Sayfalar

26 Nisan 2012 Perşembe

Şekilcilik

İnsanların literatüre geçmeyen en önemli felsefi akımlarından biridir şekilcilik.Şekilcilik o kadar ilerlemiştir ki geometrik versiyonu ders olarak okutulmaktadır.:PGünlük hayattaki şekilcilik ise daha çok fiziki yapı üzerine odaklanmaktadır.Şekilcilik sadece fiziki yapı olmamakla birlikte manevi olmayan tamamen maddesel öğeleri içerir.

Günümüzde malum insanlar maneviyattan uzaklaşıp.Ağlama ihtiyaçlarını bile sahte duygularla ve filmlerle gidermeye başladı.Hayatlarının içine baktığımızda insanların aslında ne kadarda duygudan yoksun yaşadıklarını görebiliriz.Bir çok duygu eskide kalmış  maalesef artık.Bazı duygularsa gizli saklı yaşanır oldu.Herkes bir parça yalnız bir parça mutsuz oldu.Maneviyattan uzaklaşıldıkça şekilciliğe iş vardırıldıkça insanların mutsuzluğu kat kat artar oldu.

Şekilcilik tv de vs o kadar işlenmeye başladı ki artık hepimize çok normal geliyor.Yemeklerin şeklini beğenmez olduk.Kıyafetlerimizi rüküş bulur olduk.Modaya uygun giyinmemiş diye eleştirir olduk.Nasrettin Hoca'nın ye kürküm yesini unuttuk.İnsandan çok şekle değer verir olduk.Ben bazen öğretmen arkadaşlarda bile görüyorum.Öğrencilerin çirkin güzel değerlendirmesini yaptıklarını.Bilmiyorum sorun bende mi?

Bloglarda da görüyorum,hayat içinde de görüyorum.Her yerde görüyorum bu şekilciliği.Bana battığı kadar kimseye batmıyor mu bu konu diye düşünüyorum.Neden insanları kıyafetine şekline göre değerlendiriyoruz.İnsanlığının hiç mi önemi yok.Ama başımız derde girdiğinde insani insanlara sığınıyoruz genelde.Öğrenmişiz işin görünüşte ,makamda vb bitmediğini.Ama gene de yapıyoruz.
Birde şekli olsun diye kasıntı takılanlar var onları hiç saymıyorum.Onlardan da bir daha ki sefere bahsederim artık.:)


"Ne insanlar gördüm üstünde elbise yok.Ne elbiseler gördüm içinde insan yok"
                                                                                                                           Mevlana

25 Nisan 2012 Çarşamba

Kişisel hapishanem

Bugünlerde yoğunum ve yorucu günler geçirdim.Bu haftada farklı olmayacak.Bu sebeple blogdan uzak kalmak durumunda kaldım.Bloglarınıza girip postlarınızı okuyamadım.Bugünlerde biraz böyle olacak maalesef.Bir yandan da asosyal yaşamdan sosyal yaşamın içerisinde olmak da keyif verici.Ama özlüyorum buraları o ayrı.

Şu hayatta yapacam deyip de yapmadığım o kadar icraat var ki.Yapmayacağım deyip de yaptıklarımı ise hiç saymıyorum.Bundan dolayı artık şunu yapacağım ya da yapmayacağım demeye korkar oldum.Hayat ne getirirse onu yaşıyorum .

Düşüncelerimi gene toparlayamadığımın farkındayım.Bazı blogları okumak beni sinir ediyor.Fazla ciddiye alıyorum sanırım.Okuma sende diyebilirsiniz.Ki doğruda söylemiş olursunuz.Bende kendime öyle diyorum.Ama haklı olduklarını bildiğim için kızgınım esasen.Hem kendime kızıyorum hem bu zihniyetlere.Gene açık etmeden soyutça yazacağım maalesef.Korkak mıyım hayır ama böylesi daha iyi.

Kendime kızıyorum çünkü.Onlara karşı çıkabilecek savunabilecek konumda değilim.O konuma geldiğimde ise karşı tarafta olup olmayacağım korkutuyor beni.Değişmek istemiyorum.Şu anki düşüncelerimin doğruluğu şüphe götürmez.Ama beynimin bir tarafı deli gibi kızıyorken bir tarafı haklı olabileceklerini düşünüyor.Buraya bile rahatça yazamıyorsam sorumlusu benim işte benim...

Bir insan kendini kendi oluşturduğu bir hapishaneye nasıl hapsederse işte öyle bir hapis benimkisi.Burayı ben oluşturdum.Daha özgür olmaktı niyetim.Özgürdüm de ama zaman içinde baktım ki bir hapishaneye dönüşüyor benim için.Bir yandan gizlilik özgürlük sağlarken diğer yandan hapislik sağlıyor.Siz bu bulmacayı kurcalarken.Ben bu kurmacadan çıkayım size sevgilerimi sunayım.

20 Nisan 2012 Cuma

Gerilim Zanlısı


Evde sessiz sakin bir geceye uyuyacaktı.Aniden çalan kapının sesiyle irkildi.Tedirgin adımlarla gitti kapıya.Önce kapı deliğinden baktı.Açmaması gerektiğini hissetti.Ama gelene yabancı değildi.İster istemez açtı kapıyı.Elleri kendiliğinden açmıştı kapıyı,beyninden bağımsızdı.

Açtığı kapı ile doldu düşünceler beynine.Düşünceleri  parmakları istemsizce yazıyordu.Elleri kağıda dokunmadan yazıyordu.Parmakları beyninden uçarcasına geçen cümlelere yetişemiyordu. O günü garip geçirmişti kız.Ne hüzünlü ne de gergin bir gündü.Hava gibiydi gün.Bazen fırtınalar estiriyor bazen de dinginliğinde bunaltıyordu insanı.Günün dengesiz halleri kızı da etkilemişti.Bir kaç yazı okumuş, bazı zihniyetlere kızar bulmuştu kendini.O yazıları okurken anladı ki kızdığı okudukları değildi.Gün içinde konuşulan ufak bir muhabbetin etkisiydi, tüm bu garip ruh hali.İnsanlara kızmaya alışkındı.Kendi kendine kızar kendi kendine unuturdu.Unutmasa da ufak empatilerle hak verir vermese de gene bağışlardı zihninde.Her şey zihninde olurdu zaten kızın.Zihninin dışına taşırdıkları pişmanlık verdiğinden bunu öğrenmişti kız.

Kızın aklına  izlediği bir gerilim filmi geldi.Gerilim filmindeki gibiydi tüm karakterler.Öyle düşününce,kendini kötü hissettiren yaşantıların suçunu , havaya atabilirdi .Havanın tesiriyle insanlar her zamankinden daha kötü düşüncelere boğuluyor.Her zamankinden farklı konuşuyordu sanki.Bu insanlar böyle düşünüyor olamazdı.Düşünüyorlarsa da bu kadar savsakça ortaya koymalarında kesinlikle havanın etkisi vardı.Havaya attığı suçlar da patavatsızca konuşulanlar da vardı.Kendinde de sezmişti ufak tefek hatalar.Hep zaten sorgulardı kendini.Bugün her günden farklıydı, belli ki bir etki vardı. Bilinmeyen kötülük etkisi.

Gerilim filminin kötü etkisi havaydı.O herkesi bulandırmış.Bazılarının başını ağrıtmış.Bazılarını suçlara itmişti.İnsanın en masumu olan çocuklar bile kavgalar etmiş,sonu kanla biten yaralanmalar olmuştu.Garip bir gündü işte.Rüzgar estikçe de garipleşiyordu.vuuu vuuu
 


Ödüllü mim

 Ödüllü mim için teşekkürler arkadaşlar.:)

1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu?
Evet.Severek seçtiğim, isteyerek yaptığım bir meslek.Mesleğimle o kadar iç içeyim ki ayrı düşünülemeyecek duruma geldim.Bahsetmeden duramıyorum.Gündelik hayatımda da böyleyim muhakkak öğrencilerden veya olaylardan bir bağlantı kurarım.Konuşmam o yöne kayar. Meb'in yeni uygulayacağı sistemden dolayı içim biraz karamsar gene de işimi,çocukları seviyorum buna engel olamazlar sanırım.
2) Dilediğin meslek miydi?
Evet dediğim gibi çocukluktan istediğim bir meslekti.Matematik öğretmeni olmadıktı hedefim ama bazı ailevi aksaklıklar yüzünden EA seçince bu mesleğe yöneldim.Ama şimdilerde sınıf öğretmeni olduğum için daha memnunum.Her alanı içinde barındırması benim için güzel oluyor.Sayısal yönüm daha iyi olmasına rağmen EA seçtiğimde mecburi olarak sözel yanımı da geliştirdim.Bu beni her alanda ufakta olsa bilgi sahibi yaptı.Bunda öğrenmeye olan ilgimin de çok etkisi var tabi.

 3) Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun? 
Tercihe bakmıyor aslında ama şuan isteyerek yalnızlığı tercih ediyorum.

4) Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin, dürüst ol?
Herkes yalan söyler.Bende dahil.Ama çevremde dürüstlüğümle tanınırım.Yalan söylemektense doğruyu söylemek her zaman daha kolay gelir bana.Yalanın vicdanen beni rahatsız ediyor.Yalan değilde, bahsetmeme tekniğini daha çok kullanırım.Yalan söylemek zorunda kalmamak için daha farklı yollar denerim.Çıkmaza girdimse yapacak bir şey yok mecburen söylüyorum:S

 5) Yabancı bir dil konuşuyor musun?
Hayır.En önemli eksik noktam bu.Öğrenmekten hep kaçtım nedense.Bir seferinde fırsat tam ayağımın altına kadar gelmişti.Üniversite yıllarında yurtta kalırken.Kaldığım blogun içinde  kurs açılmıştı ve üstelik ücretsizdi.Pijamalarla falan inebiliyorduk kursa.Başladım güzelde gidiyordu.Bir kaç yalaka diyeceğim özür dileyerek o tip kızların hocaya ama onlar derse girmiyor falan diye dolap çevirmelerinden dolayı kursu bıraktım.Derse üniversitedeki derslere gittiğimiz için ara sıra gidemiyorduk.Bir arkadaş bırakmadı aldı sertifikasını.:)
 6) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak veye yurt dışına gitmek istiyor musun?
 Rüyamdaki evde değil kirası nispeten uygun içinde oturulabilecek bir evde oturuyorum.Rüyamdaki ev kendi sahibi olabileceğim ev olurdu.Bahçeli olsa fena olmazdı ya da ne bileyim balkonu güzel bir yere baksa falan.:)Yurt dışına gezme amaçlı gitmeyi isterim.

 7) Mobilya değiştirmeyi sever misin? 
 Ben alıştığım eşyayı severim lükse pek merakım yoktur.İhtiyaçsa değiştiririm.

8) Çevreye ve hayvan korumaya hiç katkın var mı? 
 Olmaz olur mu?Bütün konularda neredeyse bunun önemini anlatıyorum.İşin bilgilendirme ve gelecek nesillere aktarmak gibi bir görevin içindeyim.Mesleğimde bu konularda aktifimdir.Osmangazi Belediyesi'nin çevre ekibi çalışmalarında sınıfımla birlikte görev aldım.Ağaç falan dikme etkinlikleri düzenledik.Bir çok etkinlik içinde yer aldık.Onun haricinde bir tema üyesiydim üniversitedeyken.Hayvanlar konusunda fazla aktif bir çalışmam olmadı ama çocukluğumdan bu yana bir hayvana zarar vermemeye özen gösterdim.Öğrencilerimin içinde de çok hayvan sever olanları var onları teşvik ediyorum.

9) Televizyon ve filmleri sever misin?
 Televizyon pek izlemiyorum ara sıra bazen.Filmleri severim sinemaya sık giderim takip etmeye çalışırım.

 10) Bırakmak istemediğin kötü huyların var mı?  İnternet bağımlısıyım.Ayrıntılı düşünürüm.Bazen çok eleştirel oluyorum.Mümkemmelliyetçilik,saflığa varabilen iyi niyet.Bunun dışında sürekli bahsettiğim kötü huylarım var.Mesela fazla değer vermek gibi...Burada kullandığım nick de o yüzden huyumkurusun.:)

11) Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?
Oynamışlığım var ama.Pek oynamıyorum. Oradan çıkacak paranın bana hayır getireceğini sanmıyorum.


Yapmayan kalmadı sanırım.Yapmak isteyip yapmayan kaldıysa, buyursun bu mim ellerinden öper onların.:)

16 Nisan 2012 Pazartesi

Sınavı Yaptım İşte Sonuçları


Yayınlamış olduğum sınavı bugün yapmış bulunmaktayım.Öncesinde pek alıştırma yapamadan yaptım sınavı.23 nisan çalışmalarından pek fırsat kalmamıştı.O yüzden pek emin değildim neler yapabilirler,yapamazlar.Hafta sonu unutup gelebilirlerdi de.Bir kısım öğrencim var ki hem algıları düşük hem de çalışmıyorlar.Her sınavları 1'dir istisnasız.onlar gene şaşırtmadı beni.Şaşırtsınlar isterdim doğrusu.:)(1 tanesi kesin raporlu olmakla birlikte 3 tanesi kaynaştırma öğrencisi)

Sonuçlara geçmeden önce okulun ve sınıfımın genel durumundan bahsedeyim ki,ona göre yorumlayın.Bursa'nın merkezi olarak geçmesine rağmen ders başarısı düşük bir okulda çalışıyorum.Göç almış bir bölgede ekonomik seviyeleri ve eğitim seviyeleri oldukça düşük.O kadarki okuma yazma bilmeyen velimiz bile var.Lise mezunu ise tek tük var.Veliden yana pek şanslı olmamakla birlikte,ümitsiz değiliz.İşimizi şevkle yapmaya devam edenlerimiz mevcut.Okula başka okullardan gelenler genelde mutsuz.Biz doğuda bile bu kadar sorun yaşamıyorduk diyenler var.Benim ilk okulum olduğu için pek kıyaslama şansım olmadı. Ben kendi adıma şöyle düşünüyorum.Nerede ,hangi seviyede olursa olsun ben bir öğretmenim ve işim öğretmek.Öğretmenlik sadece iyi çocukları alıp yüceltmek değildir.Öğretmenlik her çocuk da ilerleme kaydetmeyi gerektirir.

Gelelim merakla beklenen zor deyip başımın etini yediğiniz sınavın sonuçlarına.:)

Sınıf mevcudum:26

kişi 100 üzerinden 5 olmakla birlikte 9 kişi beş aldı.
kişi 4 aldı
kişi 3 aldı 
2  kişi 2 aldı
6  kişi 1 aldı

Bu sınav sonuçlarında gördüm ki bir kısmı hala çarpmayı yanlış yapıyor.Ezberlememiş ritmik sayarken de eksik ya da fazla sayıyor.Misal 7x3=24 diyor .Problemleri ise okuma anlaması zayıf olan ya da düşünmeyi kavrayamamış öğrenciler yapamıyorlar.Çarpmayı bilip problemleri yapamayanlar olduğu gibi.Çarpmayı bilmeyip problemin mantığını anlayan öğrenciler az da olsa var.En çok onlar üzüyor beni kapasite olduğu halde çalışmadıkları,evde  yeterince ilgilenilmediği için yapamıyorlar.

Not:1,2,3 .sınıflarda resmi olarak sınav yapılmamaktadır.Sınıfın ne durumda olduğunu görmek adına yaptığımız değerlendirme çalışmasıdır.Bu notlar karneye direk yansımamaktadır.Öğrencinin ne bildiğini görmek adına yapılmış bir çalışmadır.

Aklınıza takılan varsa sorabilirsiniz.Memnuniyetle cevaplarım.Soru cevaplamayı sevmeseydim öğretmen olmazdım herhalde.:)


15 Nisan 2012 Pazar

Gece Sağanağı

İçimde belli belirsiz bir ilham dolaşıyor.Hüzünlü harmanlanmış bir ilhamın eşiğindeyim bu gece.Kendi hüznümü unutmuş huzuru yakalamış olsam da başkalarının hüznünü içimde duyuyorum.Onların hüznü de beni  bana hatırlatıyor.

Gök ağlıyor gene
Yağmur döküyor gece bugün
İçini döküyor yeryüzüne
Topraksa dinliyor dertleri, birikintiler eşliğinde

Halbuki kuruydu toprak
Yeşertmişti tohumları
Nereden çıkmıştı bu yağmur sağanağı

Toprak çaresiz dinlemişti yağmuru
Toprak çaresiz çamur olmuştu
O da dayanamayıp dertlerle yoğrulmuştu

Güneşi bekliyordu toprak
Yağmur dindi mi gelecekti güneş
Hiç olmadığı kadar içine işleyecekti toprağın
Tohumlar bir başka yeşerecek
 Güneşe açacaklardı yapraklarını

Toprak güneşi bekliyordu
Yağmursa dinmek bilmiyordu...

14 Nisan 2012 Cumartesi

Yanlış Anlamalar

Bir mim ve bir ödül yazım hali hazırda yazılmayı beklerken içime dokunan bir konuyu yazmak istedim.Korkulardan daha öncede bahsetmiştim.Ama kendi korkusuzluğumdan bahsettim daha çok.İşin geyik yönlerini anlattım genelde.Başıma gelen arkadaşlarıma yaşattığım komik anılarla bezenmiş korku hikayelerimi anlattım.Şimdi anlatacağımsa hiç baş edemediğim bir korku.

Ben  karanlıktan korksam karanlığa yürürdüm çocukken bile.Karanlıkta askılıktaki montları görüp kardeşimle korksak da çocukluk halleriyle.Ben dur gidip bakıcam neymiş o deyip yatağımdan çıkıp bakmışımdır korkusuzca.Korku filmlerini tek başıma izleyip hiç korku yaşamazdım ani sahnelerde, beklenmedik sıçramalar eşlik etse de, bir tırsma hali olmazdı hiç bir zaman.Evde herkesin bir korkusu vardı.Bense korkularımla mücadele ettim hep.Böcekten korkan kardeşim için böcek avladım.Ablam korku filminden korkmasın diye onunla oturup izledim,uyumasını bekledim.Sokakta gördüğüm köpekten korkmama rağmen onun yanından geçip gittim.5 köpeğin beni kovalama riskini göze alıp o karlarla kaplı sokaktan tek başıma geçtim.Bu tür olayları anlatsam bu yazı yetmez sanırım.Ama asıl anlatmak istediğim korkuların üzerine gidiyor oluşum değil.Asıl anlatmak istediğim bugüne kadar baş edemediğim yanlış anlaşılma korkusu.Tam olarak korku mu bilmiyorum ama eskiden beri bu konuda aşırıya kaçan bir rahatsızlık duyuyorum.Kadın olmanın verdiği bir duygu mu bilmem ama hep insanların neler düşünebileceğini hesap ederek davranıyorum ,konuşuyorum ya da yazıyorum.Belki de ayrıntıcı yapım neden oluyordur buna.

Zaten günlük yaşantımda buna dikkat ederim.Beni yanlış anladılar mı diye paranoyakça bir tutum değilse de bu hafife alınacak bir durumda değil.Esprilerini tartan bir insanım ezelden beri.Üniversite sınavına hazırlandığım sene dershanede iki ayrı sınıfta derse giriyordum.Sınıfın birinde çok rahat espiri yaparken birinde çok suskun bir kız vardı.Çünkü aynı esprileri diğer ortamda yapsam olacak olanlar hep bir farklı yöne çekme çabası olacağını bildiğimden orada farklı biriydim.Hatta diğer sınıfta dersime girmeyen bir hoca şok olmuştu sen aynı kişi misin diye.:)

Üniversiteye başladığımda çok rahattım hatta fazla espirili biriydim. O ortamı fark ettiğimde bende kendi kabuğuma çekildim. Espirili yanımı ya da düşüncelerimi samimi olduğum ortamlarda paylaşır oldum.Lisedeki çekingen hallerim kadar olmasa da gene de çekingenlik psikolojisi hakimdi biraz biraz.Öğretmenlik okuduğuma tek pişman olduğum şey sınıf ortamıydı bu sebepten.Bunu oturup başka bir yazıda gerekçeleriyle anlatabilirim.Ama öğretmenlik okuyan camia tam doğru kelimeyi bulamasam da daha monoton bir topluluktur.

Gelelim gene yanlış anlaşılma korkusuna.Öyle bir korkuda mı varmış diyebilirsiniz.Biz zati yaşadığım için biliyorum.Yanlış anlaşılacağım ortamlarda geri çekilmek huyumdur.Maalesef sanal ortamda buna çok müsait.İstemediğim şey olacak gibi. Sanırım ortamlardan uzak durarak çözebileceğimi sandığım salakça bir korkum var...

Not:Umursama diyeceksiniz biliyorum.Elimde değil dostlar maalesef huyum kurusun...

Olsam olsam ne olurdum.(Mim)

          Öncelikle bana sorulmuş olan "Mim nedir?" sorusuna cevap vererek başlayayım.Mim bloglar arası kaynaşmayı sağlayan bir tür oyundur.Mim yazıları blogda insanların birbirini daha iyi tanımasını sağlar. Bazen soru cevap bazen ilginç konulardan oluşur.Mim konusunu başlatan kişi mimin nasıl yapılacağını ve konuyu da açıklar.Ve tabiki bu yazıyı yazmasını istediği bloggerları da belirtir biz buna mimlemek diyoruz.Mimlenen kişilerde mim yazısını yazdıklarında başka bloggerları da mimlemeye çalışırlar böylece mim yaygınlaşır ve duyurulmuş olur.Mimlediğiniz kişiye haber vermekde önemlidir.Gidip bloguna mimlediğinizi yorum olarak belirtmeniz güzel olur.

Gelelim mime.Beni mimlemiş olan çok saygı değer blogger arkadaşlarımı sevgiyle kucaklıyor ve teşekkür ediyorum. biricitconsungunlugu,Kuulumsu Kadın ,S.Darko tarafından mimlenmişim birden fazla kişi tarafından mimlenmiş olduğum için  ayrı bir memnun oldum doğrusu.


1) Yemek olsam ne yemeği olurdum?
Aklıma ilginç ilginç yemekler geliyor.Var bir tuhaflık bende benden olsa olsa makarna olurdu düdük makarnası:P
 
 2) Müzik aleti olsam hangisi olurdum? 
 Keman sesini seviyorum ama benden keman olmaz bazen bağıran bazen ortalama konuşan bir insanım.Bağırmamın temel sebebi işim tahmin edersiniz ki.:)Bundan dolayı olsam olsam saksafon olurdum.

3) Araba olsam hangisi olurdum?
El arabası deyip kendimi yerle bir edebilirdim yemek sorusunda olduğu gibi ama o kadarda değil.Araba olsam mavi renkli  mini cooper olurdum.Nedenine gelince canım öyle istedi hoşuma gidiyor görünümü tasarımı değişik.

 4) Aylardan hangisi olurdum?
Ağustos hem tatil hem doğduğum ay hemde sıcak samimi bir ay kendisi.Temmuz gibi havalı değil.Mart nisan gibi sağı solu belli olmaz değil.Kış ayları gibi soğuk nevale değil.İşte bende naçizane ağustos olmayı seçtim.:)

 5) Ayakkabı olsam hangisi olurdum?
Topuklu olmazdım.Rahat spor bir ayakkabı olurdum.Resmi olmayan insanı rahat ettiren bir ayakkabı.

 6) Kıyafet olsam hangisi olurdum?
Sade fakat güzel bir tişört olabilirdim.

 7) Renk olsam hangisi olurdum?
Mavi olurdum, her tonu ayrı güzel.

 8) Hayvan olsam hangisi olurdum?
Kaplumbağa ile geyik arasında gidip geliyorum.Kaplumbağa çünkü yavaş ama korunaklı dikkatli ve uzun yaşayan bir hayvan tavşanı yendiğinden beri hastayım ona:P Geyik narin,güzel ve değerli olduğu için birde geyik muhabbeti kısmı var tabi.Bir tek boynuzları düşündürüyor beni olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu.:)Benden aslında iyi bir baykuş olur.Geceleri ayakta olan biri olarak en uygununu buldum sonunda.Hem masallarda da bilge kişi genelde baykuştur uyar bana uyar:P

 9) Şu an okuduğum kitabın 137. sayfasında neler var?
Hemen bakalım.Okuduğum kitap Sherlock Holmes'un maceralarının birleştirildiği Akıl Oyunlarının Gölgesinde adlı kitap 137.sayfada hikayenin adı yazan sayfa var.Beş Portakal Çekirdeği yazıyor.Bu sayfa niye 137 onu anlayamadım nereden çıktı acaba bu 137 diye düşündüm şimdi.Malum her şeyi sorgulayan bir  beynim var.

Gelelim mimlenenlere:Şimdi kim mimlenmemiş arayıp bulmam lazım.:)
googhan

Zeynep'in Seyir Defteri
nini'nin kelimeleri...
! Ferhat Bayram
 kahve telvesi
mavikalemdekiler
küçük hanımın güncesi...
Oktay
 Men de boor
 Lütfücüğüm
  pınar
 Bu da mı gol değil?
 SADE VE DERİN
 bir lokmadan bir şey olmaz!
 


Mimlerken umarım bir aksaklık yapmamışımdır.Bu konuda mimlenmek isteyipte mimlenmemiş olan kaldıysa hemen mimleyebilirim.:)

13 Nisan 2012 Cuma

Açıklama

Az önce paylaşmış olduğum sınavı yarın son bir kontrol edip bir çıktısını alıp öğrencilerime sunmayı düşünüyorum.Bakalım sonuçlar nasıl olacak.Varsa gözünüze ilişen bir aksaklık beni haberdar etmenizden mutluluk duyarım.Birde bloga kopyalayınca şekil değiştirdi.Normalde daha düzenli ve daha aralıklı.Birde böyle etkinliklerimi sorularımı paylaştığım bir platform oluşturmak istiyorum.Var kafamda projeler bakalım ne zaman icraate geçer bilinmez.Burada bir denemesi olsun belki bir blog açarım bu konu üzerine.:)

Mimleri yazmaya başladım ama okul işleri yoğun bu ara pek vakit ayıramıyorum bloga beni mazur görün yazdığım zaman üstün körü olsun istemiyorum.Mimlerin yeri ayrı bende.

Yazamıyorum ama okuyorum ara sıra yakında yeni yazılarla karşınızda olmak dileğiyle .:)

Yarın yapacağım sınav


2.sınıf
1.)Aşağıdaki çarpma işlemlerini yapınız.(10 Puan)
a.) 3 x 5=                      b.) 4 x 7=              c.) 6 x 3=             ç.) 7 x 3=
d.) 9 x 2 =                     e.) 6 x 4=              f.) 9 x 4=              g.) 8 x 1=
ğ.)6 x10=                      h.)7 x 0=
2.)Aşağıda verilmeyen çarpanları bulunuz. (10 Puan)
a.) 6 x ….= 30      b.) 7 x ….= 21    c.) 8 x ….= 8      ç.) 9 x ….= 27
okul-oncesi-SINIRLI-BOYAMA-tooth-brush-2.jpgd.) 9 x ….= 90     e.) 10 x ….= 60   f.) …. x 8= 32     g.) 4 x ….= 16
ğ.) 4 x ….= 12      h.) …. x 5= 20
3.)5 tavuk 6 ineğin ayakları toplamı kaçtır? (10 Puan)
Çözüm:


4.)Selim’in dişleri çürümüştü.Doktora gittiğinde doktor günde 3 kez dişini fırçalamasını söyledi.Doktorun sözünü dinleyen Selim 1 hafta içinde toplam kaç kez dişini fırçalamış olur? (10 Puan)
Çözüm:

altin_yumurtlayan_tavuk.jpg5.)Altın yumurtlayan tavuk günde 4 kez altın yumurta yumurtlamaktadır.8 gün yumurtlayan tavuğun kümesine  hırsız girmiş ve yumurtalardan 7 tanesini çalmıştır.Bu durumda kümeste kaç yumurta kalmıştır? (10 Puan)
Çözüm:

6.)Parkta salıncakta sallanmak isteyen Dilara parka gittiğinde salıncakta sıra olduğunu görür.Çocukların her biri 5dk sallanmaktadırlar.Dilara’nın önünde 4 kişi olduğuna göre Dilara’nın ne kadar süre beklemesi gerekir? (10 Puan)
snow white along with the birds - disney princess coloring pages.gifÇözüm:

7.)Pamuk Prenses’in yaşı yedi cücelerin sayısının 3 katından 3 eksiktir.Buna göre Pamuk Prenses
kaç yaşındadır? (10 Puan)

Çözüm:

8.Baloncu Selim Amca’nın 6 deste balonu vardı.Bu balonlardan 6 çocuğun her biri 3 er tane aldı.Selim Amca’nın satması gereken kaç balonu kaldı? (10 Puan)
Çözüm:

9.)Aşağıdaki çarpma işlemlerinde verilmeyen çarpanları bulunuz. (10 Puan)
  a.)3 x 4 = 4 x ….   b.)  5 x 7 = 7 x …. 
 c.) 6 x 3= 3 x….     ç.)8 x 4 = 4 x ….

10.)Aşağıdaki işlemlerden veya ifadelerden doğru olanlarına “D” yanlış olanlarına “Y” koyunuz. (10 Puan)
(    )Çarpma işleminde çarpanlardan biri sıfır ise çarpım daima sıfırdır.
(    )  8 x 1= 1
(    ) Çarpma işleminde çarpanların yerleri değiştiğinde sonuç değişmez.
(    )Çarpma işleminin sonucunu ritmik sayma yaparak bulamayız.
(    )Çarpma işlemi aynı sayılardan oluşan toplamanın kısaltılmış halidir.
***Sınavı bitirdikten sonra kontrol etmeyi unutma!***