Sayfalar

28 Ocak 2011 Cuma

Yolcudur huyum bağlasan durmaz:)

           Bu yazıyı okuduğunuzda ben çok uzaklarda olucam.Örneğin yarın okursanız Ankarada bugün okursanız Bursada:):)Yarın karneyi dağıtıp hızlı tren hızıyla Ankaraya doğru yol alacağım.:)Sevgili blogdaşlar okuyucular röntgenciler falan filan her neyse bu yazıyı okuyorsanız şayet uyarayım.Başlangıcından da belli olduğu gibi biraz geyik havamdayım.Biraz dedimse de sen gene de inanma.Bu kıyağı herkese yapmam sevdiğimden yaparım.Evett gelelim sadete o da neydi derseniz zatı muhterem google amcaya sorabilirsiniz.Google amca dedim de kaç yaşındaki acaba google diye de düşünmeden edemedim. Kime soracam. Onuda soracam tabi biz zati kendisine.:)
          Yarın benim afacanlar ve afacan olmasa da bıcırık olan miniklerim karne alacaklar.Onlara birer kırmızı kurdele ve kalem hazırladım.Onlar gibi bende heyecanlıyım.Karne vereceğimden değil.:)Ailemin yanına gidecek olmamdan dolayı tabiki:)Bu dönem öyle yoğun geçti ki evi çok özledim.İki evli,bekar bir insan olarak iki evimi de özlüyorum.O nasıl mı oluyor?Anladınız siz onu:(Biri ailemin evi diğeri ise kendi oturduğum ev ikiside evim gibi):)Hoş kiracıyız bu dünyada orası ayrı:):)
          Şimdi tatilde bol bol nete girerim sanıyorsanız biraz yanılıyorsunuz.Kitap okuyacam dinlenecem nete de girecem elbette.Bizimkilerin sitem dolu ifadelerini görmemek için biraz az takılacam nette.Onlara vakit ayırıp.Kaçamak zamanlarda bloga bakacağım.:)Ee zaten benimde 2. dönem için çalışma falan araştırmam gerekiyor dimi ama:PP::)Annemden vakit bulursam ve diğer net severlerden sıra  gelirse.Sıramı bekleyip bloga bakacağım.:)He bir de gizli bakmam lazım annem o iç karartıcı şiirleri ve yazıları okursa kalpten gider maazallah.:)Arada duygu seline boğulup face e hafif bir cümle kondursam amanın hemen bir telaş yapıyor.:)Kocaman insan olsak da anneler değişmiyor:):)
         Bu da Bursada ki ve canım masaüstü bilgisayarımdaki son yazım olsun.:)Ankarada yeni maceralarla karşınızda olacağım.:)Beni bekleyin anacığım...:):)(Oya Başar'ın unutulmaz repliği olacak o kadardan.:))

Bu arada başta merak ettiğim google'un yaşı sorusu:27 eylül 2010 da 12 yaşına basmış.Kaç yılında doğmuş hesabını da size bırakıyorum.Bir öğretmenden size matematik problemi ehehe:)Bu arada ne amcası be çocuk o daha çocuk:))12 yaşında çocuk bizden çok şey biliyor.Utanalım en iyisi biz.Yada ben gidiyim en iyisi daha fazla saçmalamadan:):)

Öğrencilerim son hafta görüntüleri flash flash :):)








26 Ocak 2011 Çarşamba

Tv de bir programa rastladım

Tür:Saçmalardan seçmeler şiire yakın kafiyeli bir atmasyon

Tamamen yaşanmış gerçek hayattan alıntıdır.:)

 Tv de bir programa rastladım

       Geçen gün Tv'ye baktım.
       Keşke bakmaz olaydım.
       TNT'ye bakakaldım.
       MehmetAli'ye orada rastladım.

                         Yeni bir programdı bu.
                         İlgimi çekti bir baktım durumu.
                         Programı izledikçe şaştım.
                         Şaştım şaştım afalladım.

      Bir erkek yayılmış koltuğa.
      Kıro maço arası bir poz konumunda.
      Dizilerdeki jönler gibi
      Kurum kurum kurulmuş koltuğa.

                       Kızlarda dizilmiş arkasına
                       Türlü türlü saçmalıklar bir arada.
                       İsmail Türüt de konuk bu arada.
                       Mehmet Ali gül geç yapıyor kendi çapında.

     Önce bir kız yüzük hediye ediyor çocuğa.
     Saçma geliyor herkese, bence de bu mantıklıca
     Sonra kız açıklıyor sebebini
     Tek taşımı kendim aldım diyor kurumluca.

                     Bir sonraki ne hediye ediyor dersiniz.
                     Masaj yağı çıkıyor afederssiniz.
                     Sonra geyikler dönüyor tabi.
                     Kızın niyeti gayet ciddi tabi.:P:)

     Sonra yeteneklerini sergiliyorlar.
     Kimi roman oynuyor
     Kimi göbek atıyor
     Bir birinden iğrenç o danslar seyrediliyor.

                    Şaştım kaldım bakakaldım.
                    Güzel ülkemde bunlara da rastladım.
                    TNT filmlerini severdim.
                    Şimdi bu programla seviyeye şaştım.

    Suçlu kim bilemedim.
    Programı kimler izler bilemedim.
    Bende şaşırıp izlediysem
    Belki de amaç budur dedim.

                   Tv böyle imiş arkadaşlar.
                   Son günlerde bana hep net paklar.
                   Ne zaman Tv ye baksam
                   Bütün saçmalıklar bana bakar.


Aşk-ı Şiir

           Bu şiiri 5,6 yıl önce aşkla ilgili pekte bir fikrim yokken yazmıştım.Sevgili deep eski şiirlerimden paylaşmamı istemişti.Bende düşündüm taşındım.Bunu yayınlamaya karar verdim.İçlerinden seçmek biraz zor olsa da bu şiiri severim.Umarım sizde seversiniz.

Aşk-ı Şiir

Hep aşk mıdır şiir yazdıran?
İnsanı yazmak için zorlayan.
En çok aşk şiiri yazar her şair.
Sebebiyse, en çok yaralayan olmasıdır kim bilir.
Belkide açıklanamaz olmasıdır aşkı önemli kılan.
Paylaşılması mümkün olsa da kimseye açıklanamayan.
Yaşadıkların hep sana özeldir.
Kimse bilmesin istersin.
Sence bu daha iyidir.
Aşkı yazdım ben de her şair gibi
Aşkın olup olmadığını bilmeden yazdım.
Belkide yaşamak istediğimden yazdım.
Yazdım işte her şair gibi aşkı yazdım.

25 Ocak 2011 Salı

Bir Hafta Sonunun Ardından

          Hafta sonu evde olmadığım için pek nete giremedim.Pazartesiyle işler öyle bir üstüme üstüme geldiki hala koşuşturuyorum.Bloga girmekde çok zor olmaya başladı.Okumak ise çok zor oluyor.Bu yüzden yazılarınızı kaçırıp okuyamadığım oluyor kusura bakmayın.
          Hafta sonu  İstanbul'a gittim.Daha önce bir yazımda İstanbul'a gideceğimi söylemiştim.Korktuğum gibi olmadı güzel eğlenceli bir geziydi.Anılar mekanla birlikte daha belirginleşse de yeni anılar oluşturmayı başardım.Eğlenceli maceralı anlatması uzun bir hafta sonu geçirdim.Cumartesi akşamı İstanbuldan kardeşimin yanına bir geçiş yaptım.Bir müddet de onda kaldım.Pazartesi sabah yola çıktım eve şöyle bir uğrayıp okula geçtim.Üstelik nöbet günümdü.:S Çok yorucu bir günün ardından eve geldiğimde yemeği yer yemez uykunun yolunu tuttum.Zaten sabaha kadarda uyudum.Sabah çarpıcı bir haberle telaşlı geçti.Müfettişler gelmiş.Okula gitmeme az kalmıştı ki doldurduğum ölçeklerden birinin kaydedilmemiş boş göründüğünü gördüm.Yani kısacası birde onun telaşını yaşadım neyse ki okula erken gidip tamamladım.Müfettiş sınıfa girer girmez benim sınıfıma geldi.Acelesi varmış 10 15 dk durdu durmadı gitti.Evraklara bile doğru düzgün bakmadı.Kısacası ne biçim bir teftişti bu.Ne çocuklara okuma yaptırdı ne soru sordu.Sadece biraz dersi izledi.Biraz dosyayı inceledi.Evrakların çoğunluğu ise bilgisayardaydı.Onlara bakmadı söylememe rağmen ve çıktı gitti.Neye göre not verecek hiç bilmiyorum.İşin komik yanı çocuklar bu amca ne yapacak gibi sorular sormalarıydı.Halbuki 2 dk önce demiştim.Müfettiş gelebilir size soru sorabilir diye.Ama herkes gibi tembihler yapmadığım için olacak.Çocukların tepkileri oldukça komikti.
           Ve akşam yapacağım işlerin bir listesini yaptım hangi birini yetiştireceğimi bilmiyorum.Okul işleri bir yandan,ev işleri bir yandan hangi birini yapsam bilmiyorum.

23 Ocak 2011 Pazar

Karalama Defterim(şiir)

Karalama Defterim
Meğer dolmuşta içim
Yazamamışım sayfalara
Seni aramış kalemim
Benim sevgili karalama defterim.

Özlemişim seni
Ruhumu dinleyen beyaz tenini
Soğukda olsa samimisin.
Ben yazdıkça benleşirsin.

Kimseye olamadığım kadar bensin
Yüreğimden kopup çizilirsin.
Seni seviyorum karalama defterim.
Ruhumun ilelebet kahinisin.

Senden başka bilemez kimse beni.
Senin kadar içselleşemez hiç biri
Sen başkasın karalama defteri
Her şeyimle bensin,olduğum gibi

Saçmalasam atıp tutsam
Yeri gelip seni karalasam
Hep dönüp dolaşıp, geleceğim yersin
Çünkü sen bensin karalama defterim...




21 Ocak 2011 Cuma

Üşüyorum (şiir)

   Üşüyorum                                                         
Üşüyorum....                                                       
Hem bedenen hem ruhen.                                     
Üzerimdeki üşengeçlik,                                         
Sadece duygu esintisinden                                     
Bu üşengeçlik beni öldürür.                                  
En azından hasta eder şimdilik.
Üşümekteyim üstümde eksik kıyafet                        
Üşüyorum ruhum eksik bedenden...                         

                                   

Yazmalıydım tutamadım kendimi....

               Şuanda uzun bir yazı yazmak istiyor ruhum ama çokda uzun yazmayacağım saat geç oldu.Bu blogu anılarımı hatırlamayı sevdiğimden açtım aslında.Bir çok yazdığım şiir cümle,saçmalık,arkadaşlarda notlar hatıralar.Ufak tefek ama değeri büyük eşyalar ve yazılmış kağıtlar.Onları karıştırdım bugün.Bu blogun o karalamalardaki gibi olmasını istemiştim.Pekde istediğim gibi yazamıyorum şu günlerde.Önceleri birileri okusun istedim.Çokda güzel oldu yanlış anlamayın.işte tamda bu nedenden küçüklüğümden beri yanlış anlaşılma korkumdan ve her zaman insanları kendimden fazla önemsememden kaynaklı olarak, ruhumu yazılarıma dalga geçişlerime pek veremez oldum.Yani umursamaz kim ne düşünür diye düşünmeden yazamaz oldum.Yorumlar o kadar güzel ki, ama yorum görme yada ne bileyim okunmuş mu beğenilmiş mi kaygısı gütmeye başladım.Oysaki en başta sadece kendim için yazmaktaydım.Halada öyle.Sevdiğim insanlar edindim kuşkusuz.Yazdıklarım insanlarda ne tepkiler doğuruyor bunu gördüm.En güzeli empati kurduk, yaşamlarımızda duygusal bağlar oluşturduk şu sanal ortamda.
          Ama..Sanal ortamlar beni hep korkutmuştur.Sebebini daha ayrıntılı anlatırım birgün.Çok samimi gerçek kırılgan vede iyi niyetliyseniz.Her an herşey sizi  üzebilir.Ben artık daha kendini koruması gereken bir insanım.Eskiden hep güçlü olduğumu düşünür daha savunmasız davranırdım.Gerçek yaşamımda çok fazla darbe almıyorum aslında.Alsamda savunma mekanizmam erken uyanıyor.Yada içimi çok yanlış insanlara dökmüyorum.Şanslıyım iyi insanları seçebiliyorum.Ama sanalda bilemiyosunuz.Kim gerçek yada kim olduğu kişi.Gerçek hayatta belkide tam olarak duygularınızı bilmediğinden bu kadar özel kimse tanıyamadığından olsa gerek. Tanıyanlarda zamanla ve özenle seçildiğinden pekde olumsuz olaylar yaşamıyorum.
            Burayı çok sevdim.bundan sonrada kim ne düşünürü pek takmayacağım aslında.Ben saçmalarım sık sık.Bazen boşveririm bazen böyle derinlere dalar boş kuruntular yaparım.Bazende vs vs Neysem oyum.Başlangıç nedenime dönüyorum.Yazmayı seviyorum geleceğe yönelik kalıntılarımı buraya bırakıyorum.Sizlere güveniyorum.Ama gerektiği kadar.Sahte çok insan gördüm beni affedin sözüm bu kadar...
                                                                                                                                    huyumkurusun...

19 Ocak 2011 Çarşamba

İstanbul'a Gitmek

İstanbula gidiyorum.Gözlerim kapalı:)

Bir zamanlar  çok gidip geldim İstanbul'a.Pek iyi anılarım yok malesef İstanbulla ilgili.İstanbul ki üzerine ne şiirler ne kitaplar yazılmış bir şehir.Bana da şiirsel geliyor zaten.Farklı bir büyüsü var gibi.Birde İstanbula giderken bindiğim feribotdan bakmak öyle büyülü hissettirir bana. Soğukda olsa ille çıkıp bi denize merhaba diyeceğim.Yıllarca Ankarada yaşamış büyümüş olduğumdan denize özlemle büyüdüm.Bu sebepten hala denize bakmak hoş gelir.Gözüm deniz bitinceye gözükmeyince kadar denize baka kalır.Ankarada yada deniz olmayan yerlerde büyümüş insanlar beni daha iyi anlayacaklardır.
       Bu hafta sonu üniversteden sevdiğim bir arkadaşımla İstanbulda buluşacağız.Ve gezeceğiz bakalım.Keyifli olacağını düşünüyorum.Bir yandan da, sizden saklamayacağım, içimde tuhaf hisler var.Hatırlamak istemediğim o yaşanmışlıkları geride bırakmışken hatırlayacak olmak beni rahatsız ediyor.Belki gitmemeliyim.Ama ben hep korkularımın üzerine gitmişimdir bu güne kadar.Karanlıktan korkuyorsam karanlığa doğru yürürüm mesala.O korkuyla yaşamaktansa korkulacak birşey olmadığını görmek isterim.Her defasında işe yaramıştır.Bu seferde işe yarar umarım.İstanbul'u hafızamda güzel hatırlamak için bir başlangıç olur belkide.:)
Ne annemin ölümlerden döndüğü o günleri hatırlamak istiyorum nede hayatımın hatası o insanı neyse işte.Belkide hiç birini hatırlamam, o büyülü şehir unutturuverir...

18 Ocak 2011 Salı

Yumuşakge Ğ

            Korkulu rüyam yumuşak g yi bugün öğrettim.Ama nereden bilirdim ki önce velilere öğretmem gerekiyormuş.
            Son yıllarda sesle öğretim sistemine geçildiğinden her harfin sesini tek tek çıkartarak öğretiyoruz.Yani bizim zamanımızdaki Ali ata bak gibi fiş cümleleri tarih oldu.Bu sistem iyi mi kötü mü tartışılır ama.Bu sistemde öğretilmesi en zor harf yumuşak g.Sesini çıkartmak çok zor.Hissettirmek için harcadığımız tüm çabalara rağmen ya h ile yada g ile karışmakta.Çoğu zamanda okurken es geçiyor çocuklar, uyanıklar tabi:)Yanlış okumaktansa okumayayım diyorlar.Ama ben yermiyim yemem tabi:P
           Çok komik bir telefon konuşması yaşadım az önce.Olay daha taze son dk haberi yani:)Verdiğim ödevi çalıştırırken nasıl okutacağını bilemeyen bir veli aradı.Yumuşak g yi nasıl okuyacağını soruyor.Gelecegiz mi yoksa gelecekiz mi diye dedim ikiside değil.Anlatmaya çalışıyorum telefonda, çok komikti.Sesi çıkartıyorum e anlamıyor kelime içinde örnek veriyorum yok olmuyor.En iyisi dedim siz diğer şeylere çalıştırın yarın ben bi okuturum ona:):)Yanlışı düzeltmek daha da zor çünkü:DDYarın yine yorucu bir gün beni bekliyor.

16 Ocak 2011 Pazar

Soru cevap(mim)

     Mr.E beni mimlemiş bende şimdi cevaplıyorum bakalım nasıl cevaplar çıkacak    ortaya.:)


  *En sevdiğim kelime?
   Huzur

 
*En nefret ettiğim kelime?
   argo ve küfür içeren kelimeler


 
*Ne sizi heyecanlandırır?
   yeni şeyler öğrenmek daima heyecanlandırır beni.

 
*Heyecanınızı ne öldürür?
  Engellerin çıkması şevk kırıcı insanlar.Ama çokda istiyorsam hiç bir şey öldüremez.

  *En sevdiğiniz ses?
  Bazen sessizliğin sesi


 
*Nefret ettiğiniz ses?
  Gürültü anlamsız sesler(Öğretmenseniz en önemli kirliliğin gürültü kirliliği olduğunu      düşünürsünüz.Cinnet geçirtebilir çünkü insana)


 
*Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
  İşe yaramadığımı  düşündüğüm bir meslek yapmak istemezdim.
  Magazin muhabirliği olabilir.

 
*Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz?
  Işınlana bilmek isterdim.İstediğim zaman istediğim yerde olmak güzel olurdu.Ama böyle bir yetenek yok işte.Var olan bir yetenek seçmem gerekirse yediği halde kilo almayan şanslı insanlardan olmak istiyorum.:)


 
*Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz?
  Kimseyi ben kadar tanımadığım için bir şey diyemeyeceğim.Kendim olmayı yeğlerim her zaman.


 
*Nerede yaşamak isterdiniz? 
  Yaşadığım şehri seviyorum.Ama Ankarayıda özlüyorum işte öle gidip gelmeli iyi böyle memnunum.Ama kira problemi olmayan kendime ait bir evinde özlemini çekmiyorum desem yalan olur.Şöyle bahçeli bahçesinde ektiğim çiçekler emek verdiğim bir yer olmasını isterim.



 
*En önemli kusurunuz nedir?
  hım en önemlisi mi?Seçmem lazım sanırım ayrıntıcı olmam olabilir.


 
*Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?

 
Soğuk espiri yapmaya bayılırım.Çevreme hayli zarar versede onların yüzünün o hali bana bayağa bir keyif veriyor.En zevk aldığım zamanlar şöyle oluyor.Bir laf dönüyor ortada şimdi ben buna bir espiri yapardımda neyse diyorum.Haliyle merak ediliyo.Sölediğim an neden sordum sanki diyen o bakışlara bitiyorum.)::)

 
*Kahramanınız kim?
  Babam olabilir .Ama esasen kahramanım yok benim.Kendi kendimin kahramanı oldum diyebilirim.Bu hayatta mücadele etmek gerekiyor kendi ayakları üzerinde durabilmek gerekiyor.Bazen yorulsamda Batman'in Robini gibi bir yardım muhakkah geliyor.
 

 
*En çok kullandığın kötü kelime;
   Manyak mısın?:):)


  
*Şu an ki ruh haliniz;
   Keyifli notları vermiş olmanın, işlerimi halletmiş olmanın bir huzuru var.



  
*Hayat felsefenizi hangi slogan özetler? 
   Bırak bu ayakları uçmayı dene:):)Başkası olma kendin ol.Eee  bunları özetlersek Kendini kısıtlama ve daima kendin ol.

  
*Mutluluk rüyanız nedir? 
  Aşk ve huzuru yakaladığım bir hayat.


 
*Sizce mutsuzluğun tanımı?
  İnsanın hayatta hiç bir emelinin kalmamış olması ve hayatının sonuna geldiğinde hiçbir şey yapamamış olmasıdır.

 
*Nasıl ölmek isterdiniz?
  Ecelimle:)Acı çekmeden arkamda acı bırakmadan sessiz sakin yatağımda.


 
*Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz?
  Kulum artık sonsuz huzura hoş geldin.İyi bir kul oldun her zaman.:)

 mimlenenler:)Girlythings,Hayal@,İnanırsakolurbence,Sylvie  Ribel,Drukiyyes,Francesca,Arya in neverland,Karanlıktaki Yabancı

 

Kadın ve Şiddet

          Hayal@'in verdiği konular2 konumuz:Kadına şiddet Bu konuya özenmem gerektiğini düşündüğüm için hemen yazmadım.Aslında daha da bekleye bilirdim ama duramadım yazıyorum işte.:)

           Bu konu gerçek bir toplum yarasıdır okuyucu, nasıl yazacağıma karar veremedim o yüzden.Şiddet görmedim ama bu toplumda yaşayan her insan gibi çeşitli insanlar üstünde gördüm.Ve her an görebiliriz aslında.Şiddet görmemişlikten kastım bir fiziksel darbe almadım ama şiddet aslında hepimizin yaşadığı bir durum.Bağrılma vs. Kadın olduğunuz için güçsüz olduğunuzu düşünen, fiziksel güçlerini güç sanan bir çok insanda gördüm yani.Kadına şiddet kadar şiddetin kendisi zaten başlı başına bir konu.Çocuğa şiddet kendine  başka insanlara sürekli şiddet hayatımızda.Tvlerde radyoda içimizde her yerde.Güçsüz insanlara karşı daha çok uygulanan, fiziksel olarak üstün olunan her durumda kullanılan ,aslında aciz insanların baş vurduğu bir durum.
            Kadınlar maalesef toplumumuzda ve geri kalmış tüm toplumlarda ezilmekte.
Aslında bu durum tiyatroda tv de süreklide işlenmekte bir zamanlar Yasemin Yalçın'ın tiplemesi vardı hatırlarsınız.Sevgili Kakılmış İtilmiş tarafından sürekli şiddet görmekteydi.Ve sürekli sömürülmekte.İsimlerindeki anlamı bile şimdi düşünüyorum o zamanlar çocuktum çünkü.İtilmiş toplumdan belkide itilmişti bu duruma.Ondan mı adı itilmiş acaba.Kakılmış babası ,kocası ve toplum tarafından bu duruma gelmiş.Sürekli kakılan bir kadın.Aralarındaki şiddeti yıllarca gülerek izledik.Güldük acınacak halimize toplumca.Şimdi ben bu yazıyı yazarken kim bilir kaç çocuk kaç kadın şiddet görmekte.Aile içi şiddet şiddetin en kötüsü bence.

            Toplumda en ağır yarayı hep kadın almakta kadın programlarında bile bunu görmekteyiz.Kadınların izlemeye mecbur bırakıldığı o programlar.Her biri bir felaket.Bazen böyle gözüm takıldığı oluyor.Ülkemde neler oluyor diye şöyle bir bakıyorum.Moralim bozuluyor pek fazla tahammül edemiyorum.Geçen gün gene gözüm Müge Anlı'nın sabahları yayınlanan şiddet cinayet dolu programına takıldı.O programa fazla maruz kalırsanız bence paranoyak olmanız en hafif hasar olur .Fazla maruz kalmayın yani.:)anladığım kadarıyla 16 yaşlarında evlendirilmiş 2 kadın bir sürü çocuk.Bu iki kadın,internet macerası yaşamış 27 yaşlarına gelmiş 2 kadın olmuşlar.Nasıl hakaretler gördüler anlatamam.Ama asıl hakaret görmesi gereken bence o hakaretleri düşünmeden yapan programcı olmuş biri avukat olmuş 2 beyin.Onlar bir hata yapmış anladık bu kadar hakareti onlardan önce bu duruma nasıl itilmişler anlamış olmak gerekmez mi?Ama kim uğraşacak derine inmeye şöyle toplumun istediği şekilde yadırgayalım biraz reyting biraz karalama hepsi bu kadar.Ve düşünmeden edemiyorum aynısını bir erkek yapmış olsa programa konu dahi edilmezdi.

        Bir video vardı o geldi aklıma hani erkeklerin kadın kadınların erkekleri canlandırdığı çok doğru bir konuya parmak basmış o video tık tık

             Kadınlar toplumumda ezilmiş eğitim hakları ne gerek var diye engellenmiş bir kısmı zorla evlendirilmiş bir kısmı her bir eziyetten nasibini almış olan kadınlar.Bunun yarı  sıra eğitilmiş ama genede şiddet görmüş kadınlar.Şiddetten utanan bunu saklayan kadınlar.Çaresiz kalmış gidecek yeri olmayan katlanan kadınlar.Korkmuş olan kadınlar.Ne diyebilirim ki sadece bir umut vardır daima bir dur deyin diyebilirim.Kendinize güvenin diyebilirim.Muhakkak yapılacak bir şey vardır diyebilirim.Şuursuzca çekmeyin sizinde bir şahsiyetiniz var diyebilirim.Ama sesimi duyurabilir miyim bilinmez...

              Zaman zaman bir veli görürüm bazen çocuktan duyarım .Bazen kendi anlatır bazen gözleri.Bazen bir insandan duyarım bazen en yakınımdan duyarım çok şaşırırım inanamam ama gerçek bu kadın ve şiddet....

        Bu konuda yazılacak o kadar çok şey var ki hepsini şimdi yazmıyorum.İleride belki birgün yazarım yazmam lazım.Şiddete hayırın en güzeli kalemle olanı...Filmleri de es geçmemek lazım Sorayayı Kurtarmak filmi müthiş bir film bu konuda izlemenizi tavsiye ederim .Bir çok kitapta var tabi şimdi hatırladığım Leyla adlı bir kitap var okuyun izleyin ve sağlıcakla kalın şiddete maruz kalmayın...


15 Ocak 2011 Cumartesi

Makyaj yapma(ma!) serüvenim(mim)

Francesca beni hiç de alakam olmayan makyaj konusunda mimlemiş.Ama alakam olmaması bir şeyler söyleyemeyeceğim anlamına gelmesin..Ve başlıyorumm.
Hayal kurulur.
      Hastane koridorlarından yürüyorum.Önüme Dr Palavranın odası çıkıyor.Geldim.tık tık içeri giriyorum.Buyrun diyerek güler bir yüzle bir bayan karşılıyor beni güzel ince sesli huzurlu bir sesi var.Oturduğum koltuk deri gıcır gıcır ötmeyen türden.O tür koltuklar hani gıcır gıcır ötenler sinirimi bozmuştur bunlar onlardan değil Allahtan.Ve konuşmaya başlıyoruz.Ve klasik soru geliyor.(Test sorusu olsun diyecek oluyorum:P:P İğrenç olsa da bunu da bil okuyucu çok severim soğuk espriyi ben )
Dr palavra:Çocukluğunuza inelim diyor.Ve o filmlerde ki koltuğa uzanmamı istiyor.Ve çok sakin bir sesle konuşuyor benimle.Uykum geliyor çaktırmıyorum.:)
       Bu soru çok geniş kapsamlı geliyor bana hangi çocukluğum kaç yaşındaki mesala.Ve çocukların bir sorusu geliyor aklıma gülümsemeden edemiyorum.Öğretmenim çocukken kaç yaşındaydınız?bu soru gerçekten soruldu bana sayın okuyucu:)sonra konunun mim olduğunu hatırlıyorum bu kadar uzatırsam öykü kurgu içinde boğulacağımdan korkuyorum ve nihayet konuya dönüyorum.
            Ben çocukken efenim öle her kız çocuğu gibi süse meraklı bir tip değildim.Topuklu terliklerimiz vardı kardeşimle benim onun tık tık çıkan sesini sevdiğimden giyerdim.Ama öle işte doğalı sevdim hep.Gençlik yıllarıma doğru makyaj malzemelerinden şamata yaptım yüzümü gözümü maskara yapıp evin içinde dalga geçtim.Ama gel gör ki ne benim kız kardeşim gibi süslüydüm nede ablam gibi işte ben ortada kalmış doğal olmayı spor giyinmeyi rahat giyinmeyi seven biri oldum.Bu taa çocukluğuma dayanıyor.Bir ilkokul öğretmenim vardı acaba onun yüzünden mi soğudum diye düşünemeden edemiyorum.Sarı boyalı saçları kıvırcık, kırmızı ojeli gıcık bir kadındı.Belki de ondan soğumuşumdur.Bak hala ojeden hiç haz etmem.Hele ki kırmızıdan.Ama biliyorum ki arkadaşlarım kardeşim bayılırlar kırmızı ojeye.:)Sonraları her insan doğar büyür vs si oldu büyüdüm.Üniversiteye başladım. İnanır mısınız makyajla aramda Türkiye ile Avustralya kadar uzaklık mevcuttu.Çok nadir belki düğünlerde teşvikle yapmışlığım olsa da hiç kendimi makyaj yaptığımda kendim gibi hissedemedim.Bundan ötürü yapmadım belkide.Bir arkadaşım vardı.Üniversitenin 3. yılında bizim yurttaki odamıza çöm olaraktan teşrif etmişti.Çabuk ısındık çok geveze olduğu kadarda eğlenceli bir tipti.İşte sayın okuyucu bundan bizene diyorsun belki.Ama dur sabret yahu.Makyajla beni daha bir yakınlaştıran insandır bu insan.Bu insan ki göz kalemlerini gözüme çekmiştir.Çektiği zamanlar gözümü nasıl tutacağımı kıpırdatmadan duramayışlarını hatırladım bak şimdi.Duygulandım gözlerim yaşaracaktı son anda durdurdum makyajım akmasın:P .(Francesca iyiki mimlemişsin geçmişe bir yolculuk gibi oldu bu bana.)İşte öle böle zorla morla sürerken öğreni verdim bende.Öğren cebinde dursun derler ya öğrendim cebimde duruyor.İstediğim zaman yapabiliyorum hiç olmazsa.Ama hala ruju pek beceremiyorum sürmeyi.Her şeyin bir kritik zamanı var kritik zamanında öğrenemedik bunları.Öyleyken böyleyken kalem sürdüğüm zamanlarda altında bir şey aranmasından rahatsız olup onuda bıraktım.Normalde yapmayıp birden yapınca bu makyajı herkes altında bişey arıyor.İnanır mısın öğretmen oldum hala değişmedi bu durum.:)En son makyajı 24 kasım öğretmenler gününde yaptım.Aldığım yorum şuydu sen mi yaptın (inanamaz bakışlar)Evet ben yaptım.Güzel olmuş.Normalde yapmıyorsun türü cevaplar.Makyaj benim dünyama nedense giremedi.Sebepleri arz edecek olursak.
1Aynadaki kişi ben değilmişim gibi hissetmem.
2.Yüzümü rahat rahat yıkaya bilmem.Makyaj akacak derdi olmaması.
3.Tembel olmam.:)
4.Makyaja ihtiyacın yok gibi cümleler duymam:)öhöhm öhmh(utangaç ifade:)
5.Arada bir yapınca vay be güzelmiş imajı yaratması:P
Son iki madde geyik amacıyla yazılmıştır.Öle bir iddiam yok efenim.Makyaj yapmasamda kişisel bakım ürünlerini yaz falan demişti francesca sabun şampuan diş fırçası diş macunu tarak parfüm falan bunları yazıp rezil mi edeyim kendimi francesca el kremi bile pek kullanmıyorum.:)yüzümede öle maskeler değişik sabunlar falan kullanmam yani.Başka ne vardı ki kullanılan aklıma gelmiyor şimdi.Ama evde makyaj malzemesi bulunur bulunmaz değil.Ama kullanan yok zavallıları çoğunlukla kardeşime devrederim.Yada bir gün kullanılır umuduyla dururlar.Sonra zamanları dolar çöpü boylarlar.Bugün girdim gene bir kozmetik mağazasına dudak koruyucusu rujlardan alacak oldum daha önce alıpta kullanmadıklarım aklıma geldi.Almadım yani.İşte böyleyim ben.Doğalı seven makyajı pek bilemeyen.Ama yapan güzel bayanları takdirle karşılayan.Sevgiyle kalın makyaj yapın. Benide böyle aranıza alın:):)

Gelelim kimi mimleyelim:
İnanırsak olur bence
Liella
Sadece Ben(emel)
Turuncu Masallar(pınar)
Körebe
Deep senide mimliyim mi?Makyaj yapmasanda ben gibi düşüncelerini yazarsın neyse sana bırakıyorum  istersen yaz.:)

12 Ocak 2011 Çarşamba

Karmançorman şarkılar(mim)

Karanlıktaki yabancı Benim isteğim üzerine yapmış olduğu enteresan çalışmasını mim haline getirdi.Ben çok mutlu oldum bu durumdan.Çünkü hayatım boyunca şarkıları hep birbirine katmışımdır kasıtlı olarak olmasa da uydurmuşumdur nedense.İşte bu sebeple bu mimi yazmak benim için kolay ve eğlenceli olacak.

Şarkılar ne söylüyor 1:

En doğru zaman
Yolcu yolunda gerek 
Gidiyorum ...
Sil baştan başlamak gerek bazen 
Yeni bir hayat kurdum.
Duvarları maviye boyadım.
Senden daha güzel.
Kız çok güzen latif şirin.
Elimde değil.
Sen bana fazla iyisin.

Şarkılar ne söylüyor 2:
Aşağıda 2 kişinin ayrılma sürecindeki konuşmalarını şarkılardan dinleyeceğiz.:)

A:  Söz vermiştin bana.
B:  Elbette
A:  Hani benim olacaktın.
B:  Kim bilir.
A:  Korkularda benim umutlarda beni bırakma.
B:  Ayrılmalıyız.
A:  Bu sabahların bir anlamı olmalı.
B:  Geç bunları.
A:  Bir zalim ocağında sevdam ağlıyor.
B:  Banane banane  
A:  Dön bana

B:  Dönülmez akşamın ufkundayız.
A:  Bu aşk fazla sana.
B:  Eyvallah Yolcu yolunda gerek...

Şarkılar ne söylüyor 3:

Denedim sonu yok bu aşkın.
Sevdim ama sonu yoktu.
Zor olacak ama gidiyorum.
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek.
 İşte gidiyorum yol ayrılmış gidiyorum.
Al elini kalbime koy işte gerçek bu.
Gün gelirde unuturmuş insan.
Mutlu ol iyi bak kendine.
Hoşçakal...(İç ses:kaldı geriye cevapsız sorular...)

         3 tür ayrılma biçimini şarkılardan dinlediniz.Şimdi sıra mimlenecek olanlara geldi.
             Deep , hayal@,Delirapunzel,Ve mimlenmek isteyenlere gelsin:)

11 Ocak 2011 Salı

Masamın üstü(mim)

Sadece ben emel beni mimlemiş.Bana da bu güzel mimi cevaplamak düştü.Konu:masamızın üstü işte:)

       Evdeki zamanımın büyük bir bölümünü geçirdiğim zatı muhterem masam işte karşınızda.:)Biraz dağınık görünüyor ama ben toplayıp öle çektim.Zira her yer kağıttı.Yapacağım işler listesiinden tutunda indireceğim filmlere kadar o kağıtlarda yazıyordu bir kenara topladım onları.
       Gördüğünüz kırmızı üstünde kalem olan bölüme sokuşturu verdim o kağıtları.:)Kenarda not yazdığım gene bir kağıt görüyorsunuz.Onda en az 7 maddelik yapacağım işler listesi bulunmakta.Hiç bitmiyor bu işler ya:S Bardaktaki suyum sürekli su içmem lazım unutuyorum diye önümde duruyor.Ve bilgisayarım lap top bozulunca hepten ona kaldım kaç yıldır teklemedi format bile görmedi canım bilgisayarım.Nazar değmesin diye kötülesem mi acaba.Malum yeni olan laptop göz değmesi sonucu bozulu verdi.:PHemde çok özenerek almıştım onu.Bu bilgisayarımı bi anlık ihtiyaçtan hiç araştırmadan almıştım.:)Bak bu bilgisayar bu yazıdan sonra bozulursa sizden bilirim:P:PBu arada ben bi zamanlar nazara inanmazdım.sonradan inanmamı gerektirecek olaylar yaşadım neyse her zamanki gibi dalıyorum başka konulara. Konuşurken de böyleyim ben ama tutuyorum o zaman kendimi, yazıda hepten kaybediyorum kendimi.Diğer gördükleriniz modem üstünde bir civciv var kafasında top var.Oda benim çocuksu ruhumu temsil etsin.Seviyorum öyle şeyleri.Oyuncakla oynamayı ilkokulda bırakmış olmama rağmen. Herhalde içimde kalmış etrafta görmek hoşuma gidiyor.Bir de telefon görüyorsunuz ev telefonu.İnternet kullanabilmek için mecbur tutulduğumuz telefon hattı sebebiyle mevcut!Neyse ki akşam 7 den sonra bedava kampanyası var annemlerle genelde ordan konuşuyorum.:)Bugün kuru fasulye yemeğinin yapılışını bu telefonda teyit ettim mesala.:)Bilgisayarın altındaki kağıt kitap aralığı üstünde çocuklar var el ele tutuşmuşlar.:)Ve bide masa hepsini üstünde taşıyor.:):)Bilgisayar ekranında da kendi blogum kıyak kendime.O kadar da olsun dimi:):)
işte bu kadar sayın okuyucular baylar bayanlar merdivenden kayanlar:P

gelelim mimlenenlere: Hayal@ ,Pınar(turuncu masallar),girlythings,inanırsakolurbence,körebe,drukiyyes,francesca,sylvie ribel  merakla bekliyorum yazınızı:)Deep sen mimlenmiştin mimlemiyorum seni:)




9 Ocak 2011 Pazar

Face yazılan rüya ve sonuçları için tıklayınız:P:):)

        Facebookta durumuma rüyamı yazdım.Hemde face de okul müdüründen tutunda, resmi olduğum insanlar var.Buna rağmen yazdım.Geçenler de okul müdürünü bilmeden eklemişim yoksa eklermiydim.Öğrencilerime verdiğim ayrı bir face im var ona eklerdim yani.Ekleyincede silemiyorsun.Neysede genede kendim olayım dedim yazdım.İçimi dürttü işte bişeyler.Yazdığımdan çok yorumlardan korkuyordum ki tam da öle oldu:S
    Daha önceki renkler yazımda mevcut olan arkadaşlarımın neler dediğini varın birde siz görün.:) Hayatımdaki Renkler yazısı için TIKLAYINIZ
 Rüyam:Rüyamda yeni bir evdeyim kamaşık bir olaylar dizisi gerçekleşiyor.En unutamadığım yeriyse rüyanın çamaşır makinasının düğmesine basınca çalışan duş oluyor.Sonra o eve mucizevi bir şekilde ben yerleşiyorum.Sonra uyanıyorum ve rüyanın ilginçliğine gülüyorum.Hayırdır inşallah.:)(face imden alıntıdır:)
yorumlar:
Yeşil:Allahım niye benm de herkes gibi normal arkadaşlarım yok =))))... 

Ben:Bilmem neden olaki acaba:P:))Sende normal değilsindir belki.Anormal olmak iyidir bazen üzülme.:)

Kırmızı:AÇIKTA KALMIŞ:p:p

Yeşil: puhahhahahahah Kırmızı,ya seviyorm seni kafamız aynı çalışıyo walla :))))... 

ben:yeşil yapacaktı o yorumu yaptırmadım sen yapmışsın işte biri arkadaş biri kardeş.:)Ama örtülüydü üstüm yani deli ya:) 

Yeşil :ay çok güldüm yaa bende kabahatki burdan önce sana yaptm yorumu engelledin =))... 
ben :İşte kırmızıya engel olamadık çdışı takılıyo sonra nerden çıktığı belli olmuyo onun.):) 

kırmızı ‎:d :):) olsun yeşil hallettik ayrı gayrımız yok:) 

Kırmızı:ölee belli etmeden kontrol ediyom ben uzaktan :D:Danında yorum yapılır:) 

Turuncu: bu nası bi rüya huyumkurusun yaaa,rüyanın adı şu olsun *huyumkurusun harikalar diyarında* :)))) 

Ben:Çok komikti ya bu duş nasıl çalışıyo diyorum.sonra bir ışık yanıyo aklımda. çamaşır makinasının yuvarlak düğmesine basınca aaa ne göreyim duş çalışı veriyo.):)Uykudan uyanınca aklıma geldi bu rüya bi güldüm sorma. 

Bordo:Üstün açık olabilir mi?:) 

ben:Kırmızıda aynı şeyi söylemiş açık değildi hocam:):)
Bu yorumlardan sonra müdür bana hangi tepkiyle bakar hiç bilemiyorum.:)

Hayatımdaki Renkler

       Geçenlerde Hayal@ ile msnde konuşuyoruz.Beni bu blog işine bulaştıran arkadaş.Hep bu tür işlere kendisi bulaştırır beni.:)İşte konuşurken dediki bir konu sen söyle ben yazayım bende sana söyleyim sen yaz.Bende hadi dedim bunu oyun haline getirelim.İşte şimdi onun söylediği konuyu yazıyorum.Bende ona söylemiştim.Bakalım ne zaman yazacak.
Konu:Çevrendeki insanlara renk ver.O renkler üzerinden  özelliklerini anlat dedi.Bende yazıyorum şimdi:)
Siyah:Çok şen şakrak biridir.Hep güldürür bizi.Aslında içinde kırılgan yanlarıda vardır.Pek belli etmez ama.Bazen bu şakacı esprili hallerini yanlış anlayanlarda olmuyo değil.(Genelde müstehcen içerikli olabilir.Benim yüzümü kızartıp sonrada huyumkurusunun yanında konuşmayalım derler.Ben onlardan yaşça bayağa küçüğümde :))Ama iyi biridir.Çok severim kendisini.Bana çok destekleri olmuştur.Diyet randevumu alıp bana annelik yapmıştır.Seminer dönemlerimizde en matrak günler onun sayesinde geçer.Yaşam dolu iyi bir anne iyi bir öğretmendir.Öğrencileri onu çok sever.Örnek aldığım yegane kişilerdendir.Neden mi siyah siyah giyinmeyi severde ondan.:)
Kırmızı:Bu rengi sever kendisi.Sever iddialı olmayı.Yaşam yetişme tarzı onu biraz durdurmuş olsa da.Hayatımda en önemli kişilerden biridir.Çok zıt olmamıza rağmen birbirimizi çok iyi anlarız bu yüzden sık sık kavga etsekte küs kalamayız.Çok zaman geçirdik ve çok anımız var.Benim için annem babamdan bile daha önemli diyebilirim.Onun içinde öle olduğuna eminim.Gelelim nasıl biri olduğuna.Arkadaş ortamlarında renkli eğlenceli bir kişiliktir.Haddinden fazla arkadaşı vardır ve gezmeye bayılır.O kadarki çoğunlukla evde olmaz.Parayı kıyafete yatırır.Süsü sever.arkadaşları tarafından hep kıskanılmış ve darbe görmüştür.Geyikten anlar.Çok geyik yaparız birlikte.Oda işini iyi yapan bir öğretmendir.Kim olduğu bende kalsın ehehe:)
Beyaz:Nedense bu renk boş kalsın istedim bu renge birini yerleştiremedim.:)
Mavi:Mavi gözlüdür kendileri.Geçenlerde hastalanmıştı.Çok üzüldüm.Onu kaybedeceğim korkusu sardı.O nasıl birimidir.Bir kere çok iyi niyetlidir.Ona çektiğim söylenir.Vefakardır dostlarını arar ihmal etmez.İşini iyi yapar ve insanları kandırmaya çalışmaz.Onurludur.Yardımcıdır.Aslında çok zekidir ama saf kalbi yüzünden herkes tarafından anlaşılmaz bu.Telefonla konuşurken elinde kağıt varsa karalar:).Ailesinin geçimini sağlayan çalışkan bir adamdır.Mavi gözlerini çok beğenirim keşke mavi gözlerim olsaydı derim.
Yeşil:Önemli kişiliklerden biridir hayatımda.Çok arkadaşı vardır onunda.Ama benim yerim ayrıdır heralde diye düşünüyorum.iyi bir dosttur.İyi bir dinleyicidir.İnsanın kendini rahat ifade etmesini sağlar.Yadırgamaz sorgulamaz destek olur.Kırılgandır.İnce ruhludur.Hayat onu çok değiştirse de ruhu hala aynıdır.Erkek olsam evlenirdim dediğim insandır.:)
Turuncu:Bu rengi sever kendileri.Bir kere çok hayal perestir.Aslında bazı yönlerden çok zıtız gibi gelse de iyi anlaşırız.Hiç kavga ettiğimizi hatırlamıyorum.Tanıştığımız gün saatlerce konuşmuştuk.Onun için bunun pek rastlanılan bir şey olmadığını daha sonraları anladım.Herkese içini açan biri değildir çünkü.Helede yeni tanıdığı birine.O günlerde başlayan bu dostluk hala sürmekte.Çok iyi yazar.Pratik zekası çok iyidir.El işleriyle de arası iyidir.Hep yeni bir şeyler dener, çabalar.Hedefleri olan onlara ulaşmaya çalışan hayallerinin peşinden koşan bir kızdır.:)
Mor:Şimdi mor rengine haksız oldu ama mosmor olsun istediğim bir insandır kendisi.Çok gıcık oldum geçenlerde çünkü.Her insanın haysiyeti olmalı bence.Çıkar ilişkisi güden insanlardan nefret ederim.Siz biliyosunuz bunu geçen akşam yılbaşını mahveden kişilik.Birde bu tür insanlar zaman zaman çıkar karşıma.Nedense bilmem benle bir alıp veremedikleri olur.Ben gülümsedikçe iyi yaklaştıkça çomak sokmak gıcık etmek laf sokmak arkamdan iş çevirmek için çabalarlar.Malesef hayatta üzülmeye mahkum herkese yukardan bakmaya çalışırken aslında merdivenin dibindeysen böyle olur.

Kahverengi:Hiç sevmediğim bir renktir.Ama zamanında sevdiğim birini koydum bu renge.Sakin kendine ait pekte bir görüşü olmayan sade bir insandır.Şuanda görüşmüyoruz.Görüşmeyi de düşünmüyorum.Ama hayatımın önemli bir döneminde yer aldığı ve kahverengi denince aklıma geldiği için bu renge onu koydum.Bilgisayardan iyi anlar.Hayattan pek bir beklentisi yoktur.iyi bir insandır kötülük pek düşünmez.Ayrıntılı hiç bir konuyu düşünmez daha doğrusu.Yaşar öle herkes gibi.Ne ilginç fazlada söylenecek bir şey yok gibi.
Lacivert:Asil biridir.Meraklıdır ve kesinlikle despottur.Görüşlerini pek değiştirmez sabit fikirlidir diyebiliriz.Okumayı sever kendini yaşına ve durumuna göre geliştirmiştir.Çocuklarını iyi yetiştirmiştir.Sinirlidir şu son zamanlarda daha bir sakin kendileri.Hastalıklardan kurtulduğundan belkide yaşadıklarından.Şimdilerde daha iyi biri.Arkadaş ilşkileri iyidir.Güzel giyinmeyi sever.Yaptığı şeylerde başarılıdır.Hırslıdır.Zekidir.
Sarı:İyi kalpli bir insan daha.Naif bir insandır.Aslında zaman zaman kızarda ama o kadar alışkınız ki onun kırılgan iyi niyetli hallerine kızabileceği pek düşünülmez.Yaşça benden büyüktür ve yol arkadaşımdır.Fedakardır.Vefalıdır.Önemli günleri unutmaz insanlara değer verir.Bu yüzdende kırılmaya müsaittir.
Gri:Rahatına keyfine düşkün bir insandır.Kibardır ama yerine göre de davranır.Yemeklerden ve nerde ne var her şeyi bilir.Dizileri tv yi çok iyi takip eder.Haberleride.Dışarda bir yere gittiğimizde ortamda tanıdık biri varsa hemen fark eder biz şok olur kalırız.Ve her yerde muhakkak bir tanıdığı denk gelir.Bire bir tanımasada kim olduğunu bilir.Kimseyi kolay kolay kırmaz.ama gerektiğinde onunda her insan gibi pençeleri vardır.:)Bazı konularda görüşleri çok sabittir geleneksel bakar.
Eflatun:Tanıdığım en değişik insanlardan.Bir bakıyorsunuz çok uyanık zekasını sizin bitirmek için kullanacak tehlikeli biri gibi geliyor.Bir bakıyorsun sade sevecen kırılgan ve saf ne kadar tezat değil mi?Hayat onu birazda böyle yapmış gibi geliyor bana.Henüz çözdüm denemez.İnsanlarla ilişkileri iyidir.Hoş sohbet eğlenceli biridir.Babasından çok çekmiş.Bu sebeplede sorunlu bir hayatı olan evliliğinde şikayetleriyle dolu olsa da mutlu olduğunu düşündüğümüz evli ama fri kişilik.
Fosfor yeşili.Fosforlu cevriye diyesim geldi ondan bu rengi ona seçtim.Çok konuşkandır.Fazla konuşur ama sıkılmazsınız.Ben sıkılmıyorum yani.Eğlencelidir delidir.:)Beni utandırmaya bayılır.(Biraz fazla utangacımdırda)Kızdığımızda olur kendisine genelde meşguldür ve bizi eker.Şiir ve özellikle aşk konulu şeyleri okumayı sever.Eller havaya olsun ona hep oynar ve güler.İyide dinler zaman zaman size akıllar verir süsler püsler.İlk makyajıda o öğretmiştir bana.Zira ben makyajdan pek anlamamda yapmamda en azından öğren cebinde dursun derler ya o öğretmiştir işte.:)Şimdi cebimde duruyor:P Bi de şu mahallede konuşmadığı olmayan teyzelerle muhabbetler eden yurdum insanıdır.
Lila:Mesleği gereği sanattan anlar.Aslında derin hataları olan aşkta çok pişmanlıklar yaşayan biridir.iyi bir arkadaştır.Zaman zaman bir araya gelir konuşuruz.Sessiz sakin hanım hanımcık görünür.Ama öyle değildir.Ruhu farklıdır değişiktir.Hayatının daha farklı olmasını ister.Aslında zenginliğe ve kariyer gibi şeylere çok önem verir.
Bordo:Yeni yeni tanıdığım yanları var.Geçen ki buluşmamızda çok duygulandı duygularını pek belli eden bir kişi değildir.Ailelerin çocuklarını merak etmesi arkasından ağlamaları gibi bir konu konuşulurken.Hiç benim böyle bir ailem olmadı dedi ve gözleri doldu.Bende duygulandım o anda üzüldüm.40 yaşına da gelse insan, içindeki yaralar iyileşmiyor.Çok açık sözlüdür.Kimse kırılır mı üzülür mü diye düşünmez makamda fark etmez pat diye söyler.Sinirli ve aksi durur aslında çokda matraktır.Güler eğlenmeyi sever bu yanını herkes bilmez.Bir kısım insanda ondan pek haz etmez.Ben severim kendisini çalışkan bir insandır işini iyi yapar.Bazen korkutsa da insanı doğruca söyler arkadan iş çevirmez.Turuncuya bu yönünü benzetirim.

Ben kimlerin hayatında hangi rengim acaba.Hep merak etmişimdir bunu insanlar ne düşünür acaba benim hakkımda neyse saçmalama yat huyumkurusun...

8 Ocak 2011 Cumartesi

???

Bir komşu kapıyı çalar.Henüz doğru düzgün tanımıyorsunuz.Ve çocuğunu hastaneye götürmek için borç para ister.Ne yaparsınız ben hayır diyemedim.Ama pişman olur muyum bilmem.Düşüncesi aldı beni...

PaylaşılanYalnızlık(şiir)

Bugünlerde böyleyim ben
Hayatta zorlukları gören
Umutsuzluğa düşsede
Savaşa devam eden

Oysaki hiç sevmem savaşı
Tek kavgam kendimle olandı.
Hayat beni mücadeleye iterken
Ruhumdan da birşeyler alındı.

Yola artık eksik bir ruhla devam.
Zaten kafamda türlü türlü hezeyan.
Yoruldum oynamaktan rolümü
Hayattaki her rol gibi
İnişli çıkışlı bir yol göründü.

İstemiyorum aslında yürümek.
Sadece kendime güvenerek yürüyorum
Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum.
Kaldırımlardaki adamı görüyorum.
Aynı yalnızlığı birde onunla paylaşıyorum.
                                           
                                 huyumkurusun

                 Kaldırımlar
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
Necip Fazıl Kısakürek