Sayfalar

29 Şubat 2012 Çarşamba

KENDİ KEDİME VERDİĞİM ÖĞÜTLER(2)

Daha önce bu konuyla ilgili bir yazı yazmışım blogu kurcalarken buldum.
       Birde baktım ki çoğuna  hatta hiç birine uymamışım.Uysaymışım bu depresyon ve karanlık süreci hiç yaşamazmışım.Ben bunu neden bile bile kedime yapıyorum işte burası muamma.

       Üzerine ekleme yapmak istiyorum bu öğütlerin.Umarım bu kez bu öğütleri dinlemeyi başarırım.Deniyorum ya:S

1.Birisi özellikle seni sinir ediyorsa ve bu ortamdan kaçamayacaksan sinir olduğunu belli etme sende onu dalgaya al,hatta gül geç.
2.Tamam anladık iyi niyetlisin.Ama bunu herkese yapma artık, ders çıkar biraz.
3.Tamam artık şüpheyle yaklaşmayı hemen güvenmemeyi öğrendin ama biraz çaba,güler yüz görünce yumuşuyorsun gene. Dikkat et.İnsanlar kolay kolay değişmezler.
4.Bir insanı illa kendinden iyi zannediyorsun.Hala öğrenemedin senden daha salağı çıkmadı henüz:P
5."Değişmeyeceğim, zaten herkes böyle ben böyle kalayım." diyor beyninin bir tarafı.Saçmalıyorsun yara sarmaktan sıkılmadın mı?
6.Herkes ne kadar iyi biri olursa olsun kendinden çok değer vermez sana.Tehlike anında herkes kendini düşünür. Bunu da aklından çıkarma.Bencil ol biraz.
7.Kimse kalıcı değil herkes bir gün gidebilir.Bu hayatın getirisi belki de götürüsü her neyse sen hazırlıklı ol.
8.Bazen kendini kaptırıp anlatıp duruyorsun karşındaki belki de sıkılıyor. İnsanların yüz ifadelerini, vücut dillerini gözlemle. Kimseyi sıkmak istemezsin ayrıca sonra düşündüğün de kurcalamamışta olursun.Durumu zamanında idare et.
9.Ailen senin için çok önemli ama bil ki her zamanda yanında olamazlar onlarda birer insan. Dünyada tek sen de yoksun ayrıca.
10.Tamam çok derdini paylaşan biri değilsin günlük hayatta.Bu huyunu seviyorum.Ama bazen güvenip döküyorsun içini, pişmanlık duyuyorsun sonra. Pişmanlık duyacaksan yapma.
Pişmanlık duymana sebep mi oldular. Bak başkasına sığınma artık, kendin baş et biraz çabala.
11.Kendine karşı hala acımasızsın.Bu seni güçlü kılmıyor ki boş ver yapma.
12.İnsanlara ve düşüncelerine değer veriyorsun, bu kötü bir şeyde değil ama fazlası zarar her şeyin. Başkalarının düşüncelerinin seni kısıtlamasına müsaade etme.
13.Kafan ne kadar kurcalarsa kurcalasın, işine yaramayacak bir bilgi için kendini ve duruşunu feda etme.Bırak zaman çözsün bir şeyleri.
14.Hayat güzel. Hala neden şikayet ediyorsun.Şikayeti bırak yaşamana bak.
15.Hala şaşırıyor musun?Şaşırma artık olanlara.
16.Bu musibetler , olaylar ve insanlar niye beni buluyor deme.Oluyorsa oluyor sen çözümüne odaklan işte.
17.Güçsüzsen de belli etme güçlü duracam diye de kendini siper etme.Farkında ol kendinin,ona göre davran benim istediğim.
18.Bu öğütleri dinle dinlemezsen de sen bilirsin. Hayat öğretiyor nasılsa acıta acıta.Yaşadın gördün benden söylemesi. Artık gerisi sana kalmış.

Gecedeyim

Gecedeyim
Sorularım arka planda
Ön planda oyalanışlar
Sabah bi çareyim
Gün içinde telaş içindeyim
Akşamlarım oyalanış
Geceleri kendimdeyim

Gecedeyim
Kayığa binmiş gitmekteyim
Bazen bilincime erişmekteyim
Bazen derinlerde gezinmekteyim
Rotam belli belirsiz
Öylesine gitmekteyim.

Gecedeyim
Saati bilmemekteyim
Kendimi dinlemekteyim
Melodisi karmaşık
Gene de hissetmekteyim

Gecedeyim
Karanlığın ortasında
Bir soru işareti kafamda
Düşünmekteyim
Cevapsız kalacağını görmekteyim.

Gecedeyim
Kendimleyim
Kimsesizken daha iyiyim
Kimsesizim

Gecedeyim
Ne akşamda ne gündüzde ne sabahda
Ben sadece gecedeyim
Kendimi gecede bilmekteyim
Kendimi aradığım yerdeyim
Gecedeyim...

28 Şubat 2012 Salı

5 Soru 5 Cevap(Mim)

Biricit mimlemiş bana da yazmak düştü.Teşekkür ederim.:)Gün içinden hep yaptığım bu sormak ve cevaplamak.:)
1-Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve soundtrackinde hangi şarkılar yer alırdı?       
Bir kere çok sıkıcı psikolojik bir film olurdu benim hayatım.Sürekli kahramanın kendine sorular sorduğu, çıkarımlar yaptığı vs.
Film adına gelecek olursak.
a.Ben Nerde Yanlış Yaptım? (Eski Türk filmleri gibi arabesk bir adı oldu hehe:)) Bu konuda üçleme beşleme seri filmler çekilebilir hatta:P Müziği de hatasız kul olmaz ya da İbrahim Tatlıses'den yıkılmışım olabilir.Bunu yazarken çok eğlendim bu arada.:))
b.Kuruntulu Saatler:Müziği anlamsız bir melodi kuruntular kadar anlamsız.:)
Korku filmi olarak ise;
c.Sınıfta Cinnet:)Müziğini bilemedim daha çok çığlık ve bağırmalar üzerine olurdu.:)Hayko'da olabilir o hakkını verir diye düşünüyorum.:)
 2-Bir şeyleri değiştirme gücünüz olsa, neyi ya da neleri değiştirirdiniz?
Bu soruyu ben öğrencilerime sormuştum hatta buraya da yazdım çok ilginç cevaplar vermişlerdi.Gelelim benim cevabıma.
*Kendimi değiştirirdim.Buna gücün var zaten diyenleriniz olabilir neyse bu mevzulara girmeyelim.:)Bir de köhne zihniyetleri değiştirirdim.
  
3-Sizi en çok etkileyen sinema sahnesi ya da sahneleri?
Filmlerde kahraman daha önce yaşadığı bir olayı hatırlarken çekilen sahnelerde olayı o kişinin gözünden değilde çevresel bir görüntüyle anlatması hep dikkatimi çeker. 
Düşündüm de öyle aklımda kalan sahneler pek yok.Çünkü ben bir filmi oturup tekrar tekrar izleyenlerden değilim.Bir kere izlerim mecbur kalmadıkça ya da denk gelmedikçe. Müdavim olanlardan değilim.O anda o sahne beni etkiler bilinç altıma da yerleşir belki ama şu an düşündüğümde bulamıyorum.Neler etkileyebilir söyleyim:
1.si romantik sahneler:Kahramanların sonunda kavuştuğu vs
2.si sürprizli sahneler:Tahmin edemediğim ya da tahmin ettiğim fakat kimsenin tahmin edemediği sahneler.Merak uyandıran sahneler.Bu durumlara örnek filmler:Altıncı His,Akıl Oyunları,Sherlock Holmes ve prestij filmi gibi
3.sü Çok hüzünlü sahneler:Soraya'yı kurtarmak taşlama sahnesi
4.sü Komik repliklerin olduğu sahneler.
4-Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilmiş, senden başka hiç kimse yok. Ne yaparsın?
Niye kimse yok diye araştırma içine girerim.İp uçları ararım.Niye ben derim.Ben niye yalnızım diye oturup derdime yanarım.Yalnızım yanlızım dostlarım şarkısını söylerim. Anı olsun diye fotoğraf çekip tadını da çıkarabilirim.:)Psikolojime bağlı yani.:)

 5-Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler?
Yalan Dünya ve House.Pek dizi değilde film izler oldum bu ara.


Mimlenenler:
Biraz senden, biraz benden...
HerbiRenkbir lokmadan bir şey olmaz!
Yagmurun Yagması Iyidir
Fikir Beyanı
Biraz senden, biraz benden...
Kayıp Cümleler Sokağı 
Mia Wallace
SADE VE DERİN
!!!ıVıR ZıVıR eNSTiTüSü!!!
Nerden Başlasam ?
At Yarışındaki Eşek
!☺Karanlıktaki Yabancı☻!
! BİR BİBERİN TOMURCUĞUNDAN ÇIKAN NAĞMELER
Kibritci Kız
Re-L 124c41+
! Vişne Çürüğü !

Unuttuğum var mı ki?:S

Hangi Konu

Kafamda çok konu var ama hiç birini adam akıllı oturup yazamıyorum.Taslaklarla doldu blog.:)

Her zamanki gibi kafamda gene çözümünü bekleyen bir soru var.Kendimle savaşıyorum.Oluruna bırakmaya çabalıyorum.Çözmeden içim rahat etmiyor off ya.:S

Kendim olmaktan hiç bu kadar sıkılmamıştım.

Kardeşimin sözü olacak martta bir yoğunluk bekliyor ki beni sormayın.Tatlı telaşlar bunlar.(Bir konuda bunun hakkında yazasım var.Eğlenceli bir olay.)

4+4+4 hakkında yazmalıyım ama bu da bekliyor kafamda.Olursa eğer bu uygulama benimde başka okula gitmem söz konusu olabilir.

Diğer bir konu eğitimdeki kaynak kitap ve eğitim eşitsizliği üzerine.

Kafamdaki asıl konuyu buraya yazmakda çok tereddütlüyüm kedimle savaşıyorum.Bir kaç kere denedim ama yazamadım.Bu benim diğer konulara el atmamada mani olabiliyor.

Böyle böyle uzayıp gidiyor bu konular.Kafamdaki karmaşa hala devam ediyor.Hani filmlerde olur ya kapının önüne kundakta bebek bırakırlar ev halkı düşünür kara kara ne yapacaz falan diye.Benim aklıma da sahipsiz sorular bırakıyorlar.Bu bilmeceyi çözecem derken helak oluyorum.

Olgun(O bir öğrenci)

       Daha henüz çarpmayı öğrenmeden kendi kendine öğrenen ve  hatta kara kök almayı öğrenmiş bir öğrencim var.Nasıl öğrendiğini duyunca gülmekten öldüm.Öğrencimi okula getiren lise öğrencisi bir çocuk var o arkadaşına anlatırken duymuş.Anlattığı çocuk hala anlamamış gibiydi bu arada.:)Öğrencim kapmış kara kök işini.Zeki insanın hali başka oluyor.Bugünde oturmuş 35 ile 35 nasıl çarpılır diye sordu.Sınıfta henüz çarpmayı görmedik çıkarmayla uğraşıyoruz.35 ile 10'u çarpmış.3 tane 350' yi kafadan topluyor.Devamını da sanırım 350'nin yarısını bulup mu ekledi bir şeyler yaptı.1225 sayısını buldu.Bende diyorum niye çarpıyor 35 ile 35'i. Kara köke takmıştı bu ara çünkü.Meğersem 1225'i kara kökünü de dün sormuştu onu hesaplıyormuş.:)625 i de ben söylemiştim 25 diye.Hiç unutmadığı gibi ekliyor üstüne habire.Sınıfta 3 basamaklı sayılarla toplamayı da görmedik henüz.Anlayacağınız uçtu yani.Bende köstek olmuyorum destekliyorum  bir dk kafası durmuyor. Çok hırslı.Bugün matematik sınavında bir problemi yapamadı ağladı.Bende hatalarından ders çıkarmak önemli olan vs vs diye konuştum rahatlattım biraz.Sürekli öğrenmeye istekli.Ben bir öğretirsem o üstüne 5 ekliyor.Böyle bir çocuk işte.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Performans Ödevi(Görevi)

Açıklama:Şimdi bu yazıyı okuyacak öğretmen takipçim var mı varsa da kaç tane var bilmiyorum.Olur da denk gelir diye yazdım.Bir de bu konuda içimden geçenleri yazmak istedim. Mesleki düşünceler içeren bir yazıdır.Okumak istemeyenler olabilir diye baştan belirteyim dedim.:)
        
        Az önce söz verdiğim matematik sınavını hazırladım.Ekstra bir kaç türkçe çalışma kağıtları ayarladım vs.Hayat bilgisine dair hiç bir şey bulamadım işe yarar.Kendimde hazırlayasım gelmedi.Matematiği hiç bir kaynaktan yararlanmaksızın kendim oluşturdum.Bakalım sınav sonuçları nasıl gelecek.
        Bu çalışmaları ayarlarken eğitim gov.tr' ye bizim de çalışma gönderebileceğimizi fark ettim.Sanırım inceleyip başarılı olanları koyuyorlar.Bu işe bir el atmaya karar verdim.Zaten bir kitap hazırlamak istiyorum, kendi sorularımdan oluşan, etkiliklerimden bir kaynak.Bu da benim için bir deneme olur.Zaman zaman hazırladığım etkinlikleri net ortamında paylaşıyorum.Ben de bazen yayınlananlardan faydalanmıyor değilim.Ama tamamen hazırcı öğretmenlere kızıyorum.Tamamen bulduklarını alıp kullanıyorlar sınıf düzeyine uygun hale getirmiyorlar.Hele ki performans ödevleri konusunda tam bir kısır döngü hakim.İnsan bir ödevi verirken sırf ödev olsun diye vermemeli.Ne işe yaracağı öğrencinin faydasına olup olmadığı gözetilmeli.İnternetten baktığınızda hep aynı ödevler dolaşıyor ve büyük çoğunluğu çocukların yapamayacağı yapsa da bir anlam ifade etmeyen ödevler.
       Performans ödevi deyip geçmeyin.1,2,3. sınıflarda sınav olmadığından direk not olarak geçiyor.Yani öğrencinin performansını ölçtüğümüz bu ödevler, neden bu kadar özensiz hazırlanıyor ya da alıntı yapılıyor?Anlayabilmiş değilim.Aslında temelinde hazırcılık yatıyor.Çalışan, öğrencisinin verimli bir eğitim almasını gözeten öğretmenler de var elbette ki ama büyük bir çoğunluk maalesef bu konuda eksik.Zaten okul çapında düşündüğümde ödevlerin büyük kısmı evde yapılması için veriliyor.Evde ise çocuklardan çok ailelerin emeği söz konusu.Öğrenciyi mi aileyi mi değerlendiriyoruz?Sorusu geçiyor aklımdan.
       Zaman zaman çevrenizde veya varsa kardeşiniz çocuğunuz vs yakındıklarını duymuşsunuzdur.Ben velilerin yarıştığını da çok  gördüm.Benim ödevim seninkinden güzel.Evet yanlış okumadınız.Öğrenciler değil veliler yarışır oldu.Ee ödevi yapan onlar olunca yarışanlarda onlar oluyor haliyle.:)
       Bu arada belirteyim performans ödevi değilde performans görevi oldu adı.Ama daha iyi anlaşılması için ben ödev kelimesi kullandım yazımda.
       Meslekdaşlarımdan ricam:Performans ödevi hazırlarken lütfen biraz yaratıcı olmaya, öğrencinin işine yaramasına, öğrenmesine ortam hazırlayacak şekilde ödevler verelim.Ve bu ödevlerin mümkünse en azından bir kısmının sınıfta bizim gözetimimizde yapılmasını sağlayalım.Değerlendirmesini ise ödeve uygun kriterler oluşturarak hazırlayabilirsiniz.Ben hazırlayamıyorum bilgisayar konusunda eksiğim diyorsanız.Meb'in açtığı hizmet içi kurslarına katılabilirsiniz.Daha da olmadı ben seve seve yardımcı olurum.Sevgilerimle...

*Bu konuda bıkkınlık yaşamış olan varsa ya da herhangi bir yakını yaşayan, düşüncelerini belirtirse sevinirim.

Hayaller

        Hayallerim geri döndü falan diye yazmıştım bir ara. Döndülerse de eskisi gibi değiller.Zaten bende eskisi gibi değilim.Az önce Vişne Çürüğü'nün yazısını okuyunca geçmişten bugünüme hayallerimi incelemek aklıma geldi.
       Çocukluktan başlayacak olursak  hep hayal kurarak uyurdum ben.O zamanki hayallerimin ne olduğunu pek hatırlıyor değilim.Sadece masalsı hayallerim vardı.Zaten kendim uydurup masal anlatmayı severdim.Baş kahramanların ben ve kardeşlerimin olduğu masallar.Yatmadan önce muhakkak bu tarz bir olayımız olurdu.
        Lisedekilerin bir kısmını hatırlıyorum.Üniversiteyi kazanmak ve o ortamı hayal ettiğim olurdu.Üniversitedeyken öğretmenlik günlerimi hayal ederdim.Hiç gerçekleşmeyecek hayaller kurdum mu bilmiyorum?Hep olası şeyleri kurdum. Beklentimi düşük tuttum ve hep daha fazlası buldu beni.Şükretmeyi ihmal etmedim tabi.Örneğin bana en başlarda Bursa'ya atanacağımı söyleseler inanmazdım.Zaten ekranda Bursaya atandığımı gördüğümde, şaşkınlık geçirdiğimi hatırlıyorum.Üstelik köyde değildi atandığım yer ve gözlerime inanamadım.Bir şekilde kurduğum hayalden fazlası gerçekleşmişti.Bense küçük bir köy okuluna atanıp orayı güzelleştirmenin, orda küçük çaplı devrimler yapmanın hayallerini kuruyordum.Bursaya elbette ki çok sevindim.Hayat tarzımın çok da değişmeyeceği bir yerdi.Annemin her fırsatta atandığında buraları mumla ararsın misillemeleri boşa çıkmıştı.Ablamın Urfa'yı yazmıyorsun ama kim bilir nereye çıkacak ataman dediği hala kulağımda. (Ben pek istemiyordum çeşitli sebeplerden dolayı)Ve hepsi boşa çıkmış hayallerimin ötesine geçmiştim bir anda.
         Sonraları alıştım Bursaya başlarda zorluklar çekmedim değil.Tek başına bir yaşama alışmak kolay değildi.Burada da kurdum hayaller gerçekleşenler oldu gerçekleşmeyenlerde.Fark ettim ki gerçekleşenlere yeterince mutlu olmadım.Yani uzun sürmedi.Çocukken hayal ettiğim öğretmelik mesleğine kavuşmuştum.Üstelik başarılı , saygı duyulan bir öğretmen olmuştum.Herkesin olmak isteyeceği bir ile atanmıştım okulda da sorunum yoktu.İlk 3 sene ev sahibiyle aynı yerde oturmanın sıkıntılarını yaşayıp sonra ani bi kararla taşınmıştım.O isteğimi de gerçekleştirmiştim.Merkezi bi yere taşınmanın farklılık yaratacağını ummuştum belki de.
        Bunların hepsinin temelinde birazda kendini kanıtlamak yatıyordu.Kanıtladım da aileme çevreme beni tanıyan herkese.Ben her zaman onların zannettiğinden daha fazlasıydım.Bunu ben biliyordum bilenlerde vardı.Ama nedense buna inanmaları için benim bir şeyleri başarmış olmam gerekiyordu.Şimdi onlara baktığımda koca birer hiç görüyorum.Bu onların meslekleriyle ya da yaşam tarzlarıyla ilgisi yok.Zaman zaman kendimi suçladığım çok oldu.Ben neden farklı olandım.Sorun şuydu ki onların beni anlaması imkansızdı.Ama bu onların doğru oldukları anlamına gelmiyordu.Zaman içinde çözdüm ki sorun bende değil onların hayata bakışıydı.
        Biliyorum bu yazının hayallerle  ilgisi olması gerekiyordu.Hayallerime bakınca geçmişe gitmek beni bu düşüncelere itti.Şimdiden sonraki hayallerim biraz ilginç.Geçen mesela Tv'de Erasmus kapsamında Litvanya' ya giden iki genç konuşuyordu.O anda kendimi Litvanyada hayal ettim.Kısa bir sürede olsa orada yaşamayı oraları gezmeyi vs.İçinde bir tutam aşkı da hayal ettim tabi.Gerçekleşir mi? Hiç sanmıyorum.Ama beni o anlık tebessüm ettirdi.Buda bana yetti.
      Hayal kurmanın kendisi bile yeterince güzel.Birde ben uzun yolculuklarda hayal kurmayı çok severdim.Onu da şimdi hatırladım.Hayal kurun ve umarım gerçekten sizi mutlu edecek hayalleriniz gerçek olur.
         Ben mi? İç güveysinden halliceyim.Gerçekleşmesini isteyeceğimden emin olmadığım hayaller kuruyorum.Acaba bunun sebebi ne olaki?:))
          

26 Şubat 2012 Pazar

Anlamsız Haftasonları

         Ara tatilden döndüğümden beri anlamsız hafta sonları geçiriyorum.Tam anlamıyla hiç bir işe yaramayan.Evden zorla adımımı dışarı attığım türden.Hiç bir şey yapmaya ne isteğim var ne de mecalim var.Tek yaptığım biraz netle uğraşmak,film izlemek vs.Evi toplamak derin bir temizlik yapma fikri kafamda beni meşgul etsede onada elimi atmıyorum.Belki elimi atsam ruhumuda toparlayıp bir şeyleri yoluna koyacağım.
         Bunların haricinde bir sürü seminere kursa başvurdum.Tiyatro kursu eğer olursa bayağa zamanımı alacak.Mart ayı olaylı geçeceğe beziyor.Planlar iptal olmazsa evde oturmaya bile zamanım olmayacak.Bundan şikayet eder miyim bilinmez.Belkide o yoğunluğa hazırlıyorumdur kendimi.Biraz inzivaya çekilmek iyidir diyerekten.
         Hafta sonları evde olmama rağmen çok çabuk geçiyor.Bu hafta sınav diye tutturan öğrecilerime bir sınav hazırlamam lazım.Birde sınıf düzeyi sorulardan sıkılmış bir kaç öğrecim var onlara yönelik ayrı bir hodri meydan soruları hazırlayasım var.Ek olarak vergi haftasını kutlamak benim kulübe düştü.Çocukların hiç biri verginin ne olduğunu bilmiyor.Bunu törende bütün okula sunmak kadar anlamsızca bir şey de yok.Çünkü hiç biri bir şey anlamayacak o gürültüde.
        

24 Şubat 2012 Cuma

Komşunun Borcu

           Daha önce buraya yazmışım alt komşumun benden borç istediği zamanı.Tam 1 yılı doldurdu o parayı vermeyeli.Çok da umursamadım vermeyişini ama hafiften aptal yerine konmak canımı sıkıyordu.Bir selamı esirgeyen hatta yüzünü çeviren tiplerdenler.Diyeceksiniz ki veremediği için çekiniyordur bende öyle düşünmedim değil.Zira benden köşe bucak kaçtığını hissettiğim oldu.Ama şurda çok olmadı kapıcı su istemeye  geldiğinde bizim katta kimse olmadığı için ben işteyken onlardan alıyormuş.Bunun  için epey sorun çıkardı.Ben normalde sabahları evde oluyorum ve veriyorum.Olmadığım zamana denk geldiğinde kapıcnında zamanı belirsiz olduğundan veremediğim olmuştu.Bunun için ne sorunlar çıktı anlatamam 2 kova su için laf etti anlayacağınız.Tartışmış kapıcıyla vs.Ben yoksam yıkanmasın su vermeyin siz dedim hallettim.Kapıcının geleceğini yöneticiden haber vermesini istedim vs vs.Yani böyle bir tipler.Hatta karşıkomşudan daha sonra öğrendim ki ondan da borç almış ve vermemiş.Onunda aynen cümlesi şuydu.Bari bir selam verse.Selam verdiğini görmedim.Daha detaylı şeylerde var ama bu konuyu anlamanıza kafidir diye düşünüyorum.İşte bu alt komşum bugünlerde yani bu hafta selam veren cinse dönüşmüştü.Hatta ikiz çocuklarına kapıda bana el sallattı ki çok şaşırdım.Selam verince bile yarım yamalak selam alan surat astıklarını düşününce insan bu yeni tavra şaşırıyor.Ve o tavrın sebebi belli oldu .Dün kapım çaldı ve tekrar borç istemeye geldi.İnsanlarda nasıl bir yüz var anlamadım.Daha önceki borçtan hiç bahsetmedi bile.Ben tabiki veremeyeceğimi söyledim ama genede içim rahat etmedi.Off bu bile etkiler mi bi insanıya?Ben böyleyim maalesef Huyumkurusun.Eski Borç yazısı

Uzun İnce Bir Yoldayım

         Bugün hangi konudan başlasam bilemiyorum.Size de oluyor mu bilmem?Otobüste giderken,yolda yürürken vs(Okul hariç. 2 dk düşünmeye fırsat olmuyor.)blog yazmaya devam ediyorum.Yani beynimde.
        Bu aralar sık yazdığımdan mıdır bilmem?Beynimde yazılar yazıyorum.O anda kağıt kalem bir şey olsa en az 5 yazı yazmıştım.Okuduğum kitabın ardından o kitap cümleleri gibi konuştuğumda olur iç sesimle.
        Bu aralar fazla düşünüyorum gene.Boşuna eskiden filozof lakabını almamışım.Düşünmek sorgulamak benim doğamda var.Bugün gene düşündümde House dizisini izleyen varsa oradaki Dr.House karakterinin hastalara bakış açısını bilen vardır.Hastalıkları birer bulmaca gibi çözmek onun için vazgeçilmezdir.Çözmeden rahat edemez. Kendi bıraksa beyni bırakmaz.Ve aniden hiç alakasız bir zamanda çözüme ulaşır.Şimdi bunu neden mi anlattım?Kendimle benzer bir yan bulduğum için.Buradan şöyle düşüneniz çıkabilir. Hadi oradan bu kız kendini ne sanıyor?O kadar zeki olduğumu iddia ediyor değilim.Sadece kafamda yarattığım ya da olan bir durumu çözmeden rahat edemediğim.Bir durum benim kafama yer etmişse ve ben anlam veremiyorsam.Uykularım kaçar.Uykuda da düşünürüm hatta.Vazgeçtiğim anlarda bile beynim devam ediyor.İstemiyorum böyle olmak.Ama elimde değil.Boş veremiyorum ve kendimi alakasız anlarda bile çözmek için uğraşırken buluyorum.Bu adeta her şey için geçerli.Matematiğe olan ilgimde bundan sanırım.Bulmacaları seviyorum.Ve hayata ve insanlara birer bulmacaymış gibi bakıyorum.Burdan insanlara değer vermediğim sanılmasın.Aksine fazla değer veriyorum ve buda beni yıpratıyor.
        Eskiden de böyle miydim diye sorguladım kendimi.Takıntı haline gelmeye başlayan bu problem ne zamandır var bende?Artmış olmakla beraber her daim vardı.Anlam veremediğim davranışların nedeninden tutunda bana karşı olumsuz davranan birinin neden böyle olabileceği.Ya da birden davranış değişikliği yaşadığım durumlar.Vs vs.Bunlar kolayda çözümsüz kalan şeyler canımı sıkıyor.Çözemediğim yok mu ?Elbette var beynimde o sayfayı kapatmak için türlü şeyler yapıyorum.Kendime yeni bir problem buluncaya kadar idare ediyorum belki de.Bunun diğer bir sebebide şu olabilir.Hazırlıksız olmamak yaşanacak bir olaya.Yoruldum belkide hazır olmak istiyorum bi şekilde.Ama bu sonucu değiştirmiyor.Bir olayın önceden ne sonuç doğuracağını bilsem de, bile bile yaşıyorum.Ve ben sana demiştim diyorum kendime.Saçma ama bile bile yapmış olmaktan dolayı suçlasam bile kendimi.Gene de biliyor olmak rahatlatıcı bir yönde.Ama tahmin edemediğim beklemediğim durumlar.Bir kaos yaratıyor içimde.
       Bu kız gene ne saçmalıyor dediğinizi duyar gibiyim.Hatta bir çoğunuz bu kısma bile gelmemiş olabilir.Zira bende olsam okumazdım.Ama beynimde düşündüklerimi yazmak benim kendimi çözme biçimim.Eskiden yazıyla değil bu tür konuşmaları yapabileceğim anlamsız ya da çok anlamlı sohbetler edebildiğim arkadaşlarım vardı.Onları da kaybettim zaman içinde.En yakın arkadaşım blogum oldu şimdilik.Buradan bir darbe beklemediğim için rahat rahat yazıyorum kimi zaman.Beynimde düşündüğüm kadar özgür yazamasam da.Genede mutlu ediyor yazmak rahatlıyorum.
        Bu blogun değerini şimdi daha iyi anlıyorum.Kaybetmek korkusu yaşarken anlıyor insan bir şeyin kıymetini.Gene de aptalca davranabiliyorsunuz.Bir blog ne kadar değerli olabilir ki demeyin.Yenisini açabilirsin diye düşünen de olabilir.Ben alışkanlıklarımı kolay terk eden biri değilim.Bağlanan biriyim ve ben istemeden bu blogun elimden kayıp gitmesi beni çok yorar.
             Aşık Veyselin bu şarkısı geçti beynimden bu yazıyı yazarken.Eklemek istedim.Umarım dinlersiniz.

 Aşık Veysel Uzun İnce Bir Yoldayım









 Uzun İnce Bir Yoldayım
Gidiyorum Gündüz Gece
Bilmiyorum Ne Haldeyim
Gidiyorum Gündüz Gece

Dünyaya Geldiğim Anda
Yürüdüm Aynı Zamanda
İki Kapılı Bir Handa
Gidiyorum Gündüz Gece

Uykuda Dahi Yürüyom
Kalmaya Sebep Arıyom
Gidenleri Hep Görüyom
Gidiyorum Gündüz Gece

Kırk Dokuz Yıl Bu Yollarda
Ovada Dağda Çöllerde
Düşmüşüm Gurbet Ellerde
Gidiyorum Gündüz Gece

Düşünülürse Derince
Uzak Görünür Görünce
Bir Yol Dakka Miktarınca
Gidiyorum Gündüz Gece

Şaşar Veysel İş Bu Hale
Kah Ağlaya Kahi Güle
Yetişmek İçin Menzile
Gidiyorum Gündüz Gece

22 Şubat 2012 Çarşamba

En Sevilenler(Mim)

Biricit ve  Deep beni mimlemişler.Teşekkür ederim her ikisine de.Gelelim mim sorularımızı cevaplamaya.

Mim Konusu
En Sevilenler:

1. En sevdiğin şeyler nelerdir, nelerden hoşlanırsın vb. 
En sevdiğim diye düşününce sevdiğim çok şey var ama.En sevdiklerim: 
*Sevdiğim bir ortamda geyik muhabbeti yapmak.Espiriler yapmak vs
*Gezmediğim görmediğim bir şehri gezmek.
*Yeni şeyler keşfetmek.
*Pratik çözümler bulmak.Ve bunun takdir edilmesi de hoş oluyor.:)
*Öğretmek ve yeni bir şeyi öğrenmek.
*Tiyatro sinemaya gitmek , kitap okumak ve kitap fuarı gibi yerleri dolaşmak.Kitap almayacak olsam bile kitapçıları gezmek hoşuma gider.
*Teknoloji mağazalarını gezmek ...
*Temiz hava olan bir yerde yürümek.

2. Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin?
Dönem dönem değişse de.

*Okul işlerimi hallederim.
*Okulda ders işlerken kullanırım.
*Evrak işlerim dışında bloguma girerim.
*Face artık pek girmiyorum ama genede şöyle bir bakarım.
*Maillerime bakarım.
*Film izlerim.Dizi izlerim.
*Bazen twitter'a bakarım.
*Eskiden oyunda oynardım.:)Dönem dönem bazen hala oynadığım olur.
*Ç içi isem arkadaşlarımla veya ailemle konuşurum.
Kısacası pek yapmadığım bir şey yok.Birde müzik dinlerim sıksık radyoyu açarım.

3. En sevdiğin filmler nelerdir, veya izlediğin ve hafızanda kalan veya kesinlikle izleyin dediğiniz? 
Sürprizli filmleri severim.
3 idiots
Başlangıç
Sherlock holmes filmleri
My names is khan
Karayip korsanları 3 filmide
Benjamin buttun
Kader Ajanları
Yeşil Yol (Güzel filmdi eski ama)
Siyah kuğu
Soraya' yı Kurtarmak
Ejderha dövmeli Kız filminin son versiyonunu izledim oda güzeldi.Kitabı kadar olamasa da.:)
Arkadaştan Öte
Kadınlar Ne İster
Prestij
Türk Filmi olarak
Kaybedenler Kulübü
Aşk Tutulması
Aşk Tesadüfleri Sever
İncir Reçeli
Aklıma gelmeyende bir dolu film var.Bunlar aklıma gelenlerin içinden sevdiklerim.


 4. Şu sıralar almak istediğiniz şeylerin listesini yapsanız bunlar neler olur?
1.Güneş Gözlüğü
2.Saat
3.Küçük bir çaydanlık
4.Ayakkabı
5.Sırt çantası
6.Pc için kulaklık
7.Harddisk
8....

5. Şu sıralar en çok dinlediğiniz şarkılar? 3 tane.
Daha çok radyo dinlerim.Gene de bir listem var ara sıra onu açıyorum.Her tarz müzik var içinde.
1.Cem yılmaz'dan Ah bu Gönül şarkıları

2.Nev Efkarlıyım
3.Kolpa yeni şarkısı







Mimlenenler:

 Düşünüyorum da...
çalıkuşu'nun günlüğü
 HerbiRenk
bir lokmadan bir şey olmaz!
Gider Sahiplerini Koruma ve Yaşatma Blogu ***turuncu masallar***
 çsel Konuşmanın Dışa Vurumu
Mon Clementier
Fikir Beyanı










Yagmurun Yagması Iyidir
!!ıVıR ZıVıR eNSTiTüSü!!!





























Mimlediklerime gidip haber vermek daha iyi olacak.Hiç haber vermiyorum üşengecin tekiyim.:)

21 Şubat 2012 Salı

Gün Kurtaran

    Saçma sapan ruh halimden çıkamasam da zaman zaman doktora gitmem gerektiğini kendime itiraf ederken bulsam da hayat gene de devam ediyor.Eskiden doğal hayat görüşüm olarak pozitif bakabilirken.Şimdilerde kendimi dürtmem gerekiyor ki, bu facedeki dürt olayına hiç benzemiyor.Bugün havanın güzel olması benim mutlu, coşkulu olmam için iyi bir sebep gibi görünmüştü.Taki otobüse binene kadar, bütün o kırk dakikalık yolu ayakta sersefil gittim.Gene de pozitifliği elden bırakmadım.En azından kulağımda müzik vardı her ne kadar ağır laptop çantam kolumda olsada .Ve hava hala güzeldi.:)Okulda da olumlu enerjimi kaybetmemeye çalıştım.Çocukların ödevleri yapmayanlarına bile fazla kızmadım.Tenefüste yapmalarını falan istedim .O kadarda olsun yanii.:)
     İşte böyle,  güne pozitif bakmaya direnerek başlamıştım.Güzel gidiyordu.Sahte değil gerçekten hava içimi ısıtmıştı. Espirilerle gülerek geçiriyordum günü.Çocukların pek mantıklı olmayan cevaplarına bile daha iyimser daha şakacı bakıyorduk beraberce.Espirilerle veriyordum geri dönütlerimi.Onluk bozarak çıkarmayı işlerken akıllı öğrencimin biri  demişti ki" Öğretmenim bu komşudan almayı kim çıkarmış?"Güldüm hoşuma gitti."Çocuklar daha iyi anlasın diye biri uydurmuş ."dedim.Böyle çocuklar da var.Yeni nesil o kadarda boş gelmiyor diye geçirdim içimden.Ve aynı çocuk dün hayat bilgisi dersinde de güldürmüştü beni. Ailede aldığımız görevleri işlerken şöyle bir soru vardı:
          
       Aile içi görevlerinizi yerine getirdiğinizde hissettiklerinizi yazınız?
     Güzel cevaplar geldi genel olarak."Mutlu olurum.""Yetişkin gibi hissederim.""Yorgun hissederim." gibi  cevaplar vardı.Bunlarda yeterince iyiydi.Bu az önce bahsettiğim öğrencinin adı Ömer "Bir şey hissetmem" yazmış cevap olarak.Burada çocuğa nedenini sormazsanız.Çocuğu tanımıyorsanız aptal olduğunu  cevap bulamadığını ya da hissiz olduğunu düşünebilirsiniz.Ama Ömer beni bu zahmetten kurtardı. Ben nedenini sormadan o açıkladı.Çünkü o da çok iyi biliyordu ki ben bir şeyin nedenini muhakkak sorarım.Ah keşke bu kadar sorgulayıcı olmasaydım.Belkide meslek hastalığıdır ne dersiniz?Ondan mı bu kadar sorguluyorum hayatı, kendimi ,her şeyi?Sanmıyorum ben kendimi bildim bileli böyleydim.
     Gelelim Ömer'in cevabına "Çünkü hep yatığım işler.Bir şey hissetmiyorum"dedi.Dedim haklısın ve gene gülümsedim tabiki.Ahh hepsi böyle olsalar elbette ki hiç yorulmam.Ama öğretmenliğin zahmetli tarafı olduğu kadar güzel yalarıda var ve bu onlardan biri.
      İşte dersler dersleri kovaladı.Özellikle matematikte kısa çaplı krizler yaşadım.Bu dersi algılayamayan ,sıkılgan öğrencilerle uğraşmak gerçekten çok yıpratıcı.Ama en azından sinirlenip masaya oturduğumda hepsi sus pus masum masum bakıyor oluyorlar.Yetişkinler gibi sende hatalısın, şu şöyle, bu böyle diye hatalarını sana yöneltip savunmaya geçmiyorlar.Öyle olsaydı dayanabilir miydim?Hiç sanmıyorum.:)
      Son saate gelindiğinde.Bir öğretmene kolay kolay bulaşmayın.Hakikaten kafa dolmuş, yorulmuş bir damla bile bazen bir şey çekecek halde olmuyorsunuz.Zira çocuklarda öyleki zili sabırsızlıkla bekliyor oluyorlar.Bu her zaman olmasa da sıkça yaşanan bir durumdur.Bunda tabi ki hatalar , tartışılabilecek durumlar var.Ama bunun sebeplerini oturup buraya yazsam. Herhalde sayfalarca tutardı.Sonuç olarak ne kadar iyi bir öğretmen olursanız olun, bir çok seferinde çocuklar zili hep bekliyor olacaktır.Beş on tanesi istemese gerisi illa ister.Ki bu çok doğal.Duyduğuma göre doğru mu bilmiyorum?Almanyada çocuklar bu kadar acil olarak okulu terk etmeye çalışmıyorlarmış.Bunu milli eğitim müdürü bir seminerde söylemişti.Gene konudan konuya atladım.Nihayetinde olumlu başlayan günümü günün sonunda pek de olumlu tamamlayamayacağımı düşünüyordum.Özellikle son derslere yaklaştığımızda.:) 
     Son derste ise dersin ilk dakikalarında gene çocukların kontrolünü ele alıp klasik cümlelerimden birini söyledim.İsterseniz boş boş da oturabiliriz.Siz bilirsiniz?:):)Ve bir seferinde yapmıştım.Hepsi sıkıntıdan patladı.Ne olur ders yapalım diye yalvarmaya başladılar.(Bu arada ders dışı şeyler konuşmak vs de yasaktı tabi.Yoksa ne mümkün ders yapalım demeleri.))Sonra ben o dersin sonunda kıyamadım yavrucaklarıma :P "Ders yapalım mı?" dedim.Hepsi bir ağızdan ve coşkuyla "Yapalım." dediler.O anı görseniz gözleriniz dolardı.:):):P İşte o dersi hatırlattır gibi yaptım.Ve sonrasında bir konu başlattım. Keyifli sohbet ettik.Hikayeler anlattık rutin işleri de tamamladıktan sonra artık zil çalmıştı.Ve sınıfı terk etti yavrucaklarım .Gözlerim doldu falan dememi beklemeyin.:))O kadarda değil.Mesleğimi ve çocukları seviyor olabilirim ama her şeyinde bir haddi hududu var.:P:):)
     Gün nasıl mı bitti.Hala bilmiyorum.Şu an pozitif gibiyim.Evde de beni negatife dönüştürecek bir etken yok şimdilik.Kendi kendimi sinir etmezsem.:)Az önce arayan annemle de keyifli konuştum.Günü kurtardım mı? Ne dersiniz?:))

19 Şubat 2012 Pazar

Gecenin Cümlesi

Ne Alaaddin oldum şu dünyada ne de onun sevdiği kız ben sadece lambadaki cin oldum.Söyleneni yapıp lambaya geri hapsoldum.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Acımadı ki acımadı ki

"Derdi nedir bu sonbaharın,
Neden soldurur gülleri ,
Nerden bulur bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri ..

Tuhaflık bende biliyorum .
Bir neden arıyorum unutmak için herşeyi .
Unutmak için kendimi.. " 

                                       Halil Sezai

      Her ne kadar burda bile yazmak istemesemde var bir şeyler işte.İçimde kopanları tamir etmeye çalışırken yeni kopan yerler çıktı meydana.Ve en sonunda önemli bir bağımda koptu.Eskisi gibi olamaz artık hiçbir şey.Umutsuz değilim ama bir sokak kedisinin ürkekliğinde yaşıyorum hayatı.İnsanlardan ürküyorum,giydikleri maskelerin altındaki acılardan ve sakladıkları benliklerinden.
Diyalog
Ben: 
   Neye tutunsam o da kayıp gidiyor elimden.Şimdi ben neye tutunacağım? Kime sığınayım?Kime tutunsam  düştüm.Gerçek sandıklarım ve bilmeme rağmen inanmaya devam ettiklerimin,  hepsi mutluluk oyunuymuş.Meğer insanlar hep oynuyormuş.Herkes acısını saklıyor,bununla yaşıyormuş. Meğer kandırılmışım.Ben de kendimi kandırmışım.Hissettiklerim doğruymuş.Aradığım gerçek buymuş.Ve sadece ben  değilim.Dünya böyle bir yermiş.Hoşgeldin dünyaya sevgili ben.
        Bu yazının diyalog olması gerekiyordu monolog oldu.Zira kardeşimle buna benzer bir diyaloğum olmuştu ama onu yazmaktan vazgeçtim ........de tutunmuyorum artık güçlü durması gereken benim.Doğrulup kendime gelme vakti.

Kahpe Bizans
Replik:"Acımadı ki acımadı ki "
                                        demek isterdim.

Bu duyguları yaşadım.Şimdi ise yaşadığım duyguları yazabileceğim aşamaya geldim.Yavaş yavaş alışıyor insan.

17 Şubat 2012 Cuma

Son Pişmanlık Fayda Etmez Demişler.:)

           Bugün bir yazı yazdım yayımlamadım.Zira yayınlanacak gibi değildi.Deli olduğumu düşünmeyi bırakıp bundan emin olurdunuz.Ben eminim.:)Neyse boşver bunları okuyucu melankolik depresif durumlardan uzak durmalı insan. Öyleyse ne mi yapalım?Yalan Dünya dizisini izleyin mesela.Komedinin arasına  sıkışmış ince mesajlara pek takılmayın.Gülün gülebildiğinizce.Hee takılmak istiyorsanız da o sizin bileceğiniz iş tabi.
         Hayatı böyle yaşamak istiyorum bazen insanlara ince bir dille hadlerini bildirip anlamayışlarına gülüp geçmek istiyorum.Ama bana göre değil bu yaklaşım sayın okuyucu.Yapamayacağımdan değil tabikisi.İstersem alasını yaparım.Amma velakin insanlara değer veriyorum.Ancak çok kızarsam yapıyorum belki.O zamanda çok dolduğumdan gayet aleni cesurca veriyorum tepkimi.Halbuki en güzeli takmadan takılmadan yaşamak.
        Genelde hoşnut olmadığım insanlarla mesafe koyarak çözüyorum işimi.Çevrem de öyle laf oyunları yapmamı gerektirecek bir durum yok çok şükür.Ama zaman zaman öyle ortamlar oluyor işte.Arınmış bir çevrede olamıyor insan her zaman.Bazen o ortamda atılan okların hedefi haline geliyorsunuz.Ben bunu çekemiyorum ya.Eskiden olsa belki fark etmemiş gibi yapıyor takmıyordum.Şimdi nedense daha ağır geliyor her şey.Cevabını ver kurtul diyorsunuz değil mi?Sahi neden yapamaz oldum bunu?Çünkü alıştım arınmış çevreme. Beklemiyorum okları ve ansızın biri düşmanca bir ok fırlatıyor  vuruluyorum.Zaten yaralı olmasam belki de bu oklar  acıtamazdı beni.
         Gene daldım okuyucu boşver boşver.Ne kadar bilsemde ben bu durumları gene yaşayacağım kuşkusuz.Hani komedi yazacaktım okuyucu başta dememiş miydim uzak durayım melankoliden diye? Benden adam olmaz okuyucu.Ben bir soruna parmak basmadan duramıyorum. Kendi yaralarıma dokunuyorum.
         Gene yazdığıma pişman olacağım türden bir yazı  varsın dursun.:):)

Dipnot:Müdür yardımcılarımızla geçen bir işim vardı.Muhabbet etme fırsatımız oldu.Bana neden müdür yardımcılığı sınavına girmediğimi sordular.Sen bu işi iyi yaparsın gibi.Ben çocukları seviyorum dedim henüz erken gibi falan derken bir şekilde aklıma soktular.İtiraf edeyim bu benim gururumu okşadı tabi.Düşünmeye başladım.Ama ben büyüklerle pek uğraşmayı seven birisi değilim.Çocukları eğitmek onlarda değişiklik yaratmak,geliştirmek beni daha mutlu ediyor.Ama ilerde yaşlandığımda verimli olamadığımı düşündüğümde müdür yardımcılığı veya müdürlük için daha verimli olabilirim.İdarecilik hiç bir zaman bana yakın görünmedi ama bakalım zaman ne gösterir bilinmez.
      Ve engelli öğrencim büyük gelişmeler gösterdi.Çocuklar benim yönlendirmem olmaksızın onu başkan seçtiler.Biraz zor yürüyüp, tahtaya konuşanları yazmakta zorlansa da ,bu onu mutlu ediyor.Matematikteki eksiklerini de büyük ölçüde gidermiş.Çok mutlu oldum.Bu aralar işim bana huzur veriyor.Güzel planlarım projelerim var.Güneş doğuyor.

Bir Gece Vakti

          Tik tak tik tak gene gece ilerliyor ve ben uykuya direniyorum.Bu seferki bahanem bu yazıyı yazmak.Dün film izlemekti.Bu günde film izleyecektim ama izlemeye başladığım film beni sarmadı.Bende kendimi bilgisayarın tuşlarına basarken buldum.Neyse işte onu bunu boş vereyim de yazıyorum nihayet.Bir üşengeçlik sarmıştı ki beni sormayın.Ee sormayın dedik ya:P:) Ara tatilde zaten bilgisayardan netten her şeyden uzak durup bir dinlenmeye çekilmiştim.O kadar ki beni nette göremeyen arkadaşlarım bu süre uzayınca başıma bir şey geldiğini düşünmüşler.Halbuki alt tarafı 10 gün falan olmuştu nete girmeyeli.Söz konusu ben olunca böyle düşünmeleri çok doğal.Ee sonrasında da yazamadım tabi hemen.Sanmayın ki meşguliyetten aksine meşguliyetsizlikten üşengeçlikten.Tamam işlerimde vardı ama blogu bu kadar ihmal edecek kadarda değildi.Pekala bol bol film izleyebildim.Tv de izledim bu aralar.Havalar soğuk pek dışarı çıkasımda gelmiyor.
        Ve döndüğüme göre bir şeyler anlatmam ya da biz söz söylemem ,bir şeylerden bahsetmem gerekir ama söyleyesim yok.Söylenecek o kadar çok şey varken kelimeleri düğümledim.Bakarsınız bir gecenin efkarında suskunluğumu bozup içimi dökerim gene buralara ve sonrasında yazmasam daha iyiydi diyen kuruntu cümleleri bulurum beynimde.Ve her neyse içimde tuttuğum çoğundan bende bihaberim.
         Özlemişim buraları yazı yazmayı, kendi iç sesimle konuşup başkalarına anlatıyormuş gibi yapmayı.Özlemişim buraları kendimle buluşmayı  ...

15 Şubat 2012 Çarşamba

Harem(MİM)

    Bu aralar ara tatildi ve sonrasında iş yoğunluğu vs ancak vakit bulup bloğuma uğrayabildim.Uğramışken de şu söz verdiğim Harem mimini yazayım dedim.Deep sağ olsun beni mimlemiş ama ben yazana kadar o çoktan mim yazısını yok etmiş bile.:P:)Neyse işte malum konumuza dönelim.Başlıktan da anlaşılacağı üzere beğendiğimiz kişilerden oluşan 10 kişilik bir harem oluşturacağız.Ben kendi adıma 1. 2.diye sıralamayı düşünmüyorum öle harem gözdesi bu gibi düşünülmesin.Diğerleri alınır falan:PAdil olmak lazım.:)Neyse işte bu işin şakası tabi.













Robert Downey Jr Sherlock holmes


















Karayip korsanı johnny depp
                                                                                                                 


Gregory House     Hugh laurie

Orçun:))  Bartu Küçükçağlayan










Cem Yılmaz















Ata Demirer











Nev






















Taylor Lautner( Jacop)

Bu seçimleri yaparken neye dayanarak yaptım bende pek bilmiyorum.Üzerinde fazlada düşünmemek lazım.:)10 tane olmadı sanırım.Üşendim biraz galiba.:))