Sayfalar

31 Mayıs 2012 Perşembe

Küçük Birikintiler

Bavulum hazır demiştim hani.Hatırlayanlar vardır belki.Gidemeyeceğimi de biliyorum esasen yazmak bana bu kadar iyi gelirken hep gitmekle gitmemek arası kalacağım belliydi.O yazıda da bunu ifade etmiştim zaten.Yazamadığım yazmadığım süreçte aslında yazmam gerekenler öyle birikti ki içimde kalemimden dışarı taşıyorlar kuşkusuz.

Hangisinden başlayalım bilemiyorum gene hüzünlü ve dertli bir yazı olacak kuşkusuz.Boşuna hüzünlü kategoride o sıraya konulmadım .:)Evet yazılarım hüzünlü ve dertli ve hatta sinirli çünküsünü başka bir yazıya mı saklasam diye geçiyor içimden, ama sırası gelmişken de yazmalı.Şöyle oluyor:P Ben hüzünlüyken daha bir yazası gelenlerdenim.O zamanlar içime dolan hüznü ve siniri başka türlü atamıyorum ya da başkasından çıkarmak bana göre değil bunu .Böyle yaptığımda daha çok üzüleceğimi bildiğimden yazıya dökmek daha iyi geliyor ve kesinlikle rahatlatıyor.Genel olarak neşemi pek yazıya dökmüyorum döküyorum da nadir işte.:)

Blog dünyasını bir kenara hatta sanal dünyayı bir kenara bırakacağım şimdi.Hayat öğretti ki bunlar boş işler.Boş işlerle uğraşıyor olsam da boş zamanımı bunla değerlendiriyor olsam da uğraşacağım diğer boş işlerden daha anlamlı geliyor.Tv izlemektense buralarda bir kaç yazı okumak,yazı yazmak bu dünyanın farkında olmak biraz daha anlamlı.

Her neyse bunları bir kenara bırakayım ne çok şeyler birikiyor değil mi zamanla kenarda. O birikintiler zamanla tam beyninizin ortasına gelmeye başlıyor ve düşünemez oluyorsunuz.Ama yazdıkça ben onları kenardan atıyorum işte.:)

Ve hala sadete gelemedim.İşte o kadar birikmiş ki içimde ancak gelebiliyorum.Blog dünyasını at bir kenara hatta net dünyasını da dön şimdi gerçek yaşama.Bazen bu iki yaşam içinde kafam karışıyor çok fazla bu dünyanın içinde yer almaya başladığımı fark ediyorum.Uzak durmak ise bazen zor.


Devamı çok sinirlendiren bir olaydı .Onuda bir yazayım belki paylaşmam:)

25 Mayıs 2012 Cuma

Durumu: Kaçmaya Müsait

Kendime kızdığım kadar kimseye kızmadım bu hayatta. Belki başkalarına kızmam gerekenleri de kendime yükledim.Sonuçta bunu yapanda ben değil miyim?Şimdilerde kafam biraz karışık bütün işlerim hem bitirilmiş hem ertelenmiş.O nasıl oluyor demeyin oluyor işte.

Bazen kendimi çok boş hissediyorum. Hala çocuğum belki büyüyemedim gibi sanki. Bazen de çok yaşlı hissediyorum hayatın tüm yükü omuzlarımda ve ben çökmüşüm gibi.İşte böyle bir karmaşa hakim bedenime ve ruhum patlamaya hazır bir bomba gibi. Bazen saçmalıklarla dolu bir neşe ırmağı içinde akıyor gibiyim.Karmaşığım bazen ve bazen kendim gibi olamamış gibiyim,üzerime gelenleri  bu yazıya naklediyor gibiyim.Dışarıda keyifli bir akşam geçiren ben değil gibiyim.İçimde biriktirdiklerim, böyle gün yüzüne çıkmak için sanki yazmamı bekliyorlar gibi.Kelimeler kendiliğinden isyan edercesine çıkıyor gibi.Bu durumun gerginliği elbet bitecek kendime inanmak istiyorum. Durum ne kadar zor olursa olsun çıkabileceğimden emin gibiyim.Sadece yorgunum belki de savaşmak istemiyorum.Bir tarafımsa çılgınca atlıyor saçmalıklara ve ben biliyorum ya kaçacağım ya da durup savaşacağım.Hangisi olursa olsun sonuç, hangi yaraya sebep olursa olsun yaşanan,ben gene bu durumdan çıkacağım.İster galip, ister kayıp olayım hiç bir zaman mağlup olmayacağım.

İtiraf ediyorum kaçmak istiyorum bir tarafım buna engel bir tarafımsa çoktan bavulunu toplamış.Beni tutan ne bilemiyorum.Hiç bir yerden emin olmadan gitmedim. Gitmek vakti geldiğinde de arkamı dönüp tekrar tekrar baktım ve emin oldum sonra da çuf çuf çuf:)

                                                                                                                              Yazan:Kaçak

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Gecenin Cümlesi 2

Dost diye bişey yok.


Aşk diye bişey de yok.

İşte böle yokluklar içinde fakiriz.





Not:Bu sözleri bir arkadaşıma  söz verdiğim için yayınlıyorum. Sohbet ederken 


kelimelerimden dökülen bir cümleydi.Sevgiler ona ve hepinize.

22 Mayıs 2012 Salı

RAXYO İNSANLARI

Bu yazıyı yazdığım için sevgili patronum Sırrı'dan azar işitebilirim.:P Biraz radyonun komik ve eksik yanları da yer alacak çünkü.Malum çok teknik olarak hazırlanmış bir radyo değil.Bir kaç gencin bir araya gelerek oluşturduğu fikirden doğmuş bir radyo.Trabzon kökenli bir radyo ayrıca.Araştırmacı gazeteci olan ben, girdiğim günden beri radyonun neyi var neyi yok sorguluyor eleştiriyor ve öğrenmeye çalışıyorum.Yok henüz kovulmadım merak etmeyin.Bu arada öğretmen maaşı yetmiyor herhalde ek iş yapıyor diye düşünenler için açıklayayım. Bir para falan alıyor değiliz (İleride düşünüyorum:P) maksat muhabbet, eğlence, kendi sesini duyurma , paylaşma ve bunun  gibi şeyler.Blogumda yaptığımın bir nevi seslisi benim için.Karşıdan dönüt alıyor olabilmek de ayrı bir keyif.Orada dinleyiciden reaksiyonu hemen alabiliyorsunuz .Paylaşım daha hat safa da.

Bu yazımda orada yaşadıklarımı tanıdığım yayıncıları ve o keyifli ortamı anlatacağım.İlk o radyoya girmeme vesile olan Aylak mahlasıyla bilinen blog arkadaşımızdı.Onun dinlerken bir çağrıya cevap verdim.Bayan radyocu arıyorlardı bende bu oluşumun içinde yer almayı kabul ettim.Kabul ettiğimde neyin içinde olduğumun çok da farkında değildim.Zamanla neyin içinde olduğumu fark ettim ama artık çok geçti.Sözleşme imzalamıştım :P Şaka bir yana ağzınızdan çıkanın çok önemli olduğunu fark ettirdi bu radyo işi bana.Henüz 2 kez yayın yapmama rağmen kah eleştirilerine(burada sitem vardır.) kah övgülerine şahit olduğum yayıncı arkadaşlarımı burada anlatacağım sizlere.


Namı diğer patron Ali Sırrı:Kendisine patron denilmesinden hiç haz etmez kendisi.Ama bende öyle bir huy var ki huyumkurusun.İnsanların böyle istemediği şeyleri söyleyesim gelir.Bu tabi ki bir inat değil tamamen şaka.:)Kendisinin meşgul bir insan mı yoksa meşgul mü göründüğünü bilmiyorum ama yakaladığım yerde soru yağmuruna tutuyorum.Ve uzaktan yardım programını kurmayıp tek tek anlatıp uygulamaya çalışıyorum.Kesin bana sinir oluyordur ama idare ediyor sevgili patronum.:)İyi geçinmem lazım malum fazla abartmayım yazımı.Bana fon müzik yapacağını da burada hatırlatmış olayım ona.:)

Cincinintorunu Caner:Kendisi bir cin olmadan adam çapmaya çalışan cinsten.:P Yok ya şaka.Sevecen, esprili,komik ve doğal bir insan.Programı eğlenceli dinlenilesidir.Çaldığı şarkıların müzik zevkime hitap ettiğinde es geçemeyeceğim.Radyoda kedime edindiğim yandaştır kendisi.Tek bayan olmamdan mı benden mi kaynaklı bilmem okları üzerime çektim.Sürekli benle bir uğraşıyorlar.Şikayet edeyim size.Hoş bende hak ediyorum.Yayınına bağlanıp soru sorup mağdur ettiğim yayıncı arkadaşlarım, haklılar sanırım benimle uğraşmakta.:)Bunları içinde Caner'i kedi safıma çektim saolsun o da.Radyonun yaratıcı beyinlerinden Caner'e sevgiler.

Serbay:Böyle bir gıcık insan daha yoktur:P Sürekli bir atışma halindeyiz.Karşındakine kırılmadan kırmadan bir laf oyunu bizimkisi.Çok iddialı hakikaten de iyi konuşuyor.Birde siz blogcular demesi yok mu.Sanki biz başka bir alemdeyiz.Tek farkımız yazıyor olmamız.:)Yazdığınız kadarda konuşabiliyor musunuz görelim gibi bir durum anlayacağınız.Allah'dan mesleki avantajım var konuşurum yani.:)Her ne kadar atışsak da programıyla ilgili iyi düşüncelerim var.Türkü halk müziği ağırlıklı bir programı olan Serbay bazen sizi şarkılarla öyle yerlere götürür şaşarsınız.Belli bir dinleyici kitlesi oluşturmayı başarmıştır.Kedine has bir programı vardır.




Ertan:Rockzone programını yapan arkadaşımız.Pek fazla tanıma şansım olmadı ama rock müzik ve metal sevenlere hitap ediyor.Yayınına bir kere benim yüzümden geç çıktı.Ona da bu anlayışlı tavrı için gerçekten teşekkür ediyorum.

Sürekli Dinleyici BERNA:Onu büyük harflerle yazdım.Çünkü kalbi büyük bir insan.Sevecen ,neşeli,dertli haline rağmen gülümsemeyi bilen biri.Doğal konuşkan halleriyle sevdirdi bana kendini.Romanya'da yaşıyor ve aynı zamanda memleketlim kendisi.Hemen hemen hepimizin programını dinler ve katılır.Benim de sürekli dinleyicim ve arkadaşım olmuştur.Çok güzel bir sesi var söylediği türküyle beni mest etti.Yayınıma alabilirsem alacağım önemli konuklardan.:)Yazı uzamamış olsaydı çok daha yazabilirdim hakkında.:)Sevgiler Berna hep böyle kal.







BİRİCİT: Sürekli dinleyici, katılımcı, destekçi, kalbi büyük bir insan . yazılarını bilirsiniz Biricit'in doğal kendi gibi olmayı başarabilen insanlardan.Ona ne söylesem az.Destekleri için  teşekkür ediyorum.Onu tanıdığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Raxyo da onu tanıdığı için çok şanslı.Yayınıma katılmasından büyük onur duyacağım.Şu teknik sorunumu halleder etmez o da sesiyle yanımda olacak.:)

Ben ise orada Gizem burada Huyumkurusun bir yurdum öğretmeni garip bir divaneyim.Şimdilerde böyle bir uğraş içindeyim.Beni anlatmaya çok gerek yok.Beni blogum kadar iyi anlatan bir mecrada yok.Hepinize sevgiler.

Yazımın burada sonuna geliyorum.Hepsini tanıdığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum.Serbay'ı bile:)(Laf sokmadan olmazdı:))Hiç sanal olduklarını hissetmedim.Sanki çoktandır tanıyor gibiyim.Gene uzattım farkındayım hoşçakalın.

DİPNOT:Salı günü yayınım gece 00:00'da olacaktır.Hepinize sevgiler.




20 Mayıs 2012 Pazar

Kitap ve röportaj mimleri

  dayatmalarda kayboluş  Blogu beni  mimlemişti.Bende cevapladım.Teşekkür ediyorum kendisine.

 1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Ben im dönem dönem değişiyor.Bir kitabı elime aldım mı bırakamayan cinstenim 1 günde bitirdiğim de olur 300-500 arası sayfayı.Hiç okumadığım zamanlarda olur.Otobüste ve evde yatarak okumaya bayılırım.

2.En sevdiğiniz yazar/lar?
Öyle bir yazar tercihim yok.Seri halinde okuduğum kitaplarda olur denk gelip aldığım bir kitabı okuduğumda.

3.En beğendiğin Kitap/lar?
Milenyum serisi,harry pother serisi,açlık oyunları,uçurtma avcısı,bin muhteşem güneş,leyla,Ahmet şerif izgören kitapları,gerilim romanları ve aklıma gelmeyenler.:)

4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?
Fark etmemekle birlikte genelde yabancı okuyorum ama türk yazarların iyi yazdıkları romanların beni daha çok etkilediği kanısındayım.

5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi? 
Açlık oyunları   

6.Daha çok hangi tarz okumaktan 
 hoşlanırsın?
Polisiye gerilim ve gerçeğe yakın romanlar ve fantastik romanlar.

7.En son hangi kitabı okudun?
Sherlock holmes akıl oyunlarının gölgesinde şuan 2.sini okuyorum.

8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?
Az önce de dediğim gibi sherlock holmes hikayelerinin 2. kitabı olan Suç Detayda Saklıdır

9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Arada bir bakıyorum.Yeterli mi bilemem ben genelde kendim seçip tercih ediyorum arada bir ilginç bir kitap görürsem blogda onu da alıp okuduğum oluyor

10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)
Başkasının hayal dünyasına dalıp kendi hayal dünyanı kurmak gibi.Bir hobi bir ferahlama bir başka dünya kurgulamak benim için.

 Buda sevgili Biricit'in mimlediği mim:)

1-Blog deyince aklina ne geliyor?
Yazmak kendini ifade etmek terapi paylaşmak etkileşim içinde olmak kavramları geliyor. 
 2-Sence bloglarda en cok neler paylasiliyor?
Hüzünler,dertler,sevinçler,başarılar insan hayatında olan her şey paylaşılıyor.
 3-Paylasimda bir sinir olmali mi? 
Özel hayatın içinde kalması gereken bazı ayrıntılar aktarılmamalı diye düşünüyorum.Gene de herkesin kendi tercihi saygı duyarım. 
 
4- Sence neyi paylasirsa bir insan asiriya kacmis olur?
İlişkisindeki cinselliği abartılı bir şekilde aksettirmesi bu yüzden bir blogu takip etmeyi bıraktım.
 5-Blog yazsaydin ismi ne olurdu ve hangi konularda yazardin?
Şuan yazdığım blog daha çok kişisel bir blog ama ileride eğitim ile ilgili bir blog açmayı düşünüyorum. 
 6-Benim blog yazarligim hakkinda ne düsünüyorsun?Samimisin biricit doğalsın ve kendin gibisin bu benim için çok önemli ender rastlanan bir şey.Birde insanların ne düşüneceğini önemsemeden yazıyorsun bu hoşuma gidiyor.

 7-Blogumu takip ediyor musun, itiraf et 
Elbette sorulur mu:) 
8-Bloguma 10 üzerinden kac puan verirsin ve gelecek icin bana tavsiyelerin nelerdir?
Puan vermek için sınav yapmam gerekli dermişim:)Ben blog hocası değilim ki not vereyim .Gelecek için aynen böyle devam et ve umudunu hiç yitirme böyle kal diyorum.

Mimleme işini bırakmaya karar verdim.İsteyen yazsın artık.:)Yorum yazanlar kesinlikle mimlenmiştir.Yok yazmayıp da bakanları da okuyanları da mimliyorum lütfen seçin beğenin ve çekinmeyin.İlla davet beklemeyin.:)



19 Mayıs 2012 Cumartesi

Bütün Kuşlar Uçmaz ki

Cuma günüydü sanırım.Hastalıktan beynim pek iyi işlemiyor.Çocuklarla gene hayal kurmaca oynadık.Ben söylüyorum onlar hayal ediyor.Hayal edeceğimiz mekanı onlar seçti.Hepsinden gelen cevapları değerlendirip ortak bir hikayede buluşturdum onları.Kimi Yunanistan,kimi Kazakistan,kimi Ankara,kimi İstanbul boğazı,kimi Çanakkale,Kimi kuzey kutbu dedi.Bende kendinizi bir kuş olarak hayal edin dedim.Kuşları yeni işledik sayılır.Hayvanat bahçesine düzenlediğimiz geziyle de iyi pekişmişti o konu.Şimdi bu hayal kurmacasında çeşit çeşit kuşları hayal edebileceklerdi.


Her şey iyi güzel gidiyordu da ben bu ülkeleri ziyaret ettiriyordum zihinlerinde ama bir mantık hatasını atlamıştım.Kuşların hepsi uçuyor değildi.Kimisi penguen tutmuş aklından kimisi tavuk.Hemen bu mantık hatasını düzeltmeye çalıştım ama yürüyerek gitsin onlarda dedim.:)Birisi bir şey daha demişti ama tam hatırlamıyorum.Olmaz vs gibi bir şeydi sanırım.Hım şimdi hatırladım.Kuzey kutbunda yaşam yok ki demişti.Çocuklar hayal bu istediğimizi kuralım diyerek devam ettim.Bu arada bu çocuklar bu ufak yaşlarında nereden biliyorlar bu bilgileri derseniz işte orada tutamam kendimi överim.:P

Zihnimizde kurduğumuz bu hayal neticesinde bizim kuşlar epey gezdiler.Gariptir çok seviyorlar bu oyunu.Gülümsüyorlar genelde ve ben şöyle hayal ettimle başlayan cümleler kuruyorlar.:)


Birde ip atlamayı öğrettim hani iki kişinin içine girip oradan oraya 3 kişini zıpladığı oyun.Bilmemelerine çok şaşırdım.Ne oynuyor bu çocuklar?Bilgisayar çocuğu olmaya başladı hepsi.Ki çoğunun evinde yok, onlarda tv çocuğu.Erkeklerin bazısı da ip atlamaya katıldı.Futbol oynamak isteyenleri ise serbest bıraktım.İp atlayan bazı erkek çocuklarının kızlardan daha yetenekli olduğunu fark ettim.Böyle keşifler yapmak çok hoşuma gidiyor.

Anlatacaklarım çok da bu yazı da bu kadarlık kafi.:)Öğretmenlikle ilgili birikimlerimi paylaşmaya devam edeceğim görüşmek üzere.

Raxyolu Günlerim

Gene yağmurlu bir hafta sonuna gelmiş bulunmaktayız. Böyle hafta sonları yazı yazmak için muhteşemdir.Ama genelde beni karamsara bağlatır.

Belki bilenler vardır.Raxyo radyoda yayın yapmaya başladım.Bir internet radyosu.Aslında kedimi saklamıştım ve oradaki ismimde farklı.Blogumu korumak adına bunu yapmam gerektiğini düşünmüştüm.Ama bu durum öyle bir hal aldı ki hem gizem hem huyumkurusun olarak o radyoda yer almak riyakarlık yapıyormuşum gibi hissettirdi.Beni huyumkurusun olarak bilen arkadaşlarım Gizem olarak da sevmeye falan başlamışlardı.Bende bunu yayında açıkladım.Henüz kendi yayınım da açıklamadım ama onuda yapacağım sanırım.Birde bloglardan konuşulsa bahsedememek ya da sende blog açsana sözlerine zaten benim blogum var diyememek garip oluyordu.Sonunda kısıtlamalara gelemeyen ben, kendim oluşturduğum bu kısıtlamayı kaldırıyorum ve açıklıyorum.Umarım bu yayın işi blogumu yazmama engel teşkil etmez.Çünkü burası sırf  kendim için yaptığım tek şey.Bir çok şeyi diğer insanlar için yapıyorum.Ve bu blogu kaybetmek gerçekten üzer beni.

Orada olmak benim için çok keyifli.Çok rahatsın diyenlere ise şaşırıyorum.Kedime  de şaşırıyorum aslında normalde o kadarda rahat sayılmam.İçimden gelenleri söylüyorum, yayının akışına  dinleyiciye göre gidiyorum. Blogumdaki gibi hissettiklerimi düşündüklerimi beyan ediyorum.Yalnız yazmak daha kolay. Konuşurken silme ve geri alma şansınız yok ufak hatalar yanlış anlaşılmalar olmasın diye dikkat etmek gerekiyor.Orada olmaktan yeni insanlar tanımaktan çok keyif aldım.

Onları, karakterlerini diğer yayıncıları başka bir yazımda anlatacağım.O radyoya yayın yapan ilk bayan oldum.Bir cesaretle girdiğim bu işte deneyimsiz halimle  neler yapacağım şimdilik bilmiyorum.Doğaçlama gelişiyor her şey.Bu da benim açımdan daha keyifli açıkçası.Radyodaki yayın işini kabul ettiğimden beri çok şey öğrendim.Bu da beni perçinliyor.Bilirsiniz yeni şeyler öğrenmeyi çok severim.

Raxyonun sloganı frekansı olmayan insanların frekanssız radyosu.Herkes ayrı telden çalabiliyor.Herkesin kendi frekansı farklı farklı o yüzden bir kısıtlama yok özgür diyebiliriz.Her ne kadar Ali'ye patron diye takılsam da henüz bir patronluğunu görmedim.Hepsine buradan sevgiler gönderiyorum diğer yazımda onları ve orada yaşadıklarımı anlatacağım.Bir daha ki yazıda görüşünceye dek sevgiyle kalın.

Bu raxyo da neymiş diyenler için bu da adresi:http://www.raxyo.com/

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Silmeden Mimi

    Beyaz Sayfa beni mimlemiş ki zaten kendi oluşturduğu bir mim sanırım.Beyaz mimini şöyle açıklıyor.


"Silmeden bir yazı yazabilir misin kendin için..O anda içinden ne geliyorsa yaz lütfen..En doğal halinle yaz ..Silmeden..O silmeden yazdığın yazı senin en devrik halin olabilir muhtemelen ki ben şu anda silmeden yazıyorum..Duygu ve düşüncelerinin ilk halleri..Bir kaç satır içine sıkıştırılmış en dürüst haller..Hayatında bunu ne kadar yapabilirsin peki ? Kimse beceremez bunu korkma , herkes az biraz yalancıdır zaten şu yalan dünyada..Aklına ilk gelen şeyi söyle desem söyleyebilir misin? Bak ben söylüyorum..Hayır söyleyemiyorum..
Ve yine silmeden devam ediyorum..
    Kim ne düşünür vasvatası içinde döneşip duruyorum..Silmeden yazıyorum ama belki uzun bir süre düşünüyorum..İçimden söküp atmak istediğim kocaman bir bağlılığım var geçmişe karşı..Kendi içimde yarattığım ve büyüttüğüm..Bu hallerimi hiç sevmiyorum..Zayıf bir karakter olmalı bu..Kendimi güçlü bilirim ben oysa..Demek ki hiçte güçlü değilmişim..Öğrenirim belki zamanla..Silmeden yaşamayı, silmeden anlatmayı..
   
 Bu enteresan mim Made In Beyaz Sayfa olup her hakkı mahfuzdur :):) İzleyicim olan ve benim izlediğim  tüm blog yazarı arkadaşlarımı ziyaret edeceğim..Ve ilgiyle takip edeceğim..En önemli nokta şu ki yazmaya başladığınız andan itibaren delete tuşunu kullanmayın  lütfen..Ve yazınızın ismi de "Silmeden" olsun..
Sevgilerimle.."

Silmeden bir yazı yazacağım şimdi.Genelde böyle silmeden yazarım.İçimden geçeni yazmayı ise bazen ertelerim bazen şiirle anlaşılmaz kıldığımı sanırım.Garip biriyim belki.Bugün bir kez daha anladım ki kendimi birilerinden daha az iyi ya da daha eksik görmem yanlış.Her seferinde bu kanıya varmam iyi mi bilmiyorum.Ya da bunu her seferinde yapıyor olmam.Dedim ya garip biriyim bazen.Saçmalarım sık sık.Kafayı sıyırdığımı sanırsınız halbuki normal halimdir o.Normal davrandığımda ben olmuyorum olması gerekeni oynuyorum.Herkes gibi olabilmek adına gerekli belki.Çok geleneksele kaçan bir yapım olduğu gibi bazen çağların üstünde düşüncelerimde olur dedim ya garip biriyim işte tezatları barındırdığımdan mıdır nedir anlaşılamam bir türlü kimine göre ciddi kimine göre olgun kimine göre esprili kimine göre çocuğum tezatım her şeyde.Muhalefet doğmuş bir çocuğum sorgulayarak büyüdüm ki çevrem sorgulamaya açık bir yapıda da değildi.Onların dışında kaldım kendimin içinde.İç dünyamda ayrı bir ben yaşıyor şimdilerde.Belkide herkes gibi biriyim.Kendimi abartıyorumdur ya da farklı görmek istiyorumdur diye de düşünüyorum bazen.Ama bu tez sadece bana ait değil beni iyi tanıyanların ve tanımaya başlayanları ortak düşüncesi.Her ortamda kendimi ortaya koymam arka planda olmak iyidir benim için.Popülerlikden kaçışım bundandır belki.

Bu yazıyı kaç kişi silmeden yazar bilmiyorum ben bu mimi gerçekten silmeden yazdım.Silme hakkım olsaydı bir kaç yerini silerdim kesin.Hatta komple belki.Ama şu sanal alemin kaç kişisi bu mimi hakkıyla yapar bilemiyorum.Ben yaptım ya gerisi de boş aslında.En güzel yazınızı değil en içten yazınızı yazmanız dileğiyle.
                                                                                                  Huyumkurusun    
              
Bu yazıyı okuyan herkes mimlenmiştir sevgilerimle...

Enerjik Gün

Bir garip enerjiğim bugün.O kadar olumsuz şeyden sonra bile enerjiğim şaşıyorum kendime.İnsanlar hala kötü ve dünya berbat bir yer olsa da ben iyiyim.Sağlığım yerinde huzurluyum dişe dokunur bir derdim yok.Bilinçli bir yalnızlığım söz konusu sadece. O da insanlarla yakınlaşınca kötülüklerinden nasibini almamdan kaynaklı bir zorunluluk.He gene de insanlardan uzak kalıyor sayılmam.Hatta çok içlerine de giriyorum.Neyse işte hayat bu akıp gidiyor zannımca.Anneme bir mektup yazdım bugün. Paylaşmak istiyorum sizlerle.Çok mutlu olmuş kendisi.Bense mutlulukları bırakmış saçma salak şeylere üzülüyorum saçma sapan şeyleri dert ediyorum.Hiçbir şey umrumda değil artık.


Biricik anneme;
Bugün anneler günü.Orada olup hediyeni vermek isterdim.Henüz bir hediye almadım karar veremedim.O yüzden uzaklardan da olsa bu mektubu yazayım istedim.Duygusal bir mektup yazıp seni üzecek değilim.Zaten üzülecek bir gün de değil.Anne olanların hatırlandığı bir gün.Ve zaten hiç unutmuş değilim ki.Çocukken anlamsız sorularımla bazen kafanı şişirdim.Büyüdüm muhalefet tavrımla üzdüğüm oldu seni.Ama hep çok sevdiğimi bil isterim.
Sevgi dolu cümleler yollamayı düşündüm ama onu da beceremedim belki J
M..... Sultan geç oldu ama anneler günün kutlu olsun. Hep mutlu ve sağlıklı ol inşallah.Allah seni başımızdan eksik etmesin.Her işi çekip çeviren sen.Hiçbir şey de yapmasan başımızın tacısın o ayrı.Seni seven çocuğun,uykucun huyum sevgilerini yollar anneler gününü kutlar.Öpüyorum yanaklarından.Bugün değil her gün annemsin iyi ki varsın.




12 Mayıs 2012 Cumartesi

Ben Ölürsem

Ben ölürsem
Ne eksilir şu dünyadan
Bir parça iyilik mi
Anlamsız şiirler mi

Ben ölürsemm
Kim ağlar ardımdan
Bir parça sevdiklerim mi
Sonrası unutulup gider mi

Ben ölürsem 
Madem ki ölmüşüm
Ne anlamı kalır ki
Unutulup gitmek neden acıtsın ki

Ben ölürsem
Yazdıklarım geriye kaldığında
Ne düşündürür ki
Rahmet sunan olur mu ki

Ben ölürsem ağlayanlar ardımdan
İyi bilirdik der mi
Ağlayamayıp üzülende olur mu ki

Banene ki ben ölürsem
Farkında olur muyum ki
Yoksa cehenneme mi giderim
Cenete merhaba mı derim ki

Ben ölürsem 
Ne kalır ardımda
Bu blog okunduğunda
Ne hissettirir ki
Bir başkası bloguma yazıp
Öldüğümü beyan eder mi ki
Yoksa sahipsiz bir blog
Zaten ölü bir sahip gibi mi
Bilinmez belki
Belki bilinir
Birileri üzülür
Birileri düşünür
Her ölüm sadece kişiyi götürür
Kalanlara selam olsun...

(Bir blogger öldü denilince hislenip yazdım.Bilemedim emin olamadım gerçekten öldü mü?Bir garip alem ki bu sanal alem, ölüm bile emin olunamayan oluyor.Yazılarıyla tanıdığınız hatta eleştirdiğiniz bir insan ölüp gitmiş bu dünyadan.

Bir garip his silsilesi yaşadım.Sonra oturup düşündüm.Ben ölseydim ne olurdu  ve tabiki tam olarak bilemedim ne olurdu.Ben üzülüp ağladımsa, emin olmadığım bir ölüme belki de vardır benim gibileri dedim.Ağlanmasını istemek değilde önemli olduğunu bilmek istiyor işte insan aciziz böyleyiz işte.

Onun blogunda olduğu gibi tanıdığım biri gelip ölümümü beyan eder mi?Ama bilmiyor ki bir kişi dışında o da kardeşim yazacak halde olur mu ki.Ben yazmadıkça anlaşılır mı ya da blogu terk mi etti denir.Kim bile bilirki aslında ruh bedenimi terk etmiştir.)

http://www.youtube.com/watch?v=mjz47loRvuo








Söz Veriyorum

 Öğüt içerir.

Kendime söz veriyorum.İlerde bir gün...
Popüler olmak için asla çabalamayacağım şuan da olduğu gibi.Farkında olmadan öyle bir şey olsa bile kendim olmaktan çıkmayacağım.

Para haddinden fazla geçerse bir gün elime.Beni ben olmaktan çıkarmasına müsaade etmeyeceğim gerekirse bağışlayacağım herhangi bir yere.Bağışlamak yanlış kelime bağışlamak benim ne haddime vereceğim işte elime geçen ilk fırsatta işe yarayacak bir kurum ya da birilerine.

Söz veriyorum kendime.Ne kadar kızarsam kızayım kendime kendim olmayı bırakmayacağım gene de.

Aşık olursam bir gün tut ki oldu öyle bir şey herkesin yerini bileceğim unutmayacağım sevdiklerimi de.

Geldiğim yeri unutmadığım gibi gitmeyi istediğim yeri de unutmayacağım.Hedeflerimden caymayacağım insanlık tükense bile.

Olursam bir gün anne, çocukluğunu unutmayan bir anne olacağım kısmetse.

Korkmayacağım kendim olmaktan ne tepki gelirse gelsin be.:)

Daha çok sözlerim vardı.Yuttum içimde kaldı. Bir daha ki sefere verdiğin sözleri yutma diye söz vereceğim kendime.Ha birde Söz tutulmak için verilir. Çiğneme kendine verdiğin sözleri, kendine saygını yerle bir etme diyeceğim.

Tut ki karnım acıktı kendimi yedim bitirdim.O zaman haydi bana güle güle... :)

Kırılan Bardak

Bugün sulu boya kullanarak anneler günü için kart yaptık.Bir öğrencim sulu boya için kap olarak cam bardak getirmiş.Bende o anki gerginlikle elinin kesilebileceği durumunu da düşünerek sinirlendim.Belki haklıydım bir anne bunu neden düşünmez düşünemez diye kızmakta ama çocuğa yansıtmamalıydım hatalıydım kızdım kendime.Hatamı telafi etmek için bir kaç söz söyledim ağlamaya başladı öğrencim sarıldım özür diledim.Ama hala içim buruk.Kırılan bardak kalp kırmamalıydı.

Kızgınlığımı ifade etmek her zaman bana daha fazla üzücü olarak geri dönüyor.Doğru yerde kızsam belki böyle olmaz diyorum ama bilmiyorum...

11 Mayıs 2012 Cuma

Virüslüdür Yaklaşma

Uyarı:Dikkat kızgın yazı içerir!
(Bundan böyle tv de olduğu gibi blog yazılarımın başlarına böyle mesajlar yazacağım.Güldürü içerir korku içerir vs gibi.)

Düşüncelerimi görünmez bir bağla bağladılar sanki ifade güçlüğü yaşıyorum yazamıyorum.İşte bu da o yazamama denemelerimden biri olacak sanırım.Garip bir hal alan blog dünyasından şikayetlerim var ama o konuya hiç girmeyeceğim.Ben kendi kabuğumun içinde yaşayan yavaş ama emin adımlarla yürüyen bir kaplumbağayım tavşanın beni geçeceğinin farkındayım.(O konuya girmeyeceğim deyip o konuya balıklama dalmışım neyse oldu bir kere.)

İçime giren virüsle baş etmeye çalışan programlarım şimdilik kısa devre yapıyor.Yazdığım paragrafları bir bir siliyor.Hey gidi virüs beynimle oynama söyledim sana...

Her zamanki gibi evirip çevirmelerim sonucu sadete gelmek üzereyiz son bir ani frenle geri dönüş de yapabilirim belli olmaz.Hey huyum bela seni çağırıyor...

Neyse huyum yazma sus konuşma bırak riyakarlık dünyasını...

Virüs siliyor ben yazıyorum ben mi virüsüm virüs mü ben ,ayırt edemiyorum. şizofrenik bir hal içindeyim.iç dünyamla savaşımda, konuşmayı yazmayı ifade etmeyi seçiyorum.Evet sevgili blog hazır ol ben yazıyorum...

Şimdi bugünlerde küskünüm bu dünyaya.Aaa neden huyum demeyin bana. Nedir bu blogdaki gergin havalar?Oysa hepimiz kendimiz olmaya, yazmaya anlatmaya paylaşmaya vs ne için buradaysak onun için burada değil miydik. Derdi kavga etmek gerginlik çıkarmak olanlar vardıysa bilemem tabi.Dünyada böyle insanlar olduğuna inanmak benim için zor gerçekten.Hala akıllanmadım işte okuyanlar bilir benim bu akıl almaz hallerimi.

Ne olmuş huyuma? Neden kızmış?Neden küsmüş? dediğinizi duyar gibiyim.Ya da bize ne kardeşim neye kızdınsa kızdın diyorda olabilirsiniz.Bende diyorum ki okuma o zaman bak baştan belli.

Genelleme yapmadan bazı bloggerlara sesleniyorum.
Bazı konuları eleştirip ardından o eleştirdiğiniz şeyi yaparken hiç mi utanmıyorsunuz.Ne yapmaya çalışıyorsunuz sanal nasılsa kaypaklık yapsam ne çıkar mı diyorsunuz yoksa siz hep mi böylesiniz.Sorgulamam bile çok saçma elbette ki öylesiniz.Hani şu desinlerci tiplerden.Sosyal insan desinler,entel insan desinler,popüler insan desinler,desinler de desinler .Her neyse benim kızdığım neysen o ol ona gidip öyle buna gidip böyle şöyle deme ikili oynama yani.Elalemin derdi beni mi gerdi gibi oldu ama aynen öyle oldu.Kayıtsız kalamıyorum buralardan soğuyorum.İyi bir dünya zaten yoktu huyum sen ne sandıydın...

Virüs konuşuyor yazar geçici olarak sistem dışı kalmıştır.Belki döner belki dönmez.Kızgınlık dediğin nedir ki geçer gider  , döner o döner...



8 Mayıs 2012 Salı

Sus be kadın

Sus be kadın sus be...
Dinlemedim tamam dırdır etme
Öğrenemedim hala sahteciliği
Dediğini yapamadım

Bilmiyorum sanma sakın
Dinliyorum her cümleni
Olmuyor be kadın olmuyor
Büyüyemedim gitti, ne yapayım.

Affet çocuğum daha
Öldüreceğim seni deme bana
Ben ölürsem kadın, ben ölürsem
Zombiye bağlarsın yaşayamazsın

Unutma gülen yüzün benim
Acı versem de sana
Çocukluğuma ver kadın çocukluğuma
Oldu bir kere daha be kadın
Tamam söz artık uslu duracağım.

                                   İçindeki Çocuk


Sabaha Varmadan

"Efkarlıyım başım duman"
Sitemim var ey koca dünya
Benim gibi bir divaneden
Ne beklenir ki başka

Geceyi geçti saat
Dibe vurdu yelkovan
Kalbimin gurultusu
Başıma  vurdu inan

Sıkıştım bir dünya içine
Çıkamıyorum debelensem de
Saklanbacım sarpa sardı
Hoşçakalın ebe sobe yanlıları...


7 Mayıs 2012 Pazartesi

Pazar matemi esintisi

Bugün ilk kez aynada gözümün içine bakıp ağladım ve şairlerin ne dediğini daha iyi anladım.Sonra da görmezden gelerek gülmeyi bildim.Ne iyi oyuncuyum ben blog.Oyunu oynarken virajlarda zorlanıyorum.Şimdi ise az sağa çektim dinleniyorum...

Binlerce Dansöz Var

Büyük düşünür Serdar Ortaç ne demiş.Ne büyük düşünür ama.:)Çok sevmesem de kendisini doğru demiş.Binlerce dansöz var hatta milyonlarca.Kıvırmayın ya da kıvırın izliyoruz...

Bu yazının içeriği bende saklıdır.Anladım ki blog sende sarpa sarmaya başladın.Bakalım sana yaptığım haksızlığın cezasını nasıl çekeceğim blog.Saklı kalmalıydın kendi kuytunda...

6 Mayıs 2012 Pazar

Hakkımda (Mim)

 Kumbaramda biriktirdiklerimi harcamaya başladım.İlk siftah mimi hakkımda doğru bilinen yanlışlar üzerine. Hadi buyrun bakalım.
biricitconsungunlugu , Dayatılanla Yaşayan  blogları beni mimledi ikiside candır ikisini de teşekkürler.
Gelelim sorulara

1.Ruhunuzun rengi nedir?
Ruhun rengi olmaz zannımca.Ruhum su gibidir diye düşünüyorum. Su gibi akar bazen bazen donar bazen durgunlaşır.Su gibi titreşir bazen.Bazen göz yaşı olur.Su gibidir ruhum suyun hallerini yaşar.

 2.Maddiyat mı Maneviyat mı?Sıralama yapınız.
 Maneviyat ötesi yok.Maddiyat sadece gerektiği kadar kazanabilmek ayaklarının üzerinde durabilmek maneviyatımı yaşayabilmem için gereklidir.

3.Hakkınızda bilinen yanlışlar
 Kim kimin hakkında doğruyu biliyor ki.Hepimiz yanlış tanınırız,öyle inanırız.Reelde yanlış tanındığımı düşündüğüm kadar sanalda da öyle tanındığımı düşündüğüm şeyler oluyor.Sanalda yanlış tanınmam kadarda normal bir şey yok.Tek ifade şeklimiz yazımız ve birini tanımak için tek başına yazı yeterli olamıyor.Kaldı ki reel ortamda bütün argümanlar olmasına rağmen insanları okumak gibi bir uğraşımız olmadığından gördüğümüz bazı davranışlarına göre,ön yargılarımız eşliğinde tanıyoruz insanları yani tanımıyoruz."İşin aslı hakim bey"şu yani ben ne kadar anlatsam boş bazen ama gene de anlatayım.Ben mesela burada nasıl tanınıyorum bilmem ama bazı ortamlarda çok ciddi olgun tarafımla tanınırken başka bir ortamda en geyik kişi olabilirim.Sıradan görünürüm.Ama insanlar tanıdıkça çok şaşarlar bana, çok değişik bir insansın laflarını çok duydum.Öz kardeşim bile bu kanıdadır.Anam babamı saymıyorum bile.Kendimi tanımladığım kısımda da yazıyor bu.Bilumum biriyim işte her şeyi içinde barındırıyorum.Kötü duyguları pek barındırmamaya çalışıyorum.Kin tutma nefret etme huyum yoktur.Korkak değilim ama savaşçı da değilim.Gereksiz yere mücadeleye girmekten kaçınırım.Naif görenler vardır belki burada sakin vs öyleyim de yanlış değil ama eksik.Sinirlendiğimde beklenmeyen biri olurum.Sinir beni cesur yapar bu arada önemsiz kalır her şey dökerim içimi.Hazır cevap biriyimdir biri beni kızdırdığında özellikle.Herkes gibi biriyim işte taki siz beni tanıyana kadar.:)

 4.En Sinir Olduğun Üç Şey:
1.Kendini beğenmiş insan yani kibirli insana
2.Cahil olduğu halde bildiğini iddia edenlere
3.Haksızlıklara

Mimlenenler:
ya kim mimlendi bilmiyorum ki ben mimleyim mimlenen yazmaz zaten.
J. Yo.Okie
Uyuşuk Hayalperest
 ŞAVKÎ

Diziler mimi

Kumabaramı harcamaya başladım mim üstüne mim yazacağım.Ödüllerde var tabi.

men de boor  ve biricit beni mimlemişlerdi mazide kalan bir tarihte.Ancak yazıyorum sevgiler.

Mim konusu:Diziler hakkında 8 şey yazmamız bekleniyor.

Artık dizilerle iletişimimi kesmiş biri olarak sekiz şey bulabilir miyim bilmem deneyecez görecez bakalım.

1.Türk dizilerindeki senaristlerin bir müddet sonra uçması sonucu o dizilerin sarpa sarmasına dayanamıyorum.Resmen izleyiciyi salak yerine koyuyorlarmış gibi geliyor.Dizi dizilikten çıkıyor fantastik bile değil çok hastalıklı geliyor bana.Yani Türk dizileri bir yerde son yazmayı bilmiyorlar.Uzadıkça uzatıyorlar.

2.Dizi dediğin film tadında olmalı her bölümü ayrı bir tat olmalı.Ben yabancı dizi olarak House ve Merlin'i takip ediyorum.

3.Bir diziye bağlanmak beni geriyor.Bağlandığımı hissettiğim anda hemen bırakıyorum.Bağlanıp o dizi için yaşamı kaçırmak istemiyorum.Hoş nete takılıyorum bu sefer de. Neyse siz bana bakmayın kendimle çelişirim zaman zaman.:)

4.O feriha dizisi ne öyle ya valla izlemek zorunda kaldığımda yüreğime daralmalar geliyor.Çevremdekilerin dizi zevklerine bağlı kaldığımda yaşanan durumlar bunlar.

5.Başlangıçta yalan dünyayı sever gibi oldum sonra sevemedim nedense soğudum.

6.Zamanın da yalan rüzgarı tarzı diziler vardı.Ne diziler vardı be. Hey yavrum hey.Entrikalar vsler.Türk filmleri dizileri halt etmiş.Gerçi bizde de o yana gidiş var.

7.Şöyle güzel bir dizi olsa vallahi izleyecem ama evdeyken şu doktorlar dizisi zulmüne ve cennet mahallesi zulümlerine katlanmış biri olarak diziden soğudum bırak diziyi hayattan soğudum ya.

8.Benim hayatım dizi ben diziyi ne yapayım dermişim.Şaka bi yana şu yaramaz ya da serseri öğrencilerin özendirildiği dizileri sevmiyorum.Hayatta öyle olmuyor dizilerin bu etkileri yüzünden çocuklar böyle davranmayı iyi bir şey sanıyorlar.Bir kere de uslu,sakin,akıllı çocuğu özendirin ya ama ondan malzeme çıkmaz reyting çıkmaz tabi.Sizi gidi reyting canavarları ne diyim.Dizilerin tek bu etkisi yok tabi ki ama olumlu etkileri çok az olumsuzlarsa gırla geziyor.Dizi izleyenleri kınamıyorum yanlış anlaşılmasın, yapımcıların daha kaliteli diziler yapmalarını bekliyorum sadece artık.

Uzun zaman oldu ben bu mimi geciktirmiştim mimlenmeyen kaldıysa lütfen buyursun sevgiler.


40' lı yaşlar

Bir çift kadın grubu oturuyordu masa da.Sadece meraklı bir genç beyin vardı yanlarında. Hepsi 40'ını aşmıştı masadakilerin biri dışında.Sık sık yaptıkları muhabbetleri vardı gene sadece bir farkla.Belki de genç kadın farklı buluyordu bu konuşmaları kendi çapında.40'lı yaşlarındaki kadınlardı arkadaş grubu.Bazen kendini onların yanında çocuk gibi hissederdi bazen de onlardan daha olgun olurdu hayata bakışı.

Bir tanesi dedi 40'lı yaşlarımı seviyorum.Artık başkaları için yaşamayı bıraktığın yıllar oluyor.Diğerleri de onayladılar kadını.Dediler ki genç bayana dönerek" 40'lı yaşları seveceksin."Kız anladığını düşündü kadınları.Onun da hayatında böyle düşündüğü anlar olmuştu.Bir örnek de kendinden verdi.Ama yaşanmışlığı olan bu kadınlara basitti anlattıkları.Kendini küçük hissetti gene çocuktu onların nazarında.

Gençliği seviyordu kız bir müddet sonra nasılsa yaşlanacaktı ve o olgunluğa varacaktı.Yaşadıkları demekki o olgunluğa eriştirmemişti henüz onu.Farkına vardı güldü geçti kendine.Sen daha çocuksun gerçeğini kabul etti sessizce.

Kimine göre çocuk kimine göreyse koca kadındı.Yaşını yaşamayı bilmeliydi kime göre ne olduğu değil, kendi için ne olduğu önemliydi.Kendine saygı duysa da bazen de çok yerle bir ediyordu.Bu huyunu bırakamıyordu bir türlü .40'lı yaşlarda bırakırdı belki.Belki o da,yaşarsa o zamana kadar,severdi belki  kadınlar gibi 40 lı yaşları...

Kendine not:Bugünü sevemeyen yarınını sevemez.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Mim kumbaram

Mim kumbarası yaptım.Mim biriktiriyorum.Ne kadarda uyanığım değil mi?Üşengeçlik yapıp geciktirdiğim mimleri artık böyle ifade edeceğim.Artık benim bir mim kumbaram var.Gelen mimleri topluyorum.Pamuk eller cebe:P:):)

Yakında yazacağım mimleri telaş yaptırmayın canım aa.İki ayağım bir papuca sığmaz şimdi.:)

Kumbaramdakiler:

1.2 tane biricit'in yolladığı mim
2.Mendeboor'un yolladığı mim
3.Deep'in yolladığı ödül
4.kahvetelvesi gelen ödül
5. biricitten gelen ödül
6.Uyuşuk hayalperestten gelen ödül.




Normal Şartlar Altında

Saat:06:30 Normal şartlar altında benim bu saatte yazı yazmam hatta uyanmam olanaksız gibi bir şey.Hiç uyumamışsam o başka tabi.Ancak bir işimin olması falan lazım.Erken kalkmak huyum ezelden beri yok.Hep geç yatan geç kalkan bir birey olarak çoğu zaman annemi de yıldırmışımdır.:)Tüm gün uyununca bu saatte kalkılabiliyormuş.Aslında hala uyurumda bir kusur işledim, uyanınca uyuyamadım.:S

Uyku Saçmalığım

Uzun zamandır kaçıyorum senden
Özellikle saat geceye iyice bir vurmalı 
İyice teslim olmalıyım sana
Nedir beni senden kaçıran
Teslim olmaya vardıran
Uykuma açtığım yani kendime
Bu savaş neden?

Gene işin gücün sorguluyorsun kendini
Saçma bir iş seninkisi
Depresyonda bahanen değil şimdi
Nedir bu seni uyutmayan
Boş işler yaptıran
Cevabın yok demi
Öyleyse hadi git şimdi.:)