Sayfalar

31 Mart 2012 Cumartesi

Cinsiyet Özellikleri

Bu konu hakkında zaman zaman düşünürüm.Geyiğe müsait bir konu olduğu için dikkatli yazacağım.Geçenlerde beni net ortamında erkek sandıklarını öğrendiğim kişiler oldu.Bende bu konuda zaten var olan düşüncelerimi ortaya koymak istedim.

Hem erkeklere yakın özelliklerim hemde bayanlara ait özelliklerim var.Bu hormonel ya da fiziki bir olay değil. Benim hoşlandığım faaliyetlerle alakalı.

Kadınsal özelliklerimle erkeklere has gibi görünen özelliklerimi kıyaslayacağım.

Erkeklerle benziyorum çünkü

  1. Kılık kıyafet tarzı şeylere ihtiyaç olarak bakıyorum.Yeri gelince alıyorum.Öyle mağaza mağaza gezip kıyafet bakmayı sevmiyorum.
  2. Teknolojiye düşkünüm.Elektronik mağazalarını gezmeyi severim.
  3. Espiri sanki sadece erkeklere mahsus.Bende güldürmeyi seviyorum.Espiri yapmak hobim.
  4. Makyaj vb ilgim yok sade olmayı tercih ediyorum.Rahatlığım daha önemli.Spor giyinmeyi seviyorum.
  5. Kadın saatlerindense erkek saatleri ve bazı ayakkabıları hoşuma gidiyor.Spor oldukları için o taşlı saatleri parlak vs sevmiyorum.
  6. Mantıklı yanım bir çok kadından fazladır.
  7. Dedikoduyu,magazini pek sevmem.Çekememezlik kızlar topluluğu şeklinde yapılan icraatleri pek yapamam.
  8. Sayısal zekam daha iyidir.Matematikle,sayılarla uğraşmayı severim.Mühendislik alanlarında başarılı olabileceğimden emindim.Çocukken ateri kumandalarını tamir ederdim. Hala da  ufak şeyleri kendim, halledebilen biriyim.
  9. Bilgisayar oyunlarını iyi oynardım.Şimdi pek oynamıyorum ama yazdım gene de.
  10. Kızların bazı ortamındansa erkeklerin bazı ortamlarında olmayı tercih ederim.Misal tartışma içerikli konular.Fikir, düşünce paylaşımı gibi.
  11. Pratik biriyim bu iki cinsiyete de ters düşmez sanırım.Ama bence erkekler daha pratikler genel kanım.
  12. Film tarzım erkeklere daha yakın.Ama romantik komedileri de izlerim severim de.
  13. kağıt oyunları,okey vb iyi oynarım.
  14.  Güçlü olmasamda güçlü durmayı seviyorum.Kendi ayaklarımın üzerinde durup istediğim zaman rest çekebilmeliyim.


Kadınlara benziyorum çünkü...
  1. Duygusal bir insanım.Mantıklı yanımdan bahsetmiştim az önce üstte ama bir o kadarda duygusalım.Bu durum çok savaşlar açıyor içimde.
  2.  El becerilerim el işi vs yatkındır.
  3.  Yemek pişirme kadınların becerilerinin daha iyi olduğu konularda bende iyiyim.
  4.  Fiziki yapım ruh dünyam bunları dememe gerek bile yok.
  5.  Kırılgan ve hassas bir insanım.İstediğimde sivri dilli olabilirim.Dırdır yapma kapasitesine sahibim.
  6. Önemsemek gibi kötü bir huyum var erkekler kadar vurdumduymaz rahat olamıyorum. 
  7. Şiddet içerikli, savaşlı, vurdulu kırdılı şeylerden çoğu kadın gibi bende hazzetmiyorum.
  8.  Şefkat,acıma,anaçlık vb  duygular bende de baskın.
  9.  Giyinmeyi özenmeyi bende zaman zaman seviyorum.
  10. Argo ve küfür etmiyorum.
  11. Gezmeyi,eğlenmeyi gülmeyi el üstünde tutulmayı her kadın gibi seviyorum.Sahiplenilmek vs.
  12. Romantik ya da duygusal bir filmde göz yaşım dökülür hemen.
  13. Meraklıyım ama benim merakım daha çok bilmediklerimi öğrenme üzerine.
  14.  Tedirginim her kadın gibi.Gece dışarıdaysam her ne kadar korkmuyorum desem de kendime hafif bir etrafı kolaçan etme hızlı adımlarla yürüme , var yani tedirginlik.
  15. Süse püse düşkün olmayabilirim.Ama kişisel temizlik önemlidir.
  16. Erkekler bende gıcık oluyorum bazen.
  17. Kesinlikle erkekler gibi düz mantık değil ayrıntı ve detayları düşünürüm.
  18. Ve eğer istersem her kadın gibi saklamak istediğimi saklar iyi yalan söyleyebilirim.Ama yapmıyorum o ayrı.Genelde cesurca tepkiler vermek hoşuma gidiyor.
  19. Çoğu kadın gibi fedakar olabiliyorum. 
  20. Benziyorum çünkü kadınım.:)

İnsan kendi cinsine benzerliklerindense karşı cinse olan benzerliklerini daha çok irdeliyormuş bunu anladım.:)
 

Buda böyle bir yazı oldu nasıl oldu bilemedim.:)

Popüler Ortam

Öncelikle mani miminin  beğenilmesine çok sevindim.Yorumlarınız ve düşüncelerinizle ihya ettiniz beni hepinize çok teşekkür ediyorum.Yetenekli,yaratıcı,hoşgörü ortamı olan şu blog dünyasında olmaktan mutluluk duyuyorum.Aslında bu çevreyi de yazdıklarımızla biz oluşturuyoruz.Bizim yazılarımızın hitap ettiği insanlar oluyor çevremizde.Tabi ki istisnalar olacaktır.Onları da boş verin gitsin.Hayat da böyle değil mi zaten.

Aslında bu konuda dertliyim biraz.Bloguma gelip beni okumuş insanlar az çok karakterimin nasıl olduğunu tahmin ediyorlar.Bu sebeple yazdıklarım pek yanlış anlaşılmayabiliyor.Birde blogda uzun uzun yazıp açıklama şansınız olduğu için güzel bir mecra.Ama sözlükte biraz göze battım sanırım.Aslında ufak bir şey ama mide bulandırıyor işte.Benim genel yapım bir ortamda çok sivrilmeyi göze batmayı sevmem.Bir işin arka planında olmayı seven insanlardanım.Sözlükte kendimi iyi hissediyorum ve rahattım yani yazdıklarımın yanlış anlama kabiliyeti gösterecek insanlar olduğunu düşünmemiştim.Düpedüz art niyet başka bir şey değil.Birazda kıskançlık kokusu alıyorumda neyse.Gündelik hayatta da çekemiyorum böyle insanları o yüzden uzak duruyorum.Kaldıramıyorum kötü niyetli insanlarla muhatap olmayı.O yüzden sanal ortam pek bana göre değil aslında.Kendi kabuğumda yaşamayı kendi ufak ama huzurlu çevremde olmayı daha çok seviyorum.Ama küçük balık kendi deresinde mutlu olsa da bazen okyanuslara açılmayı deniyor.Orada sevimsiz olaylarda yaşayabiliyor.

En son üniversite yıllarında okulumun forumunda bu kadar eğlenmiştim.Bir yer popüler olmaya başlayınca ortamda bozulabiliyor.Ve o o ortamın asıl var etmiş olan kişiler oradan yavaş yavaş kopuyorlar.Bu nedenle sözlüğe de bunun olmasından korkuyorum.Bazen blogunda.Eskiden bu kadar popüler değildi blog yazmak.Şimdi sanki biraz laf olsun torba dolsun diye, blog yazıyorum diyebilmek adına açılmış bloglar görüyorum.Bu durum üzücü benim için.Ve o ortamdan uzaklaşmamı sağlıyor. Elimde olmadan oluyor bu.İnsanlar bu yüzden msnden,faceden,hatta twitterdan kaçmaya başladılar.Blogda öyle olmasın ya lütfen.Burada yılların emekleri var soğumak istemiyorum.

Kendimden sıkıldığım bir yazının sonuna geldiniz.Birazdan yazacağım yazıda sizi tebessüm ettirebilmek dileğiyle görüşürüz.:)

28 Mart 2012 Çarşamba

Neyse halim çıksın manim(Mim)

İlk defa bir mim oluşturuyorum sevgili blog severler.uzun süredir şu blog dünyasındayım kah gittim kah geldim hep de aklımdaydı şu mim olayı.Bir mim başlatmak niyetim vardı yani.İşte ilk olsun son olmasın diyelim.Ve mimin nasıl olacağını belirtelim.

Mim konusu:
Mani yazıyoruz.(Aslında atışmalı daha güzel olsa da blog ortamı pek buna müsait değil.O sebepten karşılıklı atışamasak da merak etmeyin zevkli olacaktır.Kafiyeyle uğraşmayı sevmeyenler bile isterlerse eminim yazabilirler.Sonradan çok zevkli hale geliyor.Ben çok severim.Sözlükte de böyle bir başlık başlattım mani yazarken çok eğlendiğimi hatırladım .Yalnız bir yan etkisi var konuşmalarınız bile kafiyeli birer mani gibi olmaya başlıyor.En azından benim öyle.:))

Örnek:

Bu mimi deneyiniz
Eminim çok eğlenirsiniz
Zor gibi gözükse de
Kolaydır bilesiniz

1.Sevdiğiniz bir kişiye olan duygularınızı maniyle ifade ediniz.(İlla erkek arkadaşınız olması gerekmez.Sevgi çok genel bir kavramdır.Arkadaş,dost,anne,kardeş vb)

Şu anda kızgın olsam da
Bazen yanımda olamasan da
Canımdan ötesin
Biricik kardeşimsin

2.Sizi gıcık eden ya da  sinir eden bir olayı ya da kişiyi konu ederek yazınız.

 Gürültü patırtıya gelemem
Yeter artık dinleyemem
Artık derse geçiyoruz
Çarpmayı öğreniyoruz.

3.Sizin için olmazsa olmaz bir eşya,program vb için yazınız.

İnternetten kopamam
Tv'ye hiç bakmam
Merlin dizisini
Bulursam hiç kaçırmam


4.İstediğiniz bir konu hakkında yazınız.

Bu mimi deneyiniz
Eminim çok eğlenirsiniz
Zor gibi gözükse de
Kolaydır bilesiniz


5.Bir blogger seçiniz ona atışma tarzı bir mani yazınız.

Biricit söyledim sana
Mim yazarım bak bloguma
Senin mimin duruyor ama
Yazacağım en kısa zamanda

Atışma bu unutmayalım
Seni biraz kızdıralım
Bana cevap yazabilirsen 
Çok şaşırıp kalırım.:P

Açıklama:Bunların hepsine yazmanız şart değildir.Dilerseniz sadece birine de yazabilirsiniz.Atışma yaptığınız kişi başta olmak üzere diğer bloggerları da mimleyiniz.Size atışma mani yazan  kişiyle sizin atışma göndereceğiniz kişi farklı olsun ki atışma sürebilsin.:)

Mimlenen mani severler:Paskalyayı Sevmeyen Yumurta'nın Folluk Mace...  ,Sor Beni Ustana,Nerden Başlasam ?,Zeynep'in Seyir Defteri ,Uyusuk Hayalperest ,Re-L 124c41+,"İlişki"ye "İlişki"n,***turuncu masallar***,@Neverland,At Yarışındaki Eşek -.Biraz senden, biraz benden... ,Bu da mı gol değil?,devbirkedi cik,Gider Sahiplerini Koruma ve Yaşatma Blogu,JOKER,Lütfücüğüm,SADE VE DERİN,Yargılamadan Sadece İNSAN Diyebilmek...,yasemin kokulu bir hayat, dizimanyaq, Ferhat Bayram , girlythings , nini   ,   ~♥ Nurs..~ , HerbiRenk  ,   Kuulumsu Kadın crazywomanrosemary  N.Narda
Bu mimi yazmak isteyen varsa lütfen söylesin bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştim başta.Zorlamış gibi olmak istemedim o yüzden.Birde başkalarına da mimlenecek birileri kalsın istemiştim.Küsmeyin bana hiç kimseyi unutmadım.Hepiniz önemlisiniz benim için.                                     
                                                                         Sevgilerimle umarım beğenirsiniz.

Biscolatadan banane

Eskiden yollarda iç sesimle sadece blog yazarken şimdilerde sözlükte yazmaya başladım.İşte o günlerden biri olan bugün dün arkadaşımla konuştuğum bir hadiseyi düşündüm.Şimdi öyle bir şey diyeceğim ki bazılarınız yuh diyecek.İmkansız ya da tercihi farklı diye düşünecek.Nitekim ismini vermediğim kendini buradan okuyunca anlayacak kişi de öyle söylemişti.

Biscolata adasına git mi öle bir şey söylemişti.Bende işim olmaz tarzı bir cevap verdim.Evet öyle yani biscolataymış, Kıvançmış eskiden beri öyle yakışıklılığa bakan biri değilim.Yani bu utandığım ya da geleneksel toplumsal olarak doğru bulmamakla falanda alakalı değil.Çok öyle hayran olmak gibi bir huyum ezelden beri yok.Ya da hayranlık duyacağım şey yakışıklılık olmuyor.Bahsettiğim erkekleri yakışıklı bulmamakla da ilgisi yok bunun.İsterse doğa harikası olsun fark etmiyor sadece tip söz konusu olduğunda.Bu kız uyduruyor diyecek bazılarınız.Ya da iç güzellik hadisesinin yalan olduğuna inananlar öle bakacaktır.Ya da kendini kandırıyor der belki birileri.

Her neyse açıklayım sebebini sebep kadınlardan hoşlanıyor olmam falan değil konu buralara gitmesin.:)

Matematiksel olarak anlatacağım.Yakışıklılık,Zeka,kariyer vs hatta sevgi bunların hepsine 0 değerini verelim.Karakterse 1 olsun.Bu sıfırlar karakterin yanına konduğunda benim için çok anlam ifade ederken diğer türlü 0 'dan öteye gitmiyor.Sebep sadece bununla alakalı.O yüzden filmlerde dizilerde oynayan kişiye değilde oynadığı karakteri beğenirim genelde, oynadığı karaktere hayran olabilirim belki.

Bugün öğretmenler odasında konuşuldu.Cezayir'de bir kız babası, telefonunda Kıvanç'ın resmi olduğu için kızını öldürmüş.Kıvanç duyduysa eğer üzülmüştür bence.Konu buradan da arkadaşlardan birinin gelininin eve Kıvanç'ın posterini asması olayına geldi.Başka bir arkadaş nasıl yani, eşi yani oğlun kızmıyor mu?Yoo dedi asılı evde.Sonra biraz geyikler döndü. Eşim beni vurur ya da tersini düşünelim Azra'nın resmini assa kabul edilebilir mi falan diye.Bende en son olarak benim karışanımda yok ama ortada astığım bir poster falanda yok dedim .Geçen bir poster aldım ama manzaraydı.:)İşte böyle bir mevzunun daha sonuna geldik.Siz bana bakmayın varsa beğendiğiniz birileri onlara odaklanın.:)(bkz:Benden adam olmaz)

25 Mart 2012 Pazar

Pabucu Dama Atılmak

Pabucu dama atılmak bildiğiniz üzere özellikle yeni kardeşi doğan çocuklar için kullanılır.Benim blogumda bu ara yazısız kaldı.O yüzden pabucunun dama atıldığını düşünüyor olabilir.Webblog diye kardeşi oldu kendisinin.Sevimli bir şey ama kıskanmaz benim blogum dimi.Valla da billa da sana olan ilgim azalmadı.Hem seni orada görüp tanımak isteyenler okumak isteyenler çıktı.Şikayet etme emi sevgili blog.:))

Şimdi yukarıdaki cümleleri okuyunca deli olduğumu düşünebilirsiniz.Zaten öyleyim de blogumla mı konuştum evet yaptım yaptım ama bir sor niye yaptım.:)Zaten zaman zaman kendi iç sesiyle konuşup fikir alış verişinde de bulunan ben değil miyim.Benim. O halde kafayı sıyırmış bir blog yazarı olarak her şeyi yazmaya hak görüyorum kendimde.:P

Neyse hakkı hududu bir kenara bırakalım.İçimde kalan mevzuya dönelim.Sözlükte ve blog camiasında blog yazmak ciddi bir iş olarak algılanıyor.Evet bunu fark edeli çok olmuştu zaten.Kişisel bloglara,günlük tarzı bloglara saygı duymayan bir kesim var.Belki haklılarda kızmıyorum saygı duyuyorum.Ama bende saygı bekliyorum sanırım.Bugüne kadar yemek blogu olsun,hobi blogu olsun,moda blogu olsun,hatta para kazanan bloglar olsun saygı duydum.İlgimi çektiyse takip ettim.Çekmediyse etmedim.İlgimi çektiyse fikrim varsa yorum yazdım.Yoksa okudum geçtim bazen sıkılıp geçtim.Sonuçta herkesin kendi tercihi ve ben saygı duyuyorum.Ben onun düşüncesine katılmıyor olabilirim.Yaptığı şey ilgimi çekmiyor olabilir.En başta bunu yapan bir insan olduğu için saygı duyuyorum.

Bazen saçma sapan yazdığını düşündüğüm.Dedikodu yaparak ya da ilgi çeksin diye yazı yazmış bloggerlar görüyorum.Hatta takipçi sayıları da hiç az değil.Sosyal konularda toplumu yanlış bilgilendirecek hatta cahillik kat sayısı yüksek yazılarda görüyorum.Oturup bunu eleştirecek değilim.Hayat içinde de bu insanlardan oldukça mevcut.Kınamıyorum veya küçümsemiyorum.Sırf benim düşünceme uymuyor diye topa tutacak değilim.

Gelelim benim bloguma her zaman söylediğim gibi.Kendimi,düşüncelerimi en iyi yazarak dinliyorum.Günlük tarzı mı kişisel mi adı her neyse bilmiyorum.Yazmak iyi geliyor yazıyorum.Zaten hayat içinde bir çok şeyi başkaları için yapıyorum.Burası da benim için.Blog yazmanın önemli bir şey olduğunun farkında değildim ilk açtığım zamanlarda.Zamanla bu blog ve buradaki insanlar hayatımın bir parçası haline geldiler.Bazılarının düşüncelerini merak eder hale geldim.Veya ne düşüneceğini tahmin etmeye falan başladım.Kısacası iç dünyalarımızı tanıyoruz burada.Ne tür blogu olursa olsun samimi ve içten insanları okumak zevk veriyor.Sevgiyle kalın 
                                                                                                Huyumkurusun.

24 Mart 2012 Cumartesi

Bilmemek Ayıp mı?

    Seminer bugün bitti.Anladım ki çevremde doğru Türkçe konuşan kimse yok ben dahil.Zaten o kadar doğru konuşulması çok zor.Samimide gelmiyor bana.Konuşurken özel bir çaba harcamak gerektiriyor.Bu semineri de böylece atlattım.

       23 Nisan için yaptığımız çalışmalar hızla sürüyor.Çok yoruldum bu hafta.

   Üniversite sınavı YGS'de görevliyim.Neyse çok uzak okul çıkmadı.Çanta götürüp götürmemekte kararsızım.Anahtarı kime bırakacağım. Yasak yazıyor ama geçen sefer kimse bir şey dememişti. 
  
     Ders çalışan çocukları gençleri gördüğümde öğrenciliğim aklıma geliyor ve şükrediyorum bugünüme.:)

     Çocuklara seminere gitmem gerek diye söylediğimde" O ne öğretmenim acil servis mi?" diyen çıktı.Ben alaka kuramadım.Bir şeyler öğreneceğim diye açıklama yaptım.Şaşkınla öğretmenim siz zaten her şeyi biliyorsunuz dediler.Bende öğrenmenin yaşı yok çocuklar.Daha çok şeyler öğrenmek istiyorum dedim.Hedeflediğim şeylerden biri de bu öğrenmeye istekli olmaları.

    Ben şu bilmediğini öğrencisinden saklayan öğretmenlerden değilim.Buna üniversitede okurken de karşıydım.O zamanlardan buna karar vermiştim.Çoğu arkadaşım benim aksimi düşünüyor.Öğrencinin gözünde değerinin düşeceğinden saygı görmeyeceğinden bahsediyor.Ben üniversitedeyken hayalini kurduğum sınıf ortamını yaratmaya çalışıyorum.Ne disiplin abidesi benden korkan öğrenciler istiyorum ne de çok laubali nerede duracağını bilmeyen öğrenci.Özgürce kendini ifade edebilen bireyler yetiştirmek istiyorum.Bunları yaparken de öğrenciden bilmediğimi saklamak istemiyorum.Bana yanlış geliyor.Bilmediğimi, öğretmende olsa bir insanın her şeyi bilemeyeceğini ama öğrenmenin gerekliliğini, merak ettiğimiz şeyleri açıp okuyup öğrenmeye çalışmanın gerekliliğini anlatıyorum.Bazen çok absürt sorularla geliyorlar.Bende açıyorum googledan beraber araştırıyoruz.Bilgiyi vermek değil artık günümüzde olan.Bilgiye nasıl ulaşacağını öğretmek aslolan.Bildiğim bir şeyse bazen cevaplıyorum bazen kendi bulabileceği bir şeyse araştırmasını istiyorum.Ama bizim öğretmenlerimizin yaptığı gibi riyakar bir tavırla çok güzel soru bunu kendin araştır tarzı tavırları takınmıyorum.Hoşuma da gitmiyor.

     Geçenlerde kardeşimle bu konuyu konuştuk.O da öğretmen Fen ve tek. branşı.Kurul toplantısında bu konu konuşulmuş.Kardeşimde benim gibi düşünüyor.Bu düşünceyi ona ben vermişim öyle söyledi.Büyük çocuklar biraz daha alaycı olabiliyorlarmış bu konuda. Öğretmeni zor durumda bırakalım diye bilhassa yapanları da varmış.Ama kendine güvenen bir öğretmen doğru tavır takındığında bu sorunu ortadan kaldırabiliyor.Bende senin yaptığın gibi yapıyorum böylesi daha iyi oldu dedi.

      Bu yaptığımı açıklayan en iyi söz"Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp."Bu sözü de zaten sıkça kullanıyorum.

23 Mart 2012 Cuma

Blogculara Özel Sözlük!

 http://weblog.sozlukspot.com/


Blogculara Özel Sözlük!

Şahsen ben bayıldım.Bir uğrayıp bakın derim.Sözlük meselesine hep dahil olmak istemiştim.Blog tutkum zaten ortada ikisini birleştiren bu uygulamaya diyecek yok.Sizi orada da görmek bana mutluluk verecektir.

21 Mart 2012 Çarşamba

Sevimli Blog Ödülü

 "Cute Blog Award" (sevimli blog ödülü)



1. Thank the person you gave the blog award and make a link to her blog.(Blogundan ödül aldığın kişiye teşekkür et, onu linkle göster.) 
  
Sevgili Biricit'e Beni ödüllendirdiği için çok teşekkür ederim.Kendisi daha bir sevimli sanki.:)Genelde ben öğrencileri ödüllendiriyorum.Bu seferde ben ödül aldım.:)

2. Answer the questions in this blog award.(Cevaplanacak soruları cevapla.)

Hemencecik cevaplıyorum.Merak buyurmayınız efenim.:P 

3.  What is your favorite make up product?(En favori makyaj malzemen?)

Göz kalemi

 4.  What was your favorite trend of 2011?(2011'in en sevdiğin trendi?) 

Diksiyon seminerinde bu trend kelimesine atıp tuttuk.:PPek öyle trendleri takip eden biri değilim.Kafama göre yaşıyorum.
 
 5. What is your favorite dessert? (En sevdiğin tatlı?) 

Çikolatalı Pasta
 
6.  What is your favorite color? (Favori rengin?)

Mavi

7. What is your name? (İsmin?) 

Söylemem sır.:)

8. What is the last song you listened to?(En son dinlediğin şarkı?)

 Sertap Erener Rengarenk 23 Nisan için çalıştırıyoruz çocukları bu şarkıya içim dışım bu şarkı oldu.:)

 9.  Cats or dogs?(Kediler mi köpekler mi?)

İkisiyle de işim olmaz.:) Balık ya da kuş daha tercih edilesi benim için.

 10. Tell something you've never told your blog.(Daha önce blogunda söylemediğin bir şey söyle.)

Ne söylemedim ki acaba?Deli olduğumu bile söyledim.:PKimliğim dışında her şeyi söylüyorum sanırım.Bugün önceki dönemden bir kız öğrecimin 7. sınıf okulun arkasında sigara içtiğini ve kötü arkadaşlıklar edindiğini öğrendim.Üzüldüm o da ağlıyordu bugün.Bunu daha önce söylemiş olamam bugün oldu.:S

11. Pass this blog award to blogs which you think they deserve.(başka bloglara da bu ödülden ver.) 

Kızılgın,Senden Benden Bizden(Simge),Kuccukkurba,@Neverland,Girly,Bir biberin Tomurcuğundan,Pudiki,Kedicik

 12. Make sure you have the owners of that blog with an email in which you stated that they have received an award.(Onlara ödül aldıklarına dail e-mail gönder.)

Üşengecim ben ya haber veririm ama.:)

2 Mim Bir arada kişisel piskolojik ortaya karışık.:)

Mim yazmayı erteleyip yazamamıştım.Üşengeçliğim tutmuştu gene.İşte o geciken mim  yazılarım karşınızda olacak.

Sevgili Biricit'in mimlediği Kişisel Bakım Mimi:Öncelikle baştan belirtiyim öyle çok özel bakım yapan insanlardan değilim.O yüzden komedi sayılabilir bunu cevaplamam.:)

1. Saç bakımı için ne yaparsın ne kullanırsın?7/24 denilen saç kremi,Şampuan ayrıca gene saç kremi.Bitkisel bir karışım saç yağı  ayda yılda bir kullanıyorum.

 2-Yüz ve Cilt Bakımı Neler Yaparsın?Hiçbir şey.Yüzümü yıkıyorum sadece.:)

 3.Dudak Bakımı için Ne Kullanırsın?Hiç bir şey:)Çok nadir dudak koruyucu.Aldıklarımda duruyor öylece aslında.:)

 4.El ve Ayak Bakımı İçin Ne Kullanırsın?El ve ayak için kremler kullanıyorum.Marka vermeye gerek duymadım.

5.En son kişisel bakım Ürünü olarak ne aldın?Parfüm aldım sanırım.


Sevgili Deep'in mimlediği Psikolojik Mim:

 1. Kendini seviyor musun? 
 Sanırım seviyorum.Kendi kendimle mutlu olabiliyorum.Sadece kendimden memnun olmadığım şeyler var.

2. Yapmaktan hoşlandığın şeyler?
Şu an aklıma gelenler.Güzel bir kitap okumak.Film izlemek. Keyifli bir uyku çekmek.Öğretmek.Bazen düşünmek.Oyun oynamak.Yeni yerler görmek gezmek.Şiir yazmak.Bilgisayarı kurcalamak.Yeni şeyler öğrenmek.Keyifli sohbetler yapmak.Espiri yapmak.Yolculuk yapmak.

 3. Hedeflerin nelerdir? 
 Öğretmen olarak atandıktan sonra bir dönem hedefsiz kalmış gibi hissettim bocaladım.İyi bir öğretmen olmak hedeflerimden biri.Mesleki olarak donanımlı bir insan olmayı hedefliyorum.Kişiliğimle ilgili koyduğum bazı hedefler var.Hayatımla ilgili koyduğum gelecek planlarım var.Para biriktirmek öncelikli bunların yanında. Bu hedefleri gerçekleştirirken de mutlu ve huzurlu olmayı diliyorum.

4. Nefret ettiğin şeyler?
Sözümün kesilmesi.Saygısızlık.Patavatsızlık ve düşüncesizlik.Aptal insanların ve cahil insanların bilmişlik taslaması.Bilmediği halde diretmesi.Haksız olan birinin haksız olduğunu bildiği halde üste çıkmaya çalışması.Yalan en nefret ettiğim şeydir. Uyanmam gerekmediği halde uyandırılmak.:)İyi niyetimin suistimal edilmesi.Ve daha bir sürü sayabiliriz.

 5. İlham aldığın kişiler? 
 Dönem dönem değişiyor.Bazı özelliklerinden ilham aldığım kişiler olmuş olabilir.Ama özel olarak ilham kaynağım olabilecek birisi yok.

6. Favori şarkıların, filmlerin, kitapların nelerdir?
Aklıma Gelen Şarkılar:Ahmet Enes:Cennet,Candan Erçetin:Söz vermiştin,Şebnem Ferah:Mayın tarlası
Aklıma Gelen Kitaplar:Okul Anıları(Çocukken okuduğum öğretmen olmamda etkisi olan bir kitap),Martı,Alacakaranlık Serisi,Milenyum Serisi,Jane Eyre,Bin muhteşem Güneş,Uçurtma Avcısı,Dikkat Vücudumuz konuşuyor...
Aklıma Gelen Filmler:İzlediğim bir filmi tekrar izlemeyi sevmem.Benjamin Button,Akıl oyunları,Karayip Korsanları,Başlangıç,Siyah Kuğu,Soraya'yı Kurtarmak,3 idiots,My name is Khan...

7. Birisinin yazdığı ölüm notunu bulmuş olsaydın ne yapardın? Ölmeden önce yazdığı. Bir deftere de yazmış olabilir kendi adını ve notunu.
Merak ederdim öldü mü acaba diye araştıra bilirdim.Dedektif Huyum iş başında.:P

8. Kendini tek bir cümleyle anlatabilir misin?
Cümlelere sığmam taşarım.:PAyrıca istenirse 1 paragraflıkta cümle yazılabiliyor.Öyle oyunlara girmedim.:))

 

 

20 Mart 2012 Salı

Diksiyon Semineri

      Bu hafta diksiyonla ilgili bir seminere gidiyorum.Türkçe'nin genel yapısıyla başlamıştık bu seminere.Bugün de konuşma üzeride duruldu.Yalnız seminere koştura koştura gittiğim,45 dk'dan uzun süren bir otobüs yolculuğu ve 6 saat dersin üstüne gittiğim için.Hayli yorgun ve bitkin oluyorum.Ve dersten erkende çıksam gene de yetişemiyorum.Allahtan evime yakın da dönüşü tatlı tatlı yürüyerek yapıyorum.

     Bugün 23 Nisan için çalışma yaptık vs derken yorucuydu.Sabah bir de doğum yapan arkadaşın evine gittik.Sabahtan beri dışarıda yollarda sürünüyorum.Bol bolda su ve çay içmiştim.Yalnız tuvalete gidecek zamanım olmadı.Şimdi bunları neden anlatıyorum değil mi? Bana ne diyebilirsiniz pek tabi.Haklısınız da.Anlatma sebebim şu ki seminere ne halde gittiğimi ve süreci  iyi anlaya bilmeniz için.Yani ne çektiğimi.

      Seminere gittiğimde    hayli sıkışmıştım zaten. Seminere girmeden tuvalet bulabilsem süper olacaktı. Ancak okul çok büyük bu sebepten bulamadım.Zaten çok da arayamadım.Neyse idare ederim diyerek girdim seminere.Sadece dinleyici olsak problem olmazdı da.Diksiyon çalışması için gönüllü birilerini aradı sunum yapan kişi.Sanırım müdür kendisi.Kimse çıkmadı.Diyafram nefesini kullanarak yansıttığı şiirleri vs okumamız gerekiyordu.Şahsen gönüllü olmadım.Normalde de olmam ama nefes nefese zor yetiştiğim ve böyle bir sıkıntıdayken okumam felaket olurdu.Gönüllülük iyiydi de kimse çıkmayınca hoca seçmeye başladı.Hoca diyorum çünkü resmen öğrenci psikolojisi yaşadım.Gerildim.Kaslarıma ağrılar girdi resmen. Beni kaldıracak diye. Normalde okurum ne olacakta sıkıntılı olunca o kadar öğretmene rezil olmak var bir de.Diğerlerini pek tanımasam da  bizim okuldan da bir kişi var ona rezil olmak demek tüm okula olmakla aynı anlama gelirdi.

       Sonuçta arkamdaki kişiye isabet eden ok bana etmedi çok şükür.İlk önce bana diyor sandım ufak çaplı bir korku yaşadım:)Seminer bitiminde birileri lavabo ararken bende onların peşine takıldım.Çok uğraşlardan sonra bina değiştirdik vs bir lavabo bulduk çok şükür.Dönüşte de eve aheste aheste yürüyerek geldim.

       Konuşmacının göz teması hep önemli derler.Tamam bende katılıyorum sınıfta öğrencilerle iletişime geçmek adına da güzel bir şey.Ama çok dikkatli ve uzun göz temasları beni rahatsız ediyor.Yani diksiyon seminerini veren arkadaşın göz teması uygulaması şahsen beni rahatsız etti. Fark etmez anlatıcı her kimse göz teması uzun kurduğunda o an anlattığına odaklanamıyorum.Gözümü çeksem mi ne yapsam karar veremiyorum.Buda ne kadar doğru tartışılır.Sormak istedim yanlış anlar diye soramadım.Acaba sorsam mı?Benim gibi düşünen var mı bir de aranızda? Merak ettim tek miyim?

       Unutmadan sizlerden bir ricam olacak.Cuma günü bir metin okuyacakmışız. Değerlendirmeye alınacak tabi ki.Öğretici hoş bir metin arıyorum.Aklında bir şeyler olan varsa bana ulaştırırsanız sevinirim.

18 Mart 2012 Pazar

Herkes Özel Olmak İster

      Bugün oturup bir sürü film izledim dünde izlemiştim.Her filmden de kendime göre bir ana fikir çıkarıyorum tabi.İzlediğim filmler birbirinden tamamen alakasız olsa da örneğin sihirbazın çırağı,The Artist,Karanlıklar Ülkesi,Genç Yetişkin,Koruyucu Meleğim hepsinden her insanın özel olmak istediğini çıkardım.Bunu filmlerden sonra mı anladın diyebilirsiniz.Aslında filmlerle hiç bir alakası yok ben çıkarmak istediğimi çıkardım.Ama öyle  değil mi?Her insan özel olduğunu diğerlerinden farklı olduğunu duymaya, bilmeye ihtiyaç duyar.

Örneğin Kız oğlana der ki:
Benim neyimi seviyorsun?Neden ben?
Bu ikincisi Neden ben sorusu ayrılıklar için de kullanılır ilginç.Başlarken de Neden ben diye sorulur biterken de insan kendine Neden ben? diye sorar.

      Hep kendimizde bir farklılık bir güzellik bir üstünlük ararız.Bende aynı sizler gibiyim farklı olduğumu özel olduğumu düşünenlerden.

       Her filmde baş karakterler özeldir fantastik bir hikayeyse özel güçleri vardır.Romantik bir filmse diğerlerinden farkı ya güzelliği ya gülüşü ya doğallığıdır.Gerçek hayata geldiğimizde bu böyle mi tartışılır tabi.:)

    Herkes filmlerdeki iyi karakterin kendini yansıttığına inanır kendinden bir şeyler bulur.Kimse ama kimse kötünün yerine koyamaz kendini.O dedikoducu değildir.Ya da arkadaşını kıskanan kız kendi değildir.O kıskanılan kızdır ya da oğlan.

     Bazen bir film yapasım geliyor.Hayatın içinde popüler olan değilde belki arka planda normal bir yaşantı süren insanın baş karakter olduğu bir hikaye.Ama hani şu sonradan yırtanlardan değil.Çok başarılı olanlar ya da kaybetmiş bitmiş olanlar da değil.Ama böyle bi hikaye ilgi çekici olmaz.Çünkü insanlar birazda farklı olana ilgi duyar.Hem kendileri gibi olan hem de olmayan hikayeler...

   Aslında yukarıda anlattıklarımla tezat gibi görünse de her insan zaten özel ve farklıdır.Önemli olan bu farkı anlayacak insana bunu hissettirecek insanlarla karşılaşmaktır.Bir nevi keşfedilmektir ve kendini keşfetmektir.Ve her kadın gibi her erkek de kendini özel hissettirecek insanı arar.

    Şuda bir gerçek ki bazı insanlar daha özeldir.Kime göre neye göre değişir tabi.Yaşantılar bazı insanları özel kılar bizim gözümüzde.Özel olduğunu düşündüklerimiz bi anda bitebilir.
Özelliğinizi fark etmeniz ve fark edilmeniz .Ve tabi ki hayatınızda sizin için özel insanları kaybetmeden fark etmeniz dileğiyle.

15 Mart 2012 Perşembe

Çeyrek Geçiyordu

Saat geceyi çeyrek geçiyordu
İçindeki bir sıkıntı geçmek bilmiyordu
Düşündü düşündü...
Sebebini bulamıyordu.
Belki de korkuyordu ya da zaten biliyordu.
Her neyse gene de emin değildi.

Saat uykuyu çeyrek geçiyordu.
Ama henüz uyuyamamıştı.
Gözleri de yorgundu bedeni de
Beyni ise hiç dinlenmiyordu.
Uykuda bile savaşıyordu kendiyle
Dinmek bilmiyordu bu bilmece

Saat karanlığı çeyrek geçiyordu.
Saat karanlığı elbet geçecekti
Aydınlık günler gelecekti
Bunu biliyordu
Belkide umut ediyordu.
Hisleri kuvvetliydi biliyordu işte
Güzel günlere yakındı fikrince

Saat yorgunluğu çeyrek geçiyordu
Hayatın çeyreğini geçmişti birden bire
Gençlik bitiyordu belki de
Ama nasıl olurdu?
Henüz o yaşamamışken gençliği
Kayıp gidiveriyordu şimdi de

Saat feleği çeyrek geçiyordu
Belkide feleğin çemberiydi saat
O feleğin çemberinden geçerken
Çemberin içinde olduğunu anladı.
Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın
Diye mırıldandı 
Saçmaladığının farkındaydı.

Saat birgün bozulacaktı
Nerede duracağını bilmiyordu.
Ama elbet birgün olacağı belliydi.
Buna hiç hazırlayamamıştı kendini.
Zaman zaman düşünmüştü.
Pilinin bitebileceğini.
Artık bir dur demeli
Kendini ifade edemeden gitmemeliydi.

Saat bu yazıyı çeyrek geçiyordu.
Sonu gelmemişti henüz bu yazının
Ama bitmeliydi bir yerde
Saat kelimeleri çeyrek geçerken
Bu yazıya ve saçmalığına son verdi...

13 Mart 2012 Salı

Çocuk Hakları:)

          Cuma günü veli toplantısı yapacaktım yaptım da.Niyetim velilerin biraz kedilerine çeki düzen  vermelerini sağlamaktı.Çocuklara koydukları beslenmeler sağlıksız geliyordu.Dersleriyle ilgilenmeyenler mevcuttu vs vs.Mevcut konular konuşulurken.Çocukların sinirlendikleri konuları ailelerine ilettim.Onlarında bir birey olduklarını fark etmelerini söyledim.Güldüler bazıları.Bazıları zaten evde söylediklerini.Okulda öğrenip eve gidip benim de hakkım var bende bireyim dediklerini duydum.Çok hoşuma gitti.Demek ki öğrettiklerim işe yarıyor.Bunu görmek insanı çok mutlu ediyor.Bir tanesi de  annesine sen beni öğretmenimin gözünde küçük mü düşüreceksin demiş.Artık çocuklar kendi haklarının farkına varmaya evdekilere bu konuda baskı yapmaya başladılar.Elbette ki yapamayan ya da ailesi buna müsait olmayanlarda var.Ama içlerinde ufacıkta olsa bu kıvılcımı yakmış olmak hoşuma gidiyor.Günümüz Türkiye'sinde biraz tehlikelide olsa bu. Özgürce kendini ifade edebilen, haklarını savunabilen bireyler yetiştirmek benim için önemli.Yeri geldiğinde beni de  eleştirebilirler.Ama uslüp elbette ki önemli.Saygı çerçevesinde ayırt etmelerini sağlıyorum elbette ki.Bazen ama öğretmenim bugün resim dersi var yapmadık diye çıkışları olabiliyor.Bende bazen onaylıyorum.Bazen de gerekçesini açıklıyorum.İşte böyle gelişmelerini büyüdüklerini görmek mutlu ediyor beni.Yazmak istedim.Onlarında hakkı var...:)(Benim lise mezunu velim çok az yazılarımı okurken şaşırıyor olabilirsiniz.Veli bilincinin az olduğu bir bölgede çalışınca öyle oluyor.)

Hafta Sonunun Ardından

        Bugünlerde iyileşme alt yapı çalışmalarım devam ediyordu.Kah sendeleyerek kah rutin bir şekilde yürüyordu bu çalışmalar.Kardeşime gittiğim bu hafta sonu ziyareti benim kendi içimde kurup kararlaştırdığım şeyleri dile dökülmesini sağladı.Kararlar almıştım bazılarını uyguladım.Gördüm ki değişmeyi başarıyorum.İstediğim doğrultuya doğru bir ben çıkıyor içimden.Orada birde çok güzel bir rüya gördüm.Bu da umutla doldurdu içimi.
       Doğru yolda ilerliyorum.Artık tam bir yetişkin gibi davranacağım çoğu insana gerektiği kadar yakın olacağım bu demek değil ki soğuk bir insan olacağım.Sadece yara almamak için hep tetikte olmak gibi bir şey..)Ve nitekim bu hafta sonu yeterince iyiydi.Kardeşimin ortamında çok gıcık tipler varda .:)
     Biraz gerilimli biraz eğlenceli bir hafta sonuydu.Kardeşim biraz gergindi ablalık görevi bana düştü.Sonra biraz toparlandı gerçi.Özlemişim onunla sohbet etmeyi bir yatakta konuşup onun uykuya dalması ve benim tekrar yerime dönmem.Birde utanmadan diyor ki beni uyutur öyle gidersin.:PO genelde biz konuşurken uyuya kalırda.Anlamazsınız bile aniden uykuya dalabiliyor.:)
      Bowling oynadık gene. Baya kendime göre ilerlettim.Ancak gücüm yetmiyor. Yoksa tam isabetli atıyorum.Son anda 2.liği kaybettim.Birincide zaten sporcu, beden eğitimi öğretmeni.:)
      Baş vurduğum seminer akşam çıktı zamanı.Okul çıkışı gideceğim yani:SBiraz zor olacak ama koşuşturma iyidir.Allahtan gideceğim yer eve yakın. Önümüzdeki hafta tam bir yorgunluk olacak.Hafta sonu öğrencilerimin bir kısmı ve aileleriyle kitap fuarına gideceğiz.Çoğu kitap fuarını ilk kez görecek.Çok kalabalık olacağı kesin bakalım nasıl idare edeceğiz.
      Bugünlerde resmen sinirimi zıplatan bir durum var ki sormayın.Eğitim sistemine getirecekleri şu uygulama 4+4+4 ya bu kadar altyapı eksiğiyle yapılacak olması  ve bu kadar mantıksız bir uygulama çok canımı sıkıyor.Eğitimin siyasete alet edilmesine çok kızıyorum.Bu bir savaşa dönüştü resmen.Ortada bizle birlikte öğrencilerde yanacak.Şahsen 60 aylık bir çocuğa okuma yazma öğretmek benim şu an çalıştığım bölgede imkansız görünüyor.Ufff neyse ya gene sinirleniyorum.Yazsam çok şey var yazılacakta neyse...
      İşte bugünlerde böyle gidiyor hayat.

8 Mart 2012 Perşembe

Hiç Masası Olmamış

      Bugün hayat bilgisi dersinde konumuz ders çalışma ortamıydı.İşte nasıl bir ortam olması gerektiğini konuşuyorduk.Öğrencimin biri masasının olmasını hayal ettiğini sonrada köyde tahtadan çivilerle çakıp masa yaptığını anlattı.Bende "Burada var mı masan? dedim olmadığını söyledi.O masamı da dayım odun olarak ayırmış sonra dedi.Anlatırken çok içim acıdı.Çok doğal ve saf bir şekilde anlatıyor .Biliyorum ki durumları da yok.Evlerine gittiğimde de sehpada çalışmıştı.Çocuklara belli etmedim ama üzüldüm yani.Kendi özel odasında kendine ait bir masada çalışan öğrencilerim olduğu gibi Maalesef imkansızlıklarla boğuşanlarda var.Bu öğrencim 4 kardeşin en büyüğü 8 yaşında kendinden küçük 3 kardeşi var.Bazen bu şartlarda bu kadar çocuk yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum.Çocuğun bu yaşta yaşadıklarını ben gözümle görüyorum.Körler derneğinden yapboz gelmişti annesine ders için mecbur olduğunu söylemiş.İsteğe bağlıydı.İşte böyle fakirlik zor gerçekten.Tek fakir öğrencimde değil ki destek olsam da nereye kadar olabilirim diye düşünüyorum.Türkiye'nin gerçeği bu maalesef.Masa hayali kuran nice çocuklar vardır kim bilir...

Hayatta Üç Şeyden Nefret Ederim(merak edilenler)

     
    Hayatta üç şeyden nefret ederim adlı yazımda çocukların sinir olduğu şeylerden fazla bahsetmediğim için merak edilmişti.Bende bir yazıyla açıklama gereği duydum.

İşte o cevaplar:

Erkek çocukları genelde maç yaparlarken dışardan karışılmasına sinir oluyorlarmış
Kızlar saçlarının çekilmesine

Genel olarak gelen cevaplar ise;
*İş buyrulmasından nefret ederim.
*Sevdiğim kanalın veya çizgi filmin açılmamasından.
*Abilerinin patronluk taslaması yani su getir şunu götür gibi şeyler söylemeleri.
*Bir tanesi dayısının gıdıklaması vs sinir oluyormuş.
*İzinsiz eşyalarının kullanılması.
*Kardeşlerinin defterlerini karalaması.
*Öğretmeni kızdırmaları(Bunu bana iyi görünmek için demiş olabilirler.:))
*En sevdiği çizgi filmi izlerken bakkala git demeleri.
*Büyük sınıfların toplarını alıp kaçmaları.
*Oyunlarını birinin bozması
*Kardeşinin dil çıkarması
*Dikkatini bir işe verdiğinde rahatsız edilmek. (Bunu Yasin söylemişti .Kesinlikle başarılı olacağını düşünüyorum.Kendi kendine ders çalışan boş vaktinde çeşitli hobileri uğraşları olan bir öğrenci. Resim veya kartondan bir şeyler yapmak gibi. Hikayede yazıyor.Hayvanları çok seven hayvan besleyen bir öğrenci. Bir de yem verirken ördeklerin onu kovalamasına sinir oluyormuş.):)
...
    İşte bu ve buna benzer cevaplar geldi.İfade edişleri çok komikti yüzlerine yansıyan ifadeler özellikle.:)Bazı kızlar iş yapmaktan hoşlanırken bir kısmı bunu sevmiyor.Bana kalırsa yaşları daha çok küçük biraz annelerinde de hata var.Bulaşık yıkayan bile duydum.Erkekler genel olarak çizgi film ve oyunlarına olan müdahalelere kızıyorlar.Büyüyünce de öyle değil mi ?:)


4 Mart 2012 Pazar

Ankara ve Bursa Arasındaki Farklar

Bursa ile Ankara arasındaki farklar konulu yazıma hoş geldiniz.

Doğma büyüme Ankaralıyım.Babamda ankaralı annemde konyalı ama Ankarada büyümüş bir insan.Ankara'yı iyi biliyordum.5 yıldır da Bursadayım iki ili kıyaslamak istedim.Zaten günlük konuşmalarımda da sürekli bu farklardan bahsediyorum.Bazen Bursa'yı övüyorum bazen Ankarayı.:)Ankaraya' gittiğimde Bursalı oldun artık cümleleriyle karşılaşıyorum.Evet şimdi gelelim Bursa ile Ankara arasındaki farklara

A:Kesinlikle Bursaya göre daha soğuk.Ayazları meşhur.Karı kışı yerden kalkmayan buzu.
B:Bursa ılık rüzgarlara sahip lodosu meşhur.Daha çok yağmur yağıyor.Ve daha nemli.

A:Ulaşım konusunda otobüs bazında Bursaya göre daha iyi.Ankarada metro ağı yetersiz.Yarım kalan bir metro hala bitirilemedi pürüzler çıktı.Ankaranın biraz kayalık olmasının da etkisi var tabi.Halk otobüsü ve belediye otobüsü gibi çeşitlerinin olması bence iyi.Tercih size ait sonuçta.Dolmuşlarda belli yerler için elverişli kullanılıyor.

B:Bursada otobüsler kesinlikle daha kötü.Çok dolanıyorlar bunda çarpık kentleşmeninde etkisi var.Bursaray sistemi bence iyi oldu daha uzatılacakmış.Bursa ova olduğu için buna çok elverişli.Otobüs duraklarında sıra yok kimse sıraya girmiyor karmaşık buna ilk geldiğimde anlam verememiştim.Birde gideceğiniz yerin otobüs numarasını bilmeniz şart.Duraklarda hangi semte gittiği yazmıyor çünkü.Dolmuş taksiler ulaşım konusunda en beğendiğim özelliği.Pratik ve hızlı  merkezindeki bu uygulama bence çok kullanışlı.

A:İnsanlar Ankarada daha kaba diyebiliriz.Örneğin la bebe diye birbirine hitap eden tipler görürsünüz.k ler g ye dönüşür ve yurdum insanı denilen tipler bolca mevcuttur.Ara tatilde bir otobüsde bilet kesen bir amcanın konuşmalarına şahit oldum.Gülmekten öldüm.Tam bir Ankaralı konuşmasıydı.:)İnsanlar yardımcıdır hepsi değil tabi ama genelinde vardır.Yaşlı teyzeler vardır akıl veren.İnsanlar hep bir yere yetişme telaşındadır.Bu büyük şehirlerin hepsinde var.

B:Genelde özellikle eski Bursalı olanların konuşmalarına hayran kalırsınız.Kibardırlar ve sürekli böyledirler.Ben bile zaman zaman farklı hissederim ki hiç argo kullanan bir insan olmama rağmen.

A:Ankara memur kentidir.İnsanların resmiyetini hissedersiniz bazı kesimlerinde.Bu kişiliklerine kıyafetlerine yansır.
B:Sanayi kentidir.Sanayi maalesef şehrin içinde kalmış zamanla.

A:Ankara için gri şehir betonarme derler.Doğru.Ama bir şehri güzelleştiren içinde yaşadığınız insanlardır.Ankarada da gidilecek yapılacak bir dolu şey bulabilirsiniz.

B:Yeşil Bursa derler ancak son zamanlarda eskisi kadar olmadığını duyuyorum görüyorum.Gene de Ankaraya göre daha yeşil.Bunu şehre girerken ağaçlık yerlerinden köylerinden ve Uludağdan anlayabilirsiniz.Kültür ve turizm kentidir.Ben Ankaradaki aktivitelere çok gidemiyorum çünkü pek haberim olmuyor olanlarda farklı farklı yerlerde her zaman ulaşamıyorum yayıldığı için.Bursada kültür etkinliklerine ayrı bir önem verildiğini görüyorum aileler sanata spora yönlendiriyorlar çocuklarını.Ve etkinliklere ulaşma imkanım daha kolay burada.

A:Ankara iç anadolu bölgesinden ağırlıklı göç almış bir şehir.Burda insanların daha içi dışı bir türdendir.
B:Bursada her yerden göç almıştır.Bulgaristan göçmeni artı doğudan ağırlıklı göç almış bir şehir.O kadar ki Bursa'nın kendi yerlisini bulmak çok zordur.Genelde iş vb sebeplerle göç almış.

A:Denizi yok bol bol yapay göl ve havuzlar mevcut.
B:Mudanya tarafı deniz bu da şehre ayrı bir hava katıyor.

          Bursa doğal güzellikleri tarihi yerleri meşhur sürekli turizm amaçlı gezilerin olduğu bir şehirdir.Yemek kültürü geniş her tarzda yemek kültürünü bulabileceğiniz mekanlar bulunmakta.Özellikle bahar ayları Bursada daha bir güzel.Kafeler ağaçlar içinde oturabileceğiniz bahçeli yerler çok hoşunuza gidecektir.İstanbul'a yakın olduğundan mıdır bilinmez farklı tipleri bir arada görürsünüz.Her türden insan görebilirsiniz.Ankarada da var ama Bursa geçer onu bence.:)

Ankara ise çok farklı ve daha gelişmiş mekanların bulunduğu bir ildir.Tarihi olarak daha çok Cumhuriyet dönemini bulabilirsiniz.Bunun yanında çeşitli kalıntıların olduğu tarihi yerlerde var tabi.

2 ilde semt semt farklılıklar göstermektedir.İnsan profilleride yer yer değişmektedir.Ben genel hatlarıyla anlatmaya çalıştım.Umarım anlatabilmişimdir.Sevgilerimle...

Hayatta Üç Şeyden Nefret Ederim

     Bugün oturmuş liseye kadar olan dönemimi yazdım.Evden çıkmama bahaneme bak.Şimdiden sonrada hava karardı zaten deyip çıkmam kesin.Neden kendimi hapsediyorum bilmiyorum.Kimseyle görüşesim yok.Kendimle yeterince kalmadım mı?Halbuki cuma çok güzeldi.Eğlenmiştim epey.Hafta sonu inzivaya çekildim gene.:)

   Okul yolunda gidiyor.Okumayı seven öğrencilerim var.Kitaplıkta kitap kalmadı yetmiyor bazılarına.Bazıları yaşının üstü kitaplar okumaya geçti.4,5 hatta 6. sınıf kitapları okumaya başladı.Hemen de okuyor bitirip getiriyorlar.Yeni kitaplar bulmalıyım evi bir kurcalayacam.Bir de hikayeler yazıyor bir öğrencim.Teşvik ediyorum.Çok naif bir erkek öğrenci.Yazar olursa hiç şaşırmam.Hayvanları da çok seviyor.Bazen kendimi onların hangi meslekte mutlu olacaklarını düşünürken buluyorum.

   Bir de geçen hayat bilgisinde bir konu vardı sinirlenmek üzerine.Baktım sığ cevaplar geliyor.Bende şu Yahşi Cazibe dizisindeki patronun söyleyişi gibi yazmalarını istedim.Hatta ilk kendim başladım.
Hayatta 3 şeyden nefret ederim.
1.Söz hakkı almadan(Parmak kaldırmadan)konuşulmasından
2.Ben bir şey anlatırken sözümün kesilmesinden
3.Gereksiz yere tuvalete gitmek için izin istenilmesinden
Çok eğlenceli bir hale dönüştü.Hayatta 3 şeyden nefret ederimle başlayan cümleler.:)Çocukların nelere sinir olduklarını görseniz gülmekten koparsınız.Ailelerine okutmak lazım.Onlarında bir birey olduğunun farkına varmaları için iyi olur.Örnek verecek olursak bir çoğu abisinin patronluk taslamasından nefret ediyormuş.Git şunu getir bunu götür vs .:)

 Hulusi Bey'in üçlemesi İzleyin.:)

      Bir kuş tut içinden diye bir metin vardı türkçede aklından sayı tutmaları çarpmaları bölmeleri vs isteniyordu.Ya bu kitaptaki metinler bu kadar saçma ve neden çocukların seviyesine göre yazılamıyor anlamıyorum.Çocuk çarpmayı bölmeyi öğrenmeden bunu yapmasını istiyor.Ben kafama göre biraz değiştirdim ama gene de kitapta genel olarak seviyeye uygun değil ya da çok saçma metinler var.Çocukların okurken sıkıldığı türden.Umarım eğitim sistemini değiştirmeye çalışanlar ilk önce şu kitapların içeriğini bir sorgularlar.Yıllardır umuyoruz.Eleştiriler hiç dikkate alınmadan aynı kitapları her yıl önümüzde görüyoruz.Bu kitapları yazanlar hiç öğretmenlik yapmamış ya da yazanların kendi torunları dikkate alınmış.Türkiye'nin gerçeği yok kitaplarda.

Neyse daldan dala bir yazının daha sonuna geldiniz.Okumaya katlandığınız için teşekkürler.:)

3 Mart 2012 Cumartesi

Bu blog ne için?

  Replik:Bu anam için.Bu babam için.Bu halkımm için...:)
Hayır bu sadece benim için.


        Hayatta sırf kendim için yaptığım en büyük adımlardan biri bu blog.Kendisi için yazmak böyle bir şey.Bazen okunma kaygısına düşsem de hatırlatıyorum kendime kendin için yazıyorsun.Çünkü bugüne kadar bir şeyleri hep başkalarını mutlu etmek için yapmıştım.Beğenilsin diye bazen, bazen mutlu olsunlar diye,bazen sırf istendiği için, bazen gerekli olduğu ,bazen bana ihtiyaç duydukları için.

     Kendim için bir şeyler yapma fikri içimde bir yerde vardı.Bu blogla hayata geçti.Yazmak beni mutlu ettiğinde rahatlattığında yazıyorum. Bazen dozajı kaçırıp abartıyorum.Bunları biri okursa aklından ne geçiyor acaba diyorum.Belki deli olduğumu düşündü belki saçmaladığımı.Sonra hatırlatıyorum kendime.Başkalarının düşüncelerinin seni etkilemesine yönlendirmesine izin verme.Bugüne kadar hep yaptığın gibi yapma artık.

      Düşünüyorum bazen öyle bir blog açmayı eğitim ağırlıklı olabilir belki eğlenceli olabilir belki güldürmek için olur.Ama o zaman burdaki gibi olmaz . Burası benim. Kendimi bulduğum aradığım kendimle buluştuğum yer.Siz de şahitsiniz.Kafama ne eserse yazıyorum biliyorum çoğunlukla saçmalıyorum.Blogun başlığında da dediğim gibi:)

     Sizlerin sponsorluğunda yazmaya devam ediyorum.Yorumlarınız beni teşvik ediyor inkar edemem yoksa hala defterime karalıyor olurdum bir şeyleri.Ve bu kadar yazmazdım kuşkusuz.Kendim için bir şeyler yapmama destek olduğunuz için teşekkürler hepinize.Sevgilerimle...

Herkes Neden Mutsuz?

     Bugün bir kere daha anladım ki.Herkes mutluluk oyunu oynuyor.Kızmıyorum oynamak zorundalar.Okulda yüz yüze baktığım bazen sinirli gergin bazen rutin bazen gülen bu insanların içinde neler kopuyor bilmiyoruz.Ben bir kendimi mutsuz sanıyordum belki.Kendime bakmaktan kendi derdime düşmüşlükten insanları görememiştim.
Birde sır verme dostuna oda söyler dostuna sözü ne kadarda doğru.

Bir arkadaş boşanmış hiç birimizin haberi yoktu.Diğer bir arkadaşın öğretmen eşi kumar oynuyormuş.Çok şaşırdım.İnsanlar hiç göründükleri gibi değiller.Belki de en mutlu huzurlu benimdir aralarında.Kendimden başka sorunum yok.

Mutsuz olmalarına rağmen belki çocukları için varlar onlar için ayakta duruyorlar.Bu kadınlar neden mutsuz neden mutsuz ediliyorlar?

1 Mart 2012 Perşembe

5N1K(Mim)

         Bu 5N1K sorularını çocuklara hep ben sorardım.Metinle ilgili olarak.Şimdi sıra bende sanırım.:)Mim Konusu :Ne,Nerede,Nasıl,Ne zaman,Kim sorularına aklınıza gelen ilk cevapları vermek.Bütün yanıtlar bağlantılı olabileceği gibi ayrı ayrı düşünüp cevap verebilirsiniz. Fotoğraflarla da destekleye bilirsiniz.Mim için Biricit'e teşekkürü bir borç bilirim.:)

 Ne?: SanaNe:)
Çocukken yaptığım saçma bir espiri


Nerede?:Hayallerde
Mutluluk bence hayallerde.

 Nasıl ?: Soğuk ve karlı
Bugün ki hava durumu:P