Sayfalar

22 Haziran 2012 Cuma

Sevilen Şımarır Mı?

Bu yazıyı Dayatılan şu yazısını okuduktan sonra yazdım.Bir nevi yazıma ilham oldu.İlham için Dayatılan'a teşekkürler.


Bugüne kadar çevremde gördüğüm tüm kadınların el üstünde tutuldukları bir sevgi yaşıyorlarsa şımardıkları yönünde gözlemlerim oldu.İnsan belki biri tarafından çok sevilip çok değer gördü mü kendini dev aynasında görmeye başlıyor olabilir.Sevdiği kişiye yaptığı nazlar seven kişiyi mutlu bile edebilir.Ancak şöyle ki bu çevreden bakıldığında hiç hoş görünmüyor.Üstelik o şımarıklığı başkalarının da çekmesini bekliyor adeta bunu kişilik haline getiriyorsanız daha da çekilmez bir hal alıyor.

Çok sevilmek,ilgi odağı olmak bir dediğinin neredeyse ikiletilmemesi o kişi için gerçekten hoş ve güzel bir duygu.Ancak bu şuna dönüştüğünde yani hatalarınızın asla size söylenmemesi ya da bir olayda haksızsanız dahi sizin haklı görünmeniz ne kadar yaşarken hoş bir duygu gibi görünse de uzun vadede zararlı olduğu kanaatindeyim.Neden mi? hep kendinizi doğru sanmanıza neden olduğu için.Yanlış yönde ilerlemenize sebep olduğu için.Belki en çok sevdiklerinizin sizden uzaklaşmasını sağlayabileceği için.Kendinizi gerçeğiyle göremediğiniz için.Bütün bunları düşününce bu denli bir sevgi anlayışının aslında çok da sağlıklı olmayacağı kanaatindeyim.Belki insan hayatta ne yaparsa yapsın hep avunacağı bir yer olsun isteyebilir.Ama aslında insan çoğu zaman doğruyla yanlışı ayırt etmesinde bazen yol gösterici birilerini de arar.Tabi ki siz sırf kendi doğrularınızla ilgilenmediğiniz sürece.

Bir örnek vereyim kendi gözlemlerimden.Birbirini çok seven bir anne ve baba düşünün o kadar birbirlerine düşkünler ki çocukları daha 2. planda kalıyor.Bunun çocuğa hissettirdiği ne kadar haklı olursam olayım babam veya annem ondan(annemden ya da babamdan) taraf beni onun kadar sevmiyor düşüncesiyle yoğrulur.Kendini eksik sevilmiş ve güvensiz hisseder.Yanlışının doğrusunun çok farkında olamaz.Tam tersi aileler ise daha çoğunluktadır.Bir çok anne baba çocuklarını her zaman daha ön planda tutarlar.Çocuklarının bir dediğini iki etmez şımartırlar.Peki her zaman sevilen kişi şımarır mı?Şımartılmalı mı?Bu durumda sevdiklerimize asıl kötülüğü bu sevgi anlayışımızla yapmıyor muyuz?

12 Haziran 2012 Salı

İç Sesim Diyorki;

 Sevgili Biricit,Deep,Semma beni mimlemişler gecikmeden ötürü aflarına sığınıyor ve yazıyorum.
İçindeki sese bir kulak  ver hele..

Anlat bizde dinleyelim..

Ya da o sesi dinler misin , veya hiç tınlamaz mısın..

Ne yaparsın , ne edersin?

Hadi yazsana..
İç sesime geçmeden önce ben zaten sık sık iç sesiyle konuşan,hesaplaşan hafif deli bir tipim.Dış sesimi zaten radyoda dinleyenler bilir.Saat 20:00'da gene yayındayım dış sesim için tıklayınız dermişim.:P
 İç sesim harbi biraz manyaktır,acayip kuruntuludur ve çoğu zaman okuduğu kitaptan etkilenir bir müddet o cümleler gibi konuşur.

Şimdi kulak veriyoruz buyrun dinleyin hele.:P

Radyoyu gerçek hayattaki arkadaşlarına söyledin.Etme yapma dedim dinlemedin.Şimdi blogunu da öğrenirler.Neden saklanmıyorsun.Hmm anladım şimdi saklambaçtan sıkıldın. Kendini ortaya koyuyorsun.

Hep geç yatıyorsun niye böyle yapıyorsun aslında üşengeçsin işlerini hep erteliyorsun kızım diyorum sana erken yat erken kalk düzenli hayata alış artık.Dinleme bakalım seni gidi huykurusu kuruntulu insan.

Off çok sıcak(Pardon topyekûn tüm seslerim bunu diyor.)
Cuma gününe iyi hazırlan okulda güzel bir sunum yap,komik videolarla süsle diyor.Sıkıcı olmadan güldür eğlendir öğret diyor.
Valizini hazırlamaya başla gene son güne sıkıştırma diyor.
Arkadaşlarını ihmal ettin ve blogunu biraz zaman ayır diyor.
Çok fazla işlere giriştin ama iyi ettin boş ver bu dünya fani diyor. 

Ve   gene tehlikeli sularda yüzüyorsun diyor.
Diyorda diyor. Eee yeter, bende bazen birazda sus diyorum.:)

Aşağıdaki kısmı biraz incele kim yapmış kim yapmamış öle mimle diyor.
Mimlenenler:İç sesimi dinliyorum birazdan gelip mimleyeceğim.





10 Haziran 2012 Pazar

Bir İç senfonisi

Sadece geceye ait değildir hüzün ama nedense geceleri çıkar suyun üzerine.Denizaltılarda sakladığımız hüzünler sanki geceleri çıkmayı bekler.Durun anladım şimdi benim gündüzde çıkıyor hüznüm dışarı ki.Demek ki çıkmak için geceyi değilde yalnızlığı bekliyor.Düşüncelerinin serbest kalışı gibi hüzünde serbest kalıyor.Kim sevmez ki yalnızlığı veya kim sever.Ben severim.Doğuştan yalnızların sevmemesi zordur yalnızlığı.Sevmeseniz de alışmışsınızdır belki.O alışkanlık sizi terk edeceğinde panik yaşarsınız kendinize yalnız zamanlar yaratıp,insanları uzaklaştırmaya çalışırsınız.Bunu öyle ustaca yaparsınız ki kendiniz bile ne yaptığınızı ancak böylesi yazılarda düşüncelerini duyarken anlarsınız.

O kadar mutsuz adam ve kadının arasındaydı kadın.Gülüyordu kimi zaman,kimi zaman katılıyordu ve ara sıra anlamsız düşüncelerle dolu beynini o da ortaya saçıyordu.Saçmaladığını bilse de kuruntu etmekle birlikte kendine de engel olmuyordu.Dedim ya mutsuzlar kervanıydı belki katıldığı.Ama içlerinden biri diyene kadar fark etmemişti bir noktayı.En hüzünlü senin sesin geliyor.Herkes mutsuz olduğunu söyledi ama sesleri keyifli.O an kadının gitar olası geldi.Çünkü öyle bir teline dokunulmuştu ki.

Şimdi düşünüyor kadın.Neden hüzünlü kendisiydi.Öyle büyük bir acı yaşamış değildi.Tek sorunu sorun olarak görmediği doğuştan yalnızlığıydı.Bu sosyal bir yalnızlıkta değildi ruhsal yalnızlık gibi bir şeydi.Üstelik çoğu zaman çok gülerdi.Çoğu zaman arkadaşları onu severdi.O yokluğu fark edilen önemsenen biriydi.Ailesi onu severdi,değer verirdi.İşinde iyiydi.Sevilen biriydi ve sevdiği bir ortamı vardı.Sevdiği insanlar değer verdikleri vardı.İstediği hemen hemen her şeyi başarmıştı.Daha yapacakları da vardı,hedefsizde değildi.Öyleyse neydi kadını mutsuz ve herkesten daha hüzünlü yapan?Belki de her şeyi sorgulayan beyniydi...

9 Haziran 2012 Cumartesi

Proje var dediler geldik

Şimdilerde bir projeye dahil olmuş bulunmaktayım.Bu kadar işimin arasında belki bu eksikti durumu ama yararlı olacağına inandığım için bu projeye dahil olmaktan keyif duyuyorum.

Projenin Adı:Bloglar listesi 
Amacı:Blogların bulunabilinirliğini kolaylaştırmak ve blogların tanınmasını sağlamak.

Yararı:Türüne göre blog bulma şansınız olduğundan hangi tür blogu eklemek veya okumak istiyorsanız ona ulaşmanız daha kolaylaşıyor.Diğer yararlarını yaşayarak görün diyor ve uzatmıyorum.:)
Bu proje hayata geçti. Şimdilik gayet güzel gidiyor ilgi gayet yerinde ancak benim eklemek istediğim şeyler var.Yorum kısımlarını da ihmal etmeyelim.O zaman daha faydalı hale gelecektir.Bu projeden kişisel bir beklentimiz olmadığını söylemek isterim. Umarım hepimize faydası olur sevgiler blog severler.:)

Dipnot:Daha önce özenerek bezenerek yazdığım yazı silindi bu  da işte kısa ve öz oldu.Bu konuyla ilgili yazılmış diğer kaynaklar için tıklayınız.



7 Haziran 2012 Perşembe

Okumuş Boyacı



Bugünlerde öğrenciler okula gelmediğinden oturup muhabbet ediyoruz okulda.Öylesine keyifli sohbetlerle geçiyor zamanımız.Kahkahalarımız tavan yapıyor bazen.İşte o sohbetlerden birinde arkadaşlardan biri evini boyattığından bahsetti.Çok matrak bir arkadaşımızdır bahsettiğim kişi.Beni buluyor böyle şeyler diyor.Sanırım haklı.

Balkonda çamaşırı astığı sıralarda kızının odasını boyayan boyacıların bir konu üzerine tartıştıklarını fark etmiş ve gitmiş yanlarına.İki boyacı, ellerinde atlas tartışıyorlar.Biri diyormuş Dünya yuvarlak, bu atlası katladığınızda Hindistan ile Amerika yan yana sayılır,yakınlar.Diğeri ise Amerika nere Hindistan nere diyormuş.Diğeri ise hala ısrarla, atlası katladığında yakın olduklarını iddia ediyormuş.Bende "Vay be" dedim boyacılara bak atlas tartışıyorlar.Meğerse Rusyada üniversite okumuşlar.Her ne kadar aradaki okyanusu akıl edemeseler de gene de fikir telakisinde bulunmaları yeterince iyi.Ama evinin boyaması geciken arkadaş bu işten elbette ki memnun değildi.O anda iki boyacıyı, inanılmaz fikir tartışmaları yaparken hayal ettim.Ne güzel olurdu değil mi?:):):)


2 Haziran 2012 Cumartesi

Gel buraya kaçamazsın

Neredeyse gidiyordum buralardan.Pılımı pırtımı toplayıp netten sosyal medyadan sanallıktan her şeyden gidiyordum.Yapmadığım şey de değildi kaçmak.Hep bunu  yapmadım mı zaten.Ne değişti? Gene düştüm internetin kucağına ve her seferinde biraz daha fazla.

Madem kaçamıyorum battı balık yan gider durumları.



"NE İÇİNDEYİM ZAMANIN
 Ne içindeyim zamanın, 
Ne de büsbütün dışında; 
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.
..."
 
Ahmet Hamdi TANPINAR 
  
İşte böyle bu dünyanın ne içindeyim ne de büsbütün dışında, akışına kapılmış gitmekteyim.Yaralanmak çok mümkün olsa da kaçmanın çözüm olmadığını görmekteyim. Eee o zaman napıyoruz? Yazıyoruz, coşuyoruz, kendimiz gibi olmaktan da caymıyoruz. Varsın gelsin yaralar alışır elbet bu beden ve bu ruh ve de bir gün anlar.




1 Haziran 2012 Cuma

Sinirim sabrımı aşamadı gene


Bugün her zamanki gibi okula gittim.Halsiz ve rahatsızım bugünlerde.Bugünde düne nazaran iyi olsam da hala ağrılı ve gergin bir günümdü.Bir velim benimle konuşmak istedi, derse girmeden önce.Her veli ile görüştüğüm gibi elbette ki o veliyi de geri çevirmedim.İlk cümle aynen şuydu:"Bu Ali'i ne yapacağız?Ali ile neden ilgilenmiyorsunuz?"Gözlerinin içine baktım.İnanamadım çünkü bu laflara.Dedim ilgilenmiyor muyum?Size hiçbir şey söylemiyorum dedim ve sınıfa gittim.Geldi peşimden dedim ben  Aliyle ilgilenmiyorum öyle mi?Herhalde en çok ilgilediğim bir öğrenci varsa o da Ali. Beni çok uğraştıran öğrencilerden biri.Ki zaten daha önceki görüşmelerimizden bunu biliyor.Ben ilgilenin dediğimde çalışmasını bahane eden bir veli beni bu suçlarla itham ediyor.Sürekli ödevini yazmayan benim başında durmamla ancak zorla yaptırdığım öğrencilerden biridir Ali.

Suçlamaları devam etti.Her söylediği suçlamanın bende cevabı, net haklılığımı gösteren yanıtları vardı.Ama o yılmadı işte suçlamak ne kadarda kolaydır hep değil mi?Oysa çocuğunun başarısızlığı için ben onu suçlamamıştım.Yapmam gereken buymuş demek ki.

Suçlama 1:İlgilenmiyorsunuz.Kağıttaki doğrularına bakmamışsınız.

En çok ilgilendiğim öğrenci sürekli ödevini eksik ya da hiç yapmıyor.Sürekli uyarıyorum.Ve dün gene karşıma aldım konuştum.Birebir ödevini yazıp yazmadığını kontrol ettim.Hatta bununla yetinmeyip ben kendim ekledim bazı şeyleri yazdım.Bundan öncesinde eve gönderdiğim notların haddi hesabı yok.Telefon görüşmeleri vs saymıyorum...

Kağıt ise şöyle; bir tarafını sınav yaptım ki notlar teslim edildi.Değerlendirme amaçlı unuttukları tekrar hatırlatmak bağbındaydı. Ki bizde sınav yapma mecburiyeti falan da yok.Anlamsız bir iş yapmışım meğerse.O kağıdın bir tarafına not verdim değerlendirdim.Arkası ise sınav değilde ilk 5 soruyu çözün dedim tek tek dolaştım artı eksi koydum.Sonra tahtada cevapladım.Doğrularını yazdılar.Ardından diğer soruları yapmalarını istedim bu soruların çoğunu unutmuş olan öğrenciler zorlandı tabi.Bende bir müddet gezdim hep eksi olan öğrencilere eksi vermek yerine tahtada tek tek çözüp anlatıp doğrularını yazmalarını istedim ki onu bile yapamadılar.

Doğrularını geçirmekten acizdi bir kısmı.Benim zaten tavan yapmış dünden kalma bir kızgınlığım vardı bu konuda.Anlatmama emek vermeme rağmen velilerin ilgisizliği çocukların bir kısmının umursamazlığı ve daha sayabileceğim bir çok sebepten ötürü gergindim.Bunları geçtim çalıştığım bölgeden zaman zaman bahsediyorumdur.Belki iğneyle kuyu kazıyordum ama kazmaya da devam ediyorum kendi çapımda.Ama bu tür insanlar olduğunda insan kendini nasıl hissediyor bilmem söylememe gerek var mı?Her neyse, suçlaması şuydu; ben doğru yapan çocuğuna artı koymamışım bakmamışım.Dedim ki onları ben tek tek çözüp anlattım doğrusunu yazmasını istedim onu bile zorla yaptı.Buna diyecek bir cevabı yoktu tabi.

Ve eklemek istiyorum herkes beden dersine  çıktığında bana da ısrarla sende çık dediklerinde benim şu soruları anlatmam tamamlamam lazım demeseydim.Belki suçlu hissederdim kendimi.Yaptığı suçlamalardan biri bile doğru olsaydı ben suçlardım kendimi.Ama bu anlamsız suçlamaları kabullenerek haksızlık edemem kedime, bu kadarını da yapamam.Ve kendi ilgisizliğinin suçunu bu kadar saygısızca öğretmene yükleyebilen birine ne demeliydim acaba?

Ve düşünüyorum hangi insan beyni şunu algılayamaz.Arka taraftaki basit sınıfın en başarısız öğrencisinin bile 60 aldığı bir sınavdan 40 almış çocuğu.Diğer tarafa gelelim ilk 5 soru hep eksi diğer kısmının nasıl doğru olmasını bekledi acaba?Daha zor sorulardan oluşan problemleri yaptığını düşünmesi çocuğunun seviyesinden habersiz olduğunun da bir kanıtı aslında.

2.Çalışkanlarla ilgileniyormuşum bana yanaşanlarla kısacası yalakalık yapanlarla ilgileniyorsunuz diyor yani.
Ben bana gelip bir şey soran danışan herkesle konuşuyorum.Bunu herkes bilir ki kimseyi ayırmam statüsü durumu hatta çocuğu ne durumda olursa olsun ilgilendiğim için bu da çok gücüme gitti hatta en çok ağrıma giden buydu belki de.En önem verdiğim bir şey varsa o da ayrımcılık yapmadan herkese eşit mesafede olmaya çalışmak.Ama olmamalıymışım.Algısı düşük ya da çalışmayanları arkaya atıp görmezden gelmeliymişim.O zaman bu suçlamalarında haklı olurdu hiç değilse.Bende bu kadar üzülmezdim.Zaten bu cüreti gösteremezdi o zaman.İki kelime konuşmayan bir öğretmende olabilirdim kuşkusuz.Evet hatalıyım burnu havada, velilerini küçümseyen bir öğretmen olmadım.İnsan diye baktım herkese.Her zaman ki hatamı yineledim.Bile bile sonuçlarını, öyleyse çek şimdi.

Bir öğretmen arkadaşın yorumu:Bunu söylemeye nasıl cesaret buluyor?

Yani sen suçlusun o cesareti sen verdin ona diyor.Haklı ne diyeyim ki. İnsan gibi muamele etmenin sonuçları bunlar.Değişmeyeceğim insana insan olduğu için değer vereceğim demenin sonuçları bunlar.Öğretmenim diye  onlar cahil diye küçümsemeyişimin sonuçları bunlar.Ve herkese eşit davranayım ayırmayım anlatayım demenin sonuçları bunlar.

Diğer suçlamalarını anlatmaya takaatim yok.Bu yazıyı yazdıkça geriliyorum sanırım.Zaten o suçlamalarına ben değil öğrencilerim cevap verdi.Öğretmen öyle bir şey demedi ki ona şöyle oldu vs diye anlattılar.Hatta ben demeden kendileri anlattı onunla konuşmalarımı uyarmalarımı.Engelli öğrencimin velisi de biraz bir şeyler söyledi anlattı.Ama ben ona gene bir şey demedim zaten gözleri dolmuştu.Benim bir şey söylememin anlamsız olacağını mı düşündüm ya da değmeyeceğini mi bilmiyorum.Sadece şunu geçirdim aklımdan .Bu dediklerini başka birine demiş olsaydı neler yaşayacağını neler duyacağını.Bendense sadece haklılığımı savunacağım kadar sözler işitti.Yeteri kadar tepki vermediğimi bende biliyorum.Vermeli miydim? Evet  ama maalesef huyumkurusun.

Dipnot:Bazen sıkılıyorum kendimden kendimdeki bu iyi niyet biçiminden.Haykırmak istiyorum neden duruyorum.Kızmak istiyorum neden sakinleşiyorum.Kendime yaptığım bu haksızlıkların ceremesini gene ben çekiyorum.