Sayfalar

29 Aralık 2011 Perşembe

Musibetler bit artık...

      2012'ye ramak kala başıma gene musibetler geliyor.Yeni yıl iyi olsun umudu taşırken bir yandan da bunlarla uğraşıyorum.

1.Telefonum bozuldu.Hiç gereği yokken telefon almam gerekiyor.
2.Çeşme kırık henüz yaptıramadım.
3.Erkek kardeşimde göz tansiyonu çıkmış.Ömür boyu dikkat etmesi gerekecekmiş.
4.Annemin gözünde çıkan arpacık ameliyat gerektiriyormuş.
5.Yeni yıl kartı için malzeme istemeyi unuttum çocuklardan.Malzemesiz nasıl yapacaz bilemiyorum.
6.Kardeşimle yaşadığım sorun çözüldü ama onun çevresiyle ilgili bazı çözülemeyen ve çözülemeyecek durumlar var.Bunlar beni geriyor.
7.Kendimle ilgili olarak yapmam gerekenler ve uygulamaya çalıştığım süreçler var.
8.Sınav hazırlamam toplantı yapmam ve okul işlerine daha fazla zaman ayırmam gerek mecalim yok.Ara tatil için ödev veya kaynak bakmam gerekiyor.
9.Kulağımdaki problem için doktora gittim tekrar gidip kontrol ettirmem gerekiyor.

        Kısacası bu yıl koşturmacalı bir son yaşıyorum.Uzantıları 2012 de devam edecek olsa da ara tatilde  dinlenmeyi umuyorum.Hem beynen hem bedenen hem de ruhen.
      Kardeşimin hayatında güzel olaylar yaşanıyor.Aşık kendisi evlenmeyi ilk kez düşündüğünü görüyorum.Henüz yeni olsa da onu böyle mutlu görmek hoşuma gidiyor.Birde şu kıskanç arkadaş çevresi olmasa çok daha mutlu olurdu.Birde gidip ona benim bunu kaldıramayacağımı söyleyenler olmuş.Allahım insanlar bir  garip.Olaylar detaylıda anlatasım yok.Onları da hayatımdan uzaklaştırdım.Değer verdiklerim git gide azalıyor.Bu karmaşaların içinde evim darmadağınık,ben huzurlu ve ne yapacağını bilmesem de mutluyum.Yeni yılda gerçekleşecek şeylerin heyecanı sardı.Yeni yılla alakası olmasa da bu yıl benim yılım olacak.

12 Dilek Tuttum Ya Tutarsa:)

     Sevgili Pınar beni mimlemiş.12 dilek hakkım var.Şimdi bu dilekleri sıralayalım bakalım.Geç kalınmış bir mim olsa da yeni yıla ramak kala diledim.İyi ettim iyi:):)Benimkiler sona kalan dona kalır durumu olmaz inşallah.:)

1.İnsanların kıskançlıklarından ,kötü duygularından,art niyetlerinden arınmasını istiyorum.(Bu imkansız)O yüzden bana bunları görme ve sabretme gücü önlem alma becerisi diliyorum.
2.Hedeflerimi 12 den vurmayı diliyorum.Yeni bir ben doğacak bu yılda.:)Var olan ortaya çıkacakta diyebiliriz.
3.Yeni projeler içinde yer almayı,başarılarıma başarı katmayı, çocuklara yeni ufuklar açabilmeyi diliyorum.
4.Sevdiklerimin de mutlu olmasını canı gönülden istiyorum.
5.En az 3 şehir daha görmeyi istiyorum.
6.Doğayla iç içe zamanlar geçirip huzuru bulmak istiyorum.

Ütopik isteklere geçelim.:)

7.Çocukların teneffüslerde rahatça oynayabileceği alanlar istiyorum.
8.Evin kirası düşsün istiyorum.:)
9.Tv nin daha yararlı hale gelmesi ve sıkılmadan izleyebilmek istiyorum.
10.Tüm teknolojik araçlara sahip olabilmek istiyorum.
11.Ev hiç dağılmasın bende toplamak zorunda kalmayım istiyorum.:P
 Son olarak;
12.Sahip olduklarımla mutlu olmayı diliyorum.Mutlu yıllar.

Bu mimi cevaplamayan varsa cevaplasın.Ben gibi illa davet beklemesin diyecem ama bekleyeceksiniz.Kendimden biliyorum.:)Hmm ne yapsam ki bir önerisi olan varsa yazsın.:)

28 Aralık 2011 Çarşamba

Bir Hamak Alıp Sallansam

         Bugünlerde anlıyorum ki ben hiç aşık olmamışım.Aşka benzer duygular yaşadım elbette ama aşk olmadığını şimdi anlıyorum.Çevremde  gördüğüm kör aşıkların halleri beni bunu düşünmeye itti.Çünkü ben hiç çevremi,sevdiğim insanları, unutacak kadar sevmedim  başka birini.Yada  yaşanan olayları göremeyecek kadar kör olmadım.Elbette kıpırtılar hissettim.Coştum duygularımla kaynaştım.Ama ben hiç böyle olmadım.

        Unutulan ben olunca biraz koydu doğrusu.Zaten iyi bir dönemden geçmeyen ben,kırgınlıklar yaşadım.Affetmesi güç ama art niyetsiz olaylar yaşadım.Kızamıyorumda hak veriyorum onlara.Canım dediklerimin hallerini anlamak gene alttan almak bana düştü doğrusu.Haksızlıklarını kabullenişleri sakinleştirse de beni.Verdiğim tepkilerin haklılığını bilsem de.Gene kendime kızarken buluyorum kendimi.Ben bu suçluluk hislerimi onlara da yansıtıyorum.Pişmanlık duyup tepkilerimden, yumuşuyorum.İnşallah bu  seferde suç benim üzerime kalmaz.:)

        Öylesine olaylar yaşadım ki.Kim olsa kızardı diyor beynim.Biliyorumda böyle olduğunu.Kişilerin kendileri yaşasa eminim tepkileri çok daha fazla olur.Ama ben gene de kendime kızıyorum.Sakin kalamadığım tepkimi doğru zamanda ortaya koymadığım için.Yada duygusallığın verdiği ağır hislerin bana yaşattığı bu hırpalamaların, son bulması için kızıyorum kendime.Büyümek durdurur mu bu halleri ?Önem vermenin derecesi düşünce mi değişir tepkiler?

   Ve bazen de onlara kızıyorum.Hep ben mi anlayış timsali olmalıyım.Kızamaz mıyım?Kırılamaz mıyım?Haklı olmak neye yarar ki hırpalanan gene ben olduktan sonra.Tepki versem de vermesem de incinen benim.Tepki vermediğimde hiç olmazsa suçluluk eklenmiyordu.Sineye de çekemem bilemiyorum ne yapsam ne etsem.Bir hamak alıp sallansam.Kurtulur muyum bunalımdan.Hamakta sallansam.Ne kadar enteresan.:P:):)
MföHamak dinle:)


     

21 Aralık 2011 Çarşamba

Dost Kazığı

         Çocukken iskambil kağıtlarıyla oynardık bu oyunu.Büyüdük hayatta oynamaya başladık.Ben haberim yokken oynuyormuşum meğer oyunu.Bir piyon gibiymişim.Fark etmemişim nasılda yenildiğimi.Bitişi acı verdi bu dostluğun.Dostluğun bitişinin şerefine layık bir yazı olsun istiyorum.Ama layıkıyla yazacak gücüm yok.Kelimelerim tükendiği yerdeyim.Garibim, şaşkınım hala şoktayım.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Troll Karikatürleri

          Facede troll karikatürleri olarak bilinen karikatürlerle karşılaştım.Bayıldım diyebilirim.Bazı örnekleriyle hayatta sık sık karşılaşıyoruz.Hatta bende bu karikatürlerden yapmaya karar verdim.Hayat içerisinde o kadar mizahı anlarımız oluyor ki.Sadece yaşarken farkına varmıyoruz.Beğendiklerimden paylaşayım.


                                            Sonuncusunu bende yaptım.İtiraf ediyorum.:)

18 Aralık 2011 Pazar

2011&2012

       2012'yılı geliyor.Ve içimde iyi şeyler olacağına dair inançlar var.Zira ben tek sayıları sevmem.Sonunda 2 rakamı beni baştan bu gidişata sürükledi yani.Umutluyum yeni yıldan.Her geçen yıl daha da karamsarlaşsam da.Her yıl biraz daha yaşlansam da.İnadına umutluyum.2011'in hüznünü bırakıyorum geride.Aralıkta son bulacak hepsi.Kendime böyle mesajlar gönderiyorum.

2011'de neler yaptım bir düşüneyim.
1.)27 tane çocuğu okumaya geçirdim.Ve nice şeyler öğrettim.
2.)Diyete başlayıp bıraktım.
3.)Gene geceleri geç yatıp.Sabahta zor uyandım.
4.)Müzik dinledim.
5.)Kitaplar okudum.
6)Bazen çok konuştum bazen çok güldüm.
7.)Yolculuklara çıktım.
8.)Hatırlayamadığım bir sürü şey yaptım.
9.)Şiirler yazdım.Blogu bıraktım.
10.)Ayrılıklar barışmalar hüzünler yaşadım.Güzel duygularda yaşadım.Pişmanlıklarda.
11.)Çok sevdiğim bir dostluğu geride bıraktım.Geçmişte kalan bir dostun anıları var şimdi zihnimde.Sadece arkadaşız şimdi.
12.)Aileme daha fazla önem verdim.
13.)Gene para biriktiremedim.Ama yeni şeyler aldım.
14.)Depresyona girip girip çıktım.
15.)Acayip insanlar tanıdım.
 Şimdi düşünüyorumda kendim için fazla bir şey yapmadım.

2012 de ne yapmalıyım.Bir liste oluşturacak olursam.
1.Kendime hak ettiğim değeri vereceğim.
2.Düzenli yaşama geçemesem de bir düzen kuracağım.
3.Bazen kendimi şımartacağım.
4.Diyete yeniden başladım istikrarı koruyacağım.
5.İnsanlara verdiğim değeri geri alacağım.:P
6.Yeni yerler göreceğim.
7.Bazen kendimi bile dinlemeyip canımın istediğini yapacağım.
8.Daha çok okuyacağım.
9.Farklı yönlerimi ortaya koyacağım.
10.Birikim yapacağım.
11.Önüme çıkan fırsatları değerlendireceğim.
12.Duygusal ilişkilerden uzak duracağım.
13.Bunları yapıp yapmamakta kendimi özgür bırakacağım.Kısacası 2012'de de ben ben olup yaşayacağım...

16 Aralık 2011 Cuma

Eziyet ve Meziyet

       Bu aralar yoğun iş temposu ev temposu hayat temposu derken.Ne yazmaya vaktim oluyor.Ne de kendime vakit ayırabiliyorum.Ayırdığım vakitte, yapacağım işleri düşünmekten pek kaliteli olamıyor.İşlere batmış durumdayım anlayacağınız.
      Ankara'dan döndüm ve bu hafta üzerime üzerime geldi.Koşturmaca stres içinde geçerken hafta.İş yükümün altında ezilen bir yurdum öğretmeni oldum.Ev işleri bir yandan okul işleri bir yandan kişisel işlerim, doktor işleri derken her geçen gün yenileri ekleniyor üstüne.
Ve çok yakındım biliyorum:):)
      Geçen gün çok yazasım vardı vaktim yoktu.Şimdi de biraz vaktim var yazasım yok.Hayat işte böyle.Bir gün öyle bir gün böyle derken geçiyor.
 Ve şiir yazasım geldi.Nasıl oldu bilmem.Yarın okuduğumda belki de beğenmem.Şiir yazmak gelmişse içime.Düz yazılarımda kayıyor şiire birden.:)

       MEZİYET
Hayatım bağlamış beni kendine.
Çarmıha mı gerildim İsa gibi.
Neden aynı rutini,
Yaşayıp gidiyor bedenim.

Kimine göre bulunmaz nimet
Bana göre sıradan bir meziyet
Hayatın sıradanlığına inat
Hayaller cirit atıyor odalarımda

Hangi karanlık odaya hapsettim ki beni
Çıkamıyor hüzün içimden geri
Olsun gel dedim mevlana gibi
Hüzünlerim nimetim oldu şimdi

Olgunluğa erişmek kolay değil elbet
İçindeki çocuğu, öldürmeden sürdürebilmek
Asıl meziyet buymuş.
Yaşarken gülebilmek.

11 Aralık 2011 Pazar

Kaçışın Son Durağı

        Gene başlıyorum bir yazıya.Ve her zamanki gibi aklımda bir konu yok.Bende bilmiyorum ne yazacağımı .Ama içimde bir şeyler biriktiğini,yazmak istediğimi hissediyorum.Ve işte buradayım.İçimdeki sese kulak verdiğim , kelimelere döktüğüm yerde.
        Bugün ailemin yanından dönmüş bulunmaktayım.Bu kadar kısa bir süre için ve aşure  için gidip gelmeme anlam veremeyen çok oldu.Olsun hafta sonu yoğundu yorucuydu ama değerdi.Hem evde kalıp depresyon modlarında takılmak düşünmekte istemiyordum.Sonuç güzeldi, yorucuydu ve gene evimdeyim.
   Eve dönerken unutmaya çalıştıklarım yakama yapıştı gene.Kaçmaya çalıştığım gerçeklerle boğuştum.Yollarda hep bir şeylerle meşguldüm.Uzun yollar insanın kendini dinleyebildiği özel anlar aslında.Ben bu yolculukta hem gidiş hem dönüş de düşünmek yerine, bolca başka şeylerle meşguldüm.Bol bol film izlemek yanıma kar kaldı.:)
   Aslında kaçtığımın farkında değildim.Tek düşündüğüm gitmekti.Üzerime gene bir asabiyet çöktü.Geçici olduğunu umuyorum.İyiydim ben ya ne oldu bana.:)Neden ufacık şeylerle yeni baştan başlıyorum.(Aslında biliyorum itiraf etmiyorum)
     İşte kendi labirentimde dolaşırken.Yenmeye karar verdim kendimi.Ve bu dünya düzenini.Kendi düzenimi kurmanın vakti geldi çoktan.Üşengeçliğin , güçsüzlüğün , umursamazlığın sırası değil şimdi.Güzel bir gelecek için yarınlar için burdayım.Ben burdayım.Ve potansiyelimi ortaya çıkarmanın vakti çoktan geldi.
       Kimi zaman bu gücü bulurken kendimde.Bazen de ne için yapacağım ki bunu? diyorum.Anında cevabı yapıştırıyorum kendime. "Kendin için yapacaksın.".Ama ben kendi için pek bir şey yapan insanlardan değilim.Bir amacım olmalı bir dayanağım.Aslında beni yolumdan uzaklaştıran her şeyden kurtulmalıyım.Karamsarlıktan.Bazı insanlardan.Anılardan.Bazen kendimden.Sonuç bakalım başarabilecek miyim.İstediğim amaca ulaşabilecek miyim.Vs..
Dipnot:Korkularımın üzerine gittiğimi bilirdim.Şimdi anlıyorum ki acılarımın da üzerine körükle gitmek istiyorum.Acıyı söküp atmak için bir yol olabilir mi? Kimbilir.

9 Aralık 2011 Cuma

Öfkeli misiniz?Buyrun test edin.:)



       Bu ölçeği gittiğim seminerde uygulamışlardı.57 çıkmıştı benim.Ki gergin olduğum bir dönemdi.:)Bakalım sizlerin nasıl çıkacak.Öfkeli zamanlarınızda uygularsanız daha yüksek çıkacaktır.Normal şartlar altında uygulayın bence:)   İçinde günümüze uymayan çok saçma sorular da var günümüze uyarlayıp cevaplandırın.Buna da öfkelenmeyin.Sakin olun sağlıcakla kalın.:))

Novaco Öfke Ölçeği
Aşağıda tarif edilen potansiyel olarak sıkıntı verici 25 durumun listesini okuyun.Her olaydan sonra bırakılan boşluğa,bu basit derecelendirme ölçeğini kullanarak,olayın sizi ne derece kızdıracağıyla ilgili tahmininizi yazın.
(0) Hiç rahatsızlık hissetmezsiniz (1) Biraz huzursuzluk hissedersiniz (2) Orta derecede sinirli hissedersiniz 3 Oldukça kızgın hissedersiniz (4) Çok kızgın hissedersiniz
Novaco Öfke Ölçeği
1.Yeni aldığınız bir aleti açıyorsunuz fişe takıyorsunuz ve çalışmadığını fark ediyorsunuz.____
 2.Bir tamirci sizden çok fazla para istiyor.____
3.Diğerlerinin yaptıkları fark edilmezken,bir tek sizin hatalarınız göze batıyor.------
4.Arabanız çamura ya da kara saplanıyor._____
5.Birileriyle konuşuyorsunuz ve size yanıt vermiyor._____
6.Birileri kendilerini farklı göstermeye çalışıyor._____
7.Kafeteryadaki masanıza dört fincan kahve taşımaya çabalarken,biri size çarpıyor ve kahveler dökülüyor._____
8.Giysilerinizi astınız;fakat,geçenler onları yere düşürüyor ve kaldırmıyor._____
9.Mağazaya girdiğiniz andan itibaren bir satıcı tarafından inceleniyorsunuz._____
10.Biriyle bir yerlere gitmek için randevulaştınız.Bu kişi son dakikada vazgeçiyor ve sizi ortada bırakıyor._____
11.Size şaka yapılıyor ya da sizinle alay ediliyor._____
12.Trafik ışığında arabanız stop ediyor._____
13.Park yerinde yanlışlıkla hatalı bir dönüş yapıyorsunuz.Arabanızdan çıktığınızda birileri size ‘Araba kullanmayı nerede öğrendin'diye bağırmaya başlıyor._____
14.Biri bir hata yapıyor ve suçu sizin üzerinize atıyor._____
15.Konsantre olmaya çalışıyorsunuz;fakat,yanınızda bir kişi ayaklarını yere vuruyor._____
16.Birine önemli bir kitap ya da bir alet ödünç verdiniz;fakat,geri vermedi._____
17.Çok yoğun bir gün geçirdiniz,ve birlikte yaşadığınız kişi önceden anlaştığınız bir şey yapmayı unuttuğunuz için şikayet etmeye başlıyor._____
18.Arkadaşınızla ya da sevgilinizle önemli bir şeyi tartışmaya çalışıyorsunuz;fakat,o kişi sizi dinlemiyor._____
19.O konu hakkında çok az fikri olmasına rağmen,ısrar eden kişilerle tartışıyorsunuz._____
20.Biri,sizle başka biri arasındaki tartışmaya burnunu sokuyor._____
21.Acele olarak bir yere yetişmelisiniz;fakat,önünüzdeki araç 90 km hızla gidilecek bir yerde 30 km hızla gidiyor ve onu geçemiyorsunuz._____
22.Bir sakızın üstüne bastınız._____
23.Yanlarından geçerken bir grup insan sizinle alay ediyor._____
24.Bir yere yetişme telaşıyla,iyi bir pantolonu sivri bir yere takarak yırtıyorsunuz._____
25.Son jetonunuzu bir telefon konuşması yapmak için kullanıyorsunuz;fakat,daha çevirmeniz bitmeden hat kopuyor ve jeton boşa gidiyor._____ 

Toplam puanınızı aşağıdaki ölçeğe göre yorumlayabilirsiniz.
0-45 :Yaşadığınız öfke ve rahatsızlık miktarı oldukça az.Nüfusun ancak küçük bir yüzdesi testte bu kadar az puan alacaktır.Seçilmiş azınlıktan birisiniz.
46-55 :Ortalama insandan daha huzurlu ve barışçılsınız.
56-75 :Yaşamın getirdiği sıkıntılara ortalama bir öfkeyle yanıt veriyorsunuz.
76-85 :Yaşamın getirdiği sıkıntılara öfkeli bir şekilde tepki veriyorsunuz.Sıklıkla,ortalama birinden daha sinirlisiniz.
86-100 :Gerçek bir öfke şampiyonusunuz.Kendinizi kolayca kurtaramadığınız yoğun duygularla istila edilmiş durumdasınız.Büyük olasılıkla,sizi inciten olaydan çok sonra bile olumsuz duygularla savaşıyorsunuz.Tanıdığınız insanlar arasında bir ‘delifişek'olarak biliniyor olabilirsiniz.Çok sık baş ağrıları ve yüksek tansiyon gibi sorunlar yaşayabilirsiniz.Öfkeniz kontrolden çıkabilir ve zaman zaman başınızı derde sokacak dürtüsel saldırgan patlamalara yol açabilir.Yetişkin nüfusun sadece küçük bir yüzdesi sizin kadar yoğun tepki verir.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Yazıyor yazıyor hakkımdaki yedi gerçeği yazıyor.:)(Mim)

         Mim yazmayalı epey bir zaman oldu.Arada yazmayı unuttuğum mimlerde çok oldu.Ertelediğim zaman mim işleri kalıyor,unutuyorum yazmayı.O kadar yoğun oluyor ki kafam, okul işleri ıvır zıvır şeylerle.Bunları unutmam normal .(Fazla yüklenmeyin diye açıklayayım dedim.:P):))
  
         Mim konusu:Hakkımızdaki yedi gerçek 
Kibritçi kız mimlemiş.Teşekkür ederim.Kendimle ilgili düşünmeye iten mimleri özellikle bir seviyorum.Ve başlıyorummm.Bakalım neler çıkacak ortaya.

1.Konuşmanın ortasında veya bazen sonunda birden bire farklı bir konuyla ilgili bir şeylerden bahsetmeye başlayabilirim.Herkes şöyle bir bakar nereden çıktı şimdi bu diye.Ama benim beyin çoktan o konudan başka konulara zıplamıştır bile.Çoğu zaman engel olsam da kendime.Bazen de olamıyorum.Ve herkesin şaşırmasına yol açıyorum.Nasıl mı? Mesela o anda konuşulan konu Su içmenin faydası olsun.Benim beyin sudan aklına deniz.Denizden yüzme. Yüzmeden boğulma. Boğulmadan  ilk yardım yöntemleri . ilk yardımdan trafik kazaları.Trafikten araba.Ve pat diye ağzımdan arabayla ilgi bir soru çıkabilir.Yeni araban nasıl memnun musun?:):)

2.Aniden sinirlenirim.Birikimlerle patlamalar yaşarım.Keşke öyle yapmasam ama elimde değil.Herkesin sakin olarak tanımasına rağmen.Bazen bende kendimi kaybedebiliyorum.:)O anlarda pek gözüm bir şey görmüyor.

3.Kimi ortamda çok ciddi kimi ortamda çok espirili olabilirim.Yer ve zaman kişilere göre değişkenlik gösteriyor bu durum.Sonrada iki ben arasındaki farkı bulun benzerliği bulabilirseniz.:)Son zamanlarda bu kadar espirili olabildiğim bir ortam yok.Okul haliyle resmi bir ortam.Sıkıldım sanırım buralardan.

4.Mesleğimi severek yapıyorum.Ama gene de yeterince potansiyelimi çıkarmadım.İlerde daha güzel şeyler yapacağımı düşünüyorum.İşim insanlarda fark yaratmak ilerleme sağlamak.Işık olmak beyinlerine ruhlarına.Bakalım gelecekte neler yapabileceğim.Kısmet yaşayıp göreceğiz.

5.Üşengecim.Şu işlerimi ertelemek yerine zamanında yapmayı alışkanlık haline getiremedim gitti.İlla sıkışacam öle bitecek o işler.:)Öğrenciyken de böyleydim ben.Hep son anda çalışırdım sınavlara.Ve son anda can havliyle aklımda kalırdı hepsi:):)

6.Çok soru soran bir beynim var.İlla bir şeyin nedenini nasılını öğreneceğim.Merak ettimse kurcalamadan edemem.Bu daha çok kendimle ve hayatla ilgili şeylerdir.(Başkalarının hayatını merak etmiyorum.)
Öğrenme merakımda bundan kaynaklı sanırım.:Öğrenmeyi öğretmeyi seviyorum.Şu beynimdeki soru sorgulama kısmı bazen çok rahatsız edici benim için.Çocukken de böyleymişim ben.Çok soru sorarmışım.Annemin sorularımı anlayamadığını hatırlıyorum.Biraz büyüdüm kimsenin anlayamadığı sorular sormaya başlamıştım.Şimdi kendi işimi kendim hallediyorum.Bazen de nedenini açıklayıp soruyorum.Yoksa garip bir  ifade oluyor suratlarda.:)Bir gün hiç unutmam.Yurtta oturmuş evliliklerden konuşuyorduk.Benim aklıma birden ilk evlilik nasıl oluşmuştur? Nasıl ortaya çıkmıştır acaba?diye bir soru geldi.Aynı anda da soru verdim.Oturup bunu tartışmıştık.:)Mutlu olmuştum.Nereden çıktı şimdi yerine bu konuyu tartışmış olmaktan mutluluk duydum.:):)

7.Kendimden çok başkalarını önemsiyorum ve bu huyumdan yeterince çektim. Halada öyle ama azaltmaya gayret ediyorum.:)

Kimleri mimleyelim:)(Ev ödevi veriyorum size yapmayana eksiler hazırda bekliyorr:P:):))
Girly
Deep
Umut(At yarışındaki eşek)
Francesca
Herbirenk
Turuncu masallar(Pınar)
Matias
Hypatia
Ry
Goohan
Kucukkurba
Profösör

5 Aralık 2011 Pazartesi

Jane Eyre

         Filmi Bursa'ya geldiğinde gitmek istemiştim.Ama kısmet olmadı gidemedim.Zaten bilette bulamamıştım.Ama kitabını okudum harikaymış.Daha önce neden okumamışım ki.Sonu çok istediğim gibi bitmese de.Anlatım çok akıcı ve sürükleyici.Hala okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.
          Bir kere anlatım biraz günlük biraz blog havasında.Okuyucu diye seslenmeleri bana blogu hatırlattı.:)Evet sayın okuyucu ben bu kitapta kendimi fazlasıyla buldum.Herkesin kendinden bir parça bulabileceğini düşünüyorum.

5 Aralık Pazartesi

          Bugün keyifliğim bir enerjiğim anlamadım gitti.Halbuki güne çokta iyi başlamadım.Ama iyi başlamaya doğru gayretimde vardı.Otobüste kitap okuyarak gittim.Nöbetçiydim yorgun bir gün geçirdim.Ama gene de keyifliyim.Bu arada ani bir plan neticesinde Ankara'ya ailemin yanına gidiyorum.Bu ekstra bir keyif oldu.Aşure yemeye ta Ankara'ya mı gidilir diyenleriniz çıkabilir.Ben giderim.:)
           Bunları niye mi yazdım?Hep kötü ruh hallerimi yazıyorum.Ondan dolayı keyifliyken de yazayım dedim.Hep öyle depresyona bağlamış olarak gezmiyorum.Zaman zaman öyle anlarım oluyor.  Böyle böyle işte geçiyor hayat .:)Bu arada bence beni mutlu eden yardımcı olabilmek.Van'dan bir öğrenci geldi sınıfıma.Ona destek olabilmekte ayrıca mutlu ediyor.Hayatta hep kötü şeyler olmuyor.
          Yarın soğan baskısı yapacağız. Bakalım neler olacak?:)Sulu boya kullanmaya can atıyorlar. Bu 2. kullanışları olacak.
       

4 Aralık 2011 Pazar

Kürkçü dükkanı bekle ben Geliyorum...

        İçimdekini anlatmadan içimdekini anlatmak işte zorlandığım tam da bu.Peki nasıl olacak.Gene kelimelerin etrafında mı dolaşacağım.Olsun varsın dolaşayım.
        Anladım ki evde olmak en iyisi.Acı çekiyorsan yada mutsuzsun kimsenin yanında olmamak benim için daha hayırlı.Çünkü birinin yanında olduğum zaman o kişi için mutlu olmak zorundaymışım gibi hissediyorum.Mutsuzluğumu yansıttığımda ise olanlar daha kötü:Söylenenler anlamsız benim için.O anlarda ise tahammül gücümü kaybettiğimden kırıcı olmak ayrıca yıpratıyor.En güzeliymiş kendi kendime yaşadığım depresyon.Az kaldı buradan da gideceğim ve kürkçü dükkanıma döneceğim.Bazen kimse yardımcı olamıyor.Hatta yarana yenileri ekleniyor.

28 Kasım 2011 Pazartesi

Soru varsa cevap nerede?

         Bu yazıya başlarken ne yazacağımı bilmiyordum ve hala da ne yazacağımı bilmeden yazıyorum.Yazmaya ihtiyacım var.İçimde fırtına desem değil durgunluk desem değil bir karmaşa hakim.Hatalarım yanlışlarım beni bu noktaya getirdi belki.Kendimi suçlamaktan vazgeçmedim.Vazgeçmemek hata yapmamı engellemedi.NEDEN?Sorusu kafamda yankılandı durdu.Nedenini bilmediğim şeyler yaptım nedenini bilmediğim bir sürü şey oluyor.Ve ben bir şeyin nedeni bilmezsem huzuru bulamıyorum.
          Çocukluğumdan beri hep sorguladım bir şeyleri.Hep soru sorardım.Sebebini anlayamazdı kimse.Saçma bulurlardı çoğu zaman.Yıllar geçti ben büyüdüm ama soru sormaktan hiç vazgeçmedim.Cevaplarını aramaksa zorunluluktu benim için.Başka türlüsünü yapamazdım yapamıyorumda.Bir soru varsa aklımda illa o cevap bulmalı kafamda.Öyle yada böyle iyi yada kötü bir cevap bulmalıyım kendimce.Cevaptan emin değilsem o soru kapanmıyor beynimde ve ben karmaşa içinde çözümsüz kalıyorum.Nitekim bugün çaydanlığı ocakta unutmuşum.Allahtan yangın çıkmamış.
         Bu sefer çözümsüzlüğümün sebebi bir insan.Neden böylesine cins insanları buluyorum ki.Çözmekle uğraşıyorum.Bilmiyorum nedenini.Anlayamıyorum kendimi.
        Belki de matematiği sevişim de bundandır kim bilir.Hiç acımaz bir soruyu çözmeye saatlerce uğraşırdım.Çözünce de çok mutlu olurdum.Bir kere oturup ispatına vardırmışlığım vardır bu işi.
          İşte böyle.. Saçma sapan bir yazı oldu farkındayım.Tıpkı benim şuanda bulunduğum durum gibi .

24 Kasım 2011 Perşembe

24 Kasım Öğretmenler Günü

   Bütün öğretmenlerin ve benim öğretmenler günümüz kutlu olsun.Bana verdikleri değeri her gün gözlerinde okuyabiliyorum.Bugün ekstra olarak öpmek ve bugünü kutlarken ki heyecanlarını görmek ayrıca mutlu ediyor beni.Hepsini çok seviyorum.İyi ki öğretmen olmuşum.

22 Kasım 2011 Salı

İştirak?

Neden herkes şaşırtıyor beni
Gerçekleri görmek istemeyişim neden
Oyunlara gelişim
İştirak edişim neden

Gerçekmiş gibi gelen her şeyin
Sona erişinin hüznü bu
İnandığım şeylerin hayal kırıklığına dönüşü bu

Pişman değilim
Üzgün olamayacak kadar alışkınım
Gene de içimde bir kırıklık hakim
İnanmışlığıma kızan beynim sakin
Sakinim her şeye rağmen

Geçmişin tek hatırası yazdıklarım
Unutulmaya yüz tutmuş hatıralarım
Geçmişi unuttum hatalarımı buldum
Artık geleceğe bakıyorum...

19 Kasım 2011 Cumartesi

Pc Tuşlarıyla Ben

Bazen Esc yaparım.
Geriye döner bir bakarım.
Bazen Capslock ile büyütürüm herşeyi

Hayatım boşluklarla dolu spacebar

Bazen hayatı enterlarım.
Bazen tek başıma çözemem şift lazım.
Bazen yardım tuşlarıyım.

Tabb tuşuyla atlarım ordan oraya

Backspace lazım bazen, simeli herşeyi
Kökten çözüm için delete i denemeli

Bazen sesimi açar bazen susarım.
Tüm bu tuşlarım zaman zaman

Bazen hayata bağlanırım wirelessi açarım.
Bazen uyku moduna bazen beklemeye alırım
Yardım tuşları çare olamaz derdime

Bazen saçmalarım tuşlarım rastgele
Bazen prt screen ile çekerim hayatımın fotoğrafını

Hayat kitlendiğinde ise cntrl +alt+delete yaparım
Sil baştan yeniden yaşarım.

17 Kasım 2011 Perşembe

16 Kasım 2011 Çarşamba

Stres

        Bu hafta daha öncede söylediğim gibi öfke kontrolü ve stresle baş etme konulu bir seminere gidiyorum.Benim için gerçekten faydalı bir seminer oldu.Zira bazen seminerler projeksiyondan oku geç modunda olabiliyor.O zaman fena sıkıcı beter bir durum.Bu tam aksine biraz terapi havasında geçiyor.İyi ki başvurmuşum.Ve doğru zamana denk geldi.
       Stres hep hayatımızda yaşadığımız bir durum.Stresin zaman zaman bizi ayakta tuttuğu perçinlediği de olur.Tamamen de kötü bir şey değil yani.Ama bazen o kadar stresli oluyoruz ki önümüzü dahi göremiyoruz.Ne yaptığımız işe odaklanabiliyoruz tam anlamıyla ne de başka bir işe.Ben kendi adıma stresle çeşitli baş etme yöntemlerim var.Herkes için farklıdır bu durumlar.Herkesin bir olaya verdiği tepkilerin farklı olabilmesi gibi streste verilen tepkilerde değişmekte.Kimisi stresliyken çok yer kimisi yemeden içmeden kesilir .Bu arada vücudumuzda stres hormonu bile varmış.Yani psikolojik durumlar bedensel olarak da bizi etkilemekte.
                Hastalıklarımızın kaynağı da stres olabilirmiş arkadaşlar dikkat edelim.
      Bu arada aşırı stres zararlı derler ama.Ben çok stres altındayken boş veririm.Hazırlığımı tamamlayıp elimden gelmeyecek şey için yıpratmayım kendimi gibi düşünceler oluşur beynimde.Kendimi rahatlatırım.Bir konuyu anlatacakken önceleri üniversitede falan sınıftakileri aptal olduklarını düşünüp öyle daha rahat etmiştim itiraf ediyorum.Sonraları buna da gerek kalmadı.Ayıp ettiğimi fark edip başka yöntemler geliştirmiştim.:):)
                Stres elimizden gelmeyen durumlarda yani kontrol edemediğimiz zaman oluşan bir durum.Eğer süreci kontrol edebiliyorsak. O zaman streste yaşamıyoruz.Kaldırabileceğimizden fazla yük sorumluluklar stresi doğuruyor.
                Seminerde evliler var genelde.Çok dertliler.Evlilikten daha çok soğuyorum sanırım.:)Evliliklerde de kimdeyse sorumluluk yada bir kişinin üzerindeyse o zaman o kişi stres sorunu yaşıyor.Ve hastalıklar vs.Sorumlulukların fazlasını üzerinize alma eğilimdeyseniz, benim gibi. Bu huyunuzdan vazgeçin.Erken yaşlanıp hastalıklarla boğuşmaya lüzum yok.
Herkese stresle baş etme gücü diliyorum.Stresi kovun huzuru bulun.:)

15 Kasım 2011 Salı

Bugünün Düşündürdükleri

         Bu aralar bir enkaz gibi yaşasamda iyi şeylerde oluyor.Hayat her şeye rağmen devam ediyor.Dün unuttuğum seminere bugün gittim.Öfke kontrolüydü konu.Tam bir terapi etkisi yaptı bende iyi geldi.Psikolojik danışmanın anlattıkları vs anlatılanlar, yaşananlar.
       Öfke konusunda rahatlama yöntemlerinden birine ek olarak ben yazmayı ekledim pek kimsenin fikri yoktu bu konuda.Ama danışmanla aynı fikirde olmak iyiydi.Yazmak rahatlatıyor beni.Kimse için değil kendim için yazıyorum. Bazen bu konuda yorum almak başkalarının fikirlerini de duymak kendimi duymamda da ayrı bir etki sağlıyor bana.Bu yüzden bu blogu seviyorum.Kendime ayrı olarak yazdıklarımda var.Ama burası daha bir sistematik.Tam özgür değilim belki ama zaten ben kendi kendime yazarken de sınırlı yazıyorum.Bu konuda var kendime göre sebeplerim...Evde tek yaşamama rağmen. Bu aslında saçma  ama öldüğümde bile bazı şeylerin benle kalması özel kalmasıdır belkide düşündüğüm.
          Profösör de gördüğüm bir resim çocuklara bu konuyu vereyim diye düşündürmüştü bana.Bugün yaptırdım o resmi.Kuru yapraklar kullanarak bir sonbahar resmi yapmalarını istedim.Güzel şeyler çıktı.Üstelik plandaki kazanımla örtüşen bir konuydu oda ekstra iyi oldu tabi.
          Bazı çocukların algısı yok denecek kadar az bazen tükeniyorum anlatabilmek için.Matematikten bütün, yarım ,çeyrek kavramlarını öğretiyorum.Nöbetçiyken gezdiğim sınıfta verilen bir mandalina.Süper bir materyal oldu bana.Bütün yarım çeyreği onun üzerinde anlattım.Sonunda konuyu anlayıp cevaplayanlara mandalini dilim dilim verince de  süper öğrendiler.İyi oldu iyi.Bazen böle bir ampul yanıyor beynimde.İşin ilginç tarafı hayatım böle karmaşıkken bile iş söz konusuysa verimimden fazla bir şey kaybetmiyorum.Sınıfa girince her şeyi unutuyorum.Onlar hem tükenen enerjimin sebebi hemde yenilenen bir enerji kaynağı benim için.Ben anlatamadım bu kez ama siz anladınız beni.Yormayın beni ya :PZaten akşama kadar yoruluyorum bazen göbeğim çatlıyor hakikaten.Şu adef gibi saçma bir sistem yüklediler e okula. Onla ilgili bi form doldurttum çocuklara.Ne çektiğimi bir ben birde Allah biliyor. Bazı çocuğa bir kere söylemen yetiyor.Bazısına da 10 kezde anlatsan değişen bir şey  yok.Beraber yaptık ne yapayım.Kendileri dolduramadılar bazıları.
        İşte böle hayat gene kendi akışında mecbur bende akacağım bi şekilde o yolda.Direnmenin ağlamanın sızlanmanın faydası yok.

Son olarak gördüm beğendiğim güzel bir söz.
"Gerçek gerçektir. Sen birinin canını acıtırsan,
kendi canını acıtırsın.
Birine yardım edersen, kendine yardım edersin.
Kan ve kemik bütün insanlarda bulunur.
Farklı olan yürek ve niyettir…”
Marlo Morgan

9 Kasım 2011 Çarşamba

Bencilliğe Doğruu

           Bazı günler daha fazla yazmak istiyorum.Ve kim tutuyor beni hiç kimse.Yani buna uğraşıyorum.Mademki kendim için yazıyorum istersem bir gecede 5 tane yazıda yazarım.Kime ne demi.İşte bu aralar bu modda gezmeye düşünmeye çalışıyorum.Uygulamaya da soktum sayılır.Ufak tefek şeylerde olsa.
          Bütün bayramı yeğenimin ödevlerine yardımcı olarak feda ettimse de kendimi.Mutluyum. Ama bu mutluluk geçici işte.Evet yardım ettim herkes süs püs vs uğraşırken ben oturmuş onunla kafa patlatıyordum.:)Peki madem bunu istiyorum yapmalıyım ama ya işte kıymeti bilinmezse o zaman yerle bir oluyor her şey.Fazla değer vermenin sonuçlarını yaşamaya başlıyorum.
          Sanki herkes benim mutsuzluğumun umutsuzluğumun farkında.Annem bugün treni beklerken öyle bir konuşma yaptı bizimle.Her şeye üzmeyin kendinizi.Ben zamanında çok üzdüm şimdi pişmanım vs.Evet annecim biliyorum ama gel gör ki uygulayamıyorummm.Birde ablam baktığı fal neticesinde depresyonda olduğumu söyledi.Aaa doğru diyesim geldi.Sustum.Çok çaktırmışım ruh halimi demek ki:)
          Ee hep gülen yüz olursan olacağı da bu.Gülmeyince şüphe çekmiştir belki.Her neyse bu saklamak niye dimi.Böyleyim işte sevincimi hep paylaşır hüznümü içime atarım.Sonra herkes musmutlu sanır beni:)
          Neyse işte ortada ne fol var ne yumurta sadece umutsuzluk çöktü üzerime.İyiye güzele insanlara inanırken artık kötüye çirkinliklerin gerçekliğine inanıyorum.Her insanın özünde iyi olduğunu düşünürken.İnsanların bencil yaratıklara dönüştüğünü görüyorum.Bende mi öyle olacağım.?Bir nebze belki.Belki de olmaya başlamışımdır kim bilir...  
         
          

Dönüşüm muhteşem olacaktı...

         Kendi kendime kararlar alıp uygulamamam yeni değil.Hep yaptığım bir şey.Bazen de geç kalınmışta olsa uyguluyorum ve bazen de temelli vazgeçiyorum.Gene böyle bir karar neticesinde bayram dönüşü bu depresyon halinden çıkmış olacaktım.Ama öyle olmadığını görüyorum.Daha eve gireli şurada kaç saat oldu ki 2 saat anca.Ama ben gene yalnızlığın dibine vurmaya doğru ilerliyorum.Bayram benim için güzele yakındı.Ufak tefek benle alakalı pek olmayan ailevi sorunlar olsa da.Özlemler giderildi.Geyikler çevrildi vs vs.Bir bayramdan beklediğim her şey vardı.Her zaman daha azı bile yetmiştir.Ama artık yetmiyor.İnsanlara güvenimi kaybetmekle ilgili savaş veriyorum.Aslında tam olarak buda değil bakış açımı ve kendimi değiştirmekle ilgili savaşım.Sadece kendimi düşünerek yaşamayı başarabildiğim gün.Her şey yoluna girecek.Yani tek yol gibi görünen bu.
          Mesela ben elimdeki eşya çok ağır olmasına rağmen mesafe kısa olur diye taksiye binmedim.Kendimi değil taksiciyi düşündüm.Gene ben pizza isteyecek olsam eve 5 kat çıkmasını istemediğimden pizzacının pizza istemiyorum.Okulda öğrencilerime fazla fedakarlık yapıyorum.Bazen kendimi unutuyorum.Daha aklıma gelmeyen ufak tefek o kadar çok şey var ki.Kendimi geri plana atmayı bırakmalıyım biliyorum.Aslında yardım etmekten mutluyum. Hak etmeyenleri elemeliyim.Son olarak en azından başkalarının ne düşüneceklerini düşünmeyi bırakmak iyi fikir deniyorum.

3 Kasım 2011 Perşembe

               Son yazılarımda karamsar hüzünlü içim kararmış olduğu görülüyor.Beni hep böle sanmamanız için kısa bir açıklama yapayım sonrada yazmak istediğim mevzuya döneyim.:)Bendeniz aslında çevresinde pozitif bilenen bardağın dolu tarafını gören biriyim.Sadece zaman zaman birikintilerden hayat yorgunluğu ve en önemlisi yalnızlıktan, duygusal yapımında etkisiyle hüzne bağlayabiliyorum.Son bir aydır bilinçli olarak birazda böleydim.Bir şey yapmak istemediğim için eve hapsettim kendimi fazla kimseyle görüşmedim.Kendimi soyutladım.Sonuç besbeter yapmayın arkadaşlar sizde denemeyin.Olan kendinize oluyor.):)Şimdi mi nasılım pozitifim enerjiğim esprili ve eğlenceliyim.:)(kendini beğenmişlik sınırına vardım ehehe)Bu beni seviyorum.Eve bu halimle gitmek istedim daha doğrusu.
                Yarın yola çıkıyorum.Biletimi ayarladım  hızlı tren aktarmalı olarak Ankara'ya çufçuflayacam:)):)Eve gece yarısı varsamda mühim değil.:)Eve gidiyorummmm.:)Gene her yıl ki kurban esprilerine hazırlıklı enerjimi fullemiş olarak gidiyorumm:)
                 Ve bugün yapmam gereken onca şey var oturmuş burada yazı yazıyorum.Kendime bahaler yapmamak için ertelemer sunuyorum.Kaçarı yok yapacağım.):)Ve şu öğretmen milletine ettikleri zulüm nedir ya.Saçma sapan evrak yükü zaten vardı.Ekstra gene hiç bir amaca hizmet etmeyecek işler yığıp durmaktalar.Bununla ilgili geçen facede bir resim gördüm onu da paylaşayım sevgilerimle Bayramda yazamazsam şimdiden iyi bayramlar herkese...

2 Kasım 2011 Çarşamba

Cennet(Ahmet Enes)(Süper şarkıı)

 Sarkıyı dinlemek için başlığa tıklayınız...
 CENNET(Ahmet ENES)
 
hani fani bu hayat ümit bağlayamam
olmadı diye oturup ağlayamam
gönlü geniş olan sükutu öğrensin
sevgimi yok yere ele bağlayamam
gelir mi diye hayallere sığınamam...
kemale eren kendinden versin

sevdim, kaç kere bilemem
yaşadım, yok inkar edemem
bıktım, senle baş edemem ben
zaman öyle de geçiyor
hayat böyle de bitiyor
ama umudum cennetten

ben dalkavuk olanı hizaya getiremem
sorma bana ben görünmezi göremem
merak eden kendine yönelsin
boş yere kimseyi oyalayıp üzemem
geçici şeylere heves edip üzülemem
fikrim, hevesimi alt etsin

sevdim, kaç kere bilemem
yaşadım, yok inkar edemem
bıktım, senle baş edemem ben
zaman öyle de geçiyor
hayat böyle de bitiyor
aman umudum cennetten

ben gözü görmeyene resim gösteremem
değerimi bilmeze değeri öğretemem
o önce, e haddini öğrensin
biten sevgiye imrenip özenemem
boş sözü duyup düstur edinemem
eden, kendine ah etsin

bildim lakin söylemem
gördüm ama izah edemem
dünya, senle baş edemem ben
zaman öyle de geçecek
hayat böyle de bitecek
e bitsin, umudum cennetten
sevdim, kaç kere bilemem
yaşadım, yok inkar edemem
bıktım, senle baş edemem ben
zaman öyle de geçiyor
hayat böyle de bitiyor
ama umudum cennetten 
Kaydı Yayınla

Sözlerine bayılıyorum.Müziğide bence eğlenceli.Umut veriyo insana.Sürekli dinliyorum.Hergün en az bir kere tavsiye edilir.

1 Kasım 2011 Salı

Bir çift lafım var...

          Gündemdeki sorunlara olaylara hep sessiz kaldım bu ara.Hiçbir mecrada paylaşmadım ne duygumu ne düşüncemi.Nasıl becerebildim bilmiyorum ama bugün son veriyorum suskunluğuma.Herkes gibi ortaya saçmak istemedim. Bugüne kadar sustum üzülsem de içime attım .Taki bugün son damlayı da duyana kadar...

Terör
      Onaya oynaya gelin çocuklar el ele el ele verin çocuklar Bir vatan bırakın biz çocuklara ıslanmış olmasın göz yaşlarıyla...Bu çocuk şarkısı şimdilerde daha anlamlı benim için.Kürt öğrencimde var Türk öğrencimde hepsi de bir arada gayet de güzel yaşayıp gitmekte neden bu savaş neden bu çıkmazlar.Her yerde şehit her yerde ölen var.2 tarafta da insan ölüyor. "Bir hiç uğruna ya Rap ne güneşler batıyor."

Deprem
       Her zamanki gibi kenetlenmek için bir afet gerekti.Ama olsun kenetlendik genede.Güzel olaylar yardımlaşmalar oldu.Devlet gene sınıfta kaldı.Yardım kuruluşları organizasyon bozukluğu yaşadı.Onca olay onca yaşananlar gene bize bir şey öğretmedi.Yaşandı gitti konuşuldu unutuldu.Öğrenilen gerçekler bir kenarda unutuldu.Ölen meslektaşlarımın ve tüm hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı diliyorum.Ateş düştüğü yeri yaktı.Bazı hırsızların ise hiç bir zaman vicdanları yanmadı.Deprem en büyük yıkıntıyı gene kalplerde bıraktı...

Cem Garipoğlu davası:
    Ne gariptir ne yaygaralar koparılmıştı.Bu kadar göz önünde bile suçlu tam cezasını alamadı.Gene para konuştu gene güç yendi.Adaletin bir kez daha tecelli etmediği görüldü.Trajigarip bir hikaye hafızalarda silinmeye yüz tuttu.

13 Yaşındaki Çocuğun Dramı
      !3 yaşında satılan 26 kişinin tecavüz ettiği N.Ç. isyan bile edemedi çocuktu yardım istedi.İstenen yardım eli böle mi kırıldı böle  mi hiçe sayıldı.Hey gidi adalet hey nerelerde saklandın da bu mahkemeler seni bulamadı...!3 yaşında bir çocuk farkındaymış her şeyin madem öle bu suçu işleyen 26 kişi farkında değil miydi gerçeğin , suçlarının ve şerefsizliklerinin...Gene tecelli edemedin adalet gene işini yapamadı mahkemeler.
            Ee o zaman ben nasıl çocuk haklarını anlatacağım ben nasıl çocuklara hak hürriyetten adaletten bahsedeceğim ve ben nasıl inanarak mahkemeler bağımsızdır ,yücedir diyebileceğim.Bir öğretmen olarak ne vicdanım el verir buna ne de boğazım el verir tıkanır kalırım....

           Daha söylenecek çok şey var belki Ama söylenenlerin hepsi yetersiz.Sadece duygularımı paylaştım.Biliyorum işe yaramaz. Biliyorum gerçeği değiştirmez.Ve eksikliklerim yanlışlarım illaki vardır.
          Son bir dipnot olarak şunu da eklemeliyim.Yapılan her mücadele değerlidir bence.Face twitterda vs de çeşitli yorumlar görüyorum.Bunu yaptınız da ne oldu şimdi diye.Göstermelik vs vs diye.Belki haklılar belki ama siz ne yaptınız diyesim geliyor onlara.Ve magazin konuşulurken tepki vermeyenlerin Cumhuriyet ,Atatürk deprem gibi konuların konuşulmasına, protestolara olan tepkilerini anlayamıyorum.Bırakın fotoğraf koyan koysun bırakın düşüncesini haykıran haykırsın.Yaptınız konuştunuz da ne oldu denmesin.Varsın bir şey olmasın ama konuşulsun.Hilal Cebeci'yi konuşmaktan ,Hadiseyle olay yaratmaktan çok daha iyidir diye düşünüyorum.
Sevgilerimle...
                                                                                         Huyum kurusun



30 Ekim 2011 Pazar

Kabul buyrun döndüm gene....

       Gene oldu epey yazmayalı.Bİr arkadaşımın vasıtasıyla blogumda şöyle bir geçmişe yolculuk yaşadım.Ne mutluymuşum.Ne hüzünlü.Ne saçma sapan.Ama benmişim.
         Şu sıralar çok daha boşlukta çok daha kendimden uzaktayım.En çok kendime ihtiyacım varken.Kendimi de bıraktım.Düşünmeden yaşıyorum.Sorguluyorum zaman zaman ama cevabım yok kendime bile.Mutsuzum.Yalnızlığın dibine vurdum.Karamsarlığın içinde karanlıkta ışık bulamıyorum.Geçici biliyorum.Geçecek.Ama hasarsız değil bu süreç.Anlatamadığım çok şey var.Hayatım karman çorman ve yanlışlarla dolu.Ne yaptığını bilmeyen rotasız bir gemi.Rüzgarın savurduğu bir yaprak gibiyim.Kendime geldiğimde hangi uçurumun kenarında olacağım acaba.Kendimi suçlamaktan sorgulamaktan da sıkıldım.Yanlıştayım.Yaşamak zorundayımm...

(Dönmeliyim buraya içimi dökmeliyim.Ama her şeyi değil.Sırlarımla yanlışlarım burada olmasa da duygularımla buradayım.Bekleyin dönüyorum.)

28 Temmuz 2011 Perşembe

Eski kasetler


        2 gündür ev temizliği yapıyoruz ne bahar temizliği ne kış buda yaz temizliği işte.Temizlik yaparken evde teyipler için olan kasetler video kasetleri atari kumandaları gibi şu anda tedavülden kalkmak üzere olan bir yığın şey buldum.Şuan da hiç kullanmadığımız istesek kullanabileceğimiz ama cdler vs daha teknolojik olanları elimizin altında olduğundan kullanmadığımız evde yer işgal etmekten başka bir işe yaramayan bu nesneler gene aynı işlevi sürdürüyor.Ne zaman atabiliriz bilmiyorum.
         Hepsinin tozunu alıp geri aynı ücra köşesine yerleştirmiş bulunuyorum.Onların arasında Tarkan'ın ilk kasetlerinden birinin de kapağını buldum.:)Ablam hayranıydı hatırlıyorum kartpostallardan oluşan bir Tarkan defteri bile vardı.O kaset kapağı da ondan yadigar zaten.:)Kasetlerin bazıları üzerine başka şarkılar çekilmiş.Hatta bulamadığım bir tanesinde bizim çocuklukta kasetin üzerine çektiğimiz seslerimizde mevcut.Barış Manço'nun Dağlar dağlarını falan söylemiştik.:)İçinde ne olduğunu bilmediğimiz video kasetleri de bilinmeyen bir zamanda incelenmek üzere gene aynı yerlerine kaldırdım.:)Atari kumandaları da artık bir atarimiz mevcut olmadığından çöpü boyladı.İleride o kasetlerinde akıbeti bilinmez ama ben onların tozunu alırken garip duygular hissettim.İleride CDler flashbellekler bilgisayar vb içinde aynı hisleri taşır mıyım bilinmez.

10 Temmuz 2011 Pazar

Geri Dönüş

   Uzunca bir süredir yazmadım ve blogumu ihmal ettim farkındayım.Bu süre içerisinde hayatımda bir sürü şey olup bitti.Çoğuda güzel şeylerdi.1 haftalıkta olsa tatile çıkabilmek bunlar içinde bana en iyi gelenlerden biriydi.Şimdi tatilimin Ankara günlerini yaşıyorum.Oda güzel çünkü bu yorucu yılın ardından dinlenmek iyi geliyor.Kitaplara yazmaya film vs gibi şeylere daha çok zamanım oluyor.Bloga dönüşüm karamsar bir yazıyla olsada esasen mutluyum huzurluyum.En kısa zamanda yazı yazmaya devam etmek niyetim.Ama ben üşengeç biriyim:))

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Yeni Kayıt

İnsanlara küsmüş belki dünyaya
Kendince sebepleri var aslında
Tavşan dağa küsmüş misali
Önemi yok hiçbirşeyin
Belki hayata küsmüşlüktür bunun adı
Mutlu olması gerekeni unutmuş
Yalnızlığa insanlara takılmış
İç yüzlerini görmese mutlu olabilirdi belki
Uzunca müddet bunu da denedi
Olmuyor işte körlükte bir yere kadar
En yakın dostlarda bile bir çiğlik var
Belkide kendisindedir sorun diye çok düşündü
Değişmeyide bi dönem kafasına koydu
Ama olmuyor değişmekten mutlu olmuyordu
Sonu yazılmadı henüz bu hüznün
Ya değişecek onlardan biri olacaktı
Bu da kendini öldürmek gibi bişeydi
Başka birine dönüşecekti
Yada değişmiş gibi davranacak gene içte mutsuz olacaktı.
3. ihtimal soyluda olsa en zoruydu
Yalnızlıktı bu işin sonu...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Son

Hani hissizleşir ya bazen insan
Ben sana demiştim der bakışları cümleleri
İçinde ne kin vardır ne sevgi
Biten bitmiştir bakmamalı der geri
Göz ucuyla bakar o kişiye
Biraz merak biraz eskiye ait düşünceler
Biten sevgilerin ardından son bakış
Hissizlikle karmakarışık olmuş son çırpınış
Artık fayda etmemektir
Ne sevgi cümleleri nede bu çırpınış
Kaybedince anlayacağını biliyordum der kadının iç sesi
Ne faydaki artık geri dönüş şimdi.
İçimde bittikten sonra anlaşılmış değerin ne kalır kıymeti
Ben çırpınırken nasıl kaldınsa sessiz
Şimdi kalacağım çırpınışlarına bende sessiz

24 Nisan 2011 Pazar

3 tat 1 doku

 Sevgili deep e francesca beni mimlemişler uzun bir arada sonra bir mim yazmak iyi gelecek bana.:)
 
En sevdiğin 3 görsel:1.Manzara resimleri2.Eski fotoğraflar3.3 Baktıkca farklı şeyler görebildiğim resimler

En sevdiğin 3 ses:1.Doğanın sesi 2.Müzik gitar ve keman sesi 3.Gürültüden sonraki sessizlik

En sevdiğin 3 tat:Tatlıları severim.1.Çok susadıktan sonra içtiğim suyun tadı2.Bitter çikolata3.Üzüm

En sevdiğin 3 koku:1.Sevdiğim kişilerin kokusu2.Bebek kokusu 3.Temizliğin doğanın kokusu

En sevdiğin 3 his:1.Huzurlu bir günde esen serin bir rüzgarın yüzüne çarparken verdiği his.2.Uğraştığım birşeyin başarıya ulaştığını gördüğümdeki his.3.Çok istediğim hayal ettiğim bir şeyin gerçekleştiği anda ki mutluluk

Sigaramın dumanıda dumanııııııııı yoktur aman şu yarimin imanıııııı bağrı yanık dostlarada merhabaaaa...Boynu bükük eşlere de merhabaaaa.........Evet kaybedenler kulübü izledim 1 hafta oluyo izleyeli ama ben hala filmin etkisindeyim.Tekrar tekrar izleyebilirim bu filmi.Merhaba herkese

Kaybetmek

          Kazandıklarımıza sevinirken ihmal ettiğimiz bir şey var, kaybettiklerimiz.İnsan kabulenmesede sürekli bir şeyleri kaybediyor.Kimi zaman bir eşya.Kimi zaman bir insan, kimi zaman anlar.Kimi zaman zamanı kaybediyoruz.Bazende bizi kaybedenler oluyor.Sinirlenince bazen o beni kaybetti kendisi düşünsün diyoruz.Kaybettiklerimize üzülüyoruz kimi zaman, bazılarını hiç görememecesine kaybediyoruz.Kimilerini tamamen kaybetmek anılardan silmek istiyoruz.Bazen bir oyunda kaybediyoruz bazen aşkda da kaybediyoruz.Bazen kaybolup gitmek istiyoruz.Aslında kazansakta elinde sonunda kaybeden oluyoruz.İş de kazansak aşkda aşkda kazansak işde her şeyin yolunda giden bir hayat görmedim daha.Hep kaybetmek var hayat yolculuğunda.Bazen neyi kaybettiğimizi bilmiyoruz.Birde bir gerçek var ki kaybedince anlıyoruz kaybettiğimizin kıymetini.
          Kaybedilen olduğumuzda olur başkaları bizi kaybetmiştir biz onları.Peki hangimiz daha değerlidir bir diğeri için.Ne farkederki herkes kendi yüreğindekini bilir.Her kayıp kaybetmekle ilgilidir.İçimizde kaybettiklerimiz tamamen kaybolmazlar belki.Birer tecrübe gibidir geçmişe ait kayıp hatıralar olarak kalırlar.Sonradan kaybettiğimizi bulsakda eskisi gibi değildir hiç bir şey, kaybolan sevgidir o gitmiş yerini biraz puslu biraz buruk anılara bırakmıştır.Bazı kaybettiklerimiz acıda verir.Kaybı doldurmak yeni acılarda getirebilir.Kimi zaman ruhunu kaybetmiş gibi olur insan, yüreğini kaybettiğini düşünür.Sonra yavaş yavaş kaybettiklerinin yerine yenisi koyar.Sonra yeni kayıplar başlar.Hayat kazanma kaybetme oyunudur adeta.
          
         Hayat hep kaybetmekle ilgilidir biz ise kazanmakla ilgiliyiz...Kazandıklarımızın yarınki kayıplarımız olmaması dileğiyle sevgilerimle 
                                                                       huyumkurusun...

25 Mart 2011 Cuma

Aile sevgisi

       Bugün hayat bilgisi dersinde konumuz ailemize sevgimizi anlatmakla ilgiliydi.
Soru:Ailenize sevginizi nasıl gösterirsiniz?
Cevaplar:Genelde hediye alırım şeklindeydi.Doğum günü sürprizleri vs.Kimisi yardımcı olurum diyerek örneğin ev işlerinde annesine yardım ederek.Kimisi kardeşiyle oynayarak gösteriyormuş sevgisini.Öperim,seni seviyorum derim diyenlerde oldu.Çok duyarlı gözleri ışıl ışıl bakan ufak tefek ama dersi anlamaya çalışan, dersi dinleyen bir öğrencim var.Çok hassas duygulu bir çocuk. Öyle  ufak tefek birinden beklemeyeceğiniz ölçüde düşünülmüş cümleler kuran bir çocuk.Annesinin ufak bebeği olmasından dolayı ilgilenemediği kendinden küçük iki kardeşine de bakan bu çocuk .(Görseniz çok seversiniz )Ailesi pek ilgilenemiyor ama dersleri kendi çabasıyla götürüyor.Neden mi onu bu kadar anlattım.Çünkü nerdeyse ağlıyordum derste bugün cevapları çok duygulandırdı beni.Aynı soruya dedesine olan sevgisini şu şekilde gösterdiğini anlattı.
_ Dedem rahatsızdı.Hastaneye falan götürüyorlardı.Bizde kalıyordu.Ben çizgi film izliyorum dedem de bakıyordu.O mutlu olsun diye haber açtım dedi.
Öyle gözleri var ve öle iyi niyetli güzel anlattı ki duygulandım.)::)
       Bu ara okuma bayramı için hazırlık yapıyorum.Aklınızda fikirler varsa paylaşırsanız sevinirim.Ront olarak Nil'in "Bütün kızlar toplandık"şimdilik aklımda bakalım zamanla neler ortaya çıkacak.:):)

20 Mart 2011 Pazar

Bugünlerde böyleyim

        Yazmayı öyle özledim ki ne yazayım bilemez haldeyim.Bu arada gitmek istediğim filmlere gittim.Siyah kuğu filmi beni çok derinden etkiledi.Her sinemada olmadığından biraz gitmem gecikmişti.Ama sonunda gittim iyi ki de gitmişim.Konusu bana göre çok da etkileyici bir konu değildi ama öyle bir işlenmiş ki öyle bir oyunculuk vardı ki etkilenmemek imkansız.Ruhsal bir film olmakla beraber görsellik, sanat filmin her yerinden fışkırıyor.Bazı filmler vardır.Film biter ama sizin içinizde başka bir film devam eder işte öyle bir filmdi bu.Film bitti filmin etkisi sardı bu kez beni.İçsel düşünmeler kendimi sorgulamalar.Filmdeki karaktere kendini benzetmeler falan filan.İşte bir film böyle olmalı bence bittikten sonrada insanı etkilemeye dünya görüşünde kendi içinde bir değişiklik yapmaya itebilmeli.Bayıldım bu filme...
        İkinci olarak da aşk tesadüfleri sever filmine gittim.Ona da  dün gitmiştim.Ağladım ağlamasına oda çok güzel filmmiş.Ben beklemiyordum böyle bir film açıkçası.Kardeşimin tavsiyesi üzerine gittim.Bir ankaralı olarak filme Ankarada değilde Bursada gitmiş olmak da ayrı bir güzeldi benim için.Ankara'yı özlemişim onu fark ettim.Haftaya da gidiyorum Ankaraya bir aile ziyareti yapayım.Kardeşim üniversite sınavına girecek bir moral olayım ona.:)Bu arada otobüs firmalarında bir kampanya var Nilüfer ve Kamil koçta gidiş fiyatına hem gidip hem dönüyorsunuz yani tabi belli şartları var kampanyanın önceden almak gibi.Gitmeyi düşünüyorsanız bir yerlere, değerlendirin derim.
        Bu arada bir kitap fuarı bir de tiyatro ya gidişlerim oldu.Bir puzzle bitirdim.Okumaya geçemeyenlerde ilerlemeler kaydettim.Aşk işleri yolunda çok şükür.İşte böyle şu anlarda işler yolunda bir ara karamsar bir dönem geçirmedim değil.Alınganlıklar falan filan.Şimdi iyiyim ve blogum da açabildim daha da keyifliyim şimdi.Herkese merhaba görüşürüz görüşeceğiz görüşmeliyiz özledim sizleriiii...

Nihayett:):)

         Uzun bir süre oldu galiba ben blogumu göremeyeli.Sadece kumanda panelini görüyodum o da ara sıra.O yüzden çeşitli uğraşlarımdan sonra bloga girebilmek mutlu etti beni.Aslında bende de kabahat var.Başına bir geçipte uğraşmamıştım çünkü.Neyse mutluyum ya.Blogumun yüzünü görebildim nihayet.Sizlerinde yazılarını kısmen, okuyabildim zaman zaman ama yorum yazamıyordum.:)Neyse döndüğüme göre görüşürüz artık.):)

:(Blogumu göremiyorum.:S

Blogumu göremiyorum.Neden ya sadece yazabiliyorum o kadar.:SKumanda paneli dışında bişi göremiyorum.:SS
Bilgisi olan varsa yorumları görüyorum ama cevap veremiyorum.Yardımcı olurlarsa sevinirim.

17 Mart 2011 Perşembe

bloga giremiyorum

Nedense dns de değiştirmiş olmama rağmen blog açılmıyor.O yüzden ne olur ne olmaz bu kısa yazıyı yazayım dedim.Şimdide gidecek gibi pek açılmıyor...

14 Mart 2011 Pazartesi

Saat can sıkıntısını çeyrek geçerken...

      Saat gece yarısını biraz geçti.İçimde hiç bir şey yapmak istemeyen bir ruh var.Öle boş boş zaman geçiriyorum.Ne yazı yazmak ne de blog okumak istiyor.Ne ev işi yapmak ne kitap okumak istiyor.Hiç birşey yapmadan utanmadan bide sıkılıyor.Ey ruh çık içimden üç kere kapıyı tıklat bari bir işe yara.:)

10 Mart 2011 Perşembe

Dualarım tuttu tatil oldu.:)

           Çarşamba gününün tatil olacağına o kadar inanmıştım ki. Öncesinde halbuki hiç kar bile yoktu.Hastaydım okula gitmek ölüm gibi geliyordu.Rapor almayı da  sevmiyorum.Hastada olsa çeke çeke gidiyorum okula.Bu yüzdende tatil olsa da dinlensem diyordum.O gün salı günü ,buna o kadar inanmıştım ki çocuklara tatil olursa dersleri ihmal etmeyin dedim.Fotokopi ödevi bile verdim.:)Çocuklarda "Tatil mi olacak?" dediler bir heyecanla. Yok ,bilmiyorum kar yağarsa olur belki diye söylüyorum dedim.):)Ve nitekim akşam saatlerinde başlayan kar, yağdı yağdı sokakları çatıları doldurdu.Ve halada yağıyor.:)İşin iyi tarafı yarında tatilmiş.Bakarsınız bu gidişle cumada tatil olur.
          Öğrenciyken bile bu kadar sevinmezdim kar tatillerine.)::)Neyse işte duam mı tuttu karın yağacağımı vardı bilmiyorum ama isteğim oldu çok mutluyum.:)Ayrıca iyileşmeye de başladım.Boğazlarım düzelmeye başladı.
          Hazır kardan sözü açmışken öğrencilerime mevsimleri anlatıyordum.İlkbahar ayları mart nisan mayıstır.Diye öğretiyoruz ya.Gözleri parlak parlak bakan benim akıllı öğrencim. 
-Öğretmenim mart ayındayız ama hava kış gibi. 
Tabi o tam olarak böle soramadı ama ben anladım bunu demek istediğini.:)İşte böleyken böle akıllı, düşünen çocuklar çok mutlu ediyor beni.Aferin ona...

5 Mart 2011 Cumartesi

Bahar(hapşuuu)

   Hapşuuu..... Genelde herkes sever baharı.Bende sevenlerdenim.Ama insan sevenine böyle yapar mı bahar.Hasta ediyorsun beni.Alerjim tutuyor.Burnum boğazım kaşınıyor.Gözlerim yanıyor.Ve en kötüsü sürekli hapşuruk.Bu sene erken geldi bu alerji çiçeklerin açmasını bile bekleyemedi.Bahar ben seni sevdim diye sen de beni sevecek değilsin ya olsun hasta et bakalım...hapşuuuu...

Bahar
Aşk mevsimi derler sana
Çiçekler açmaya kuşlar cıvıldamaya
Senle başlar bahar
Mevsim sen olunca
Kıpır kıpır olur insan
Birine birilerine aşık olmasa da 
Doğaya aşık olur
Hele birde birine aşık olursa
Tadından yenmez olur
Ah bahar alerjim olmasaydı
Daha bir severdim seni
İster istemez zorluk çekiyorum şimdi
Yanımda mendil burnum da kızarıklık
Boğazlarımda kaşıntı
                                                        Olsun seviyorum yine de seni
Çok seviyorum seni bahar
Mevsim sen olunca
Kendimi doğada buluyorum
Havalara kapılıp
Bende seninle coşuyorum
Seni seviyorum bahar
Sen geldin oldu içimizde bahar...