Sayfalar

25 Mart 2013 Pazartesi

Afacan Çocuk Hüseyin

Bu senede malum 1. sınıf okutuyorum.İçlerinde 4+4 sisteminin getirisi, ufacık yumurcaklarım da var.Öyle zor ki işim tahmin dahi edemezsiniz.Bunları anlatmaya kalksam, ne  siz okuyabilirsiniz ne de ben o kadar uzun yazabilirim.Şimdilik bu kadar yakınmam kafi.

Çalışma arkadaşlarım iyiler hoşlar da çok tembeller.Hiç birinin bir işe el attığı yok.Tek bilgisayardan anlayan olmak da bu işleri üstlenmeme sebep oluyor.Gerçi istesem yapmam ama dayanamıyorum.Ben yokken ne yapıyorlarmış hiç bilmiyorum.Gerçi gördüm evrakları tedavülden kalmış düzendeydi.Neyse bu sene her işe koşturmam gereken bir sene oldu.Hem iş hem özel yaşamım da yerimde durduğum yok.Kaç haftadan sonra ilk kez hafta sonu evde kaldım.Bir güzel uyudum valla.Gerçi aksi gibi hastalandım,üşüdüm durdum. Cuma günü yediğim yağmurdan sonra bu kaçınılmazdı.

Size Hüseyin'den bahsetmek istiyorum.Kendisi sarışın, renkli gözlü, tatlı mı tatlı bir yumurcak.Öğlen okula tertemiz gelir.Akşama temiz hiç bir yeri kalmaz.Bahçedeki toprağı deşer.Birgün topraktan çıkardığı kırkayağı sınıfa getirmiş.:)Çöpleri karıştırır.Gene bir gün çöp konteynırının içinden çıkardık.Herkese çöp atıyormuş.Sınıfta hiç oturmaz vs vs Ama sevimli çocuktur.Gelir koluma yapışır.Öretmenim ne zaman zil çalacak ya da bugün şüt günü mü diye sorar.Bazen de gelir öper.Bazen kolumdan sürükler.İşte böle içi sevgi ve yaramazlık dolu bir çocuktur Hüseyin.Ama çoğunlukla Hüseyinn diye beni bağırtır bugün  acaba ne yapacak?diye düşünmekten alamam kendimi.Çözüm yolları geliştiriyorum ama bakalım ne kadar başarılı olabileceğim?Bir gün de arkadaşının gözüne rulo yaptığı kağıdı sokmuş.Arkadaşından özür dilettim."Öçüy dileim" dedi.Arkadaşı diyor ki öğretmenim özür dilemedi ki.Gülmekten alamadım kendimi.Onun konuşması öyle diyerek aydınlattım artık.:)

Bu arada tek afacan çocuk o değil tabi ki.Ama en azından diğerleri yaş olgunluğuna sahip olduğu için çözmek daha kolay oluyor.Okumaya yazma öğrendiler, artık hızlı ve anlamlı okuma üzerinde çalışıyorum.

Bu kadar işin gücün arasında birde keman kursuna başladım.Ama iyi geliyor.Pek çalışamasam da ve 2. kez kursa defterimi unutup gitsem de aslında hevesli bir öğrenciyim.Yapacağım olacak.:) Sevdim kemanı, sıkılacağımı söylemişlerdi ama hiç öyle olmadı.İnşallah bu istekle devam ederim.Yarıda bırakmak istemiyorum.2 haftadır yoğun yağan yağmura rağmen azimle kursun yolunu tutuyorum.

Şimdilik kısmen olanlar bunlar...

19 Mart 2013 Salı

Hoşçakal Kalbim

Erkekler avcı kadınlar av, bazende kadınlar avcı erkekler av oluyordu.Ben ne avdım ne avcı .Birinin avı olduğumu hissettiğimde sıyrıldım her seferinde bir şekilde.Ufak tefek yaralandım kabul.Bazen derinde oldu.Ama av olmayacaktım avcı ise asla...

Gözleri açık sevemiyorsam birini gözümü kapamayacaktım...

Tüm yaşadıklarımdan sonra beynimi sevmeyi öğrendim.Kalbim ise cezalı.Müebbet yedi bu sefer.

18 Mart 2013 Pazartesi

Yazmışım Öyle...

Aslında uzun zamandır yazmıyormuş gibi görünsem de yazıyorum fakat yayınlamıyorum.Yazdıklarım genelde özele kayıyor.Umarım bu yazıyı çokta özele inmeden yazabilir duygularımı size yansıtabilirim.

Bu blogu okuyup da benim mutlu olduğumu düşünen yoktur heralde.Ama esasında genelde herkes gibi hayatın rutininde mutlu çok büyük sorunları olan birisi değilim.En azından hayata olumlu tarafından bakabiliyorum çoğu zaman.Yüzüm genelde güler aslında.Ama gelgelelim hayat bu ya bazen doluyor bardak ve ben kendimi burda buluyorum haliyle bardaktan taşanlar da ya kızgınlık ya da hüzün oluyor.

İşte gene böyle bir günün sonucunda kendimi buraya attım.Herkes kendini rahatlatmanın çeşitli yollarıı bulur benim kimi zaman uyumak kimi zamanda yazmak bazende konuşmak ama konuştukça deşilen mevzuların beni daha kötü yaptığı olmuştur.

Bir taraftan en sevdiğim canımdan öte bir insanın göz göre göre duvara toslayacağını bilip bişey yapamamak yapmaya çalıştığım içinse suçlanacak olmak beni epey geriyor.Ve zamanımda her şeye rağmen düşeceğim durumu önemsemeksizin verdiğim savaştan yenik düştüm.Keşke kendimle olan savaşım olsaydıda yenik düşseydim ama sevdiğim bir insanın kendini ateşe atmasına mani olamamak derinden üzüyor beni.

Onun dışında sevdiğim insanların hayatındaki karmaşalar dışında aslında iyiyim dişe dokunur bi sıkıntım yoktu.Yalnızlıkla boğuşurken ufak bir çarpıntı aşk mevzusu oldu onuda sanırım soğutmayı başardım kendimden.Uzaklaştırmak istiyorum kendime gerekçeler bulup yürümez bu diyip sonunda karşıyı bıktırıyorum.Neden yapıyorum çünküben kimseye güvenip hata yapmak bağlanmak istemiyorum.Bulaşmayın bana diyorum bi yandan ama özlemişim be sevmeyi sevilmeyi.Sadece çok yıpratıcı icraatlar.Değer mi sizce o çarpıntıyı hissetmek için bunca stresi çekmeye...

Ayrıca yaşanan mevzular da beni erkeklerden yeterince soğuttu.Erkeklerin kendinden de duyduğum itiraflar sonucu buna emin oldum.Duygularımı bir erkeğin kullanmasını hazmedemem aptallaşmak istemiyorum.Sonra aptallaşıp gözümü açtığımda eyvahh demek istemiyorum.O yüzden yok olsunlar kaybolsunlar hayatımdan...

Ve evet yalnızlığım filmler kitaplar gezmeceler ve sanat etkinlikleriyle devam ediyor.Kimi buna imrenirken kimide yalnız olmasa yapamazdı bunları deyip kendini rahatlatıyor.Bilmiyorum ama evlilik kurumu bir esaret olacaksa ben neden bu esareti bile isteye kabul edeyim.Bazıları beni güçlü bulurken ben kendimi güçsüz buluyorum.Kendimle mutluyum ama aslında yorgunum.Daha güçlü günlerime ise az kaldı.Bu bunalımlar geçecek ve ben bu bunalımlardan uyandığımda güzel günler gelecek umutluyum ve aslında huzura az kaldı...

Gitme

Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor
Aradığınız Telefonumsa o açık
Sorun kaybolan kimliğimde
Onu arıyorsanız saklandı gene bir yerlere
Bana sormayın bende bilmiyorum
Kaybolan kimliğimi arıyorum
Canı sıkıldı kendine belkide bana
Gidiyorum demeden hiç beklemeden
Gidiverdi aniden
Genelde ağlardı giderken
Bu sefer hissettirmedi gidişini
O kadar mı tükenmişti
Bilemedim gidişini bile izleyemedim

Döner mi dönecek mi bilmem
İçim sızlar derinden
Neden feda ettiğimi bilmeden
Hoşçakal bile diyemedim

Getirsem gittiği yerden
Tutsam elini hiç bırakmadan
Gel desem gelir miydi?
Gitmesini istemedim
Sadece ..
Sadece
..
Ne bilmiyorum
Canım Sıkılmıştı
Diğer adı yalnızlıktı
Seni benden götüren
bir tutam ...tı...
Hoşçakal sevdiğim yanım
Sıkııcı bulunsanda ben sana bağlıyım
Kopup gidişin yaktı beni
Hiç kimsenin yakamadıığı gibi
Yan şimdi yan
Sen istedini bunu sevgili ben
Hangi ben benim ki
Sen gidince ben bende değilim ki
Gel dön bir an önce geri
Kayboldum bulbeni
Kendime getir gerekirse yerden yere vur beni...

Hayat

Hayat dediğin
Bir nasılsın sorusuyla
İyiyim cevabı arasında geçerdi
Nasıldık bilmem ama
iyilik çok uzaktaydı.

5 Mart 2013 Salı

Yokum Diyor


YOKUM
Hayattımdaki  varlık ve yokluğu sorgularken,
Var mısın yok musun? dedim kendi kendime
Yokum. dedi içimdeki ses
Neyim var? diye sorarken 
Düşündüm bu kez
Bir şeyim yoktu!
İçimde aslında yok yoktu.
Olmayan bir yokluk,ancak bu kadar
Bir beyni doldururdu.
Beynim dolu, kalbim boştu.
Anlayacağınız, terazisi şaşmış bir bedendim.
Kendi kendimi dinler, bazen de cevap verirdim.
Yalnızlık bir yokluktu.
Benimse en büyük varlığım buydu...

Ama bu  bir sorun oluşturdu
Bir varlığım olmasına alışkın değildim.
Sonunda varlığımı yokluğuma çevirdim.
Artık ne varım ne yoğum.
Sadece kayboldum...