Sayfalar

28 Şubat 2011 Pazartesi

Bugünün küçükleri

           Bugün Türkçe dersinde kitapta geçen bir soruyu sordum.Soru şuydu.Elinizde imkanınız olsa neyi değiştirirdiniz?Çok farklı cevapların yanında klişe cevaplar da vardı.Sizinle bunları paylaşayım istedim ve bir kenara not aldım.İşte o cevaplar.

1-E sınıfı öğrencilerinin vermiş olduğu cevaplar:
Klişe cevaplarımız:
Okulumu değiştirirdim.
Okulu güzelleştirirdim.
Okuma yazma öğrenemeyen arkadaşlarıma okuma yazma öğretirdim.
İnsanların hepsini iyi yapardım.
Okumamı hızlandırırdım.
Yazmamı hızlandırırdım.
Yerlere çöp atanları engellerdim.

Fatmanur:İnsanların seslerini değiştirirdim.
Ben:Neden
Fatmanur.:(düşünür) Cevap yok
Ben:Peki benim sesimi nasıl yapardın mesela?
Fatmanur:(utanarak)Kızların sesini erkek erkeklerin sesini kız sesi yapardım.Bana çok ilginç geldi bu cevap.:)

Olgun:Rüyalarımı değiştirirdim.
Ben:Ne görmek isterdin?
Olgun:Bilmiyorum.

Yasin:Dünyayı durdururdum.
Ben:Neden?
Yasin:Dönerken göremiyoruz.Uçakla giderken görebileyim diye.

Ali:(kısa boylu ufak tefek hareketli bir çocuk)Her şeyin küçük olmasını sağlardım.
Ben:Neden?
Ali:O zaman hızlı koşardım.Kimseye çarpmazdım.


25 Şubat 2011 Cuma

Pozitif Bir Cumaydı

          1.Bugün diyete başlayalı 2 ay oldu.Okulda fark etmeler başladı.Ben zaten kıyafetlerden falan fark etmiştim.:)Mutlu oldum.İlk defa diyet yapan biri olarak bunun bu kadar mutluluk verici olacağını düşünmemiştim.:)
         2.Mutluyum tüm yorgunluğuma yoğunluğuma rağmen bulutların üstünde uçuyorum.Kimse fark ediyor mu bilmiyorum.:)Hmm bide uyuyamıyorum çok uykum olması gerekirken sabah erken uyandım gene.Hayırdır inşallah.:)
         3.Bugün okulda öğretmen arkadaşlardan biri çok sevdiğini söyledi beni.Böyle oy oy gibi sırtımı sıvazladı.Kanı kaynadığı belliydi.:)Diğeride onayladı.Bende sizi seviyorum dedim.Onlarla uyum içinde olmam hoşlarına gidiyor sanırım benden yaşça çok büyük olmaları anlaşmak için engel değil bence.Çok da eğleniyoruz matrak insanlar.:)İşte böyle pozitif bir gündü benim için.Zaten duygular içindeyim.Böyle zamanlar nadirdir keyifli bir hal içindeyim.:)
       4.Bu çocuklara cuma günleri bir haller oluyor.:)Çok yoruldum bittim.Yarın bide veli toplantısı yapacağım.:SEv temizliği çamaşır bulaşığı saymadan da edemeyecem ne çok işim var benim ya:S

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sorular (mim)


     Sevgili deep beni mimlemiş bana da yazmak düştü.Teşekkürler deep(film repliği gibi oldu):)Böyle mimleri seviyorum bazen hiç düşünmediğim sorular geliyor.Kendimde verdiğim cevaplara şaşırıyorum.:)

  1. Gün içerisinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey:Okumaya geçemeyen öğrencilerimin bana ve kendilerine bir iyilik yapıp okumayı öğrenebilmeleri.:)Düşündüm de hakikaten ne güzel olurdu .:)Bir günde hemde şok olurum şok.:)
  1. Gördüğün zaman eğer almazsan uyuyamam dediğin şey:Hiç öyle bir şey olmadı ama teknolojik şeylere meraklıyımdır.
  1. Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey:Hmm aşure için bozmuştum.:)Tatlılar:)
  1. Uğurun var mı?Bir uğurum yok ama çift sayıları tek sayılardan daha uğurlu bulurum.Bunların içinden de 4, 6 ve 8 özellikle.:)
  1. Kendine en yakıştırdığın renk:  Hmm maviyi çok severim ama pembe tonları ve kırmızı yakışır genelde.
  1. En sevdiğin takın:Saatim hiç çıkarmam kolumdan:)Takılar içinde en çok küpeyi severim.
  1. Takıntın:Hmm düşündüm bulamadım.
  1. Ben bu şarkıyı duyunca şakırım:O anki ruh halime göre değişir bu.Bazen hiç alakasız bir şarkı dilime dolanır söyler dururum istemsiz.:)
  1. Solunda ne var?Kitaplığım.


Mimlenenler:Profösör,liella,drukiyyes,körebe,hayal@,hemera,uyumuycam,K.C.S,girly,eowyn,her(p)birenk:):)

20 Şubat 2011 Pazar

Okulda başarıyı etkileyen etmenler

        
         Bir çok öğretmen kendi okulundaki öğrencilerinden şikayet eder.Her okulun farklı farklı problemleri vardır.Merkezdeki okullar daha rahat olmakla birlikte.Her okulun her öğrenci profilinin kendi has sorunları olabilmekte  ben bu sorunları kendi okulumdan ve deneyimlerimden yola çıkarak açıklayacağım.Ve nasıl bu sorunlar giderilebilir birazda buna kafa yoracağım.

1.Sorun Bizim okulda neden başarı düşük.(Alınan başarı ölçütü sbs başarısı):Kendi okulumdan bahsedecek olursam bunun bir çok nedeni var.Ben ilk kademede öğretmenim.İlk kademe dediğim 1 den 5 e kadar olan kısım.Evet hep yakınıyoruz bu çocuklar neden anlamıyor çoğunluk yani.Neden bu kadar genetik psikolojik ve de zihinsel vb sorunları olan çocuklar çok.Bizim okulu baz alacak olursam ben her sınıfta 2 bazen 3, 4 (bu sayı daha artabilir) öğrenme güçlüğü çeken çocuk var.Bunun yanında 2 yada 3 tanede hiperaktiflik yada dikkat eksikliği yada her ikisi birden yaşayan çocuklar var.Davranış bozukluğu olan çocuklarıysa hiç saymayayım.Zaten bir sınıfta bu tip öğrenci oldu mu tüm sınıf ortamını bozabiliyor sağlıklı bir ders işlemekse ne mümkün.Zamanla bu sorunlardan bazılarını aşabiliyoruz.Tabi aile desteği olursa olmazsa aşmak çok zor.Ki genelde bu sorunlarda aileden kaynaklanıyor.

a sebebi:Ailelerin bilinçsizliği:Bu konu çok önemli bir sorun.Eğer eğitim seviyesi düşükse öğretimden önce eğitimle uğraşıyorsunuz hem aileyi eğitmekle hemde çocuğu.Örneğin çocuklar doğru düzgün beslenmiyorlar.Protein almıyorlar sabah doğru düzgün yemeden geliyorlar okulda bir simit.Akşamda 2 de 3 de yatan bir çocuktan okulda ne verim bekleyebilirsiniz.Biz bunu her toplantıda anlatsak da dinleyen uygulayan veliler olduğu gibi boş vermiş ailelerde çoğunlukta.Bir de şu var ki bazıları için okul çocuklarını gönderip kafa dinledikleri bir yer.

b sebebi:Beslenme az önce a sebebinde söylediğim gibi düzgün beslenmeyen çocuklar pek de algılamaları iyi olmuyor.Beslenme zekada gelişiminde önemli bir yer tutuyor.Örneğin köy çocuklarının köy sütü yumurtasıyla beslendiklerinden olsa gerek daha cin gibi baktıklarını daha bir algının kuvvetli olduğunu görürsünüz.

c sebebi:ekonomik sebepler:Ekonomik gelirin az olduğu bölgelerde eğitim için gerekli araç gereç temin etmek daha zor oluyor.Belki bunlar bir ölçüde aşılsa da.Ekonomik sebep en temellerden biri çünkü beslenmeyi de etkiliyor.Aile içi problemler çocuğun doktora götürülememesi vb.

d sebebi:genetik ve çevresel faktörler:Şimdi kendi bölgemi baz alacak olursam aileden gelen bir genetik problem taşıyan çocuklar var anlayamayan çocukların bir kısmının anne ve babasının da anlayamadıklarını görüyorum.Belki sadece genetik değildir ama Aile ve çevrede bu konuda etkili.Söz gelimi kültürel olarak gelişmiş bir çevrede büyüyen okumuş eğitimli bir ailede yaşayan çocuk daha doğuştan uyarıcılara maruz kalıyor buda zihni kullanmasını gerektiriyor.Artı ailede birde bilinç olunca bebeklikten çocuk eğitime tabi tutuluyor.Oysa bizim buradaki çocuklar çoğunlukla hiç kalem tutmadan resim yapmadan hatta renkleri bilmeden sayıları bilmeden okula geliyorlar.Hazır bulunuşluk dediğimiz bu durum onlar açısından baya eksik belki biz bunu okulda kapatabiliyoruz ama aması var ilk 6 yaşın çok önemli olduğu zeka gelişimi okula bırakılınca ne kadar ilerleme olur siz tahmin edersiniz.

e sebebi başarıda kıstas alınan sbs başarısı da bir sebep.Çünkü bir okulun başarısı sadece sınavda alınan bir dereceyle ölçülmemeli.Evet gelecekleri belki buna bağlı ama bu zihniyet artık değişmeli sanat eğitime sosyal eğitime spora da değer verilmeli.Okulumuz bu bakımdan ders başarısına göre çok daha gelişmiş durumda çok güzel resimler çıkıyor çok güzel spor dereceleri birincilikler alınıyor sesi güzel alan müzik aleti kullanan çocuklarda mevcut ama buna özendirme sadece o dersin branş öğretmenlerine katılıyor.Allahtan müdürümüz bu konuda isteklide bu konuda da ilerleme kaydediliyor.Ama müfettişlerin yegane baktığı ölçüt her zaman sbs başarısıdır.Bunu düşünürken okulun bulunduğu bölgeyi hesaba katmayı da düşünüyorlar mıdır acaba.:)Sbs başarısının düşük olması önemli fakat bizim ilk kademede çok iyi olan öğrencilerimiz 2.kademeye geldiklerinde doğal olarak daha merkezi okulları tercih ediyorlar .Bana soran bir çocuk olsa "başka okula  gideyim mi "diye engel olmam çünkü burada biz davranışla uğraşırken o çocuğunda kaybolmasını istemem.Kendi çocuğum olsa ne yapacaksam onada o tavsiyeyi veririm.Bu sebeple 2.kademeye geldiklerinde iyi olan öğrenciler başka okullara seviyenin daha başarılı olduğu okullara giderken kalanlarla da branş öğretmenleri uğraşıyor.Sonuç çokda verimli değil.Ekonomik sebeplerin içinde unuttuğum bir noktada şu : dershaneye gitme özel ders alma imkanında olmaması ayrıca bir etki tabi.

         Tüm bu sebepleri ve daha sayamadıklarımı bir araya topladığımızda başarı düşüyor.Biz öğretmenlerse başarıyı yada en azından ben şöyle değerlendiriyorum kendimce.O çocukta başlangıçtan bu yana ne kadar ilerleme kaydettim ,elimdekilerle ne kadarını yapabildim.Ve şartları nasıl daha iyileştirebilirim.Bu çocuklara ne verebilirim ,geleceğe nasıl yönlendirebilirim.Umut nasıl verilir.İyi insan nasıl olunur.Salt bilgi değilde yeteneklerini yorum güçlerini nasıl ortaya çıkarabilirim.En önemliside öz güvenlerini nasıl kazandırabilirim.Bunlar benim için çok daha önemli.:) Zaten bu şartlar oluştuğunda başarıda kendiliğinden gelecektir belki bu başarıyı bir sınav ölçemeyecek ama hayat ölçecek ve ben bileceğim o çocukta benden bir şeyler kaldığını..
         Bu yazımda bir sorunu sebepleriyle anlatmaya çalıştım.Daha bir çok sorun mevcut tabiki.Ama iyimser olursak iyi gelişmelerde yok değil.Neler yapılacağına gelince onuda başka sefere anlatayım bu yazı epey uzadı.:)

Dünya

 

            DÜNYA
Gece gündüz dönüyorsun
İçinde neler barındırıyorsun
İyilik kötülük bir arada
Sende yaşlanıyorsun.

Ah Dünya ah..
Neler gördün kimbilir.
Bir ömür dayanamazken ben,
Sen nasıl dayandın bunca devir.


Resim:Gülgün Tüzün adlı kişinin web sitesinden alınmıştır.linki

Korkunun Ecele Faydası Yok(Mim)

        Bu aralar ne yazı yazasım ne de okuyasım var blogları ama genede okumaya çalışıyorum bazı bazı.İş yoğunluğu mu başka bir şey mi bilmiyorum.Canım istemiyor nedenini bende bilmiyorum.Depresyonda mıyım acaba:):)Bir mim vardı yazmam gereken şimdi onu yazacağım 3 4 kez yazmak istedim cümleler takıldı boğazıma evet şimdi yazıyorum korkmayın eğlenceli bir mim olacak.

Mim konusu:Batıl inançlarımız
Sevgili francesca beni mimlemişti severek yazacağımı söylemiştim.Evet şimdi başlıyoruz.

Ben öle batıl inançları olan biri değilim.Ama annemin vardı mesala öle inançları.Örneğin terlik evde ters dönmeyecek ölü çıkarmış düzeltin.Hoş ben bunda evi düzgün tutma anlayışının yattığına inanıyorumda neyse:)2. bir inancı ise mesala yerde yatan ki bu genelde kardeşim olur üzerinden geçmeyeceksin çünkü neymiş boyu kısa kalırmış.:)Ve daha bir çok sayabiliriz.
     Francesca korkularından da bahsetmişti.Ben pek korkmam genelde korkutan olmuşumdur.:)Bu bir batıl inanç mı bilmem bebekken çok sıçrayarak uyanırmışım annemle babaannem eskilerin ocak dediği bir yerde hocaya muska yaptırmışlar.Ondan sonra kesilmiş benim sıçramalar.Belkide ondandır kolay kolay korkmayışım.:)
      Size başımdan geçen ilginç anılarımdan bahsediyim.Üniversite yıllarında yurtta kalmıştım sevgili hayal@ bu olayı hatırlayacaktır.:)Günlerden 1 nisandı hangimizin aklına esti bilmiyorum bir şaka yapalım dedik.Bizim odaya sık sık uğrayan bir arkadaş vardı.Tarot falı falan bakardı.Biraz tuhaf bi kızdı görünümüde konuşmalarıda.Bize bir rüyasını anlattı ki sormayın şeytanlı meytanlı tuhaf bi rüyaydı.:)Neyse işte bu arkadaşı bu şakada kullanmaya karar verdik.Şakayı odamızdan bir kaç arkadaşa o anda orada olmayanlardan birilerine yapmaya karar verdik.Tarotçu kız gelecekti ve rüyasını da sanki gerek varmış gibi daha da süsleyerek anlatacaktı ve yardım isteyecekti bizimkiler tabiki tırsacaktı.Bir arkadaşımız vardı dua falan okurdu sevimli bi kız.O yardımcı olmaya çalışıyor bizde bişiler organize ediyoruz dua yazıyor kayboluyor falan:)Bir kısım arkadaşlarımız odaya bile girmedi tırstılar işin komiği şakayı düzenleyenlerde korkmaya başladı.dua okuyan arkadaşı hiç söylemiyorum bile.:)Neyse sonra açıkladık ama herkes korkmuştu ben hariç.Sonra uyuyacaz kimseyi uyku tutmuyor.Kimseden de ses çıkmıyor.:)Neyse lavaboya gittim.Her zamanki gibi kapıyı tıklattım dolu mu boş mu ne bileyim gayet doğal bir davranış yani.Neyse bizim arkadaşmış içerdeki korkmuş kapıyı tıklatmamdan dedim ne yapacaktım hep yaptığımız şey bana bi bağırdı görmeniz lazım.O şaka bayağa bi kötü oldu yani anlayacağınız.
       Bir kerede benim muzurluğum tutmuştu.Bir dönem Gençlik kampında görev aldım.Eğlenceli bir ortamı vardı.Şakalar falan filan.Biz çocukların lideri oluyorduk adımızda liderdi işte.Animasyon dersi veren tiyatrocu bir lider vardı.Genelde ani şakalarla korkutuyordu insanları.Herkesi yani:)Ben korkmadığımı söyledim benle uğraşmaya başladı.Hatta bir skeçlerinde çocuklarla beni canlandırmışlar beni korkutmuşlardı skeçteki beni yani.:)Neyse işte o günlerde herkes ondan bir şeyler bekliyor aniden çıkabilir korkutabilir diye.Ki yapıyor zaten.Çadırlarda kalınıyor bizde kız çadırlarından sorumluyuz.Arkada bir adam silüeti görmüşler biz bayan liderlerle yürürken öle dediler.Neyse herkes tırstı diyolarki gidip bakalım ama hepside korkuyor.Tamam dedim ben bakarım.Gittim arkayı dolaştım kimse yoktu onlarda çadırın içine girdiler.Çadır dediğim 12 ranzanın sığdığı büyüklükte.Bir önde birde arkasında kapısı var.Bunlar çadırın içinde ben arkaları dolaştım.O anda bir cinlik geldi aklıma şeytan mı dürttü bilmem.:)arka kapıdan içeri doğru elimdeki dosyayla ittim kapı oynayınca bez zaten bunlar çığlık çığlığa bağırmaya kaçmaya başladılar bende peşlerinden koşuyorum deliler ben olduğumu sonra fark ettiler ama öle bi korkmuşlar ki hala koşuyorlar benim diyorum neyse sonra durdular.:)Bu olaydan sonra iyice namım yürüdü derler ya öle oldu.Aslında ben köpeklerden falan korkarım.Banada bir güven geldiki toz kondurmuyorum kendime üzerime böcek falan atıyor animatörümüz, hiç alıp atıyorum falan şimdi olsa atamam yani.:)Güzel günlerdi yazarken bile eğlendim.:)
         İşte bu en güzel korku hikayesi sanırım.Benim daha öncede söylemiştim bir kız kardeşim var benden 2 yaş küçük arkadaş gibiyizdir.Bir gün genel sohbetlerimizden birini yapıyoruz.O bazen benim yanıma uzanır gece muhabbetleri yaparız.Gene öyle bir gündü.Sohbetimizi yaptık o tuvalete gitti gelecek misin dedi yok dedim.:)Ama o zaman için ihtiyacım yoktu sonra kalktım arkasından bende gittim aynada salon her yer karanlık bizimkiler uyuyor falan.Saçımı topluyorum.Kardeşimde çıkmış lavabodan karanlıkta elleri havada duran bir silüet gördü tabi.:)huyum abla sen misin dedi.Sesim nedense çıkmadı hala saçımla uğraşıyorum.Bir daha seslendi falan çıkmadı sesim diyeceksiniz ki bilerek yapmışsındır yok valla bilerek yapmadım.:)Benden cevap alamayınca nasıl koşarak gitti aradaki lambayı yaktı.Dualar okumaya başlamış çok komikti yüzünün hali.Tabi bana kızmayı da ihmal etmedi.Ben gülme krizinde tabi.:)
           Bir seferinde de ben tırstım bu kadar milletin vebalini alırsam olacağıda buydu.Ben korku filmlerini çok severim.Korkmadan da izlerim gece gündüz fark etmez.:)Sinemaya elm sokağı kabusunu izlemeye gittim.:)Çocukken izlemem yasaktı o yüzden daha bi hoşuma gidiyor izlemesi.Sinemada ben bileti alırken en azından 5 6 kişi almış görünüyordu bilet.ama gittim salonda kimse yok tek başıma kaldım.Film ne güzel tek başıma izliyorumda korkmuyorumda yani film korku filmi.:)ara falan da olmadı tabi.En son filmden çıkıcam artık.Gittim kapıya kapı açılmadı.İşte o an tırstım arkadaşlar.:)Sonra dışarıdan görevli açtı çıktım.:)
        Evet şimdilik aklıma gelen korku hikayeleri bunlar ileride daha güzellerini yaşamak dileğiyle.İyi korkular.:)Allah gerçek korku yaşatmasın ne diyelim böyle olduktan sonra korku sevimli bir şey.:)

Mimlenenler:Çoğu kişi yaptı bu mimi galiba yapmak isteyip de yapmayan kaldıysa buyursun mimledim onu.:)

15 Şubat 2011 Salı

Okuduklarım ve okuyacaklarım...

        Bugün okulun kurul toplantısı vardı.Toplantılar sıkıcı olur evet ama bizim okul biraz daha keyifli götürüyor bu işi.Sağ olsun müdürümüz okul ortamımız espiriye müsait.Toplantıda hatırladığım bir cümle bunu size iyi ifade eder sanırım"önümüzdeki maçlara bakacaz "Evet bu tam olarak müdürün ağzından çıkan bir cümledir.Neyse toplantı bitti dönem başladı.Yorucu yoğun günler ilk günden beni sardı.Seviyorum okulumu öğrencilerimi bide kendimi:P
    Alla alla ben ne yazacaktım diye düşünmeye başladım yazıya başlarken karar vermiştim neydi neydi biri kafamın içine girip söylesin yaa...Neyse artık uçtu bir kere...Madem ki uçtu tatilde okuduğum kitaplardan bahsedeyim sizlere.
      Bu kitabı bir okumaya başladım.Kardeşimin kitabıydı gene özellikle onlarınkini okuyup orda bitiriyorum ki taşıma derdi olmasın .Neyse okuyup bitirmekti amacım.Hiç zorlanmadan bitirdim çünkü çok akıcı ve güzel bir kitaptı.Aynı yazarın uçurtma avcısı kitabını da okumuştum oda beni derinden etkilemişti.Buda ondan aşağı kalmadı yani.Okurken bir ağlama başladı ki bende sormayın duygusuz ruhsuz bir kız kardeşim var onun maskarası oldum daha kitabın başında ağlamaya başlamış diye alay etti benle.Olsun rahat rahat ağladım ben.
     Kitap Afganistan da geçiyor.Hem Afganistan halkının yaşadıkları hakkında gerçekçi bir fikrir ediniyor hemde anlatılan hikayeye kaptırıyorsunuz kendinizi. Onların yerine kendinizi koyuyor; dünyada neler yaşandığına, çaresizliğe lanet okuyorsunuz.Kadın olmak Türkiyede de zorda orada kaç kat daha zor.Orada yaşayan bir kadın olmayı hiç istemezdim.Bu farkındalıkla Afganistanda yaşamak zorunda kalsam ne yapardım bilmiyorum.
 Kitabın adı :Bin Muhteşem Güneş 

    Birde A Z ye seri cinayetler diye bir kitap okudum.Yarısına gelmiştim ama taşımadım yanımda Ankarada kaldı.Bitiremedim çünkü o kadar vahşeti üst üste okumak biraz zor geldi.Daha sonra devam edeceğim.Bilgilendirici bir kitap.Ama bir roman yada olay örgüsü olmadığı için harf harf isim isim okuyabiliyorsunuz.O yüzden yarıda bırakmam sorun olmadı.Daha sonra okuyacağım.Ne sadist insanlar var şu dünyada...

       Şimdi yolda başladığım bir kitabı okuyorum.Adı:Paranoya(Tami Hoag) güzel ilerliyor bakalım neler olacak.:):)

       Bu arada milenyum serisinin 3. kitabı olan "Arı kovanına çomak sokan kız "çıkmış. Kitapçıda görünce şok oldum. Kardeşim satın aldı ondan alıp okuyacam onuda. Ne otlakçı oldum şu günlerde yahu.:)1. kitap Ejderha dövmeli kızdı.Çok beğenerek okumuştum onuda.Bugünlük benden bu kadar.Okuduktan sonra yorumları mı sizlerle paylaşacağım.

Dip not:Mitolojiyle ilgili bir kitap okumak istiyorum önerisi olanlar varsa yazarlarsa sevinirim.

13 Şubat 2011 Pazar

Artık evinde:)

         Tatil sona erdi ve korktuğumuz bitmesini istemediğimiz gerçek yarın başlıyor.Face de paylaşmışlar "
"Evet bende evime dönmüş bulunmaktayım.Soğuk ama gururlu evim akşam saatlerinde benim eve gelmemle ısınmaya başladı.:)Gururu aynen devam ediyor.Benden almış:P
        Eve bir geldim dolapta hiç bir şey yok tabiki.Artık buzluktan buldum bir şeyler.Dolaba koymama rağmen bozulan yiyeceklerde cabası neyse yarın alış veriş yolu gözüktü bana.Artık daha çok paylaşımlarda bulunacağımı umarak.Bu kısa bilgilendirici saçma sapan yazıma son veriyorum.Yeni saçmalıklarıma ilerleyen günlerde devam edeceğim.

11 Şubat 2011 Cuma

Yalnız Yaşamak

      Tatilin bitmesine şurada çok az bir süre kaldı ben diyim bir siz deyin iki gün falan işte.Ne çabuk geçiyor zaman.Tatilden bunalmaya evimi özlemeye başlamıştım ama bu tatilin bitmesini istediğim anlamına gelmiyor.Şimdi gene başlayacak koşuşturmalar.Okul dönüşü yorgunluklar baş ağrıları vs..
      Pazar günü dönüyorum evime.Eve dönmemle alış veriş yapmaktan tutunda evin işleri beni bekleyecek.Üstelik pazartesi birde toplantı var.Yoğun gündemime geri döneceğim yani.Sıkıntısı şimdiden sardı beni.
      Bunları neden mi anlatıyorum.Şu okulum bitsin de bir işe gireyim hayatımı yaşayayım. Özellikle yalnız yaşamanın keyifli olduğunu düşünenlere dünyanın kaç bucak olduğunu anlatayım istedim.Hiç öyle sandığınız gibi özenilecek bir şey değil arkadaşlar.Özenenler var biliyorum saklamayın.Var öyle arkadaşlarım ne kadar anlattımsa da inandıramıyorum.Ben senin yerinde olsaydımla başlayan hikaye cümleleri.:)Aslında ben onların yerinde olmak istiyorum hayatın daha bitmediği mücadele yılları öğrencilik yıllarının keyfi.Ailelerin yanında yaşanan biraz bunaltıcı ama kafandan atabileceğin uğraşların olduğu günler.Sorunlarla tek başına mücadele etmediğin yeri gelipte 2 çift laf etmenin gülmelerin ağlamaların kısacası yaşadığının farkına vardıran paylaşımlar yaşadığın o zamanlar.Off çok kederli oldu sanırım ama size traji komik bir anımı anlatmadan da geçemeyeceğim.
      Geçen kıştı sanırım.Çok hasta olduğum öksürüğümün geçmek bilmediği.Kendime bir çorba yapacak halimin olmadığı zamanlar.:)En kötüsü yalnızken hasta olmak bunu aklınızda bulundurun.Annenizin veya herhangi birinin şefkatine daha çok ihtiyacınızın olduğu o günler yalnız çok zor geçer.Neyse işte hastaydım sesim kısılmıştı.O pazar hasta olduğumdan mütevellit dışarı çıkmadım bütün gün evdeydim.Akşam telefon çaldı arayan bizimkiler.Konuşmaya başladım ama kendi sesimi tanıyamadım.Sonra güldüm bu saate kadar hiç konuşmamışım farkında değildim.Sesimin düzeldiğini sanmıştım oysaki sadece iç sesimle irtibat halindeymişim.Annem üzüldü tabi düzelmemişsin daha diye.Valla dedim konuşana kadar bende düzeldim sanıyordum bu saate kadar hiç konuşmamışım.Sonrası işte ıvır zıvır.Sonra bana bir duygusallık çöktü.:S
      Evet ee ne var bunda diyorsanız çok az bir kısmını anlattım size.Ya da siz bilirsiniz yaşayın ve görün.:)Benden söylemesi.Yalnız yaşamanın iyi taraflarıda var tabi o da başka bir yazı konusu :D:D:)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Tron

      Bugün sonunda sinemaya gidebildim.Ben çok seviyorum sinemaya gitmeyi.Ama kardeşimi ikna etmek biraz zor oldu.Benim ufaklık kardeşim gitmişti bu filmi övünce bizde gidelim dedik .Ama beklentilerimi karşılayan bir film olmadı.3D olmasına rağmen çok az sahnesi 3 boyutluydu.Klasik bir bilim kurguydu.Gene de fena değildi.izlenmeyecek bir film olmamakla beraber beklentilerimizin altında bir filmdi.Çocuk filmi daha çok.:)

Filmin konusu:Yazılım şirketinin başında olan bir baba bilgisayar dünyasının içine girer ve bir daha geri dönmez.Daha sonra oğlu onun yanına gidecektir.Çeşitli mücadeleler geçirirler.Filmin ana konusu mükemmeliyetçiliğin pekte iyi bir fikir olmadığı.Birde paralı programlar üretmek yerine bunların halka açık bedava olması gerektiğini anlatılıyor.Bu bedava olayı benimde hoşuma gitti şahsen.:P

Film başlamadan önce film tanıtımı bölümünde verilen bir filmi çok beğendim.Güzele benziyor.Nisanda girecekmiş vizyona.Adını bilmiyorum ama şimdiden gidesim var.:)):)

8 Şubat 2011 Salı

Ben bir çizgi karakter olsaydım.(mim)

Deep ve liella beni mimlemiş.Hala bir çizgi film sever olarak.Severek cevaplayacağım bu mimi.
Mim konusu:Hangi çizgi film karakteri olmak isterdiniz?

 Çocukluğumda en sevdiğim karakterlerden biridir Casper.Şimdilerde bir bilgisayar markası:P:)İlkokulda mavi önlüklerimizle sırada beklerken yanımda kimse olmadığını gördüğü halde yanın boş mu diye soran arkadaşlara hayalet casper var görmüyor musun diye kendi çapımda espirili bir yanıt verirdim.Sonralarda bu durum aklıma geldiğinde şu anki hallerim çocukluğuma dayanıyormuş diye düşünüyorum.:)Casper benimle özdeşleşmiş bir karakterdir.Onun kadar sevimli olmasam da sinir bozan o saf   iyi niyetini almışım maalesef.:s
 Hala yayınlansa gene izlerim yaa.Çok severdim bu çizgi filmi sabahları erken yayınlandığı için sırf izlemek için uyanırdım.Kendisi çok zeki bir dedektiftir.Ama aslında arkadaki fotoğraftaki gibi büyük olmasına rağmen kendisini gizlemek için çocuk haline dönüşür.İki halide sevimliydi :)E bide yakışlı tabi:)Dedektif olmayı isterdim doğrusu ah ahh.:)
 Tenten hayran olduğum bir karakter daha.Hem mütevazi hemde zeki bir insandı.Dedektif olmayı isteyemeyecek kadar büyüsemde. bayan dedektif  niye yok yaa:S
 Burda olmak istediğim bir karakter yok ama bu şartlarda yaşamak isterdim.Teknolojiyle haşır neşir bir dünya.Hem fena mı olur dimi.:)
 Yaramaz nils ceza olarak küçülür ve sonrası eziyet ettiği hayvalardan biri olan kuşun sırtında tüm dünyayı neredeyse dolaşır.işte nils gibi dünyayı dolaşmak isterdim.Güzel olurdu.:)
               woody ya bana çok dertsiz tasasız görünür.Onun gibi hayata  gülmek biraz da dalgacı olmak güzel olur.:)
Farkettim ki hiç cinsimden bir karakter seçmemişim.Severdim bu kızcağızı.Biraz dertli bir hayatı vardı ama hayallere dalar unuturdu her şeyi.Evet evet unutma kısmı bana da iyi gelir.:):)




   Mimlenen kahramanlara gelince:ofelya,xavinin görümcesi,S.ribel,Hayal@,profösör,drukiyyes,Zeynep özmen,eowyn,Hepbirenk,girly,hayal meyal,ezgili melodi,pınar,körebe,inanırsakolurbence,bozuk anksiyete,Budeliçocuk

Açlık Oyunları

        
    Bu tatilde bir seri okudum ki size tavsiye etmeden geçemeyeceğim.Kitaplar kardeşime aitti.Güzel demişti bende bir okumaya başladımsa bir daha elimden bırakamadım.İlk kitabın adı Açlık oyunları 2.si Ateşi yakalamak Sonuncusu ise Alaycı kuş.Kesinlikle süper bir kurgusu var.Yazarın bu romanı nasıl yazabildiği merak edenler için önsöz de açıklamasını yapmış roma ve mitolojideki öğelerden daha çocukken etkilendiğini ve bu romanıda o sayede yazdığını söylüyor.Kurgu hayal ürünü bir ülkede geçse de ben romanın içinde kendimi ve dünyanın şuan ki düzenini bulabildim.

    Savaş oyun hepsi bir arada açlık zenginlik fakirlik en önemlisi tabiki aşk bu konuları öyle bir işlemiş ki elinizden bırakamıyor merak etmeden duramıyorsunuz.Hepsini bir çırpıda okudum.Arada bir çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum anlaşılmayan bir kaç noktaya taksamda çok mühim ayrıntılar değildi.Panem halkının açlıkla mücadelesi Capitoldeki gücün  tüm mıntıkaları sömürgesi altında tutması aslında çok tanıdık.Hem eleştirel hem mistik kısacası harika bir kitap serisi.

4 Şubat 2011 Cuma

Beklentiler

      Beklentiler...
      Hayatta hep bir şeyleri bekleriz.Gelecekten bir şeyler umut eder.Gerçekleşeceği günü bekleriz.Bazı beklentilerin zamanı geçer umut etmeyi bırakır yeni umutlar peşine düşeriz.Ama hepimizin isteği mutlu olduğu bir hayatı sürmektir esasen.Hep bir şeyler ister ve bekleriz.Hep daha iyisi hep daha yenisi hep gıpta edileni isteriz.İnsanız ve ruhumuz böyle doyumsuz.Bazen elde etmek istediğimiz şey için çabalarız.Bütün zamanımızı buna ayırır olana kadar uğraşırız.Elde ettiğimizde başardığımızda.Sonuç bazen mutluluk olsa da bazen de istediğiniz şeyin aslında bu olmadığını anlamak olur.İşte böyle anlarda bir karamsarlık çöker içimize,yeni planlar kurmaya ara verir pişmanlıklar yaşarız.
       Bazen kendimi sorguya çeker elde ettiğim başarıları olabileceklerimi elde edemediklerimi daha gerçekleşmeyen beklediğim beklentileri düşünürüm.Düşünürken istediğimden emin olup olmadığımı sorgularım.Çoğu zaman başarılarım beni mutlu etse de yeterli olmadığını görüp üzüldüğümde olur.Daha çabalamalıydım diye de düşünürüm.Genel olarak elimdekilerle yetinen mutlu bir insanım.Ama bu beni mutlu biri yapsa da daha az başarılı biri yapmakta çünkü kapasitemi zorlamamı daha iyisini aramamı engellemiştir çoğu kez .
   İnsanlar görürüm bazen hayatta amaçsız öylece yaşayan 
   İnsanlar görürüm bazen hep daha iyisi için uğraşan hırslı ve yılmayan
   İnsanlar görürüm bazen kendini tanımayan bu sebeple de yanlış amaçlar için uğraşan
   İnsanlar görürüm bazen elindekinin kıymetini bilmeyen
   İnsanlar görürüm bazen umudunu yitirmeyen denemekten vazgeçmeyen
   İnsanlar görürüm bazen idealleri için savaşan
   İnsanlar görürüm bazen gözü yükseklerde olup önünü göremeyen
   İnsanlar görürüm bazen siz gibi ben gibi...
     Beklemek her zaman iyidir.Bir umut taşır.Umutsuzluk hayatta beklentinin kalmaması dır.Umudun kalmaması yaşayan bir ölüye dönüştürür insanı.Hep bekleyin umut edin.Kendinizi tanımaktan ve istediğiniz doğrultusunda çalışmaktan vazgeçmeyin.İstediklerinizi gerçekten isteyip istemediğiniz, kendinizi tanımaktan geçer.Bu sebeple önce kendinizi tanıyın.Sonrada engelleri aşarak yol alın.İstediğinizden eminseniz söylenenlere,size köstek olanlara aldırmayın sadece ve sadece kendinize inanın...İnanıyorum başaracaksınız, başaracağız,başaracağım....

1 Şubat 2011 Salı

kişisel durumu:Tatilde:):)

Ankaradayım 2. evinde ailemin yanındayım ,huzurluyum ve mutluyum.Yalnızlık namına çektiğim sıkıntılar iş sıkıntıları vs hepsi yok oldular.Kısa bir süre içinde olsa bu anların keyfini çıkarıyorum.Gene bizim evin halleri geyiklerimiz mevcut.Her gün bir posta belki de daha fazla kahkahalar yükselen bu evi özlememek mümkün olmuyor.Bu sebeple mümkün olduğunca nette az vakit geçirip bizimkilerle takılıyorum.Blog yazmaya yada okumaya pek vaktim olmuyor, ara ara girip bir bakıp çıkabiliyorum sadece.Şimdilik bash bash ama ilerleyen günlerde daha sık gireceğimi tahmin ediyorum.Hoşçakalın:)