aralık 2010 Pazartesi

Mim-i burç

       Beni mimleyen Liellaa öncellikle teşekkür ederim.:)Bu konuda bakalım neler zırvalayacam.
Ben başak burcu kadını olarak bu burcun çoğu özelliklerini taşıyorum.
BAŞAK BURCU ÖZELLİKLERİ
Gurubunuz : Toprak - Öyleymiş.
Uğurlu gününüz : Çarşamba  -  Pek sevmem çarşambaları.
Uğurlu sayınız : 5   - Uğurlu sayım 4,8 veya olsa olsa 6 dır tek sayıları sevmem pek.
Uğurlu taşınız : Koyu mavi zafir  - Bu doğru maviyi çok severim.
Uğurlu renkleriniz : Açık sarı, açık mavi, kobalt mavisi   
Uğurlu çiçekleriniz : Açelya, sarı menekşe, lavanta çiçeği - e hayırlı uğurlu olsun o zaman ne diyim.
Uğurlu kokularınız : Leylak, limon, sardunya - Alerjim var.:S
Uğurlu müzik : Eski şarkılar     -  eski yeni fark etmez müziğin uğuruda mı olur yahu.
En belirgin özelliğiniz : Temizlik     -   o kadar belirgin miymiş
En büyük emeliniz : Toplum tarafından beğenilmek -  Herkes gibi.Emelim mi orası tartışılır.
En büyük hatanız : Çekingenlik   - Bak bu doğru.
En büyük arzunuz : İşte başarı    -  Hmmm.

Başak burcunda doğan kişiler çalışkan ve pratik kişiler olup yaşamlarında en öneli şey iştir.

Hakikaten doğru bir tespit.Pratiklik çalışkanlıktan değilde tembellikten aklıma geliyor genelde.:)

Ayrıntıları inceleyerek becerikli bir biçimde çalışırlar ama bu ayrıntı merakı onları kumandası altına alırsa sorunlarının tümünü görmeyebilirler. 

Uff çok ayrıntıcıyım yahu.Anlatırken de bazen detaylarda boğulduğu mu söyleyenler olmuyor değil.Ama o ayrıntıyı anlatmasam sanki konunun tüm önemi kayboluyor gibi geliyor bana.Bir filimde de en çok ayrıntılar dikkatimi çeker."Şeytan ayrıntıda gizlidir." :)


Başaklar kendilerini kimseye kullandırtmaz, bir noktaya kadar yardımcı olsalar bile sınırı geçtikten sonra hayır demesini bilirler. 

Şimdiiii yardımcı olmayı çok severim.Hatta daha önce bir yazımda da bahsetmiştim.Yardım etmek beni mutlu ediyor.Huzur veriyor diye.Ama kendimi kullandırtma derecesine vardığında işler değişir.Kötü niyet sezdim mi feriştahı gelse o işe veya kişiye yardımcı olmam.

Merkür olduğu için bilgiyi ararlar. Bu arayış içinde iyi kullanılırsa zekanın iyi bir uşak olacağını öğrenirler. İşlerinde ve öğrenimlerinde kendirini kanıtlamaya çalışırlar. Entelektüel çalışmaları gerçekler ve bilen değerlere bağlıdır. Başak burcunu tanımlayan cümle "İNCELERİM" dir.

Araştırmayı , incelemeyi ,öğrenmeyi severim.Bir şeyi merak ettim mi de onu öğrenmek için çabalarım.Ne yapar ne eder öğrenirim. İnternet iyiki var şimdi işim daha kolay.Google sağ olsun.Ha birde soru sormaktan çekinmem yada gocunmam benden daha iyi bildiğini düşündüğüm herkese sorarım.İşin ucunda bilgi var.)::)


Çok aydın fikirli olmadıkları gibi tutucu bile sayılabilirler bir sorunla karşılaşırsa hemen bütün ayrıntıları ile incelemeye koyulurlar. Neden, niçin , nasıl, nere olduğunu bile önemlidir. Bu yüzen iyi araştırmacı olurlar. Yaşam boyunca her şeyin en iyisini istediklerinden herkesi, her şeyi eleştirirler ve kolay kolay hoşnut olmazlar .

Geleneklere bağlı deyip biraz yumuşatsak sayın burç yorumcusu olur mu olur herhalde nasılsa okumaz.:):)Tamam mükemmeliyetçi olduğumu bende biliyorum ama bu kadar abartılı değilimdir demi.Ben daha çok kendimi eleştiririm başkalarına karşı çok fazla hoş görülü oluyorum.Ah birde kendime karşıda öyle olabilsem.

Çoğu zaman kusursuz insan aradıklarından zor evlenir, duygusal ilişkilere pek önem vermezler. Venüs terazi burcunda ise duygularını daha rahat belli edebilir,daha kolay ilişki kurarlar. 

Sarı kısım tamamiyle ben işte.:)

Arı şeylere düşkünlükleri ruhsal engeller yaratabilir. Bu saflık merak yüzünden sağlıklarına daha çok özen gösterirler. Genellikle sebze yerler. Azla çalışma, kuruntu ve endişe başta sindirim sistemleri olmak üzere sağlıklarını etkileyebilir, cilt hastalıklarına yakalanabilir.

Arıya falan düşkün değilim kardeşim.Sebzeyle de pek aram yoktur.Keşke dediğiniz gibi sağlığıma dikkat ediyor olsaydım.Merak dışında hepsi fos:):) 


Başak burcu toprak grubunda olduğu için maddisel şeyleri sever, dış görünüşe önem verirler. Tutumlu olmanın ve para biriktirmenin yararına inanırlar, ancak bu tutumluluk merakı pintilik derecesine varabilir.

Dış görünüşe önem verseydim herhalde önce kendimden başlamam gerekirdi.:)E çoğu insana göre tutumlu olmakla birlikte kendime cimri başkalarına karşı elim açıktır... 

Herkese güler yüzlü davranır ama utangaçlıklarından kendilerini oldukları gibi gösteremezler. İçli-dışlı olmayı sevmedikleri için soğuk bir görünüşleri vardır. Başak'lar okumaya pek düşkündürler. Yaşama pratik yönden bakar,mistik konularla pek ilgilenmezler. Çok zor arkadaş seçerler. İleri görüşlü insanları severler, yakınanlardan hoşlanmazlar; oysa kendileri çok yakınırlar. Evcildirler. Boş vakitlerini sevdikleri ile geçirmek isterler. Gezmeyi çok severler. Çevrelerinde değişiklik yapamazlarsa evlerinde yaparlar. 

Tamamen doğru.Evcil ve gezmeyi sever kısımları biraz tezat olsa da ikiside doğru.:) 

Başak'lar sağlam bir ev ararlar ve evlerini gösterişli bir şekilde sergilemekten hoşlanmazlar. Çevrelerinde her şeyin düzenli,temiz,yerli yerinde olmasını isterler. Kendileri bu konuda fazla çaba göstermedikleri halde başkalarının bu işleri yapmasını isterler. Başak'lar iyi bir sekreter,bilimsel araştırmacı,istatistikçi,öğretmen,muhasebeci ya da zanaatkar olabilirler. Bütün işleri çok severler,özellikle dikkat isteyen işlerde zevkle çalışırlar. El işlerinde hünerlidirler. Örgütlenme yetenekleri zayıf olduğundan iyi bir bölüm şefi olamazlar ama geri planda çevreye denge sağılabilecekleri bir görevde başarılı olurlar. İşlerinde güven isterler

Çok doğru.:)


Dipnot:Yazının dibinde olması nedeniyle adı dipnot:)
       Burçlara inanmakla birlikte.Günlük burç yazarlarının tamamen attıklarını düşünüyorum.Ama gene de okurum okuması eğlenceli oluyor. Bu güne kadar ki yaşantılarım da edindiğim bir tecrübe anlaşamadığım genelde gıcık kaptığım insanlar başak burcu erkeği çıkıyor.Bir de aslan burcu anlaşıyorum ama hem kardeşim hem annem aslan, valla boğuluyorum bazen aralarında, ikiside lider ruhlu bazen yeter diyesim geliyor...


Mimliler sizi:)
hayal@ 
anormal

























5 Aralık 2010 Pazar

Ankara Rüzgarı

       Doğma büyüme Ankaralıyım.Hayatımın 22 yılı Ankara da geçti.Okuduğum sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olduktan 3 4 ay sonra Bursa'ya atandım.Gerçekten çok şanslıyım inkar etmiyorum.Aslında Bursa'yı çok da seviyorum ama Ankara'yı özlemeden de yapamıyorum.Ankara'nın o sert sert esen ayazı kendine getirirdi insanı. Özellikle de hüzünlü zamanlarda çarptıkça suratıma kendime gelirdim.Burada kendimi kendime getirecek bir rüzgar bile yok.Var var olmasına da lodostan başka bir şey değil.Oda ılık ılık esiyor.Buradan gidecek olsam Bursa'nın lodosunu da özlerim belki.
       Bugün dolaştım öle sokaklarda.Ankara'nın ayazı gibi bir rüzgar aradım ama bulamadım.Anca sıcak sıcak esen, insanın saçını bir birine kattığı gibi, hemde bunaltan bir rüzgarla karşılaştım.Caddeler insan kaynıyordu.Az gittim uz gittim dere tepe değil ama cadde cadde gezdim.Her yer ışıl ışıl.Yeni yıla hazırlık var dükkanlarda.Süslemeler yapılmış bile büyük alışveriş merkezlerinde.Karı da özledim be.Keşke yeni yılda yağsa...

       Eski bir şiirim.Hüzünlü bir Ankara gününde ders çalışmanın verdiği bir ruh haliyle ,karlı bem beyaz bir sokağa bakarken yazdığım şiir.



  Şubatın ortasındayız
Gençliğin baharında
Dertlerin ortasındayız
Yağan karın altında
Kuruntular eşliğinde dalarken kara
Ayaz çarptıkça suratına
Kendine gel ey bahtı kara
Üşütüyor içini birden ayaz
Azarlıyorsun kendini biraz biraz
Üşüyorsun duygular karmaşasında
Sen Ankaraya yoldaş Ankara sana
Üşüyorsunuz içiniz yana yana
Gençliğin baharında olsanda
Ayaz birgün dinecek nasıl olsa
Gençliğin geçici anılar kalıcı olsada
Dertler geçici yenileri var olsada
Sen tadını çıkar yaşının ve yaşadıklarının
Yaşa dolu dolu bu senin hayatın
Şunu unutma birde
Beklide bu senin son şubatın

4 Aralık 2010 Cumartesi

3 Aralık dünya engelliler günü

            Bugünle ilgili yazıyı biraz geç yazıyorum.Zira 4 aralık oldu bile.2 öğrencim var engelli.İkisinin de engeli ortapedik.Yani yürüme problemleri var.Daha sene başında seminer döneminde engelli öğrencileri bir sınıfa yazmışlar ve engelli olmalarından dolayı girişteki sınıfa vermişlerdi.Başka bir öğretmen arkadaşa düşmüşlerdi aslında kurada.İşte habersiz yazılmışlar vs vs biraz istenmeme durumu oldu açıkçası.Yeniden kura çekmek gerekti.Arkadaşların bazı itirazları olmuştu.Allah biliyor ya aklımda ben alsam diye de geçiyordu.Sadece başka binada diğer 1 lerden ayrı olmak istemiyordum.Kura çekildi ve 2 çocuğun kaderi benim ellerime kaldı.2 engelli öğrencim vardı artık..öğretmenliğimin 4. yılındayım.Tecrübe etmem gereken daha kim bilir neler var.Ama engelli bir öğrencinizin olması önemli bir tecrübe.
            Öğrencilerimden biri  yürüyebiliyor hatta koşar gibi yürüyebiliyor desem yeri.Ayağının biri biraz bükük tam basamıyor.Diğer öğrencim bir kız ve pek yürüyemiyor, destek alarak yürüyebiliyor ancak..Zaman zaman sırada düşüyor.Diğer arkadaşları gibi olmak istiyor.Sıraya geçmek onlar gibi yürümek istiyor.Ama sıraya koyduğumda da arkasındaki öğrenciler dağılıyor,sıra bozuluyor ve düşüyor.Ailesinin işi de çok zor. .Ama zaman zaman beden eğitimi dersi de gerçekten ona görev oyuna katmak çok zor oluyor.Ders başarısı da bir hayli düşük olunca onu mutlu etmek biraz zor görünüyor.Bizim yaşadıklarımız neyse de onu gördükçe üzülüyorum.Ama fizik tedavi alıyor zamanla yürüyeceğine inanıyorum.Onu motive etmeye çalışıyorum gülücükler aferinler ile.Yürümeye özendirerek elimden geleni yapmaya çalışıyorum.Evet belki zor oluyor.Bir yandan sınıfla ve onla ayrıca ilgilenmek.Ama inanıyorum ki onda meydana gelen en ufacık bir ilerleme hayatını değiştirecek.Benimde hayatıma ışık olacak.Engelli insanlar hayatta bir renktir.Engelleri aşmak bazen bedenin de çok ötesindedir.

3 Aralık 2010 Cuma

Bir Günün Düşündürdükleri


            Sabahtan koşuşturmalı o günlerden biriydi bugünde.Sabah sağlık ocağına gidecektim.Ama yeni taşındığımdan( 3 ay falan oldu)henüz yerini bilmiyordum.Sora sora bağdat bulunur hesabı.Önce bakkala sordum.Tarif etti.Emin olmak için birine daha sorayım dedim.Sonra da yolda bir mağazanın önünde duran bir bayana sordum.Mahallede oturmadığından bilmediğini ancak hep aşağıya doğru gittiklerini söyledi.Bakkalın tarifine uyuyordu.İçim biraz rahatladı ve anayola kadar indim.Burdan sonrasını birine daha sormam gerekiyordu.Yaşlı bir amcaya sordum.Yaşlılar genelde bu konuda yardımcıdır.Hatta istemediğiniz kadar.Bu sebeple cevap alacağımdan hemen hemen emin olduğum amca detaylı bir tarif yaptı.Ve bende şıp diye buldum yolumu.Sağlık ocağında bir yaşlı teyze doktorunun hangisi olduğunu listeden bulamamıştı.Ona yardımcı oldum.Kızım kaç kere geliyorum gene de unutuyorum dedi.Teşekkür etti.Teyzeye yardım ettim.Bende kendi sokağımın bulunduğu doktoru görememiştim.Teyzede ona yardımcı oldu.Körler sağırlar birbirini ağırlar durumu.Karşılıklı yardımlaştık.Sabahtan daha güne yardımlaşarak başlamak bir huzur veriyor bana.Doktorun odasına girdim.Doktorda oldukça iyi biriydi.Kısacası işlerim yaver gitmişti.Bazı doktorlarla daha görüşten yıldızım barışmıyor.Sürekli ilaç alacağım için sık sık göreceğim bu doktorun iyi bir insan olduğunu düşündüren davranışları nedeniyle mutlu oldum.O kadar ki annemi aradım paylaşma ihtiyacı duydum.Tabi ki doktorum iyi diye değil .Ama benin içimde ki sebep buydu.Gerekçemse durum beyanıydı.
            Bir reklam vardı hatırlarsınız her şey bir gülümsemeyle başlıyor.Etrafa olumlu  davranışlar fışkırıyordu.Kısacası bir gülümseme herkesi etkiliyordu.Aynen bende öyle bir gün yaşadım.Günüm güzel geçti daha pozitif yaklaştım öğrencilerime.
            Bugün k sesiyle ilgili alıştırma yaptık.Kıııh kıhh demekten ölüp bitiyoruz.Meğerse okumak ne değerliymiş.Okuma yeteneğine sahip olmak bir mucizeymiş.Hz Ömer'in bir sözü var" Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" .Hakikaten çok doğru bir söz.Öğretmek için neler yaptığımızı hem benim hem öğrencilerin ne kadar çabalar harcandığını görseniz şaşarsınız.Ama bir harf öğrettikten sonraki mutluluğu da tarif etmek zor.Hele de kendileri bazı sesleri bulmaya keşfetmeye başladıklarında daha da zevk alıyorum.1.sınıf okutmak zor zor olduğu kadarda  keyif veriyor insana.Öğretmenlik yaptığım yer göç alan bir yer olduğundan kırsal kesimden gelen insanlar çoğu.Bu sebeple de eğitime verilen ilgi düşük.Çocuklarda bu sebeple hazırbulunuşukları tamamlanmadan geliyorlar.Bir çoğu renkleri ve sayıları bilmiyor mesela.Öğretiyoruz hiç bir şeyi bilmeyen bu çocuklara bilgiyi yazıyoruz adeta.Bunun yanı sıra bilip de gelenlerde yok değil.Ama onların bilgisi hem avantaj hem dezavantaj.Çünkü susturmak zorunda kalıyoruz bilmeyenlere de öğretebilmek için.Hem bileni kırmadan ilerletmek hem bilmeyene öğretmek öğretmenlik sanatının en önemli kısmı.Çünkü hiç bir öğrenciniz bir değil.Her biri farklı her biri farklı öğrenme türüne ve farklı bilgilere sahip.1.sınıfta öğrenci düzeyleri arasındaki uçurum işimizi belki de en zorlaştıran etmenlerden biri.Üstelik öğrenciler daha kuralları yeni öğreniyorlar.Birbirlerine saygı duymaları gerektiğinin farkında değiller.Gelişim dönemleri gereği olarak da ben merkezciler.Hep ben hep ben.:)
             Bugün velimin bir tanesi çocuğunun amiyane bir tabirle "yırtık"( tamamen velilenin tabiri) olmadığından şikayetçi.Bense o öğrenciyi o kadar seviyorum ki.Çok duyarlı bir çocuk.Erkek çocuklarında az rastlanan bir özellik.Çevresine karşı duyarlı anlayışlı kendini çok güzel ifade edebilen doğruyu yapmaya çalışan bir çocuk.Adı Yasin özellikle hayat bilgisi derslerinde anlattıklarımın geri dönüşünü en iyi aldığım öğrencilerden.Veliye şöyle söyledim.Yasin'in karakteri öyle.Lütfen onu değiştirmeye çalışmayın.Çok duyarlı bir çocuk.Ben çok memnunum keşke herkes onun gibi olsa.vs vs.Velinin bir  başkası da çocukları değişelim gibi bir tabir kullandı.İyi ki çocuğu duymadı.:)Öğrencilerimi ayırmam ama itiraf ediyorum bu çocukta başka bir şey var ilerleyen yıllarda daha da ortaya çıkacağını düşünüyorum.Bakalım zaman ne gösterecek...


 

30 Kasım 2010 Salı

Ah bu şarkıların gözü kör olsun

http://www.dailymotion.com/video/xdveb4_tan-ah-bu-arkilarin-gozu-kor-olsun_music
Bu şarkıyı çok seviyorum.Sürekli dinleyip duruyorum.Tan da erçekten çok güzel seslendirmiş.Eski şarkıları dinlediğimde sanki daha derin sözler var gibi geliyo.Yeni şarkılar genelde çabuk tüketilen şarkılar..

 Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

öyle dudak büküp hor gözle bakma
bırak küçük dağlar yerinde dursun
çoktan unuturdum ben seni çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun

güzelsen güzelsin yok mu benzerin
goncadır ilk hali bütün güllerin
aklımda kalmazdı yüzün,ellerin
ah bu şarkıların gözü kör olsun

bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
en sıcak sözlerin azarlar gibi
hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi
ah bu şarkıların gözü kör olsun

sonunda tuz bastın gönül yarama
nice dağlar koydun nice arama
seni terkedip de gitmek var ama
ah bu şarkıların gözü kör olsun

26 Kasım 2010 Cuma

Otobüste ki kızz

Bayram dolayısıyla görev yaptığım Bursadan Ankaraya doğru yola çıktım otobüsle yolculuk yapacağımdan çeşitli planlar yapmıştım.Mesala laptop'ı yanıma aldım ki internete gireyim daha da sıkılırsam kitap okuyayım gibi.Ama ne mümkün mümkün olmadı.Çünkü önümde oturan kırmızı ojeli gıcık yaratık koltuğu sonuna kadar yatırmıştı o kadarki çayımı bile koyamadım sıkışıp kaldım.Uyardığım halde kaldırdıktan bir müddet sonra tekrar indirdi.Yol boyunca beddua ettim ki normalde pozitif bir insanımdır.Bayram boyunca bile sinirim geçmedi desem yeridir.İnsanlar neden bu kadar bencil neden sadece kendilerini düşünürler acaba.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Bayram Coşkusu


       Bugün 15/11/2010 Kurban bayramının bir gün öncesi olan arife günü.İçimde çocuksu bir bayram sevinci.Annemle yemekler yaptık dolma falan sardık.Bayram her zaman gibi coşkusuyla geldi.Kurban bayramının bize özel replikleri vardır.Her yıl bir kurban bayramına özel espiriler yaparız.Saçma sapanda olsa çok güleriz.Amaç eğlenmek gülmek en güzeli birlikte vakit geçirmektir.Bu bayramda öyle olacağına kuşkum yok.

Örnek:
Dışardan möö sesleri duyulur
H.... bağırıp durma tmm yemek hazır gibi.Kardeşim biraz kızar karşılık verir.Bu atışma böyle sürer gider.

          Yarın muhtemelen anneannemlere gideriz.Orda başlar bir et uğraşları.Bu bayramında klasik görevlerini tamamladıktan sonra arkadaşlara ve sinema gibi aktivitelere sıra gelir.Geçen bayramdaki gibi umarım görücü muhabbeti yaşanmaz çok komikti.Onuda bir ara anlatırım.Hiç alışık değilim böyle şeylere hiç.Geriyo ve aynı zamanda komik geliyo.Bir daha ki yazımda görüşmek üzere ...Malum bayram hazırlıkları ev kalabalık pc başı dolu fazla zaman ayıramıyorum yazmaya...

12 Kasım 2010 Cuma

Önsöz

        Blog yazmaya başlamamı sağlayan çeşitli gelişmeler sonucunda bende artık blog yazıyorum.Bir yapmadığımda bu kalmıştı zaten birde bunu deneyeyim bakalım neler olacak bir görelim.Aslında üşengeç bir insan olarak bunu ne kadar devam ettiririm bilemiyorum.Uzun sürmesini temenni ediyorum.
         Ben 26 yaşında (yıl 2010) bir öğretmenim.Sınıf öğretmeniyim ve amacım insanların hayatında bir fark yaratmak.Bu yüzden bu mesleği çok seviyorum.Bazen çıldıracak durumlara da gelmiyor değilim ama seviyorum işte ne yapayım.Teknolojiyle uğraşmayı severim.Yeni şeyler denemek ve öğrenmek daima beni mutlu eder.Nelerden hoşlanırsın sorusuna verdiğim cevap yeni şeyler öğrenmek olmuştur daima.İlgi alanım çok geniş olmakla birlikte bir alanda uzmanlaşamadım desem yeridir her şeyi denemenin bir dezavantajı bu olsa gerek.:)Gene cümle sonu gülücüklerim başladı nokta gibi kullandığım bu gülücüklerde benim vazgeçilmezim.Her neyse yazdıkça beni daha iyi tanıyacaksınız.Şimdilik içimden geçenler bunlar.Hadi görüşürüz.:):)

Günlerden Bugün

Aslında her zamanki gibi bir gündü.Geceleri matrax'ı(alem fm) dinleyip sabahta geç uyanıyorum.Öğlenci olmama rağmen okula zor yetişiyorum.Okula gittim her zamanki gibi öğrencilerim beni bekler.Girdim sınıfa başladı günün maratonu.Bağırmalar durun susun demeler tehditlerin yanı sıra sevgi cümleleri ödüller arasında bir günü tamamladım.
Öğrencilerim ilk günlerden

Ne zordur bilir misiniz?1.sınıfa başlayan bir çocuğa bir harf öğretmek.Ben bu kadar zor olacağını düşünmemiştim.Bu arada yarın 10 Kasım tören dolayısıyla okula erken gideceğim 7 de uyanmam gerek ama ben hala bilgisayar başındayım.Saat 01:56.Neden böyle düzensiz yaşadığımı sorguladığımda.Herşeyi yanlız olmama bağlıyorum.Mesala ailemin yanında olmuş olsam annem çoktan yatın demeye başlamıştı.:)):)Özlüyorum o günleri..Özgürlük güzel yalnızlık ise zormuş. Her güzel şeyin bir de külfeti oluyor malesef.


Atam yarın ölüm yıl dönümün her yıl olduğu gibi saygıyla anacağız seni.Birde o güzel düşüncelerini anlatabilsem öğrencilerime o zaman benden mutlusu olmaz işte.Bugün seni anlattım miniklere pek anlayamasalarda eminim kendi dünyalarında bir yer açtılar sana.Belki anlamadılar Cumhuriyet ne? ama anladıklarında benim gibi saygı duyacaklar sana.Bende elimden geleni yapacağım bu uğurda..Sevgilerimle...




Madem ki mimlendik



         Evet madem ki mimlendim yazayım bari.Bu sefer yazamayışım üşengençlikten değil  gerçekten yoğun olmaktan kaynaklanıyor.

(Gül'e itafen)Reklam
Mimlenmek güzeldir.




Mim konusu:Garip alışkanlıklarımız ve yapamadıklarımızmış.:)



   Şimdi ben en başta demiştim size biraz garip karşılanan bir insanımdır.Ama kendimede garip gelen davranışlarım var ki işte şimdi onlardan bahsedeyim sizlere.


G.Alışkanlık 1:
Saate bakıp 11:11 beni düşünüyo falan diye düşünenler klasik bir durumdur.Ben o boyutu biraz aştım sanırım.Mesala saat 12:38 diyelim  12'inin 3 katı 36 +2 fazlası 38 diye düşünürüm.O anda ve tamamen istemsiz olarak.Bu durumda biri beni 3 kat artı 2 de fazla mı düşünüyo.:PŞaka bir yana ben matematiksel düşünüyorum sanırım.Merdivenleri ritmik olarak saydığımıda söylemeden geçemeyecem.


G.Alışkanlık 2
Yeni aldığım bir kıyafeti veya ayakkabıyı hemen giyemem.İlle o dolapta biraz duracak benim gözüm alışacak.Kardeşim gibi aldıklarını hemen giyip kombinasyonunu deneyenlerden değilim.

G.Alışkanlık3
Portakal kabukları ve meyvelerden şekiller yapmayı seviyorum. Bazen şekilli şekilli  kesip ağzıma attığımda olur.:)Bir ara portakal kabuğundan yaptığım suratı epey bir süre profil resmi olarak kullanmıştım.:)

G.Alışkanlık 4:
Şu cümlelerin sonuna koyduğum gülücükler.Msn de yazışırken bir kaç kişi söylemişti.Dalga mı geçiyosun habire gülüp duruyosun diye.Yok tamamen istemsiz olarak meydana geliyor.Gülmeyi seviyorum.Dalga geçmek değildur niyetum.:)):)(Hımm işte arada böyle şive yapmayıda severummm)



G.Alışkanlık 5:
                    6
                    7 ..........
İşte böyle gider bu.:)
Gelelim yapamadıklarıma.Hımm neleri yapamıyorum acaba.
Mesala kolay kolay hayır diyemiyorum.
                                                                              

                                Uçamıyorum.:P                           

 
 Düzenli yaşayamıyorum. Diyet yapamıyorum.(Başlayacam inşallah)




 Balık tutamıyorum.(Hiç denemedim denemek istiyorum)






Güneşe bakamıyorum.:)









Amuda kalkamıyorum. Ve daha bir sürü şeyi yapamıyorum.







     Yapmayı isteyipte yapamadıklarım pek fazla değil bu açıdan mutluyum.Şu diyet işi düşündürüyor beni.Düzenli yaşamakta aynı şekilde.Bunları yaparsam benden iyisi olmayacak....